---
22. Bölüm – “Yaraların Sessizliği”
Kai’nin nefesi hâlâ düzensizdi. Kollarımda yarı baygın halde otururken, onun kanlı yüzüne baktım. Göğsümde bir düğüm vardı; ne kadar öfkeli, ne kadar karanlık olursa olsun onu böyle görmek istemiyordum.
— “Mira, su getir!” diye fısıldadım, sesim titriyordu.
— “Tamam!” Mira, gözyaşlarını silmeden hızla koştu.
Lara, titreyen elleriyle Kai’nin kanlı dudaklarını temizlemeye çalışıyordu. Mendil kıpkırmızıya boyanmıştı ama o hâlâ bastırıyordu.
— “Çok fazla kan kaybediyor… Aria, ne yapacağız?”
Kai’nin gözleri yarı açık halde bana döndü. Dudakları zorla kıpırdadı:
— “Beni… bırak. Ben… buna alışığım.”
Başımı iki yana salladım, sesim yükseldi.
— “Asla! Seni yalnız bırakmam Kai. Ne olursa olsun yanındayım.”
Kai’nin gözlerinde anlık bir parıltı belirdi; o karanlık adam ilk kez aciz görünüyordu.
Tam o sırada Mira elinde küçük bir şişe suyla geri döndü. Dizlerinin üzerine çöküp elleriyle titreyerek şişeyi bana uzattı.
— “Al, hadi. Onu temizlemeliyiz.”
Şişeyi aldım, elimdeki parçalanmış gömleğimin ucunu yırttım, suya batırıp Kai’nin dudaklarına ve çenesine sürdüm. Koyu kırmızı kan beyaza karıştı, yerde lekeler oluşturdu.
Kai başını hafifçe geri çekti, hırıltılı bir ses çıkardı.
— “Acıtıyor…”
— “Sana acıtmadan nasıl yardım edebilirim ki?” dedim. Sesim neredeyse kırılmıştı.
Lara, yanımdan fısıldadı:
— “Aria… onun yanında olman yeterli. Sen yanındayken dayanıyor.”
O sözler kalbime saplandı. Ellerim titreyerek Kai’nin saçlarını okşadım, kanlı alnına dokundum.
Tam o anda arkamdan ağır adımlar duydum. Başımı çevirdiğimde Seth’i gördüm. Yumrukları hâlâ kanla kaplıydı. Yüzü bembeyazdı, gözleri donuktu. Bir adım attı, sonra geri çekildi.
— “Ben… ben istemedim… bu kadar olsun istemedim.” Sesinde kırılma vardı.
Mira öfkeyle ayağa fırladı.
— “Seth! Az daha onu öldürüyordun! Sen ne yaptığının farkında mısın?”
Seth başını eğdi. Gözleri titriyordu.
— “O seni kullanıyor Aria… hepinizi kullanıyor. Ben… ben seni korumak istedim…”
— “Yeter!” diye bağırdım. Sesim yankılandı. “Korumak bu değil Seth. Onu bu hâle getirdin. Şimdi git!”
Seth’in yüzü kaskatı kesildi. Birkaç saniye sessizlik oldu, sonra arkasını dönüp ağır adımlarla koridorun karanlığına karıştı.
Mira arkasından nefes nefese bakarken fısıldadı:
— “Bizi parçalayacak bu. Seth geri dönmeyecek…”
Kai’nin başı omzuma düştü. Dudaklarından kanlı bir fısıltı çıktı:
— “Seçimini yaptın… Aria.”
Onu daha sıkı tuttum, gözlerim doldu.
— “Evet. Benim seçimim sensin. Ne olursa olsun.”
Kai’nin dudaklarında çok hafif, acı dolu bir gülümseme belirdi. O an, koridor sessizdi. Yalnızca üçümüzün telaşlı nefesleri ve bir adamın hayatta kalma savaşı yankılanıyordu.
Ama içimde biliyordum: Seth uzaklaşıyor, ve bu sessizlik çok geçmeden daha büyük bir fırtınaya dönüşecekti.