İçeriğe geç

Yağmurun altında sen(bl)

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Yağmurun altında sen(bl)

Bölüm 6

Bölüm 6 — Gölgenin İçinde

Okul çıkışı her zamankinden daha kalabalıktı.

Ama Emir için sesler yine uzaktaydı.

Yanında yürüyen dört kişi vardı artık. Bu… alışık olduğu bir şey değildi. Normalde tek başına yürürdü, kimseye ayak uydurmak zorunda kalmazdı. Ama şimdi adımları başkalarıyla aynı ritimde ilerliyordu.

Garipti.

Ama kötü değildi.

Mert önde yürüyordu, her zamanki gibi konuşuyordu.

“Abi hâlâ inanamıyorum ya. Sabah kavga, öğlen motorlu adamlar, akşam da ekip kurduk. Film gibi gün.”

Zeynep hemen yanında, kollarını bağlamıştı.

“Film olsa sen ilk sahnede ölürdün,” dedi düz bir şekilde.

Mert dramatik bir şekilde kalbini tuttu.

“Teşekkür ederim Zeynep, moralim yerine geldi.”

Kaan arkadan güldü.

“Doğru ama.”

Mert döndü.

“Sen de ikinci sahnede gidersin.”
“Yok,” dedi Kaan, sırıtarak. “Ben finalde dönen kötü karakterim.”

Emir istemsizce gülümsedi.

Ama gözleri kısa bir an Aras’a kaydı.

Aras sessizdi.

Diğerleri konuşurken o daha çok dinliyordu. Ama bu seferki sessizlik farklıydı.

Dalgındı.

Emir biraz yavaşladı.

Aras da yavaşladı.

Grubun geri kalanı birkaç adım öne geçti.

“İyi misin?”

diye sordu Emir.

Aras ona baktı.

Bir an cevap vermedi.

Sonra başını hafifçe salladı.

“İyiyim.”

Emir kaşlarını çattı.

“Yalan.”

Aras hafifçe gülümsedi.

“Bu kadar belli mi?”
“Evet.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Yoldan arabalar geçiyordu. Hava kararmaya başlamıştı.

“Bugün gelenler…” dedi Emir.

Aras’ın yüzü tekrar ciddileşti.

“Peşimi bırakmayacaklar.”

Emir bunu bekliyordu.

Ama yine de duymak farklıydı.

“Ne istiyorlar?”

Aras derin bir nefes aldı.

“Kontrol.”
“Ne üzerinde?”

Aras Emir’e baktı.

“Benim üzerimde.”

Bu cevap Emir’in hoşuna gitmedi.

“Ve sen?”

Aras’ın bakışı sertleşti.

“Ben kimsenin kontrolünde değilim.”

Bu cümle netti.

Ama içinde bir şey vardı.

Geçmiş.

Grubun geri kalanı durdu.

Zeynep arkalarına baktı.

“Geri mi kaldınız?”

Mert bağırdı:

“Aşk mı yaşıyorsunuz orada?”

Emir gözlerini devirdi.

“Kes.”

Kaan sırıttı.

“Ben bir şey demedim ama doğru olabilir.”

Aras kısa bir kahkaha attı.

Gerginlik biraz daha kırıldı.

Beşi birlikte yürümeye devam etti.

Ama kimse fark etmedi…

Sokağın karşısında park etmiş siyah arabayı.

İçindeki adam onları izliyordu.

Gözleri sabitti.

Telefonu tekrar elindeydi.

“Beş kişi,” dedi kendi kendine.
“Daha da ilginçleşti.”

Bir süre sonra yollar ayrılmaya başladı.

Zeynep ilk dönen oldu.

“Ben buradan,” dedi.

Sonra durdu.

Hepsine baktı.

“Yarın… dikkatli olun.”

Mert hemen atladı:

“Merak etme, ben varım.”

Zeynep ona baktı.

“Tam da o yüzden diyorum.”

Kaan güldü.

Zeynep başını sallayıp gitti.

Biraz ileride Mert de ayrıldı.

“Ben de buradan,” dedi.

Sonra Emir’e yaklaşıp fısıldadı:

“Ciddi bir şey varsa söyle ha. Kaçmam.”

Emir başını salladı.

“Tamam.”

Mert Aras’a baktı.

“Sen de.”

Aras kısa bir şekilde:

“Eyvallah,” dedi.

Mert koşarak uzaklaştı.

Şimdi üç kişi kalmıştı.

Emir, Aras ve Kaan.

Kaan ellerini cebine soktu.

“Ben biraz takılacağım,” dedi.

Sonra Emir’e baktı.

“Onu yalnız bırakma.”

Bu cümle Emir’i şaşırttı.

Ama bir şey demedi.

Kaan sırıttı.

“Görüşürüz.”

Ve gitti.

Şimdi…

Sadece ikisi kalmıştı.

Sokak daha sessizdi.

Işıklar yanmıştı.

Yağmur tekrar başlamıştı.

Emir ve Aras yan yana yürüyordu.

Ama bu sefer sessizlik daha yoğundu.

“Bugün…” dedi Emir.

“Farklıydı.”

Aras başını salladı.

“Evet.”

“Alışık mısın böyle şeylere?”

Aras kısa bir an düşündü.

“Eskiden.”

Emir ona baktı.

“Ve şimdi?”

“Şimdi değil.”

Bu cevap Emir’i düşündürdü.

Yağmur biraz hızlandı.

İkisi de bir apartman girişine sığındı.

Bir süre konuşmadılar.

Sadece yağmurun sesini dinlediler.

Sonra Emir döndü.

“Bana güveniyor musun?”

Soru aniydi.

Ama gerçekti.

Aras ona baktı.

Bu sefer kaçmadı.

“Evet,” dedi.

Emir’in kalbi hızlandı.

“Niye?” diye sordu.

Aras hafifçe gülümsedi.

“Çünkü kaçmadın.”

Bu cevap…

Basitti.

Ama yeterliydi.

Emir başını eğdi.

Tam o anda…

Aras’ın telefonu tekrar titredi.

Ekrana baktı.

Ve bu sefer…

Yüzü tamamen değişti.

Emir hemen fark etti.

“Ne oldu?”

Aras cevap vermedi.

Sadece telefonu Emir’e uzattı.

Ekranda bir fotoğraf vardı.

Az önce…

Beşi birlikte yürürken çekilmişti.

Uzaktan.

Emir’in içi buz kesti.

“Bu…”

Aras’ın sesi düşüktü.

“Aynen.”

Altında bir mesaj vardı:

“Sıradaki hamleyi siz yapmayacaksınız.”

Sessizlik.

Yağmur daha da hızlandı.

Emir yumruklarını sıktı.

“Kim bunlar?”

Aras başını salladı.

“Daha kötüsü…”

Emir baktı.

Aras gözlerini ekrandan ayırmadan konuştu:

“Bizi izliyorlar.”

Tam o anda…

Sokağın köşesinde bir hareket oldu.

İkisi aynı anda baktı.

Siyah araba.

Farlar yandı.

Motor çalıştı.

Ve araba yavaşça hareket etmeye başladı.

Emir bir adım öne çıktı.

“Dur—”

Ama Aras kolundan tuttu.

“Hayır.”

Emir sinirlendi.

“Kaçıyorlar!”

Aras’ın sesi sertti.

“Bu tuzak olabilir.”

Araba köşeyi döndü.

Kayboldu.

Sessizlik geri geldi.

Ama bu sefer…

Hiçbir şey aynı değildi.

Emir derin bir nefes aldı.

“Bu iş büyüyor.”

Aras başını salladı.

“Evet.”

Emir ona baktı.

“Kaçacak mısın?”

Bu soru…

Her şeyi değiştirebilirdi.

Aras gözlerini Emir’e çevirdi.

Ve net bir şekilde söyledi:

“Hayır.”

Bir adım yaklaştı.

“Bu sefer değil.”

Yağmur ikisinin arasında düşüyordu.

Ve Emir o an anladı:

Bu artık sadece Aras’ın meselesi değildi.

Beşinin meselesiydi.

Ama bilmedikleri bir şey vardı.

Arabayı kullanan kişi…

Tek değildi.

Arka koltukta biri daha oturuyordu.

Telefonu elindeydi.

Yeni bir mesaj yazdı:

“İlk temas kuruldu. Plan başlıyor.”

Gönderdi.

Ekran karardı.

Ve hikâye…

Gerçekten şimdi başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.