Motor sesi bahçede yankılandı.
Herkes donmuş gibiydi.
Emir yerinden kıpırdamadı. Aras’ın “git” demesine rağmen gitmedi. Gözleri motorlardan inen iki kişideydi.
Kasklarını çıkardıklarında yüzleri ortaya çıktı.
Biri önce konuştu.
“Aras.”
Sesi sakindi ama altında sert bir ton vardı.
Aras cevap vermedi. Sadece bir adım öne çıktı.
Emir bunu fark etti.
Öne geçiyor.
Koruma refleksi gibi.
“Burada ne işin var?” diye sordu Aras.
Çocuk güldü.
“Seninle aynı şey. Konuşmak.”
Diğeri motorun yanında kaldı, etrafı izliyordu. Gerginlik açıkça hissediliyordu.
Mert arkasından fısıldadı:
“Emir… bunlar kim lan?”
Emir başını hafifçe salladı.
“Bilmiyorum.”
Ama içinden geçen şey şuydu:
Aras biliyor.
Zeynep sessizce Emir’in yanına yaklaştı.
“Bu kötü bir şeye benziyor,” dedi alçak sesle.
Emir gözlerini ayırmadan cevap verdi:
“Evet.”
Karşıdaki çocuk tekrar konuştu.
“Kaç gündür ortada yoksun,” dedi Aras’a. “Mesajlara da dönmüyorsun.”
Aras’ın çenesi gerildi.
“Yoğundum.”
“Yalan söyleme.”
Sessizlik.
Rüzgâr esti.
Emir’in sabrı taşmaya başladı.
Bir adım öne çıktı.
“Bir sorun varsa burada çözün,” dedi. “Ama kavga yok.”
Aras hemen ona döndü.
“Emir—”
Ama geç kalmıştı.
Karşıdaki çocuk Emir’e baktı.
Uzun uzun süzdü.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Demek mesele bu.”
Emir kaşlarını çattı.
“Ne demek o?”
Çocuk başını yana eğdi.
“Hiç. Yeni arkadaşlar edinmişsin demek.”
Aras sert bir adım attı.
“Konuyu uzatma.”
Bu sefer sesi daha netti.
Daha sert.
Diğer çocuk araya girdi.
“Biz uzatmıyoruz,” dedi. “Sen kaçıyorsun.”
Aras’ın gözleri bir an karardı.
“Ben kimseden kaçmam.”
“Öyle mi?” dedi ilki. “O zaman gel konuşalım.”
Gerilim yükseliyordu.
Emir bunu açıkça hissediyordu.
Ama bu sefer geri çekilmedi.
Bir adım daha attı.
Aras’la yan yana geldi.
“Yalnız değil,” dedi.
Sesi çok yüksek değildi.
Ama yeterince netti.
Bu cümle…
Herkesi bir an durdurdu.
Aras bile Emir’e baktı.
Kısa bir an.
Ama çok şey anlatan bir bakış.
Mert de dayanamayıp öne çıktı.
“Evet yani… biz buradayız,” dedi biraz çekinerek ama geri adım atmadan.
Zeynep de yanlarına geldi.
Kollarını bağladı.
“Beş kişi iki kişiden fazlayız. Matematik basit.”
Bu beklenmedik birlik karşı tarafı şaşırttı.
Çocuklar birbirine baktı.
Sonra ilki hafifçe güldü.
“Cidden mi?” dedi. “Grup kurmuşsun.”
Aras derin bir nefes aldı.
Gerginliği hâlâ vardı ama bu sefer yalnız değildi.
“Bugün değil,” dedi Aras.
“Bugün olmaz.”
Karşıdaki çocuk birkaç saniye düşündü.
Sonra omuz silkti.
“Peki.”
Motoruna döndü.
“Kaçıyorsun ama,” dedi son kez.
“Bu bitmedi.”
Motorlar tekrar çalıştı.
Ses uzaklaştı.
Ve sonunda…
Sessizlik geri geldi.
Herkes birkaç saniye konuşmadı.
Sanki az önce olanları anlamaya çalışıyordu.
“Ben… bir şey kaçırdım,” dedi Mert.
Zeynep hemen ekledi:
“Evet, baya büyük bir şey.”
Emir gözlerini Aras’a çevirdi.
“Anlatmak ister misin?”
Aras birkaç saniye sustu.
Sonra ilk kez bakışlarını kaçırdı.
“Karışık,” dedi.
Mert hemen atladı:
“Abi biz az önce dövüşe giriyorduk neredeyse. Biraz daha detay alabilir miyiz?”
Aras istemsizce hafifçe gülümsedi.
Gerginlik biraz kırıldı.
“Tam dövüş değildi.”
Zeynep kaşını kaldırdı.
“Evet, biz de onu düşündük zaten.”
Emir ciddiyetini korudu.
“Kim onlar?”
Aras bu sefer kaçmadı.
Derin bir nefes aldı.
“Eski bir mesele,” dedi. “Yanlış insanlarla takıldım bir süre.”
Mert gözlerini açtı.
“Ne tarz yanlış?”
Aras kısa bir an düşündü.
“Bilmemeniz daha iyi.”
“Hayır,” dedi Emir.
Net.
“Eğer yine geleceklerse… bilmemiz lazım.”
Bu cümle ortamı tekrar ciddileştirdi.
Aras Emir’e baktı.
Uzun uzun.
Sonra başını hafifçe salladı.
“Tamam,” dedi.
“Eskiden… bazı işlere karıştım. Küçük şeylerdi başta. Sonra büyüdü.”
Zeynep dikkatle dinliyordu.
“Ve çıkmak istedin.”
Aras başını salladı.
“Evet.”
Mert mırıldandı:
“Onlar da bırakmadı.”
“Bırakmazlar,” dedi Aras.
Sessizlik.
Ama bu sefer korkudan değil.
Anlamaktan.
Emir bir adım yaklaştı.
“Artık yalnız değilsin,” dedi.
Bu cümle…
Basitti.
Ama etkisi büyüktü.
Aras ilk kez gerçekten rahatladı.
Omuzları biraz düştü.
“Fark ettim,” dedi hafifçe.
Mert ellerini ovuşturdu.
“Tamam o zaman. Resmen bir grubuz artık.”
Zeynep gülümsedi.
“İstemeden kurulmuş bir ekip.”
Emir göz ucuyla Aras’a baktı.
Aras da ona baktı.
Kısa bir an.
Ama bu sefer bakışta gerginlik yoktu.
“Bir kişi eksik,” dedi Mert.
“Kim?” diye sordu Emir.
Mert sırıttı.
“Az önceki uzun çocuk. Kaan. O kesin geri gelir.”
Tam o anda arkadan bir ses geldi:
“Ben zaten gitmemiştim.”
Hepsi döndü.
Kaan, duvara yaslanmış duruyordu.
Kollarını bağlamış, sırıtarak bakıyordu.
“Drama kaçırmam,” dedi.
Zeynep gözlerini devirdi.
“Tabii ki.”
Kaan Emir’e baktı.
“Fena değilsin,” dedi. “Kaçmadın.”
Emir omuz silkti.
“Gitmek istemedim.”
Kaan başını salladı.
“Güzel.”
Sonra Aras’a döndü.
“Bu ekip… iş yapar.”
Aras hafifçe gülümsedi.
“Umarım gerek kalmaz.”
Kaan kısa bir kahkaha attı.
“Kalır.”
Bu cümle havada kaldı.
Ama bu sefer…
Kimse geri çekilmedi.
Beşi yan yana duruyordu.
Farklı karakterler. Farklı hikâyeler.
Ama aynı anda, aynı yerde.
Ve belki de ilk kez…
Gerçekten bir grup gibi görünüyorlardı.
Ama uzakta…
Okulun dışında…
Bir araba durdu.
İçinde biri vardı.
Onları izliyordu.
Telefonunu kaldırdı.
Bir fotoğraf çekti.
Ekranda beş kişi vardı.
Ve adam sadece şunu söyledi:
“Şimdi başladı.”