İçeriğe geç

YAĞMURUN ALTINDA

Bölüm 4 · 3 dk okuma

YAĞMURUN ALTINDA

Bölüm 4

bölüm 4

Cumartesi akşamı. Normal bir insan için sıradan bir gün olabilir ama benim için kalp çarpıntısı, panik ve saç düzleştiricisi arasında bir maratondu. Aynanın karşısında oturmuş, saçımı üçüncü kez düzeltiyordum. Her seferinde elektriklenmiş gibi kabarıyor, ben de kendi yansımama “Sophia, sen insan mısın yoksa pamuk şeker mi?” diye fısıldıyordum. Üzerime ne giyeceğim konusunda ise tam bir kriz yaşanıyordu. Elbiseler yatağın üzerine dağılmış, odanın ortası bir butik savaş alanına dönmüştü. Mavi olan fazla çocukça, siyah olan fazla ciddi, beyaz olan fazla düğün kıyafeti gibi… Sonunda pembe-beyaz kareli bir elbisede karar kıldım. Basitti, biraz tatlıydı, belki Adrian bunu görünce… Dur. Neden Adrian? Beynimin içinde bir ses “Çünkü seni davet eden oydu!” diye bağırırken, diğer bir ses “Ama Ethan’ın bakışlarını unutmadın, değil mi?” diye fısıldıyordu. Kendimi çantamı kaptığım gibi aynadan ayırdım. “Sophia Laurent, bugün bir festivalde eğleneceksin. Ne kadar karmaşık olursa olsun, düşmeden, rezil olmadan geceyi atlatmayı dene,” dedim. Tabii ki bunu dedikten sonra merdivenden inerken ayağım takıldı. Ama neyse ki kimse görmedi. ⸻ Festival alanı ışıklarla parlıyordu. Dondurma standlarının kokusu, pamuk şeker makinelerinin uğultusu, müzik sesleri… Her şey tam bir Amerikan lise dizisi atmosferindeydi. Kalabalığın içinde Adrian’ı arıyordum. Onu gördüğümde kalbim hızlandı. Ama bir sorun vardı: Yanında yalnız değildi. Elini sıkıca tutan biri vardı. Sarı saçları, uzun kirpikleriyle yanındaki kız adeta ışıldıyordu. Ve o kız Chloe’den başkası değildi. Adrian’ın yanaklarında hafif bir gülümseme vardı, Chloe’nin koluna sıkıca girmişti. Sanki bana göstermek ister gibi… Sanki “Bak, sana muhtaç değilim” der gibi… İçimde bir şey düştü. Boğazımda düğüm oluştu. Kıskanmıyorsun Sophia. Asla kıskanmıyorsun. Ama kıskanıyordum. Hem de deli gibi. Adımlarımı yavaşlattım, kalabalığa karışmaya çalıştım ama çok geçti. Chloe beni görmüştü. Dudaklarında sinsice bir gülümseme belirdi. ⸻ Bir süre sonra tuvaletin önünde nefes almaya çalışırken, Chloe yanıma geldi. Topuk sesleri zeminde yankılanıyordu. Önümü kesti. “Merhaba Sophia,” dedi, sesi bal gibi ama iğneleyiciydi. “Selam,” dedim gergin bir gülümsemeyle. Kollarını göğsünde kavuşturdu. “Bunu kısa keseceğim. Adrian benim.” Kelimeler boğazıma dizildi. “Ben… yani… biz…” Chloe kaşlarını kaldırdı. “Bak, onunla konuşmanı, yakınlaşmanı istemiyorum. Adrian’la çıkıyoruz ve o artık bana ait. Sen de sakın yanlış hayallere kapılma.” Kendimi savunmak istedim ama kelime bulamadım. Bir yandan kalbim kırılıyordu, bir yandan öfkem kabarıyordu. Adrian onun mu? Neden? Ama Chloe bana fırsat vermedi. Son bir kez aşağılayıcı bir bakış attı ve uzaklaştı. ⸻ Ben hâlâ şok halindeyken kalabalığın arasından tanıdık bir ses duydum. “Sophia?” Başımı çevirdim. Ethan yanımdaydı. Siyah gömleği, rahat tavrı… Kalabalığın ortasında bile huzurlu görünüyordu. “Yalnız gibisin,” dedi. Gözlerim dolacak gibi oldu. “Ben… sadece biraz hava almaya çıktım.” Ethan bana dikkatlice baktı. Sonra hafifçe eğildi, saçımın yanından kaymış bir tutamı düzeltti. “Boş ver. Onların ne yaptığının önemi yok. Ben buradayım.” Sözleri içime işledi. Gözlerimi kaçırdım ama kalbim hızla çarpıyordu. Ethan yanımda durdukça Chloe’nin sözleri arka plana kayıyor gibiydi. ⸻ Festivalin ortasında ateşli müzikler çalmaya başladığında herkes dans etmeye geçti. Adrian kalabalığın ortasında Chloe’yle dönerken göz göze geldik. Gözlerinde öfke ve meydan okuma vardı. Sanki “Bak, başka birini seçtim” diyordu. Ben ise donakalmıştım. Elimi istemsizce kalbime götürdüm. Ethan yanımda bana baktı. “Onu kıskanıyor musun?” “Hayır!” diye hızlıca cevapladım. Belki biraz fazla hızlı. Ethan hafif gülümsedi. “İyi. Çünkü kıskanılacak biri değil. Asıl önemli olan, senin kime değer verdiğin.” Cevap veremedim. Çünkü kafam karmakarışıktı. Adrian’ın gülüşü, Chloe’nin tehdidi, Ethan’ın sakinliği… Hepsi zihnimde dönüp duruyordu. ⸻ Gecenin sonunda havai fişekler gökyüzünü aydınlatırken, ben kalabalığın ortasında yapayalnız hissettim. Yanımda duran Ethan’ın varlığı bile içimdeki karmaşayı çözmeye yetmiyordu. Adrian uzaktan bana bakıyordu. Elini hâlâ Chloe’nin beline dolamıştı ama gözleri benim üzerimdeydi. İçimden tek bir şey geçti: “Ne yapıyorsun Sophia? Hangi hikâyenin başrolüsün sen?” Ve havai fişeklerin gürültüsü arasında, kalbimde patlayan soruların sesi çok daha yüksekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.