İçeriğe geç

YAĞMURUN ALTINDA

Bölüm 3 · 3 dk okuma

YAĞMURUN ALTINDA

Bölüm 3

bölüm 3

Kütüphane, lisemizin en sessiz yeri olmalıydı. Ama benim için sessizlik demek genelde sakarlığımın daha da yüksek sesle yankılanması demekti. Rafların arasında yürürken ayakkabımın çıkardığı “cırt cırt” sesleri bile utandırıyordu beni. “Sophia, ne olur bugün düşme,” diye kendime dua ettim. Tarih ödevim için kalın bir kitaba ihtiyacım vardı. Tabii ki, lazım olan kitap en üst raftaydı. Zıpladım, olmadı. Sandalyeye çıkmaya çalıştım, dengem kaydı. Tam devrilirken başka bir el kitaba uzandı. O an zaman yavaşladı. Uzanan elin sahibine baktım: Ethan. Her zamanki gibi ütülü gömleği, sakin bakışları… sanki hiç acele etmeyen, dünyayı ağırdan alan biriydi. Kitabı kolayca aldı, bana uzattı. “Sanırım yardıma ihtiyacın vardı,” dedi kısık sesle. Ben panik halinde gülümsedim. “Yoo… yani… evet, yani teşekkürler.” Resmen kendi kelimelerimle kavga ediyordum. Ethan kitabı masaya koydu, karşımdaki sandalyeye oturdu. “Ödev mi yapıyorsun?” diye sordu. “Evet. Sen de mi?” dedim, sanki kütüphaneye gelmenin başka bir sebebi olamazmış gibi. Gülümsedi, başını yana eğdi. “Merak ediyorum Sophia… Sen gerçekten böyle misin, yoksa rol mü yapıyorsun?” “Böyle derken?” “Bu kadar dikkatsiz, bu kadar… sakar birinin var olması garip geliyor.” Kızarmış olmalıyım çünkü yüzüm sıcakladı. “Ben… öyleyim işte. Hep böyleydim.” O sırada kalemim masadan yuvarlandı. İkimiz de aynı anda eğildik. Ellerimiz çarpıştı. Minik bir çarpışmaydı ama kütüphane sessizliğinde gök gürültüsü gibi hissettirdi. Birkaç saniye elimizi çekmedik. Sonra ben hızlıca geri çektim, gözlerim yere kaydı. Ethan yavaşça kalemi bana uzattı. “Dikkat etmelisin,” dedi. “Ben… elimden geleni yapıyorum,” dedim. Sesim o kadar ince çıkmıştı ki neredeyse kendim bile duymadım. Aramızda oluşan sessizlik ağırlaştı. Kitapları açtık ama ben bir satır bile anlayamıyordum. Çünkü zihnimde sadece onun bakışları vardı. Zil çaldığında toparlandım. Ethan ayağa kalkarken bana döndü. “Bir tavsiye,” dedi, alçak sesle. “Bu okulda herkes göründüğü gibi değildir. Dikkat et.” Soracak çok şeyim vardı ama sadece arkasından bakakaldım. ⸻ Kütüphaneden çıkınca koridorda Adrian’ı gördüm. Omzunu duvara yaslamış, basketbol topunu sektiriyordu. “Hey, Sofa!” diye seslendi. “Adım Sophia,” diye düzelttim ama yüzüm kızarmıştı. Adrian umursamadı, geniş gülümsemesiyle yanıma geldi. “Cumartesi akşamı festival var. Işıklar, oyunlar, yemekler… Bence birlikte gidelim.” Şaşkınca göz kırptım. “Beni mi davet ediyorsun?” “Evet. Neden olmasın? Eğlenceli olur.” Kalbim hızla atıyordu. Ne cevap vereceğimi bilemedim. “Ben… düşüneceğim,” dedim. Adrian gülüp başını salladı. “Tamam, ama eminim cevabın evet olacak.” dedi ve topunu omzuna koyup uzaklaştı. Ben olduğum yerde kalakaldım. İki dakika önce kütüphanede Ethan’ın gizemli sözleri kulaklarımda çınlıyordu, şimdi Adrian’ın gülüşü aklımı karıştırıyordu. ⸻ Okul çıkışında hava hafif kararmıştı. Çantam omzumda, “Bugün fazla olay yaşadım,” diye söylenerek kapıya yürüdüm. Tam dışarı adım atmıştım ki biri önümde durdu. Ethan. Hiçbir şey söylemedi. Yüzümdeki şaşkın ifadeyi izledi. Sonra bir adım yaklaştı. “Neden hep böyle dalgınsın?” diye fısıldadı. “Ben… şey…” Söyleyecek kelimem kalmadan, Ethan eğildi. Dudaklarıma değil, yanağıma dokundu. Hafif ama kesin bir öpücüktü. Yanaklarım bir anda ateş gibi yandı. Donakalmıştım. O sırada sert bir ses duyuldu: “Ne yapıyorsun sen?!” Başımı çevirdim. Merdivenlerin gölgesinde Adrian duruyordu. Basketbol topu elinden düşmüştü. Gözlerinde hem şaşkınlık hem öfke vardı. “Adrian…” diyebildim sadece. Adrian yumruklarını sıktı, Ethan’a bir adım attı. “Gerçekten bunu yaptın mı?” Ethan soğukkanlıydı. “Evet. Ve pişman değilim.” Kalbim deli gibi çarpıyordu. İkisinin arasında kalmıştım. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Adrian bana baktı. Bakışlarında kırgınlık vardı, ama öfke de parlıyordu. “Sophia… bunun hesabını soracağım,” dedi. Sonra hızla uzaklaştı. Ben öylece kaldım. Yanaklarımda Ethan’ın bıraktığı sıcaklık, kalbimde Adrian’ın kırgın bakışı vardı. Ve içimden şu cümle geçti: “Sophia Laurent… tebrikler. Resmen kendi hayatını bir diziye çevirdin.”

Bölüm sonu

1 yorum