İçeriğe geç

Yağmurdan Sonra🌧️

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Yağmurdan Sonra🌧️

Bölüm 4

4. Bölüm:Kayıp Sayfaların Ardından

Ada, kütüphaneden çıktıktan sonra uzun süre konuşmadı. Deniz’in anlattıkları zihninde dönüp duruyordu. Yıllar önce yaşanmış bir hikâye, bugün onların hayatına dokunmuştu.

Elindeki eski fotoğrafa baktı. Fotoğraftaki insanların yüzlerinde bir mutluluk vardı ama Ada, o mutluluğun arkasında büyük bir hüzün saklı olduğunu hissediyordu.

“Bazen bir fotoğraf, anlatamadığımız birçok şeyi anlatır.” dedi Ada.

Deniz ona baktı.

“Evet... Ama bazen de gerçeğin sadece küçük bir parçasını gösterir.”

Bu söz Ada’nın aklında kaldı.

Ertesi gün Deniz, Ada’ya eski bir anahtar gösterdi.

“Bunu annemin eşyalarının arasında buldum.”

Ada anahtarı dikkatlice inceledi.

“Hiç nereye ait olduğunu düşündün mü?”

Deniz başını salladı.

“Çok düşündüm. Ama bulamadım.”

Anahtarın üzerinde küçük bir işaret vardı. Eski bir sembole benzeyen bu işaret, ikisinin de dikkatini çekmişti.

“Bunu araştırmalıyız.” dedi Ada.

Deniz şaşkınlıkla ona baktı.

“Gerçekten devam etmek istiyor musun?”

Ada kısa bir süre düşündü.

“Bilmiyorum. Ama yarım kalan hikâyeleri sevmiyorum.”

Bu söz Deniz’in hoşuna gitmişti. Çünkü o da yıllardır cevaplarını bulamadığı sorularla yaşıyordu.

İkisi birlikte anahtarın izini sürmeye başladı. Önce eski mahalleye gittiler. Deniz’in annesinin yıllar önce yaşadığı yerleri gezdiler.

Sokaklar eskisi gibi değildi. Bazı evler değişmiş, bazı dükkânlar kapanmıştı. Ama Deniz için her köşe bir anı taşıyordu.

“Buraya annemle çok gelirdik.” dedi Deniz.

Ada onun yüzündeki değişimi fark etti.

“Anneni çok özlüyorsun, değil mi?”

Deniz bir süre sessiz kaldı.

“Evet. Ama bazen insan birini özlemekten çok, onun söyleyemediklerini merak ediyor.”

Ada bu cümleyi duyunca sustu. Çünkü kendisi de geçmişte kalan bazı sözleri düşünüyordu.

Akşam üzeri eski bir sokağın sonunda küçük, kullanılmayan bir depo buldular.

Anahtarın üzerindeki işaret, kapının üzerindeki işaretle aynıydı.

Deniz kapıya yaklaştı.

“Burası olabilir.”

Kapıyı açtıklarında içeride eski eşyalar, kutular ve yıllardır açılmamış kitaplar vardı.

Ada etrafına baktı.

“Burası sanki biri tarafından özellikle saklanmış gibi.”

Deniz rafların arasında dolaşmaya başladı. Eski bir defter, birkaç fotoğraf ve üzerinde tarih yazan küçük bir kutu buldu.

Ama kutuyu açmadı.

“Belki de bugün öğrenmemiz gereken her şeyi öğrenmeye hazır değilizdir.”

Ada ona baktı.

“Bazen gerçekleri öğrenmek korkutucu olabilir.”

Deniz başını salladı.

“Ama bilmemek de insanı yoruyor.”

İkisi kutuyu yanlarına almaya karar verdi. Çünkü artık bu hikâyenin sadece bir mektuptan ibaret olmadığını anlamışlardı.

Dışarı çıktıklarında hava kararmıştı. Gökyüzü yine yağmurla doluydu.

Ada yürürken düşündü:

Belki de hayatındaki bazı karşılaşmalar tesadüf değildi. Belki de bazı insanlar, birbirlerinin yaralarını iyileştirmek için gelirdi.

Deniz ise elindeki kutuya bakıyordu. İçinde ne olduğunu bilmiyordu ama bir şeyden emindi:

Bu kutu, geçmişin kapısını biraz daha aralayacaktı.

Fakat ikisi de henüz bilmiyordu...

Asıl cevaplar, saklanan kutunun içinde değil; yıllardır anlatılmayı bekleyen hikâyenin içindeydi..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.