Defne gece eve döndüğünde saat oldukça ilerlemişti.
Efe salonda tek başına oturuyordu.
Televizyon açıktı ama izlemiyordu.
Kapının açıldığını duyunca başını kaldırdı.
"Geldin."
Defne montunu çıkarırken gülümsedi.
"Uyumadın mı?"
Efe'nin yüzünde alışık olmadığı bir ciddiyet vardı.
"Konuşmamız lazım."
Defne'nin gülümsemesi kayboldu.
"Neyle ilgili?"
Efe derin bir nefes aldı.
"Son zamanlarda çok değiştin."
"Benden uzaklaşıyorsun."
Defne sessiz kaldı.
Efe devam etti.
"Telefonunu sürekli saklıyorsun."
"Bir şey söylemek istediğinde vazgeçiyorsun."
"Ben sana ne yaptım?"
Defne'nin gözleri doldu.
"Hiçbir şey yapmadın."
"O zaman neden?"
Uzun bir sessizlik oldu.
Defne sonunda fısıldadı:
"Ben sadece... kendimi kaybetmiş gibi hissediyorum."
Efe'nin sesi yumuşadı.
"Bunu bana söyleyebilirdin."
Defne başını eğdi.
"Korktum."
"Neden?"
"Ya beni anlamazsan diye."
Efe ayağa kalkıp Defne'nin karşısına geçti.
"Ben senin eşinim."
"Anlamaya çalışmadan nasıl vazgeçebilirim?"
Defne gözyaşlarını sildi.
İlk kez, uzun zamandır içinde biriktirdiği duyguları anlatmaya başladı.
Ve ikisi de o gece, sorunlarını birbirlerinden kaçmak yerine birlikte çözmeye karar verdiler.