Defne, hastanenin bahçesindeki bankta oturuyordu.
Elindeki dosyaya defalarca baktı.
Doktorun söylediği sözler hâlâ kulaklarında yankılanıyordu.
"Tebrik ederim... Hamilesiniz."
Bir yandan gözlerinden yaşlar süzülüyor, bir yandan da istemsizce gülümsüyordu.
Yaklaşık on dakika sonra siyah bir araba hastanenin önünde durdu.
Efe telaşla araçtan indi.
"Defne!"
Hızlı adımlarla yanına geldi.
"İyi misin? Beni korkuttun."
Defne ayağa kalktı.
Konuşmaya çalıştı ama sesi çıkmadı.
Elindeki dosyayı Efe'ye uzattı.
Efe dosyayı açtı.
İlk satırları okuduktan sonra gözleri büyüdü.
Şaşkınlıkla Defne'ye baktı.
"Bu... Gerçek mi?"
Defne başını yavaşça salladı.
"Doktor az önce söyledi."
Efe birkaç saniye hiçbir şey diyemedi.
Sonra gözleri doldu.
Yavaşça Defne'nin ellerini tuttu.
"Yani..."
Defne gülümseyerek ağladı.
"Evet."
Efe'nin yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.
Hiç düşünmeden Defne'ye sarıldı.
"Teşekkür ederim."
Defne şaşkınlıkla sordu.
"Neden bana teşekkür ediyorsun?"
"Çünkü bana dünyanın en güzel haberini verdin."
İkisi de uzun süre birbirlerinden ayrılmadılar.
---
Akşam saatlerinde deniz kenarında yürürken Efe sessizliği bozdu.
"Korkuyor musun?"
Defne dürüstçe cevap verdi.
"Biraz."
"Ben de."
Efe hafifçe gülümsedi.
"Ama yalnız değilsin."
Defne elini onun eline bıraktı.
"Biliyorum."
Efe derin bir nefes aldı.
"Bu çocuğun büyüdüğü ev sevgi dolu olacak."
"Onun hiçbir zaman kendini yalnız hissetmesine izin vermeyeceğiz."
Defne'nin gözleri yeniden doldu.
"Aras bunu görseydi..."
Efe gökyüzüne baktı.
"Bence görüyordur."
Tam o sırada hafif bir yağmur başladı.
Defne gülümseyerek gökyüzüne baktı.
"Ne zaman önemli bir şey olsa yağmur yağıyor."
Efe de gülümsedi.
"Belki de bu, bize umut getiren yağmurdur."
Defne başını Efe'nin omzuna yasladı.
İçinde hem geçmişin hüznü hem de geleceğin heyecanı vardı.
Ancak ikisi de biliyordu ki...
Hayat, bu kez onlara yeni bir başlangıç hazırlıyordu.