Aradan tam bir yıl geçmişti.
Şehir yine yağmurlu bir güne uyanmıştı. Kaldırımları ıslatan damlalar, Defne'ye her şeyi hatırlatıyordu. Bir yıl önce tam bu sokakta, elindeki kitabı düşürmüş ve hayatını değiştirecek o yabancıyla karşılaşmıştı.
O gün bunun bir aşk hikâyesi olacağını sanmıştı.
Oysa kader, ona bambaşka bir son hazırlamıştı.
Defne yavaş adımlarla eski otobüs durağına doğru yürüdü. Gözlerini kapattı. Yağmurun sesi, geçmişte yaşadığı tüm anıları tek tek zihnine getiriyordu.
Arkasından tanıdık bir ses duyuldu.
"Yine yağmur yağıyor."
Defne arkasını döndü.
Aras gülümsüyordu.
İkisi de artık geçmişin acısını geride bırakmıştı. Hayat onları sevgili olarak değil, yıllarca birbirinden habersiz yaşamış iki kardeş olarak yeniden buluşturmuştu.
Aras elindeki şemsiyeyi açtı.
"Bu sefer yine aynı şemsiyenin altındayız."
Defne gülümsedi.
"Ama bu kez her şey farklı."
Birlikte yürümeye başladılar.
Yolları boyunca çocukluklarını, kaçırdıkları yılları ve bundan sonra birlikte yaşayacakları güzel anıları konuştular.
Aras bir anda durdu.
"Biliyor musun?" dedi. "Eskiden yağmur bana hep kötü anıları hatırlatırdı."
Defne merakla baktı.
"Şimdi ne hissettiriyor?"
Aras gökyüzüne baktı.
"Umut."
Defne de başını kaldırdı.
"Çünkü bazen hayat, insanın planladığını değil, ihtiyacı olanı verir."
İkisi birlikte gülümsedi.
Yağmur yavaş yavaş dinmeye başladı. Bulutların arasından güneş ışıkları kendini gösterirken gökyüzünde rengârenk bir gökkuşağı belirdi.
Defne derin bir nefes aldı.
"Sanırım artık anladım."
"Neyi?"
"Bu hikâyenin adı neden Yağmurdan Sonra."
Aras gülümsedi.
"Çünkü en güzel başlangıçlar, en zor fırtınaların ardından gelir."
İki kardeş, aynı şemsiyenin altında ufka doğru yürümeye devam etti.
Artık önlerinde sadece umut dolu bir geleceğin olduğu sanıyorlardı.

