Karan mutfaktan çorbasını alıp Arya’nın yanına döndü. Elinde taze pansuman malzemeleri vardı. Arya gözlerini araladı, hafifçe mızmızlandı: Arya: "Ah Karan, bu pansuman işi de neymiş böyle? Hep bana yapıyorsun, biraz da sen yapsan olmaz mı?" Karan: (Gülümseyerek) "Senin belinle ben ilgilenmezsem kim ilgilenecek? Hem doktorluk görevim var." Arya hafifçe burun kıvırdı: Arya: "Doktorluk değil de, sanki hep hasta çocuğa bakıyorsun gibi. Biraz da büyük kız gibi davranabilir miyim?" Karan dizlerinin üzerine çöktü, nazikçe Arya’nın belindeki bandajı açmaya başladı. Karan: "Sen her halinle güçlü bir kadınsın ama bazen sabırlı olman gerekiyor." Karan bandajı çıkarırken morluğun üzerini temizlemeye başladı. Tam o sırada yaranın hassas noktalarına dokundu ve Arya hafifçe acıyla inledi. Arya: "Ah! Orası çok acıyor, dikkat et biraz!" Karan elini hemen geri çekmeye çalıştı ama Arya mızmız bir sesle devam etti: Arya: "Yani biraz daha nazik olsan fena olmazdı doktor bey." Karan: (Gülümseyerek) "Tamam tamam, sakin ol, şimdi daha dikkatli olacağım." Birkaç dakika içinde pansuman tamamlandı. Arya hafifçe rahatladı. Arya: "İyi oldu, teşekkür ederim. Ama… bu gece seni biraz daha mızmızlandırabilirim, haberin olsun." Karan: (Göz kırparak) "Her zaman hazır bekliyorum." Arya hafifçe gülümseyip başını yastığa yasladı. Karan da yanına uzanıp elini tuttu. O an, aralarındaki bağın ne kadar güçlü olduğunu hissediyorlardı. Arya: "Ben yarın kuaföre gidicem, saçlarımı düzelttireceğim." Karan: (Endişeyle) "Yerinden kalkmasan iyi olur, önce iyileş, sonra gidersin." Arya: (Kararlı) "Farkında mısın, saçlarımın uçları eşit değil ve beraber o adam saçlarımı mahfetti. Bu yüzden gidip gelmem lazım, bir şey olmaz."
★
Ertesi sabah Arya gözlerini yavaşça açtı. Güneş ışığı ince perdelerin arasından odaya süzülüyordu. Karan, henüz uyanmamıştı; Arya ise kendini biraz daha iyi hissediyordu. İçinde bir kararlılık vardı. Saçlarının hâlâ düzensiz olduğunu, artık bekleyemeyeceğini düşünüyordu. Arya kendi kendine mırıldandı: "Bugün kuaföre gitmem lazım. Saçlarımın uçları eşit değil, o adam mahvetti. Artık dayanacak halim yok." Karan uyandığında Arya’nın böyle bir karar verdiğini görünce endişelendi. Karan: "Tek başına mı? Ayağa kalkarken zorlanabilirsin, iyileşmeden dışarı çıkmak riskli." Arya, hafifçe gülümsedi: "Sen doktor musun, yoksa anne mi? Biliyorum, endişeleniyorsun ama biraz da bana güven. Kısa bir süreliğine çıkacağım, dikkat ederim." Karan, Arya’nın kararlılığını görünce bir süre düşündü ama sonunda başını salladı: "Tamam ama telefonun hep yanımda olsun. Her an arayabilirsin." Arya, telefonunu çantasına koydu ve yavaşça kalktı. Dizleri biraz titriyordu ama bastonun yardımıyla destek alarak odadan çıktı. Kuaföre giden yolda Arya, dışarıda olmak, kendi ayakları üzerinde durmak ve küçük de olsa özgürlüğünü hissetmekten mutluydu. Kuaför salonuna girdiğinde sıcak bir karşılama aldı. Saçlarının halini anlattı, olanları kısaca özetledi. Kuaför, Arya’ya sabırla yaklaştı ve saçlarını düzeltmeye başladı. Aynalar karşısında yeni halini görmek, Arya’nın içini hafifletti. Kendi kendine “İyileşmek sadece bedenle değil, ruhla da olur” diye düşündü. Kuaför işlemi bitirdiğinde Arya, aynaya baktı ve gülümsedi. Karan’a mesaj attı: "Saçlarımı hallettim, iyiyim. Çok teşekkür ederim." Yolda eve dönerken, Arya kendi gücünü biraz daha hissetti. Karan’ın endişelerine rağmen, küçük ama önemli bir zafer kazanmıştı.