Karan, o gün hastanede zorlu bir ameliyatın ardından yorgun argın eve dönerken, aklında tek bir şey vardı: hastasının durumunu mümkün olan en iyi şekilde yönetmek. Ama beklenmedik bir telefon, bütün planlarını alt üst etti. Hastaneden arayan hemşire, Karan’ın en yakın hastalarından birinin kötüleştiğini ve ne yazık ki hayatını kaybettiğini haber verdi. Karan’ın yüreğinde ağır bir yük belirdi. O kişi sadece bir hastası değil, zamanla adeta onun için bir dost olmuştu. Bu acı haber, yorgun bedenine inen soğuk bir kış rüzgarı gibiydi. Evine vardığında, her şey normal görünüyordu; kapı kapalı, içeride sessizlik hakimdi. Arya, Karan’ın hayatındaki en değerli insandı. O an, Karan’ın aklı yine Arya’daydı. Bu acı yükü paylaşacak, yanında olmasını isteyeceği tek kişiydi. Ama Arya evde yalnızdı ve henüz Karan’a ulaşamamıştı. Bir süre sonra, Arya evde otururken dışarıdan ani bir kapı sesi duyuldu. Çalan kapı beklenmedikti. Merakla kapıya yöneldi. Kapıyı açtığında karşısında öfke ve çaresizlikle dolu bir adam duruyordu. Gözleri kıpkırmızı, yüzünde yılların birikmiş acısı vardı. Bu adam, Karan’ın kaybettiği hastasının kocasıydı. Eşinin ölümünün acısıyla, yaşadığı yıkım ve çaresizlikle dolup taşmıştı. Arya’ya baktığında içinde karmaşık bir öfke belirdi. O, bu acıyı, kaybını Arya’ya yüklemek istiyordu. Çünkü Arya’nın Karan’a olan yakınlığını, hastaya gösterdiği ilgiyi ve müdahaleleri bir tür sorumluluk olarak görüyordu. Ona göre, bu kayıptan Arya da pay sahibiydi. Adamın sesi sertti: “Sen, Karan’la... Ondan dolayı oldu her şey! Bunu ödeyeceksin!” diyerek Arya’nın kolunu kavradı. Arya, ne olduğunu tam anlayamadan, şaşkın ve korkmuş halde adamın sert tutuşuyla dışarı sürüklendi. Adam hızla arabasına yöneldi, Arya’yı zorla araca bindirdi. Arya, ne olup bittiğini kavramaya çalışırken, korku içinde yutkundu. Kalbi hızla atıyor, nefesi düzensizleşiyordu. İçinde derin bir korku ve çaresizlik vardı. Karan, telefonunun çalmasıyla aniden gerçeklikle yüzleşti. Arya’nın sesi telefonda gergin ve korku doluydu. Hemen durumu fark etti. Zaman kaybetmeden, panik içinde harekete geçti. Polisle, hastane yetkilileriyle iletişime geçti, Arya’yı bulmak için elinden geleni yapmaya hazırdı. Onun için Arya, hayatının en önemli parçasıydı ve onu kaybetme düşüncesi bile yüreğini parçalıyordu. Kaçırılan Arya, arabada sessizce otururken, adam ona neden böyle yaptığını anlatmaya başladı. Kendi içinde derin bir acı, suçluluk ve çaresizlik vardı. Kaybettiği eşinin ardından yaşadığı karanlık düşüncelerle, Arya’ya karşı bir kin ve yükümlülük hissetmişti. Arya ise korkmuş, ama içinde Karan’a duyduğu güvenle güçlü durmaya çalışıyordu. O anlar, Arya’nın cesaretinin, Karan’a olan sevgisinin sınandığı anlardı. Karan, her saniye nefesini tutarak, Arya’yı bulmak için her yolu deniyordu. Polisle koordineli çalışıyor, kaçıran adamın izini sürüyordu. Arya ise içinde bulunduğu tehlikeye rağmen, karanlık günlerin sonunda umut ışığı olabilecek Karan’a tutunuyordu. Bu zor ve karanlık süreç, Arya ve Karan’ın ilişkisinde yeni bir dönüm noktası olmuştu. Birlikte yaşadıkları her zorluk, aralarındaki bağı daha da güçlendirecek, onları birbirine daha sıkı bağlayacaktı. Karan, Arya’yı kurtaracak; ama bu süreç, ikisi için de unutulmaz bir mücadeleye dönüşecekti.
Bölüm 27
27. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.