İçeriğe geç

Yağmura Tutuldum

Bölüm 5 · 12 dk okuma

Yağmura Tutuldum

Bölüm 5

4.BÖLÜM "GÜVEN HİSSİ"

YAĞMUR'UN ANLATIMIYLA
"Beni bırakın, tahmülüm kalmadı artık! Benimle derdiniz ne? Ne istiyorsunuz benden, para mı? " dedim bağırarak.

üç gündür buradayım hiçbir yere çıkamıyorum. Kafayı yemek üzereyim. Beni bırakın dediğimde 'patronu bekliyoruz' diyorlar. Kesinlikle kimseyle bir iletişimim yok, beni buraya hapsettiler ve bekle diyorlar. Üç gündür bana zarar da vermediler, beni buraya getirdiklerinde amaçları bana zarar vermek değilmiş bunu anladım. Peki buraya gelme sebebim ne?

Yine her zaman ki gibi Bulut;

"Patronu bekliyoruz." deyince dayanamayıp;

"Sikerim patronunuzun! Nerede o dengesiz herif! Gelsin artık neyse derdi söylesin bana!" dedim.

Söylediklerim üzerine Bulut sinirlenip;

"Senden para falan istemiyoruz, derdimiz para değil. Ayrıca, söylediklerine dikkat et. Patronun kim olduğu hakkında bir fikrin yok ve böyle konuştukça canımı sıkıyorsun." dedi.

"Ben söylediklerimi seçerek söylüyorum, böyle söylediysem haketmiş demektir. Madem para istemiyorsun derdiniz ne?" dedim dişlerimi sıkarak.

Elini kaldırıp sallayarak;

"Haddini bil! Benimle bu şekilde konuşma!" dedi.

"Sende haddini bil! Kimse bana bu şekilde bağıramaz. Heleki senin gibi birinin sinirlenmeye hakkı bile yok!"

Bulut Dediklerimi daha fazla dinlememek için olduğumuz odadan çıktı. Dertleri zarar vermek değil, dertleri para değil, o zaman dertleri ne? Daha fazla dayanamayıp yatağa oturdum, ellerimi saçlarıma geçirip ağlamaya başladım. Ağlamamak için zor duruyordum, bu korktuğumdan yada güçsüz olduğumdan dolayı değil, burada kimse olmadan hicbir şey yapamadan oturmak canımı sıkıyordu, bu yüzden dayanamayıp ağladım.

BULUT'UN ANLATIMIYLA

Evet, Yağmur'u burada tutmam hata ama benim elimde olan bir şey yok. Patronun onunla konuşması gereken bir konu var ve eğer konuşmadan bırakırsam onu benimde başım yanacak. Yağmur'un odasının önünde düşünürken telefonumun sesi ile birlikte düşüncelerimden sıyrıldım. Cebimde ki telefonu çıkardım ve arayanın kim olduğuna baktım, arayan Doruk'tu.

"Alo Doruk, ne oldu?"
"Bulut şu dediğin kız Derin, hastaneye kaldırdılar."
"Ne!"
"Alo, sesim gelmiyor mu? Bildiğin kız bayıldı, ben de hastanedeyim şuan." Derin bir nefes alıp;
"Tamam orada kalmaya devam et, kızın durumunu bana bildir." dedim.
"Tamam abi, görüşürüz."

Yağmur'un burada ağlaması, arkadaşının orada bayılması. Normalde bu tür şeyleri yaşamazlardı, bu sefer yaşadılar. Hakılar, kim olsa daha fazlasını yaşardı.

...

DERİN'İN ANLATIMIYLA

Yavaş yavaş gözlerimi araladım, başımda ki ağırıdan dolayı elim istemsizce başıma gitti. En son olanları hatırlamaya çalıştım, babamın bana söz verdiğini hatırlıyorum.

"Ahh, başım."
"Derin, hadi bir tanem uzan."
"Anne, anne Yağmur."
"Şşş, bebeğim Yağmur'u baban arıyor tamam mı. Hadi, sen kendini yorma anneciğim."

"Ne demek yorma ya? Bilmem farkında mısın ama kızdan haber alamıyoruz, ortalıkta yok."

Başımı tekrar yastığa bırakıp babamın gelmesini bekledim, beklemekten başka çarem yoktu. Acaba Yağmur nerede, ne halde, kimin yanında? Kafamda ki bu düşüncelerden kurtulamıyordum, içimde hiçbir histe yoktu, buda demek oluyor ki Yağmur'un başı dertte ve benim onu kurtarmam gerek. Birkaç saat beklemenin ardından sonra babam odaya girdi.

"Baba! Baba, yağmur nerede nasıl?"
"Güzelim, şimdi sana bir şey diyeceğim ama sakin ol olur mu?"
"Ne, ne baba söyle!"diye bağırdım.

"Kızım güvenlik kameralarını izledik, Yağmur'u kaçırmışlar."
"Nee! Baba sen ne saçmalıyorsun? Kim yağmur'u kaçırır ki?" dedim.

"Siz en son balodaydınız o gün kimseyi görmedin mi?"

"Hayır, kimseyi görmedim. Allah kahretsin! Niye onu tek başına bıraktım ki?" dedim ağlayarak.

"Kızım sen böyle olacağını bilemezdin." dedi annem sarılacağı sırada kendimi geri çekip;

"Bilmeliydim, hissetmeliydim. Anlamıyor musun?" dedim bağırarak.

"Kızım sakinleş, bulacağız onu." dedi babam güven veren sesiyle.

"Faruk, sen plakayı görmedin mi?" diye sordu annem.

"Hayır, plaka kullanılmayan bir plakaydı."

"Polise haber verelim." dedim.

"Verdik, her yerde arıyorlar."

Doğrulduğum yerden tekrar yatıp Yağmur'u kimin kaçırdığını düşünmeye başladım.

Kim, kim kaçırabilir ki, kim böyle bir şeye cüret eder?

...

DORUK'UN ANLATIMIYLA

Saatlerdir kızın uyanmasını bekliyorum, en son uyandığını bağırmasından anladım. Direkt telefonumu çıkarıp Bulut'u aradım, telefon birkaç saniye çaldıktan sonra açıldı.

"Alo Bulut, kız kendine geldi. Ne yapayım şimdi, beklemeye devam mı edeyim?"
"Kızın durumu nasıl, iyi mi?"
"Evet iyi."
"Tamam, sen beklemeye devam et."
"Tamam."

Sanırım Bulut ve benim dostluğumdan sonra birbirini bu kadar çok seven arkadaşları gördüm. Şahsen Bulut'un başına böyle bir şey gelse ben daha beter olurdum. Biraz empati yaptıktan sonra bir karara vardım.

YAĞMUR'UN ANLATIMIYLA

"Yağmur, hadi gel akşam yemeğine."
"Yemeyeceğim."
"O zaman buraya getiriyorum, burada yeriz."

"Seninle burada oturacağıma ölürüm daha iyi."

"O zaman hadi gidelim."

Bulut'la birlikte istemeye istemeye alt kata indim. Alt kata inerken gözüm duvardaki birkaç fotoğrafa takıldı, birkaç tanesini incelerken;

"Hey! Baksana, bu mu senin patronun?" diye sordum.

Uzun boylu, esmer, takım elbise giymis bir adam vardı fotoğrafta.

"Evet patronum ama iş içinde patronum iş dışında babam sayılır. Ben küçükken sokakta kalmayayım diye o beni büyüttü. Çok iyi bir insan o ve ailesi, tanıdığında seversin. O yüzden sana 'onu tanımadan konuşma' dedim." dedi gülümseyerek.

"Hmm, ne demezsin dünyanın en iyi adamıymış gerçekten. Beni de bu yüzden kaçırdı zaten." dedim gözlerimi devirerek ve yemek masasına doğru ilerledim.

Yemek masasında oturduktan sonra Bulut yemeğini yemeğe başladı, o yemek yerken ben derin düşüncelere daldım. Bulut bunu fark etmiş olacak ki;

"Ne düşünüyorsun?" diye sordu.

Hiç beklemeden aklımda ki soruyu sordum.

"İş dışında babam gibi dedin. Neden öyle dedin?"

"Anlamadım?"

"Patronum iş dışında babam dedin ya."

"Hee onu soruyorsun. Uzun bir mesele boşver." deyip yemeğini yemeye devam etti. Bende açlığın verdiği mide bulantısına daha fazla dayanamayıp yemek yemeye başladım. Bulut ve ben yemek yerken odaya bir adam girdi.

"Bulut bey, Doruk bey sizi bahçeye çağırmamı istedi. Acil sizi bekliyormuş, böyle dememi istedi."

Bulut adama dönüp;

"Tamam, geliyorum." dedi ve bana bakıp devam etti.

"Sen yemeğini ye ben birazdan gelirim."

"Yemek yedim, artık odama çıkabilir miyim?" dedim yorgun bir sesle.

"Peki, çıkabilirsin."

Yanımda ki adamla birlikte odaya çıktım, adam kapıda beklerken ben odanın içine girdim. Pencereden gökyüzüne bakmaya çalıştım fakst hiçbir şey görünmüyordu, bende tekrar yatağa uzandım, biraz uyusam fena olmazdı.

...

BULUT'UN ANLATIMIYLA

"Doruk! Ne oldu?"
"Bulut bak, şu Derin denen kız hiç iyi değil."
"Doruk sakin ol önce. Ne oldu niye anlat."
"Yani şu kızın babası Yağmur'u her yerde arıyor, polise de haber vermişler. Derin'de hastaneden çıktığı an her yerde Yağmur'u arayacak. Bak bu böyle olmaz, Yağmur'u bir an önce bırakmalısınız."

"Oğlum, benim elimde olan bir şey değil ki. Hem zaten yarın patron gelecek sonra Yağmur'u bırakır."

"Bulut, bir şeyler yapman lazım."

"Hiçbir şey yapamam Doruk, benim yetkim altında değil."

"Sen yapmazsan ben yaparım." deyip arkasını dönüp gidecekken kolundan tutup kendime çevirdim.

"Ne yapacan Doruk, ne yapabilirsin? Elimizden gelen bir şey yok, sok bunu kafana!" dedim.

Doruk beni dinlemeden kolunu kurtarıp arkasını dönüp gitti. Umarım hiçbir şey yapmazdı, yapsa bile başımızı belaya sokacak bir şey yapmazdı umarım.

...

DORUK'UN ANLATIMIYLA

Bulut'un yanından ayrılmamın üzerinden yarım saat geçmişti. Derin'in yanına gidiyordum. Onu alıp Yağmur'a götürecektim. Yaptığım şeyin sonucu kötü olabilirdi biliyorum, hatta olabilir değil olacaktı da, ama birinin buna son vermesi gerekiyordu. Belki şuan aklım yerinde değil ne yaptığımı bilmiyorum, yada çok duygusal düşünüyorum ama bunoyunda kimsenin zarar görmemesi için elimden geleni yapmalıyım. Hastane odasının kapısına geldim, ilk başta etrafa baktım, Derin tek başına olmalıydı. Kapıyı çaldım, içeriden gir diye ses gelmeyince ben de bodoslama içeriye daldım. Tamam bu yaptığım tamamen terbiyesizlikti, ama ne yapabilirim o da gir deseydi.

"Merhaba."
"Ne merhabası be, sapık mısın nesin? İnsan öyle hop diye dalar mı içeri?" dedi bağırıp yastığı bana fırlatarak ama ben de yastığı havada tuttum, reflekslerim iyidir.

"Çok pardon hanımefendi, kapıyı çaldım galiba duymadınız." dedim mahcup bir sesle.

"Her neyse, ne var, kimsin sen, ne istiyorsun?"
"Bakın Derin han-"
"İsmimi nerden biliyorsun?" dedi gözlerini şaşkınlıkla açarak.

"Anlatac-"
"Yoksa dediğim gibi sapık fa-"
"Ya bir dinle!" dedim bağırarak çünkü gerçekten sinirimi bozmuştu. Ben ona bir şey anlatmaya çalışırken ikide bir sözümü kesiyor. Sanırım hayatta en nefret ettiğim şeylerden biridir.

"Ne bağırıyorsun be, anlat dinliyorum."
"Tamam ama sözümü kesme." dedim.
"Tamam, kesmem."

"Bak, nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama senin arkadaşın Yağmur benim arkadaşımla, seni oraya götürmeye geldim."

"Ne? Dalga mı geçiyorsun benimle? Birde karşıma geçip hiçbir şey olmamış gibi anlatıyor musun bu durumu?" diyerek kalktı ve yanıma geldi.
Tam bana tokat atacağı anda elini havada yakalayıp;

"Bak benimde bir suçum yok. Nasıl oldu, neden oldu bilmiyorum. Ama dayanamayıp sana söylemeye karar verdim." dedim.

Elini elimden kurtarıp, gömleğimin yakasını tutup;

"Beni oraya götür, hemen!" dedi dişlerinin arasından.

"Bak götüreceğim ama kimseye söylemeyeceksin. Polisi ve babanı bu işe karıştırmayacaksın. Yağmur'un yanından geldikten sonra polisi ve babanı bu işten uzak tutacaksın.Ben kimsenin zarar görmesini istemiyorum. Tamam mı, anlaştık mı?"

Derin hiç düşünmeden;

"Tamam anlaştık. Hadi, götür beni." dedi.

Derin'le birlikte hastaneden çıkıp hızlı bir şekilde arabaya bindik. Yaptığım şey iyi bir şey değil, hatta Bulut beni öldürecek onu da biliyorum ama bu işten polisi uzak tutmanın tek yolu buydu.

YAĞMUR'UN ANLATIMIYLA

alt kattan gelen seslerle birlikte uyuduğum yerden hızlıca ayağa kalktım. Odanın kapısını açıp alt kata indim. Bulut'un dış kapıda olduğunu gördüm ve onun olduğu tarafa doğru gittim. Bulut'un sağ tarafına geçip dışarı baktım ve onu gördüm, Derin. Derin'e bakarken gözlerim doldu, ne yaptığımı bilmediğimin bilinçsizliğiyle Derin'e doğru koşacaktım ki arkadan biri beni tuttu.

Kendimi adamın ellerinden kurtarmaya çalışırken;

"Bırak beni!" diye bağırdım. En son adam Bulut'a baktığında Bulut adamın geri çekilmesi için işaret etti. Adam geri çekildiği an koşup, Derin'e sarıldım. Derin ağlayarak;

"Yağmur iyi misin? Sana zarar verdiler mi?" diye sordu.

Kendimi geri çekip, Derin'in gözyaşlarını silerek;

"Hayır, bak ben gayet iyiyim. Ağlama." dedim. Bulut'un öfkeli sesi ardından Derin'i başka bir köşeye götürdüm.

BULUT'UN ANLATIMIYLA

"Lan! Oğlum sen salak mısın? Bütün her şeyi mahvettin, ben sana yarına kadar sabret demedim mi?" diye bağırdım Doruk'a karşı, çünkü gerçekten sinirlerimi bozmuştu, bütün planı bozmuştu.

"Bak Bulut, ben o kızın üzülmesine dayanamadım. Kimsenin bu olayda zarar görmesini istemedim. Derin'in babası polise haber vermişti, her şey daha kötü olabilirdi. " bunu demesinin üstüne, Doruk'a doğru hızlı bir şekilde yürüyerek, yakasından tutup;

"Lan, siktir git buradan yoksa elimde kalacaksın. Siktir git!" deyip onu çıkış kapısına doğru ittim.

"Tamam ulan tamam, siktirip gidiyorum. Ama pişman olacaksın!" dedi sinirli bir şekilde.

Ellerimi sakaklarıma geçirip, sakinleşmeye çalıştım. Tamam, ben fazla abartmıştım ama hak etmişti. Yağmur'un olduğu tarafa döndüğümde Derin'in korkuyla Yağmur'un da öfkeyle bana baktıklarını gördüm.
Şimdi sıra Derin'de, onu buradan göndereceğim ve daha sonrada biz başka yere gideceğiz.

...

YAĞMUR'UN ANLATIMIYLA

Bulut bize doğru gelirken, Derin son kez yalvarır gibi konuştu.

"Bak Yağmur, son bir şansın var, hadi birlikte gidelim."
"Hayır Derin, gelirsem eğer beni yine kaçırırlar. Bak zaten eni sonu bırakacaklar beni, ben seninle gelirsem sen de zarar göreceksin yapamam bunu sana. Hem bak hiçbir yerime bir şey olmadı, amaçları bana zarar vermek değil. Sen de bu olaydan kimseye bahsetme sadece sen, ben, Doruk ve Bulut bilecek tamam mı? Bak sakın kimseye bahsetme. Polisi ve babanı beni aramaları için durdur, her şey daha da mahvolmasın. Git babana bir şeyler uydur, tatile falan çıktı de. Sana söz veriyorum sapa sağlam geri döneceğim." dedim Derin'e çünkü ben gidersem yine her şey başa dönecek ve ben Derin'in başının belaya girmesini istemiyorum.

"Ama Yağm-"
"Bulut!"
Derin'le konuşurken Bulut olduğumuz yere geldi ve Derin'in nazikçe yanımdan alıp;

"Hadi, gidiyorsun buradan." dedi.
O an aklıma Derin'e bir şey yapacakları senaryosu dönmeye başladı.

Bulut'u durdurup;

"Bir dakika bir dakika, Derin'i nereye götürüyorsun?" diye sordum korkmuş bir şekilde.
Ama Bulut bana cevap bile vermedi.

"Derin korkma! Sana dediklerimi de unutma. Kimse sana zarar veremez, ben buna izin vermem." dedim.

Odanın önünde duran adamlardan biri beni odaya tekrar götürmek için harekete geçti. Onu durdurup kendim ilerledim odaya doğru. Odanın içine girdiğim gibi odanın içinde bir o yana bir bu yana yürümeye başladım.

Yaklaşık on dakika sonra odamın kapısı açıldı.

"Hazırlan hadi, gidiyoruz."
"Nereye?"
"Soru sorma, hadi dedim!" diye bağırmıştı.

"Bana bağırmayı kes! Nereye götürüyorsun beni?" dedim bende aynı bağırma tarzıyla.

"Yağmur, hadi."

"Ben hiçbir yere gelmiyorum. Bana beni nereye götüreceğini söyle!" Bulut hiç ummadığım bir şeyi yaptı ve beni beline aldı. Ters duran başımı kaldırıp, beline yumruklar atmaya başladım.

"Ne yapıyorsun? Bırak beni, bıraksana!" dedim bağırarak.

Benim dediklerimi umursamadı ve bahçede duran arabanın içine oturtup kendine yaslayarak, arkadan sarılır bir şekilde tuttu beni.

Kendimi kollarından kurtarmaya çalışırken;

"Bırak beni! Tutma, anlamıyor musun?" dedim.

"Bırakacağım ama rahat dur!" dedi sinirli bir şekilde.

Beni bıraktığında direkt kendimi ondan uzaklaştırdım. Yol boyunca ne o konuştu nede ben. Yorgunluğumun sebebi neydi bilmiyorum ama fazlasıyla uykum geliyordu hatta gözlerim kendini kapatmaya zorluyordu. Uyumamaya çalışıyordum fakat dayanamıyordum, uyku bedenimi çoktan ele geçirmişti.

...

BULUT'UN ANLATIMIYLA

"Geldik Bulut bey."
"Tamam. Rıza kapıyı açsana." dedim Rıza'ya çünkü Yağmur uyumuştu onu uyandıramazdım, uyandırırsam eğer bir daha hiç susmazdı.

Yağmur'u kucağıma aldım, odasına çıkardım, yatağına yatırdım. Üzerini değiştirmesi için uyandırmam gerekiyordu. Tamam, bu iyi bir fikir değildi, çünkü onu uyandırdığım an 'nasıl beni kucaklarsın?' deyip bağırmaya başlardı. Ama uyandırdım.

Kolunu dürterek;

"Yağmur, uyan!" dedim bağırarak. Defalarca aynı hareketi yapmama rağmen uyanmadı bende vazgeçip odadan çıktım.

İçeride ki adamlara;

"Herkes nöbetini aynı şekilde tutsun. Yarın patron buraya gelecek, anlaşıldı mı?" dedim.

Hepsi bir ağızdan; "Anlaşıldı." dediler.

Salona geçip oturmadan önce mutfaktan bira aldım. Kendimi tekli koltuğa attım. Bugün yaşananları düşündüm. Hayır, aklım almıyor, Doruk böyle bir şeyi nasıl yapar? Giderken pişman olacaksın dedi ve ben oldum, çünkü Doruk kırılmıştı ve giderken gözleri dolu bir şekilde gitmişti.

...

DORUK'UN ANLATIMIYLA

Bulut'un beni kovmasının ardından her zaman yaptığım şeyi yaptım, deniz kenarında bir bankta oturdum. Hayır yani anlamıyorum bu kadar büyütülecek ne vardı ki? Ben doğru şeyi yaptım, en azından birbirlerini gördüler, biraz da olsa rahatladılar. Polis desen artık Yağmur'u aramayacak. Ben beladan kurtarayım derken, daha da batırdım farkındayım. Acaba Derin ne yaptı? En iyisi arayayım.
Telefondan Derin'in numarasını bulup aradım, telefon üçüncü çalışında açıldı.

"Alo."
"Alo, benim Doruk."
"Biliyorum, hatırlarsan sen de bana numaranı vermiştin." dedi.
"Evet hatırladım. Hafızam biraz kıttır da."
Derin'de kıkırdayarak;

"Kendini bilmen güzel. Bu arada ne oldu? Yani neden aramıştın?"
"Şey için, ben gittikten sonra ne oldu?"
"Arkadaşın beni evime gönderdi."
"Hmm, anladım. Sana kötü davrandı mı?"

"Hayır davranmadı." dedi tersleyerek.

"Peki polis baban falan ne oldu, halledebildin mi?"

"Hallettim, sıkıntı yok. Ama eğer Yağmur'un kılına zarar gelirse hepinizi ele veririm."

"Hayır, Bulut öyle biri değil, Yağmur'a zarar gelmez."

"Umarım dediğin gibi olur. İyi geceler."

"İyi geceler." dediğim an telefonu yüzüme kapadı.

Bana kalırsa hiçbir şey mahvolmamıştı, aksine şuan her şey daha kontrollüydü. Umarım her şey bu kontrolde devam eder ve biran önce normal hayatlarımıza devam ederiz.

YAZARIN ANLATIMIYLA

Aşk neydi?

Aşk, sevdiğine baktığın da heyecanlanmak mıydı?

Yoksa sevdiğine baktığında ondan nefret mi etmekti?

Aşk mutluluk muydu? Yoksa acı mı çekmekti?

Çiçekli, böcekli, renkli mi

Karanlık, sert, acımasız mı aşk?

Aslında aşk, tam olarak;

Darmadağın,

Bazen sakin, bazen tutkulu,

Bazen kırmaktır aşk, üzülmektir aşk,

Mutlu olmak, heyecanlanmaktır aşk.

Aynı aşık olan bir kalp gibi...

Bölüm sonu

8 yorum