İçeriğe geç

Yağmura Tutuldum

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Yağmura Tutuldum

Bölüm 3

2.BÖLÜM "MEZUNİYET BALOSU"

Bugün yıllardır beklediğim, yıllardır emek verdiğim, gecemi gündüzüme katıp çalıştıp kazandığım üniversiteden mezun oluyordum, ve bugün mezuniyet balosu vardı. Aslında baloyu küçük bir mekanda son sınıf öğrencileri arasında gerçekleştireceklerdi, bende dört yıl boyunca kimseyi doğru dürüst tanıyamadığım için bu baloya gitmek istemedim. Ama Derin'in ısrarları üzerine baloya gitmeye karar verdim. Size hayatımı anlatırken birinden bahsetmiştim, hayatımın merkezi yaptığım biriydi. İşte o kişi Derin en yakınım, tek güvendiğim. Kendisi üniversitede çok popülerdi daha doğrusu kendisi insanlarla kaynaşmayı sever. Derin'in bu kadar sevilmesi de aslında babasının ünlü bir iş adamı olmasıydı, çoğu insan onu bunun için severken ben onun masumluğunu, hiçbir insanı birbirinden ayırmadan sevmesini, eğlenceli olmasını, sırdaşlığını ve en önemlisi de dostluğunu sevdim.

İçeriden coşkulu müzik sesleri yükselirken banyodan çıkıp müzik sesinin geldiği odaya girdim. Derin telaşlı bir şekilde hazırlanırken;

"Yağmur, kuaför randevusu tam olarak saat kaçtaydı?" diye sordu.

Derin'in bu telaşına gülmeden edemedim çünkü onun heyecanlandığı şeylere genelde ben heyecanlanmıyor benim heyecanlandığım şeylere de o heyecanlanmıyordu.

"Derin, sakin ol . Kuaför bir yere kaçmıyor istediğimiz saatte çıkabiliriz." dedim gülmeye devam ederken.

"Yağmur gülmeyi keser misin? Bu benim için çok önemli birgün!"

Ellerimi teslim oluyormuşçasına kaldırıp;

"Tamam özür dilerim, bugün ne istersen yapacağım." dedim.

Odadan çıkıp Derin'in giyinmesini beklerken bende kendi odama gittim. Üzerimde ki kıyafetleri çıkartıp baloda giyeceğim abiyeyi elime aldım. Abiye giymek istemediğimi dile getirsem de Derin'in isteğini kıramadım ve abiye aldım. Elimde siyah, askılı, uzun, derin bir yırtmacı olan abiyeye baktım, aslında en uygunu buydu çünkü başka şekil giyebileceğimi düşünemiyorum.

Abiyeyi üzerime geçirirken zorlandım, çünkü giyilmesi zor bir abiyeydi. Ben giyindikten sonra Derin telaşla odamın kapısını açıp içeri girdi.

"Yağmur!"

"Efendim?"

"Sence bu elbise uygun mu baloya? Çok sönük durmaz değil mi?" diye sordu.

Derinin elbisesi oldukça şıktı hatta abartılıydı bile. Üstü taş, uzun, önünde yırtmacı olan, kırmızı bir abiyeydi. Ama o hâlâ sönük olduğunu düşünüyor.

"Derin bana kalırsa abartılı bile ama inan bana sönük durmuyor aksine sana çok yakışacak ve balonun en güzel kızı olacaksın." dedim gülümseyerek, oda aynı şekilde;

"Bence balonun en güzel kızı karşımda duruyor. Acaba orada hayatının aşkını bulabilecek misin?" diye sordu.

Derin'e tebessüm ederek;

"Her kız ister hayatının aşkını bulmayı. Ama benim hayatım karmakarışık olduğu için aşka yön verebileceğimi düşünmüyorum, bak aşık olmam demiyorum ama şuan değil. Benim ilk başta düzgün bir işe girmem gerekiyor kendi hayatımı düzene sokmam gerekiyor ki aşka vakit ayırabileyim." dedim.

"Bir gün sende aşık olacaksın, hayatın çok güzel olacak hissediyorum." dedi, omuzlarımı sıvazlayarak.

Derin'in hissettiği şeylerin genelde tersi olurdu, yani güzel hissettiği şeyler hep tersine giderdi. Ama bu sefer hissettiği gibi olmasını çok iserim.

...

"Derinnn! Seni bekliyorum, gelmeyi düşünüyor musun?!" dedim bağırarak çünkü Derin hala eşyalarını toparlayamadı, tam evden çıkacaz bir şey unutup tekrar eve giriyor.

"Geldim, hazırım hadi gidelim."

"Başka bir şey unutmadın değil mi?"

"Hayır unutmadım."

...

Kuaföre geldiğimiz gibi ilk önce Derin'in saçı benimde makyajım yapıldı daha sonra tam tersi benim saçım Derin'in makyajı yapıldı.

Aynanın karşısına geçip kendimi baştan aşağı süzdüm, içimden böyle bir kadının çıkacağını beklemezdim. Genelde kendime pek bakım yapmazdım, hayatın yoğunluğu üzerine rutin haline gelmişti bakım yapmamak.

"Derin." dedim kendime şok bir şekilde bakarak.

"Efendim?"

"Derin, ben çok derin oldum." dedim ne dediğimi bilmeyerek.

Derin ne dediğimi anlamayarak;

"Ne oldun?" diye sordu.

Derin'in sorduğu soru üzerine kendime gelip;

"Yani güzel oldum demek istedim." dedim.

Derin'in bakışları üzerimde gezinirken;

"Güzel olmak ne kelime hayranım şuan sana. Ben bir karar verdim. Bundan sonraki hayatında bakım yapacaksın, kendine bakacaksın. Heleki bu halinden sonra." dedi.

"Sanırım, yani bencede öyle yapmalıyım. Bu arada sende baya yakıyorsun ortalığı."

"Ben her zaman yakıyorum ortalığı." dedi egoist bir şekilde ve devam etti;

"Bana ateş attıkları yeri aleve çeviririm ben." dedi.

İkimizde dediğine gülüp kuaför salonundan ayrıldık.

...

Derin ve ben yaklaşık 1 saattir yoldayız ve yol boyunca Derin konuşmuş ben dinlemiştim. Derin'le birlikte salonun içine girdiğimizde etrafa göz gezdirdim herkes şık olmuştu. Kiminin yanında sevgilisi, kimi kendi grubuyla birlikteydi.

Derin'le birlikte bir masaya geçip oturduk. Baloda şarkılar çalmaya başladı, ilk başta eğlenceli tarzlar çalarken kimi müziğe dansla eşlik ediyor kimi masada içecek içiyordu. Derin'in zorlaması üzerine kalktık ve bizde dans etmeye başladık, biraz dans ettikten sonra müzik slow tarza döndü ve herkes kendi çiftini bulup dansa kaldırdı. Ben ve Derin masaya geçeceğimiz sıra da bir çocuk bize yaklaştı ve Derin'e dans teklif etti. Derin dansı kabul etti ve birlikte pistte doğru ilerlediler. Bende oturmak yerine salonun dışına çıktım, biraz hava almaya ihtiyacım vardı. Dışarıda gökyüzüne bakarken;

"Senin gibi parlayan yıldızlara mı bakıyorsun?" dedi tanımadığım ses.

Arkamı döndüğümde esmer, kahverengi gözlü, uzun boylu biri yanıma yaklaştı.

"Yıldızlara değil aya bakıyorum." dedim.

"Güzel, sen aya bende sana bakayım olur mu?" dedi çarpık bir gülümsemeyle.

"Anlamadım?"

"Çok güzelsin ve her zaman güzeldin. Seni üç yıldır derslerde izliyorum bu kadar güzel olduğunu kimse fark etmemişti ama ben etmiştim."

"Anladım." dedim çocuğun suratına boş boş bakarak.

"Sana bir teklifim var. Daha doğrusu, paraya ihtiyacının olduğunu biliyorum ve sana müthiş bir teklifle geldim."

Ne demeye çalıştığını anlamaya çalışıyordum. Paraya ihtiyacımın olduğunu nereden biliyordu ve bana ne teklifi edecekti? İçimden bir ses teklifin iğrenç bir teklif olduğunu bas bas bağırıyordu ama diğer taraftanda ya teklifi iş hakkındaysa diye düşünmeden edemiyordu.

"Ne teklifi?" diye sordum içimdeki sesleri susturmak için.

Çocuk ilk başta etrafına baktı daha sonra kulağıma yaklaşıp fısıldayarak;

"Bu gece benimle gel benim evime, istediğin miktarı vereceğim sana." dedi.

Dediği şey üzerine gerildim şuan bulunduğum ortamda sakin olmam gerekirdi ama ben sakin olmak yerine çocuğun kolunu beline kıvırıp başından ters bir şekilde arabaya yasladım. Çocuk kendini kurtarmaya çalışırken;

"Güzel olduğumu fark etmişsin ama deli olduğumu fark etmemişsin. Bana bak, bir daha ne bana ne de başka bir kadına bu şekilde yaklaştığını görmeyeyim şerefsiz herif!" diye bağırdım.

"Bırak kolumu, canımı acıtıyorsun!"

"Bırakırım ama son Dediklerimi yaparsan."

"Tamam yapacağım, bırak lütfen!"

Çocuğu kendime dönderdim ve yakasını tutup;

"Seni takip edeceğim, bir daha bu haltı yaptığını görürsem o kolunu götüne sokmadan rahat durmam! Anladın mı beni?" dedim.

"Anladım." deyip kendini benden kurtardı ve arabasına doğru ilerledi. Etrafıma baktığımda birkaç kişinin olduğunu ve beni izlediklerini gördüm. Onlara gülümseyerek;

"Sorun yok." dedim ve salonun içine tekrardan girdim. Salonun içinde Derin'i ararken dans ettiği çocukla konuştuğunu gördüm. Yanına gidip, "Derin artık çıksak mı buradan çünkü gerçekten sıkıldım." dedim yalvaran bakışlar atarak.

Yanında ki çocuğa dönüp;

"Sonra görüşürüz olur mu?" dedi. Çocuktan olumlu yanıt aldıktan sonra bana dönüp;

"Olur gidelim ama bir sorun olmuş gibi, ne oldu?" diye sordu.

"Önemli bir şey değil ya sadece sıkıldım." dedim tebessüm ederek.

Derin'le birlikte diplomalarımızı alıp salondan çıktık. Derin'in bana bir şey söylemek istediğini ama çekindiğini fark edip;

"Çıkar ağzındaki baklayı." dedim.

Derin bunu söylememi bekliyormuş gibi hemen bana dönüp;

"Yağmur mezun olduk. Hem iş imkanımız da var. Babamın inşaat şirketinde mesleğimizi yapabiliriz, hem babam da istiyor senin bizimle çalışmanı." dedi.

"Derin daha önce bu konuyu seninle konuştuk , ben torpille iş yapmak istemiyorum. Orayı hakeden binlerce insan varken ben onların önüne geçmek istemiyorum. Hem birkaç yer var aklımda onlarla görüşeceğim."

Derin beni son 1 aydır ikna etmeye çalışıyor babasının şirketinde mimarlık yapmam için ama ben bunu kabul edemem, orada olmayı hak eden onlarca kişi varken onların haklarını yiyemem.

"Peki Yağmur seni zorlamayacağım, sadece tekrardan şansımı denemek istedim." dedi yüzünü asarak.

"Asma yüzünü. Hem bakarsın belki bende baban kadar başarılı olurum ve sizin şirkete ortak olurum." dedim gülerek.

Derin ellerini çırpıp;

"Ayyy düşüncesi bile çok güzel!" dedi ve devam etti;

"Ha bu arada, ben bugün eve gelmeyeceğim babam çağırdı, gel ailecek yemek yiyelim dedi veee sende davetlisin ve benimle geliyorsun."

"Ahh! Derin ben bugünlük gelmesem, eve gidip duş alıp uyumak istiyorum Sadece bu gecelik beni affetsen hmm?" dedim mahcup bir sesle çünkü Derin'in ailesi gerçekten beni Derin'den ayırmıyorlardı. Derin onlar için neyse ben de oydum ama gerçekten yorulmuştum eve gidip uyumak istiyordum.

"Peki, nasıl istersen yağmur. Ama eve giderken dikkat et olur mu?" dedi.

"Tamam, sende dikkat et görüşürüz." dedim ona gülümseyerek.

Eve gitmek için ara sokaktaki taksi durağına gitmem gerekiyordu, ben de oraya doğru yürümeye başladım. Tam gidip taksi çağıracağım anda bir el benim ağzımı kapattı ve zorla arabaya bindirdi, ne kadar çırpınsam da kimse fark etmedi.

Hayatımın her anında her noktasında bu döngü oluşmuştu. Güzel giden her şeyin sonu benim için berbat bitiyordu ve sanırım bu da o anlardan biriydi. Hayatımda korkmam gereken yerlerde fazla cesurca davranıyordum. Çünkü hayata karşı korktuğunu belli edersen hayat her anında seni korkutur, o yüzden cesur davran sen hayattan değil hayat senden korksun.

Bölüm sonu

11 yorum