(Yağmur)
Gözlerimi açtığım zaman anneannemlerin evindeydim. Üstümde ki kıyafetler değişmişti. Annem değiştirmiş olmayıydı. Yattığım koltuktan kalktım. O sırada mutfaktan konuşma sesleri geliyordu. Mutfağın önüne gelince annemin ve anneannemin konuştuğunu anladım. Annem “Anne ben Yağmur’a nasıl tek başıma bakayım.”diyordu. Annem bana tek başına bakmıyordu ki. Annem bana babamla beraber bakıyordu. Buraya geldiğimize göre babamda burada olmalıydı. Tüm eve bakmama rağmen babamı bulamamıştım. Mutfağa gidip babamın nerde olduğunu sormak için kapıyı açtığımda anneannem birden durdu. Bana doğru “İyi misin Yağmur’um” Anneannem susunca annem hemen bana baktı. Bana doğru gelen anneme sorduğum soruyla durmuştu “Anne babam nerde?” Annemin bu hali bana kötü hissettirmişti. Ben anneme bakarken annem sadece “baban bir daha gelemiyecek” demişti. Nereye gitmişti de bir daha gelmeyecekti.
1 Yıl 2 Ay Sonra
Okul çok sıkıcıydı. Bildiğin okul hapisaneydi. Yarın doğum günümdü. 3 Eylül. Yarın en sevmediğim ders olan fen bilimleri vardı. Hem de 3 ders. Okul işkence gibi geçmişti. Annem bu akşam babamın neden gelemiyecek olduğunu söyleyecekti. Eve varınca hemen annemin yanına gittim. Beni gören annem yanıma geldi.”Anne bu akşam 2 Eylül bana babamın neden gelemeyeceğini söyleyecektin” diye sorunca anlatmaya başladı. “Yağmur’um babam teroristler tarafından katledildi.” Bu cümlenin bu kadar ağır olmaması lazımdı. Bunlardan sonra anneme tek bir cümle kurdum. “Anne büyüyünce asker olucam.” Bu bir söz değil bu bir yemindi.
21 Yıl Sonra
(Yağmur)
Uyandığımda saat daha beş buçuk olmamıştı. Başım zonkluyordu. Ayağa kalkmaya çalışınca karnımda hissettiğim sızıyla yüzümü buruşturdum. Geçen görevde karnımdan bıçaklanmıştım. Aslında tam bıçaklanma denmezdi. Bıçak sıyırmıştı. Ama gene de sızlıyordu. Zorlanarak ta olsa ayağa kalktım. Sargı bezini değiştirmeye banyoya giderken kapı zilini duydum. Sargı benzini sonra değiştirmeyi kafama not ettikten sonra kapıya yöneldim. Gelen kişi Sinem’di. Yaralı olduğum için albay başka göreve göndermemişti. Sinem yaralı değilse bir aksilik yüzünden görev iptal olmuş demekti. Sinem’in yüzüne bakıp konuşmasını beklerken derin nefes alıp verdi. Sinem,”Komutanım yeni Kıdemli Üsteğmen geldi.”diyince beni çağırmaya geldiğini anladım. “Tamam, Sinem üstümü değiştirip geliyorum. Bekle istersen beraber gideriz.”Üstümü değiştirmeye odama giderken ne giyeceğimi düşündüm. En sonunda altıma beli bol bir eşofman giyip üstüme bol bir kısa kollu giydikten sonra aklıma sargı bezini değiştirmediğim geldi. Bu bilginin bana neden geç geldiğini sorgularken sargı bezini değiştirip Sinem’in yanına gittim. Sinem’le askeriyeye gidene kadar hiç konuşmadık. Askeriyeye vardığımızda timlerin ayrıldığını ve komutanlarının başlarında beklediğini görünce adımlarımı hızlandırdım. Ben hızlanınca Sinem de hızlanmıştı. Beni gören askerler hazır olan geçmişken yerime geçerken bağırdım. “Rahat” Benim sözümü duyan askerler eski haline geri döndü. Timimin önünde beklerken albayla konuşarak gelen erkeği görünce onun yeni kıdemli üsteğmen olduğunu anladım. Albayla timlerin önüne gelince durdular. Erkeğin bakışları direk beni buldu. Yüzünden şaşkın olduğu anlaşılıyordu. Albay herkesi tanıtmış olacak ki bakışları bana dönüp konuştu.”Yağmur Gök kendisi geçen hafta binbaşı oldu.” Dediğinde bende askeri süzüyordum. Yüzüne baktığımda bir yerden tanıdık geliyordu ama kim olduğunu çıkaramıyordum. Bakışlarım albaya döndü. Adamın ismini vermemişti. Benim bakışlarımı fark eden albay tebessüm ederek konuşmaya başladı. “Hakan Toprak kıdemli üsteğmen” değene kadar kim olduğunu çıkaramamıştım. Hakan benim çocukluk arkadaşımdı. Babam öldüğü gün görmüştüm en son çok değişmişti. Birbirimize şaşkın bakışlar atarken kendimi zor da olsa toparlamıştım. Beni tanıyan tüm askerler şaşırmıştı. Çünkü biliyorlardı. Ben kolay bir şekilde duygularımı kimseye göstermezdim. Boğazımı temizledikten sonra konuştum “Ben artık gideyim yarın tekrar gelirim yaram iyileşti zaten” dediğim an albay kesin ve net konuştu. “Hayır Yağmur iki günde yara iyileşmez dört gün sonra geliceksin” dediği zaman direk itiraz ettim. “Albayım yaram iyileşti. Geleyim. Göreve gitmem.” Dediğimde albay karnıma baktı. Söylediği sözlerle yüzümü buruşturdum. “Geliceksen ilk önce on tur askeriyenin etrafını koşacaksın. Eğer yaran açılmazsa askeriye gelebilirsin.” Yaram kesin açılırdı. Bunu bildiğim için yüzüm düştü. Timim benim halimi görünce gülmeye başlamıştı. Bu halleri sinirimi bozmuştu. Arkamı dönmeden gülenlerin ismini saydım “Anıl, Sevda, Sinem, Göktuğ, Arda” ismimi saydıklarım daha çok gülmeye başlamıştı. Gülmeyenler bile gülmüştü. Bu hallerine daha fazla dayanamayıp bende gülmeye başladım.