İçeriğe geç

yabanci yakiSikli

Bölüm 5 · 3 dk okuma

yabanci yakiSikli

Bölüm 5

rıza

Evet, beni öpmüştü. Tanrım, o sıcacık dudaklarını dudaklarımda hissetmek... Ama hayır! Ben basit, namussuz bir kız değilim.

Onu ittim ve ona bir tokat attım.

"N'aptığını sanıyorsun sen ya?"

"Affedersin ben-"

"Ne sandın sen beni? Ben senin o bildiğin basit kızlara benzemem! NAMUSUMU KİRLETEMEZSİN, IRZ DÜŞMANI!"

Dediklerime cevap vermesine imkân bile vermeden çarptım kapıyı çıktım. Ve koşmaya başladım.

"Hey lütfen bekle! Beni yanlış anladın!"

Peşimden durmadan bağırıyordu. Arkama bile bakmadan koşmaya devam ettim. Ağlıyordum. Hem de hıçkıra hıçkıra...

Ara sokaklara girdim. Onu atlattığımı düşündüğümde koşmayı bıraktım. Hâlâ ağlıyordum. Barlar sokağına girmiştim. Rastgele bir mekâna girdim ve masalardan birine oturdum. Kafamı masaya gömdüm. Durmadan ağlıyordum. Son birkaç gündür neden böyle boktan günler yaşıyordum ki ben? Neden?

Telefonuma baktım. Deniz ve Ela defalarca aramıştı. Bir de annemler...

Hiçbirine geri dönmedim. Konuşacak durumum yoktu. Başımda bir anda biri dikilmeye başladı.

"Siparişinizi alabilir miyim?"

Garson olduğunu anladığımda rahatladım.

"Şırdan ve kırmızı şarap lütfen."

"Tabi efendim."

Garson gittiğinde telefonum çalmaya başladı. Arayan kişinin ismi çıkmamıştı. Tedirgin olmuştum fakat merakım ağır basıyordu. Telefonu açtım ve konuşmaya başladım.

"Alo?"

"Ada..."

"Evet?"

"Sonunda adını öğrendim."

"Kimsin sen?"

"Ada neredesin?"

"Kimsin, dedim."

"Bana sadece nerede olduğunu söyle ve kendimi açıklamama izin ver lanet olası."

"Ta-tamam, bağırma lütfen. Barlar sokağının başına gel, sahil tarafına."

"Tamam. Bekle beni."

Tanrım, bu lanet olası da kimdi şimdi? Mekândan tam çıkarken arkamdan garson:

"Efendim şırdanınız..?" dedi.

Geri döndüm. Tabaktaki şırdanı alıp garsonun ağzına soktum ve havalı bir şekilde mekândan çıktım. Hızlı hızlı yürümeye başladım. Sokağın başındaki tanıdık silüeti gördüğümde içime huzur dolmuştu. Bu oydu çünkü... Yabancı yakışıklı...

Hızla ona doğru gittim. Beni fark etmişti ve o da bana doğru geldi.

"Ada, yemin ederim kötü bir niyetim yoktu. Unutalım gitsin olanları, ha? Lütfen... En baştan başlayalım."

Neyin en başından başlayacaktık acaba aptal herif!

"Seni tanımıyorum, kim olduğunu bile bilmiyorum. Böyle hızlı gelişmesinden korktum. O yüzden öyle bir tepki verdim. Tokat için ö-ö-ö-özür di-di-dilerim."

"Hayır, asıl ben ö-ö-ö-özür di-di-dilerim. Bir daha böyle bir şey olmayacak."

"Tamam."

Bana elini uzattı. Ben de onun elini tuttum ve tekrar sahile doğru yürümeye başladık. Başımı onun omzuna yasladım. Saçlarımdan öptü.

"Kimsin sen? Adını bile bilmiyorum. Telefon numaramı nereden buldun? Adımı nereden öğrendin?"

"Tamam tamam sakin ol." dedi ve güldü. "Her şeyin cevabı var. Şuraya oturalım mı önce?"

Denize karşı bakan banka oturduk. Gün batımı muazzamdı. Kolumu omzuna attı ve konuşmaya başladı.

"Telefon numaranı arkadaşlarından aldım. Bu sırada da haliyle ismini de öğrendim. Onları bulmam çok zor olmadı çünkü bir yere kadar bizi takip etmişler. Onlar da seni defalarca arardı ama sen cevap vermedin."

"Evet, gördüm. Bilerek geri de aramadım. Biraz tedirgin olmuştum ve yalnız kalmak istiyordum."

"Asla bir daha böyle hissetmeyeceksin. Buna izin vermeyeceğim."

Bana bakıyordu. Elleri saçlarıma gitti ve bana gülümsedi. Ben de ona gülümsedim. Gözleri gün batımında yemyeşil gözüküyordu.

Etrafta gelip geçenler sürekli bize bakıyordu. Neden böyle olduğunu bir türlü anlayamıyordum. Belki de main character olduğum içindir...

Peki kimdi bu karşımdaki adam?

"Peki kimsin sen? Adın ne?"

"Adım Rıza."

"Ya şu konser?"

"Orada güvenlik görevlisiydim ben."

"Peki ya gittiğimiz karavan gibi şey. O grubun değil mi orası?"

"Evet öyle. Ama dedim ya güvenlik görevlisiyim o yüzden bende de vardı oranın anahtarı."

Her şey yavaş yavaş anlaşılıyordu. Sonunda adını da öğrenmiştim. Rıza...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.