İçeriğe geç

XXXX

Bölüm 3 · 3 dk okuma

XXXX

Bölüm 3

3. Bölüm – İlk Adımlar

Tren, rayların üzerinde ilerlerken garip bir sessizlik vardı. Herkes, sanki içinde bulundukları durumun ciddiyetini anlamaya çalışıyordu. Farklı şehirlerden, farklı geçmişlerden gelen beş yabancı, aynı vagonda, aynı yöne doğru gidiyorduk. Garip bir şekilde, bu rastlantının tesadüf olmadığını hissediyordum.

Dmitri, cam kenarına oturmuş, dışarıdaki manzaraya bakarken bir yandan da yanında oturan Iris’e sorular soruyordu.

“Sen, insan zihniyle bu kadar ilgili olduğuna göre, beynimizin sınırlarını aşabileceğimize inanıyor musun?” dedi.

Iris, kısa bir süre düşündükten sonra cevap verdi. “Zihin, kendi sınırlarını aşmaya programlanmış. Ama asıl sorun, insanların bunu istememesi. Bilinçli bir şekilde durdukları yerden memnunlar.”

Bu sırada Kai, dizüstü bilgisayarında bir şeyler yazıyordu. “İnsanlar zaten zihinsel sınırlarının farkında değil ki. Bilmediklerini bile bilmezler. Ama onlara yeni bir şey sunarsan, direnç gösterirler. Komik değil mi?”

Eren, arkasına yaslanıp başını salladı. “Bunu savaşta gördüm. İnsanlar, değişimden korkuyor. Daha iyisini bilseler bile eskiye sarılıyorlar. Değişimi kabul ettiklerinde ise çok geç oluyor.”

Sözleri, vagonda bir ağırlık yarattı. Bu adamın neler yaşadığını bilmiyordum, ama sesinde derin bir acı vardı. Onu biraz olsun hafifletmek istedim.

“Bu yüzden buradayız,” dedim. “Bir şeyleri değiştirmek için. İnsanlara korkmadan ilerleyebileceklerini göstermek için.”

Dmitri, kahkahasını bastıramadı. “Evet, ama önce birbirimize katlanmayı öğrenmeliyiz! Farkında mısınız? Kai sürekli her şeyle dalga geçiyor, Iris konuşmaktan pek hoşlanmıyor, Eren fazla ciddi, Marla ise hep bir şeyler planlıyor ki bu kulağa ürkünç geliyor. Bense muhtemelen hepinizi deli ediyorum.”

Bu sözler, gerginliği bir nebze hafifletti. Kai gülümsedi, Iris gözlerini devirdi, Eren hafifçe başını salladı. Ben de istemsizce gülümsemiştim. Dmitri’nin mizah anlayışı, bu ekibi dengeleyen mihenk taşlarından biriydi.

Tren, küçük bir kasabada durduğunda, hepimiz vagondan inip birkaç dakikalığına açık havaya çıktık. Bu, ekibin birbirini biraz daha tanıması için bir fırsattı. Dmitri, bir simit tezgahına koşup hepimize simit aldı.

“Bu bizim ilk ortak yemeğimiz,” dedi. “Efsane bir ekip olacağız, bu kesin.” bazen insanlar sadece inanmak istediklerini dile getirilerdi. Hayattan bir şeyler istemenin en kolay yoluydu bu.

Eren, simidini ısırırken Dmitri’ye baktı. “Her şey bu kadar basit olsa keşke. Önümüzde büyük bir mücadele var.”

Kai araya girdi. “Evet, ama en azından eğlenceli olacak.”

Eğlence onun hayat felsefesi olmuştu anlaşılan.

Iris, sessizce oturmuş, bizi izliyordu. Gözleri bir an benimkilere değdi. Bir şey söylemek istiyor gibiydi, ama sonra vazgeçti. Bunun yerine, elindeki simidi bir köşede oturan aç bir çocuğa verdi. O an, Iris’in insanlığı sessizce nasıl sahiplendiğini fark ettim. Belki de bu bir mesajdı ileride kullanmak adına belleğimin ücra bir köşesine unutmamak üzere kaydetmiştim bu görüntüyü.

Trene döndüğümüzde, bir hedef belirlememiz gerektiğini söyledim.

“Bizi bir araya getiren bu rastlantıyı bir başlangıç noktası yapalım. Ama bir planımız olmalı. Neye ulaşmaya çalışıyoruz?”

Kai, bilgisayarının ekranını çevirerek bir harita gösterdi. “Bu dünyada çözülmesi gereken sayısız sorun var. Ama bence önce bir odak noktası bulalım. Teknolojik bir eşitsizlik? Sağlık sistemindeki eksikler? Belki de eğitim?”

Eren hemen atıldı. “Sağlık sistemini düzeltebilirsek, insanların hayatta kalma şansını artırabiliriz.”

Dmitri omuz silkti. “Ama sağlık, eğitimsiz olmaz. Önce eğitime yatırım yapmalıyız.”

Iris, sessizce bir şeyler yazıyordu. Sonunda başını kaldırıp konuştu. “Sorun sistemin kendisi. Sağlık, eğitim, teknoloji… Bunların hepsi birer parça. Biz, bütünü değiştirmeliyiz.”

Söyledikleri doğruydu, ama bu, işimizi daha da karmaşık hale getiriyordu. Derin bir nefes aldım. “O zaman şöyle yapalım. Bir yol haritası çıkaralım. Önce bir sorundan başlayalım, ardından diğerlerine geçeriz. Dmitri haklı; önce bir ekip olarak nasıl çalışacağımızı öğrenmeliyiz.”

Gece yarısına doğru, tren büyük bir şehre vardığında, hepimiz yorgunduk. Ama aynı zamanda, garip bir şekilde motive hissediyordum. Bu beş kişi, dünyanın en uyumsuz insanları gibi görünse de, birbirimize tutunabileceğimizi anlamıştım.

İlk hedefimiz neydi? Henüz bilmiyorduk. Ama bu yolculuk, her birimiz için bir dönüşümün başlangıcıydı. İnsanlığın evrimi için attığımız ilk adımdı. Ve bu başlangıç, bizi her şeyden çok bağlayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.