İçeriğe geç

X [Taegi Fanfiction]

Bölüm 14 · 5 dk okuma

X [Taegi Fanfiction]

Bölüm 14

Bölüm 13: Hastane

"Benimle geldiğin için teşekkürler, hyung." Hala ayakta zar zor duran Jung Hoseok, ağırlığının büyük bir mitarını Min Yoongi'ye verirken zar zor yürüyor ve aynı zamanda da konuşmaya çalışıyordu.

"Sana dikkat etmeni söylemiştim." Diye hamurdandı Yoongi. "Yılın bu zamanı hep hasta oluyorsun işte. Biraz daha kalın giyinsen ölmezdin. Asla akıllanmıyorsun."

"Sana teşekkür ettim, hastayım diye yakınmadım ki, hyung! Neden böylesine sertsin?" Kendisini kotluklardan birisine attı ve elleriyle yüzünü kapatmış, yanında iki büklüm oturan genç oğlana dikkat kesilmişti. "Ayrıca yalnız değilim, baksana şu insanlara." Nefes nefeseydi ama yalnızca birkaç adımı kendisi atmıştı sadece.

"Hastanedeyiz çünkü, Hoba." Göz devirmiş, kollarını göğsünde kavuşturarak diğer hastalara şöyle bir bakmıştı. "Başka ne bekliyordun ki? Kalkıp dans etmelerini mi?"

Birkaç saat önce Jung Hoseok; Min Yoongi'yi yarı ağlamaklı bir sesle aramış, derdini birkaç kelimeyle özetledikten sonra bir kat daha yorgan örtünmüştü. Min Yoongi, yıllardır aşina olduğu bu grip maratonunda yine bir baba figürü olarak öne çıkmış -zira kendisi grubun en az hasta olan ve dışarıdan etkilemeyen tek üyesiydi- ve Jung Hoseok'la başlayan hastane maratonuna hızlı bir giriş yapmak durumunda kalmıştı. Birkaç hafta sonra Jin de hasta olurdu ama onu 'en yakın arkadaşı' Choi Kyung Mi götürür diye düşünerek tüm stresini dışarı yansıtan bir öf çekmişti.

"Aaa sen Kim Taehyung değil misin?" Neşesi yerine gelmiş, az önce somurta somurta bir deli misali ileri geri sallanarak oturan Jung Hoseok, resmen cana gelmişti.

Yanında oturan ve sabahtan beri yüzünü görme fırsatı edinemedikleri Kim Taehyung'ın gözleri kan çanağına dönmüştü. Bir Hoseok'a bir Yoongi'ye bakarak boğazını temizledi ve en mantıklı kelimeleri seçmek için beyninin sınırlarını zorladı. "Evet. Profesör Jung, siz de hasta mısınız?"

"Evet evet! Bu şehrin havası beni mahvediyor. Memleketim Ilgok-Dong'da neredeyse hiç hasta olmayışımla bilinirdim fakat buraya geldiğim o ilk saniyeden beri başımı hastane koridorlarından kaldıramadım." Yaşlı bir amca misali dert yanıyor, başını eğip yapabildiği en büyük bir duygu sömürüsünü yapıyordu. Yoongi eline bir baston verirse sokaktaki dedelerden farkının kalmayacağını düşündü.

"Ah, anlıyorum. Sanırım bünyeniz buraya alışık değil." Diye mırıldandı Taehyung. Çekiniyordu ve bu konuda kimse onu yargılayamazdı.

"Sen neden geldin? Neyin var? Bir yakının için mi buradasın yoksa?" Merakla sorularını sıralamış ve iri gözlerle alacağı cevabı beklemeye başlamıştı.

Min Yoongi kulağını kabarttı, birkaç hafta önceki gibi yine grip olup olmadığını merak etti. Ellerini cebine sokmuş, ilgisiz davranmaya çalışıyordu zira aralarında geçecek bir tane samimi diyalog bile tamamen ona tapmasına neden olabilirdi.

"Ben de bilmiyorum." Diye bir yalan atıverdi Taehyung. "Öğrenmek için geldim."

"Ah, anladım! Kendine dikkat et! Bence hepimizi matematik mahvediyor. Bu bölümü de dersi de kapatsınlar." Ciğerleri sökülüyormuşcasına öksürdü, başını duvara yaslayarak acıyla inledi. "Nefret ediyorum bu hayattan!"

"Gerçekten çok iyi örnek oluyorsun öğrencilerine, Hoba. Hiçbir şey değilse küçüğün o senin. Biraz daha pozitif olmayı dene." Göz devirmiş, boynunu kütürdetmek için bir sağa bir sola yatırmıştı başını.

"Diyene bak! Sen sanki süper örnek oluyorsun..." bir anda bakışlarına hüzün hakim olmuş, başını bu sefer de Yoongi'nin karnına yaslamıştı. "Yoongi-ah! Ben ölürsem mezarıma bolca çiçek dik, olur mu!?"

Taehyung hafifçe gülümsedi. "Yapmayın böyle, profesör! Siz olmazsanı Profesör Min hayatına devam edemez."

Hoseok şaşkınlıkla bakarken Taehyung ayaklandı ve doktorun yanına gideceğini Yoongi'ye belirterek uzaklaştı. Yoongi içinde hak etmediğin yerdesin, yine, diye geçirdi. "Gerçekten yaşayamaz mısın, hyung?"

"Beni büyük bir depresyonun içine acımadan itmiş olursun." Saçlarını karıştırmış, tavan yapmış ateşine karşı derin bir iç geçirmişti. Ne zaman iyileşirdi acaba? Onun için endişe ediyor ve üzülüyordu ama bu belli etmekten de ölesiye kaçıyordu.

Taehyung çıktıktan sonra Yoongi ve Hoseok ikilisi doktorun yanına geçmiş, Hoseok muayene olurken Yoongi manevi desteğini eksik etmemişti. Ceketini ve eşyalarını tutuyor, merakla inceliyordu arkadaşını ve arkadaşını muayene eden yorgun doktoru.

Doktor tekrar masasına geçip ilaç yazarken asistanına göz ucuyla baktı. "Ne o? Sıkıldın mı? Hep önceki hastalar gibi hastalar gelecek değil. Biraz daha hevesli durmalısın." Güldü ve aklına gelen espriye başkaları da güler umuduyla dile getirerek devam etti. "Seni gören bir hasta olsam hastalığım birse iki olur."

Yorgun görünen asistanı derin bir iç çekmiş ve gözlerini kapatıp tamamen koltuğuna yayılmıştı. "Hevesli olmadığımdan değil. Sadece ona çok üzüldüm. Ondan sadece birkaç yıl büyüğüm ve olanlara bakın. Bu dünya hiç adil değil."

Hala üstünü düzeltmekle meşgul olan Hoseok başını kaldırıp bir asistana bir doktora bakıp "Kim Taehyung'dan mı söz ediyorsunuz?" Diye mırıldandı.

Doktor kaşlarını çatıp başını ekrandan kaldırdı. "Onu tanıyor musunuz?" İç geçirmiş, parmaklarını alnına bastırmıştı. Sanki ölüm haberini vermeye hazırlanıyor gibi görünüyordu.

"Elbette. Kendisi öğrencim olur." Dedi Hoseok. Ayağa kalkmış ve tekrar Yoongi'ye yaslanmıştı. "Çok mu kötü durumu? Neden öyle dediniz? Oldukça iyi de görünüyordu."

"Hasta gizliliği meselesi yüzünden bilgi veremiyoruz, akrabası olsaydınız direkt söylerdim." Dudaklarını birbirine bastırarak acırcasına bir ifade takındı. "Genç adamın ailesi çok uzakta yaşıyormuş ve onlara haber vermeye çok çekiniyor. Bu görevi üstlenmek isterdim doğrusu."

"Ben verebilirim, benim asistanım neticede."

Doktorun asistanı daha da çökmüş halde göründü. "Aynı kaderi de paylaşıyormuşuz, Görüyorsunuz ya, efendim! Bir daha asla rahat bir uyku çekemeyeceğim."

Doktor iç geçirdi, yazıcıdan çıkan reçeteyi beklerken etrafı süzdü. "Aslına bakarsanız hastalığını biz de bilmiyoruz. Hastalığın düzenli bir tutumu da yok."

"Nasıl olur?" Dedi Hoseok. Asistan olarak seçildiği o günde bile onun bu kadar şaşırmadığını düşündü, Yoongi. "Bilim çok ileride, her geçen gün iyi yetişmiş doktorlarımız artıyor. Nasıl olur da genç çocuğın hastalığımı bilemezsiniz?"

"Hemen hemen her hafta bir organının iflas ettiğini görüyoruz." Dedi doktor, daha kısık bir sesle. "Onun için vardiya saatlerimizi arttırdık. Olur da birisi yanlış müdahale eder diye içimiz gidiyor."

Asistanı doğruldu, derin bie iç çekti ve doktora sandalyesini sürükleyerek yaklaştı. "Böyle bir hastalık tıp dilinde yok. Resmen bize oyun oynuyor. Ben bu hastalığa hastalık hastalığı demek istemiştim ama bunun psikolojik bir rahatsızlk olanı da var bildiğiniz gibi. O yüzden buna sebep olan şeyi henüz bulamadığımızdan X diyoruz."

Yoongi'nin gözleri ardına kadar açılmıştı. "X mi? Bunu ona söylediniz mi?"

"İsmini mi? Bunu duyacak psikolojide bile değil. En azından umursayacağını sanmıyoruz." Elini havada salladı asistanı.

Doktor reçeteyi uzatır uzatmaz çıkmışlar, ilaç almak için eczaneye giderken etrafta Taehyung var mı diye de bakmaya başlamışlardı.

"İnanabiliyor musun?" Diye fısıldadı Hoseok. "Senin parlak öğrencin meğerse tıp alanında parlakmış."

"Gerçekten dalga geçebiliyor musun? Onun için üzülüyorum. Utanmasam oturup ağlayacağım." Yoongi titreyen sesini ve dolmuş gözlerini saklamak için iki katı çaba gösterdi. Neyseki hasta arkadaşı buna dikkat edemeyecek kadar şok içindeydi.

Hoseok ilaçlarını aldı, hala dalgın dalgın etrada bakınırken iç geçirdi. "Ölecek değil ya, hyung. Belki de epilepsi gibi bir şeydir. Aniden oluyor dedi ne de olsa. Bir nöbettir ve geçiriyordur."

"Bilmiyorum.." arabanın kontağını çevirdi ve yola çıkarken dalgın düşünceleri arasında boğulmamak için elinden geleni yaptı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.