"Jeongguk..." dedi ilk olarak. "...Uyandı."
Taehyung'un kaşları çatıldı. Anlamadı. Uyandı, derken neyi kastettiğini bilmiyordu. Keza bir kaç haftadır burada acı çekerken, neler döndüğüne dair en ufak bir fikri dahi yoktu.
"Ve seni istiyor."
Benden seni istedi.
•
•
•
Win Untouchable
(Dokunulmazı Kazanmak)
•
Bölüm 20
Affronter | | Yüzleşmek
•
•
•
ilâhi bakış açısı.
Taehyung içi kiraz ve çilek karışımı bir feromonun kokusuyla dolmuş olan hasta odasına girdiği sırada, ilk gördüğü manzara yüzü bir cama dönük şekilde uzanan omegası oldu.
Odanın bir duvarı tamamen camdandı, omega doğrudan oraya bakıyor; kalabalıl şehirin yoğun trafiğini izliyordu. Saat çok da geç değildi, hava aydınlıktı, omega güneşli havalara bayılırdı.
Fakat şu an yüzü pek de gülmüyordu.
Kapıyı tıklatıp içeriye giren Taehyung, onu görmesiyle gözyaşlarını tutamamış; her ne kadar koşar adımlarla gidip güzel yüzünü öpücükleriyle donatmak istese de hareket dahi edememişti. Jungkook'un ne yapacağı belli değildi.
Artık deltasının bir ikizi olduğunu, ve aynı kurdu paylaşan deltaların bir ruh eşine sahip olduğunu biliyordu. İşler değişmişti.
Victor'un sandığının aksine, Jungkook'un Taehyung'u istemesinin sebebi yüzleşmekti.
Yüzünü dahi dönmedi adama.
Adam yaklaştı. Gözyaşları kaskatı kesilmiş yüzünden teker teker süzülürken, yavaşça oturdu hasta yatağının bir köşesine.
"Jungkook..." dedi. Sesi o öyle titrekti ki, sanki ağır bir boğaz enfeksiyonu geçiriyordu. "...Jungkook'um."
Elini kar beyazı zarif ellere uzattı ve serumuna dikkat ederek avuçladı. Çok soğuktu, gerçekten üşümüş olmalıydı. Yavaşça kaldırdı dudaklarına doğru. Kokusunu içine çeke çeke öptü.
Kaç haftadır öylesine burnunda tütmüştü ki bu koku, adeta çıldıracak gibi olmuştu. Sevgilisi yanında değildi, özlüyordu. Fakat bilmediği bir şey vardı ki, artık yanındayken dahi özleyecekti.
Yavaşça elini kurtardı uzun saçlı omega. Adamın eylemleri duraksadı. Gözleri, ilk defa bu kadar beyaz ve bu kadar bitkin gözüken sevgilisinin yüzüne yükseldi ve içini bir endişe kapladı. Teninin bir ölüden farkı yoktu sanki, gözlerinin altını mor halkalar sarmalamıştı.
"Güzel gözlüm-"
Omeganın incecik, zarif elini kaldırması o sözlerin kesilmesi için yeterli olmuştu. Yüzündeki duygusuz ve bitkin ifade ile başını kaldırdı ve gözlerini sevgilisine döndürdü.
Adamın o gözlerde gördüğü tek şey, hiçlikti o an. Bir şeyler aradı fakat bulamadı. Bulması zor olacaktı.
"Vita kim?"
İlk sorusunun bu olmasını beklemiyordu Taehyung. Aslına bakılırsa bir soru soracağını bile düşünmüyordu. Aklından geçen senaryo, birbirlerine olan özlemlerini geçirecekleri saatlerdi. Keza biliyordu, her ikisinin de birbirine ihtiyaçları vardı. Kolay günler geçirmemişlerdi.
"Ne?"
"Bir daha tekrarlamayacağım delta."
Bambi gözleri öylesine keskin bakıyordu ki, Taehyung ilk defa gerginliği iliklerine dek hissetti. "Vi-Vita yok. Nereden çıktı o?" dedi son cümlesinde alaya alır gibi. Lakin rol yapmakta berbattı. Gerginliği hissediliyordu.
Omega yüzünü yana eğdi. "Kandırmaya devam edeceğim diyorsun yani?"
"Kandırmıyorum. Tanrım... Yeni uyandığın için saçmalıyorsun bebeğim." Elini sevgilisinin parlak bukleli saçlarına götürdü ve parmak boğumlarıbı bir tarak gibi kullanarak geriye doğru taradı. Jungkook'un yeni bir şey dememesi onu biraz rahatlatmış olmalı ki, daha az gergin bir gülümseme sundu ona doğru eğilirken.
"Vita, nerede Taehyung?" Kelimeleri arasına mesafe koymuş, en net şekilde kesin bir cevap istediğini belli etmişti.
Taehyung tekrardan gerildi.
Nereden biliyor? Victor mu söyledi?
Neden söylesin ki?
Evet, en çok da bu soruyu merak etti. Neden söylesin ki? Sonuçta bu işte Victor'un başı yanardı.
"Ne yapacaksın sen vitayı? Yok Vita falan-"
"Gördüm."
Adamın gayriihtiyarı duyulmuştu fısıltısı. Dudakları arasından kısık bir 'Ne?' çıkmıştı. Anlayamamıştı. Anlamlandıramamıştı.
"N-Ne demek gördüm?" Kelimeleri bile zar zor dökülmüştü dilinden. Kaşları çatılmıştı.
Jungkook diliyle kupkuru olmuş dudakları üzerinden geçerken bir boşluk hissetti. Piercingi yoktu. Kırmızı deltası çıkartmış olmalı diye düşündü. İstemsizce, aklına gelen adamın nerede olduğunu sorguladı. İlk ayıldığında Taehyung'u getirmeye gitmiş ve bir daha gözükmemişti.
"Jungkook."
Omega sadece kaş mimikleriyle yanıt vermiş, ağzını dahi yormamıştı. "Cevap vermeyecek misin? Ne demek gördüm diyorum."
"Sen bana açık olmadığın sürece sana açık olmayacağım Taehyung. Sana Vita nerede diyorum."
İş çıkmaza girmiş gibiydi. Taehyung aklı karışmış gözüküyordu. Aynı zamanda içinde rahatsız edici bir vicdan azabı vardı.
Göz bebekleri titredi, bakışları ayaklarına düştü. El parmakları birbiriyle, soruları aklıyla savaştı.
"Jungkook bana yalan söyleme."
"Bunu sen mi söylüyorsun?"
Zaten sinirleri bozulmuşken başını kaldırıp omegasına döndü. "Evet ben söylüyorum."
Omega onun aksine çok daha rahat gözüküyordu. Yalnızca yüzü oldukça solgun, ifadesi bıkkın gibiydi. Lakin bu takâtsizliğe rağmen sesi bir kanarya gibi yumuşaktı. Diksiyonu kulağa bir melodi gibi geliyordu.
"Senin aksine yalan söylemek için hiç bir nedenim yok. Gördüm diyorum."
"Sikeyim, komadayken nasıl görebilirsin?! Yalan söyleme diyorum!"
"Yalan söylemiyorum." Bağıramıyordu bile. Nefes almak bile yorucuydu. Keza öyle çok kan kaybetmişti ki, yaşaması bile bir mucizeydi. Hâlâ sargılı olan elini baskı yapan kalbine götürdü ve gözlerini yumdu. Taehyung endişeyle elini sevgilisinin boştaki eline götürüp okşarkek gözleri EKG cihazındaki bir anlığına bozulan kalp ritmine döndü fakat nabızlar düzeldikçe endişesi dindi.
"Özür dilerim bağırdığım için. İyi misin güzelim?"
Omega yalnızca kafasını salladı. Aklı başka bir yerdeydi. İnlememek için zor dururken sordu. "Taehyung... Neden saklıyorsun?"
Bu sefer de Taehyung gözlerini yumdu. Bu onun bir sakin kalma metoduydu. Yoksa çıldıracaktı. "Saklamıyorum Jungkook."
"O zaman söyle Vitanın nerede olduğunu."
"Bilmiyorum."
"Yalan söyleme Taehyung." Bağıramamıştı ama mimikleri adeta sinirden çıldırıyordu Jungkook'un. Elini uzun saçlarına götürüp geriye attı.
"Asıl sen yalan söylüyorsun. Vitayı göremezsin Jungkook."
"Neden göremeyeyim!" O kadar sinirlenmişti ki, takâtsizliğine rağmen sesini yükseltebilmişti. Bu durumda kendisinin böyle yükselmesi gerekirken Taehyung'un yükselmesi oldukça beklenmedikti kendisi için. Fakat karşılığında aldığı cevap çok daha beklenmedikti.
"Çünkü Vita öldü!"
Vita ölmüştü.
Ama nasıl?
Vita nasıl ölebilir omega? diye seslendi omegasına.
Omegadan ses yoktu. Jungkook gayet de iyi biliyordu kurdunun duyduğunu ama sessizliğini koruyordu.
Vita öldüyse, ben kimi gördüm?
Çok geçmeden geldi cevabı kurtundan.
"Vitaydı." dedi kısaca.
Ama nasıl...?
"Vitanın kurduydu."
Vitanın kurdu muydu?
Jungkook omegasıyla olan konuşasına iç sesini ekledi aniden. Kendi kendine düşündü. Fakat bir cevap bulamadı. Tekrardan döndü kurduna.
Vita öldüyse, ben kiminle savaştım?
"Kurduyla savaştın ve yendin."
Yendim...
"Onu öldürdün Jungkook."
Onu öldürdüm...
İçindeki kargaşayı sonlandıran Taehyung'un büyük itirafının ardından başlattığı uzun sessizliğini bozmasıydı. "Bir şey demeyecek misin?" Bakışları etrafta geziniyordu deltanın.
"Neden öldü?"
Cevap gecikmedi. "İstemedik onu."
İstemediler?
"Neden istemediniz?"
"Ruh eşimiz değildi."
Omega istemsizce kıkırdadı. "Bir Vita nasıl deltanın ruh eşi olamaz?"
Taehyung sevgilisinin parlak gözlerine baktı ve sinirden de olsa kıkırdarken gözüken tavşan dişlerine bakıp iç çekti.
Ne de güzeldi ama...
Haklıymış, dedi içinden. Victor o tavşan dişlerini peri masalı gibi anlatmakta haklıymış.
"Vita, gerçek bir Vita değildi çünkü. Kurdunu büyülemiş bir omegaydı. Seni tanıyana dek ruh eşimizin o olduğundan emindim. Gerçekleri çok sonradan öğrendim."
O an aklından istemsizce tekrar Victor geçti, omeganın. Bu yüzyılda iki delta olduğu gerçeğini öğrenince her şey kafasında yavaş yavaş yerli yerine oturdu. Pastahanede gördüğü deltanın Victor, bir kaç hafta sonra iş görüşmesine gittiğinde tanıştığı deltanın ise Taehyung olduğunu anlayabilmiş oldu. Hâlâ kafasında oturtamadığı noktalar vardı fakat sırasıyla öğrenecekti.
Şu anlık her şey, komaya girdiği o kısa sürelik zamanda gördüğü, yıllardır anlaşamadığı kurduyla 'sorunlarını çözdüğü' rüyalarda saklıydı. Bildikleri bunlarla sınırlı denilebilirdi.
"Vitanın kurdu öldü." İçinde bir şey saklamak istemiyordu. Artık her şeyin tüm çıplaklığıyla önüne serilmesi, deltasının da en az kendisi kadar dürüst olması tek isteğiydi. Zira yorulmuştu, her şey üst üste gelmişti sanki.
Taehyung bir şey diyemeden devam etmişti omega. "Ben öldürdüm."
Tuhaf bir şekilde şaşırmamış gözüküyordu delta. Vitanın ölümünün ardından büyü çıkana dek kurdunun saklanacağını tahmin ediyordu. Ama neden kurdun özellikle, güzel omegasının karşısına çıktığını anlamamıştı.
Bir kıskançlık miydi bu işin altında yatan duygu? Yoksa kin miydi?
"Ne zaman öldürdün?"
"Bilmiyorum."
"Komadayken mi?" Anlaması zor değildi onun için. Gün kavramını unutmuş olmalıydı omega. Bu oldukça normaldi. Ki onaylar şekilde kafa sallamıştı. "Evet."
Bu sefer de soru sırası Jungkook'a gelmiş olmalıydı. "Peki Vita...? İnsanı nasıl öldü?"
Taehyung istemsizce kaşlarını havalandırdı. Söyleyip söylememek arasındaydı. Anladığı kadarıyla zaten Jungkook bu konuda bilgi için kendisine muhtaçtı fakat onun boyunu aşan cevapları söylemek kendisine düşmeyebilirdi.
"Vita ölmedi, öldürüldü."
Vitadan nefret eden bir diğer kişi, kardeşim Victor tarafından.
•
•
•
bölüm sonu.
hiç içime sinmeyen bir bölümdü. farkındayım pek de olaylar olaylar bir bölüm değildi ama elimden gelen buydu. bir şeylerin artık yerli yerine oturması için böyle bir bölüm gelmesi gerekliydi.
umarım bölümü beğenmişsinizdir. yorum ve oylardaki azalma gerçekten moralimi inanılmaz bozuyor, onları halledelim lütfen
bir sonraki bölümde görüşmek üzere
sağlıcakla kalın 💖

