Müdürün konuşmasından sonraki gün spor salonunda arkadaşlık oyunları için çalışmalar başlamıştı.
Bir sürü seçenek vardı.
Aşçılık,Matematik,Kimya,Okçuluk ve daha niceleri. Sanki oyun değil yetenek yarışmasıydı.
Ama üçüde daha arkadaşlık oyunlarında oynamak için bir dal seçmemişti.
Spor salonunda işleri bittikten sonra sınıfa çıkmışlardı.
Üst katın anahtarı hala Jimindeydi. Bir daha oraya çıkmak istemiyordu.
Anahtarı bırakmak için zaman kolluyordu ama laboratuvar ne zaman açık oluyor bilmiyordu. Biri eğer onu o anahtarla görse başı belaya girebilirdi. Özelliklede Hoseok un o gün müdüre dediği kapı açıktı sözünden sonra.
Hoca sınıfa gelmişti. Hiç ders dinlemek istemiyordu. Zaten dinlemiyorduda yine. Bu sefer öylesine dalıp gitmişti.
Ders bitince aşağı indi üçü. Arkadaşlık oyunları için dal seçmelilerdi. Ama üçününde kafasında hiçbir şey yoktu. İyi oldukları bir spor veya ders te .
Hangi dallar boşsa onu seçecekti üçüde.
Jimin,okçuluk
Taehyung,yarış
Hoseok ise sona kalan yemek dalını seçmişti.
Hepsinin en kısa zamanda çalışmalara başlamalıydı.
Arkadaşlık oyunları çalışmaları yüzünden derslere girmiyor oyunlar için çalışıyorlardı.
Çalışmaları öğle arasına kadar devam etmişti.
Hepsi yorulmuş kantinde yemek yiyorlardı.
Bu gün ve diğer günler arkadaşlık oyunları gelene kadar böyle geçecekti.
Yemeklerini yedikten sonra tekrar spor salonuna gittiler. Ama çalışıyorlardı.
Üçüde bıkmıştı aynı şeyleri yapmaktan.
Derslere girmek bile daha iyiydi şuanda.
Bu arkadaşlık oyunlarının bir an önce bitmesini istiyordu Jimin.
Yavaşça kenara oturdu Jimin. Taehyung ve Hoseok çalışmaya devam ediyorlardı.
Jimin oturduğu yerde oyunlar için çalışan arkadaşlarını izliyordu.
Bu arkadaşlık oyunları Jiminin eski arkadaşlarıyla yeniden bir araya gelmesini sağlamıştı.
Belki de onların görmezdi. Ama içindeki his hiç te öyle söylemiyordu. Aynı düzeydeki sınıflar oyun oynuyordu ve aynı düzeydeki tüm sınıflar dı yani onlarla karşılaşmama ihtimali yoktu.
Onları tekrar görmek. O bakışlara maruz kalmak istemiyordu.
Tuvalete gitmeye karar verdi. Zaten boş boş oturuyordu.
Tuvaletin kapısını açıp içeri girdi. İçerisi boştu. Lavabonun önünde kendine baktı. Ellerini yıkayıp dışarı tekrar çıktı. Ok atmaktan elleri acıyordu.
Bide o acının üstüne sanki dağdan gelmiş gibi olan o buz gibi suyla ellerini yıkamıştı.
Merdivenlerden inip salona girdi. Yine yerine oturdu. Arkadaşları hala çalışmaya devam ediyordu.
Aslında onunda biraz daha çalışması gerekiyordu. Ama ok atmaktan hiçbir şey anlamıyordu. Sadece olan ellerine oluyordu. Kimseden yardımda alamazdı çünkü her dalda bir kişi yarışıyordu ve kimsenin okuçulukta ona yardı edeceğini düşünmüyordu.
Kendi kendine ögrenmeliydi.
Bide sanki sabit olana ok atabiliyormuş gibi hareketli hedefe ok atacaktı. Tabi ok atmayı öğrenebilirse.
Elleri yeterince acıyordu ve en azından bir gün dinlemeliydi.
Tekrar ayağa kalktı zaten zil çalmıştı yarın erkenden gelip çalışmaya başlayıp açığı kapatacaktı.
Taehyung ve Hoseok un yanına gitti. Hep birlikte okuldan çıkıp evlere dağıldılar .
Sonraki gün Jimin yine erkenden gelmişti.
Spor salonuna gitmeden üstünü değiştirip içeri girdi içerisi boştu. Okları ve yayı alıp çalışmaya başladı. Ama bir türlü tutturamıyordu.
Her ne kadar odaklansa bile olmuyordu. Okları bırakıp dinlemek için oturmaya gitti. Neden olsa geldiğinden beri çalışıyordu.
Ama arkasında oturmuş onu izleyen Yoongi yi gördü aslında artık korkmuyordu.
Biraz duraklayıp onun yanına gitti.
Yoongi onun gelişini izliyordu. Jimin onun yanına oturdu.
Jimin;
-Neden buradasın?
Yoongi;
-İlk defa korkmadan konuştun.
Ve okçulukta çok kötüsün.
Jimin son dediği şey için üzülmüştü sonuçta onun kötü ok atması okullarının yine kaybetmesine yine sebep olabilirdi.
Aslında ilk dediği şey doğruydu Jiminde bunun farkındaydı. İlk defa korkmadan Bir hayalete soru sormuştu. Böyle deyince kulağa garip geliyordu aslında."Hayalet"
Daha arkadaşlarına söylememişti Yoongiyi nasıl ve neden kendisi getirdiğini. Kendisine bilmiyordu aslında.
Jimin;
- Hala soruma cevap alamadım. Senin işin falan yokmu git onu yap.
Salak Jimin diye geçirdi içinden. Bir hayaletin ne işi olabilir. Hem sen getirdin onu.
Yoongi;
- İstersen sana ok atmayı öğretebilir. Hem belki arkadaşlık oyunlarında size puan kazandırır.
Jimin biraz şaşırmıştı. Neden böyle bir şey yapmak istiyordu. Ve çıkarı neydi.
Yoongi devam etti.
Yoongi;
-İsterseniz kazanmanızı da sağlarım.
Jimin;
-Bu hile. Hem neden bize veya bana yardım etmek istiyorsun?
Yoongi;
-Okçulukta gerçekten kötüsün. Okulumuzda hiç kazanmamış daha önce sadece yardım.
Ama sen bilirsin.
Yoongi ayağa kalkıp arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı.
Jimin düşündü Yoongi haklıydı. Yoonginin yardımının büyük yararı olabilirdi. Hem kendine hemde okuluna.
Jimin;
- Dur. Tamam bana yardım et ama hile kısmına sonra bakarız.
Yoonginin içten içe gülümsediğini biliyordu.
Hiç onu gülerken görmemişti. Merak etmiyoda değildi.
Yoongi yanına geldi ve elini uzattı. Jimin onun elini tutamayacağını düşünüyordu. Sonuçta o bir hayaleti hayaletler bir şeye dokunamazdı.
Jiminde tereddüt etmeden Yoongiye elini uzattı. Ama kendi eline değen soğuk elle o da o el kadar buz kesmişti. Hani hayaletler kimseye dokunamazdı.
Jimin korkuyla Yoongiye bakarken Yoongi Anlaştık dedi.
Jimin hala şaşkındı.
Elini çekti Yoongi. Ve ok ve yayların yanına gitti. Jiminde hala o şaşkınlıkla onun peşinden.
Yoongi eline bir tane ok aldı ve yaya yerleştirdiği gibi attı.
Hedefi vurmuştu. Jimin onu şaşkınlıkla izliyordu. Oka dokunmuştu ve yaya.
Yoongi Jimne dönmüştü. Sıra sende der gibi bakıyordu. Jimin Yoonginin elinden oku ve yayı alıp atmıştı. Ne Yoongi gibi hedefin ortasını vurmuştu ne de başka bir yerini. Yine karavana atmıştı. Jimin oflayarak Yoongiye döndü. Yoongi onu izliyordu. Bu Jimini biraz utandırmıştı.
Yoongi Jiminin yanına gelip oku ve yayı aldı. Ve Hedefe bakarak konuştu.
Yoongi;
- İlk başta hedefin tamamını nişan al. Daha yeni başlıyoruz. Direk hedefi ortadan varamazsın.
Aslında Yoongi haklıydı. Jimin hep tam ortayı hedef alıyordu. Belkide o yüzden atamıyordu belkide.
Oku ve yayı elinden alıp attı tekrardan Jimin. Yine karavana.
Yoongi;
- Denemeye devam et. Daha sabit bir hedefe bile atamıyorsun. Haraketliye hiç atamazsın.
Yoonginin dediğiyle şaşırmıştı. Bunları nerden biliyordu. Hatta arkadaşlık oyunlarında okulun kazanamadığını bile biliyordu. Gerçi o bir hayaleti her yerde olabilirdi. Belkide Jimin onu görmese bile Yoongi onu görüyordu.
Jimin utanmıştı. Sonuçta birin onu gizli gizli izlemesi çok utanç veriyordu.
Yoongi arkasını dönüp ıslık çalarak uzaklaşmaya başladı.
Jimin;
-Nereye. Daha hiçbir şey öğretmenin.
Yoongi;
-Birazdan arkadaşların çalışmaya gelecek. Bir insan ve bir hayaletin ok atmaya çalıştığını görseler galiba okula bir daha adım atmazlar.
Sonra tekrar gelirim.
Jimin;
-Beni nerde bulacaksın?
Yoongi;
-Ben bulurum.
Islık çalarak uzaklaştı ve salondan çıktı.
Jimin tekrar çalışmaya döndü.
Aradan çok geçmeden içeri sınıf arkadaşlarından bazıları geldi.
Jimin devam etti çalışmaya. Yoongiyi aslında seviyordu. Tatlı biriydi Hem ondan bir kötülükte görmemişti.
Her ne kadar insan olmasa bile iyi bir kalbi vardı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Bu bölümü yazarken aşırı heyecanlandım. Çünkü Yoonmin sahnesi var. Gerçi diğer bölümlerde de var ama bu bölmuden sonra daha çok yakın olucaklar.Aslında bu bölümü yakın zamanda atmayı düşünmüyordum. Ama okuyuculardan biri çok istedi o yüzden attım. Yeni bölümü ne zaman atarım bilmiyorum daha yazmadım.
Sonraki bölüm için de iyi okumalar
♤♤♤♤♤♤♤♤♤♤♤
Depremde ölenler için başınız sağolsun
Allah yardımcınız olsun.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere♡
