İçeriğe geç

WhatsApp Rafadan

Bölüm 3 · 4 dk okuma

WhatsApp Rafadan

Bölüm 3

Rafadan Tayfayla Muğlaya Doğru

Mert:Noluyor Akın?

Akın:terasa gelin.

Elimde zarfla hemen terasa gittim abim oradaydı merakla bana bakıyordu yanına geçtim. Tam ona olanları anlatıcakken hayri abim ve kamil abim geldiler. İkisi de merakla bana bakıyorlardı. Derin bir iç çektim ve anlatmaya başladım:

Akın:bu mektup benim mektup arkadaşım kutaydan geldi. Mektuba başının dertte olduğunu yazmış sadece.

Hayri:Akın senin niye hep bir arkadaşının başı dertte oluyor? Geçen seferde veysi kaçırılmıştı da onu kurtarıcaz diye kendimizi 12.000 yıl öncesinde bulmuştuk.

Akın:ben nerden bileyim abi?

Hepimiz bön bön hayri abiye bakıyorduk hayri abi sanki"ne dedim ki şimdi" adlı bakışlar atıyordu bize. Abim mektubu incelerken kamil abim ortaya benimde merakla cevabını beklediğim bir soru gönderdi:

Kamil:ee şimdi napıcaz kutayı bulmak için Muğlaya mı gideceğiz?

Mert:tam olarak öyle yapıcaz!

Hayri:mert emin misin ne zaman böyle işlere bulaşsak kendimizi tehlikenin tam göbeğinde buluyoruz?

Kamil:bunu sen mi söylüyorsun hayri?

Hayri:evet geçen seferki geçmişe gidip gelme macerası yetti bana.

Kamil:valla sen ne dersen de hayricim ben varım gidip şu işi çözelim!

Mert:ben dünden varım zaten!

Hayri:eh sırf Akınımın hatırı için geliyorum!

Akın:Aslan abilerim benim!

Gidip abimin boynuna atladım daha sonra bize hayri ve kamil abilerimde katıldılar. Evet!şimdi de rafadan tayfa olarak Muğlaya arkadaşım kutayı bulmaya gidiyorduk.

Sarılma faslımızı bitirdikten sonra eşyalarımızı hazırlamak için dağıldık. Sabah 6'da buradan kalkan ilk Muğla otobüsüne binip Muğlaya gidicektik o yüzden şimdiden hazırlanmamız gerekiyordu. Abimle hemen odamıza girip sırt çantalarımızı hazırladık. Tabiki mektubu almayı da unutmamıştım ne olur ne olmaz belki ipucu niyetine kullanırdık.

Mertin anlatımı

Akın her ne kadar belli etmemeye çalışsa da içen içe arkadaşını merak ediyordu ve bu doğal olarak onun moodunu düşürüyordu. Benim anlamaycağımı sanıyor ama aksine yanılıyor. Çantalarımızı hazırlayıp pijamalarımızı giydik biz çantaları hazırlayana kadar saat çoktan 20.40 olmuştu bile. Akında çantasını kapattı ve yavaştan yatma hazırlıklarımıza başladık çünkü yarın hem erken kalkıcaktık hemde ikimizin de uykusu gelmek üzereydi. Üstümüzü değiştirip yataklarımıza geçtik ama beni bir türlü uyku tutmadı. İçime bir kurt düşmüştü. Acaba hayri haklı olabilir miydi? Şimdilik elimizden Muğlaya gitmek dışında hiçbir şey gelemeyeceği için kafamdaki düşünceleri savıp uykuya hazırladım kendimi.

Hayrinin anlatımıyla

Saat sabah 5-5.30 falandı. Alarmım çalıyordu zorlanarakta olsa kalktım üstümü değiştirdim ve sonrasında buzdolabının önüne geçip ne var ne yok diye bakınmaya başladım. En sonunda üst raflardan birinde 2 parça börek olduğunu gördüm heyecanla tabağı alıp ayaküstü yedim hepsini tabağı da bıraktıktan sonra çantamı aldım (çanta dediğime bakmayın sanki 3 aylık tatile gidiyormuşuz gibi valiz dizdim kendime). Evden çıktıktan sonra bizim gruba bakayım belki uyanmışlardır dedim ama kimseden ses çıkmamış. Arkadaş hem "Miğlaya gitmik için ilk itibise yitişmimiz lizim" diyorlar hemde kalkmıyorlar bu nasıl iş anlamadım ki? Neyse diyip kamillerin evinin önüne geldim. Kamilin odası direkt caddeye bakıyordu penceresine baktım çünkü kamil her sabah uyanınca ilk önce odasını havalandırır bu yüzden perdeleride camıda açık olur ama şuanda ne camı ne de penceresi açıktı. İlk önce arayayım dedim. Bir çaldı iki çaldı sonra üç dört... Açan olmadı tekrar aradım yine açmadı tam 16 kez çaldırdım kamili ama nafile. En sonunda gruptan birde görüntülü aradım (hem belki bu sayede akınla mertte uyanırdı eheheh) ama açan olmadı tam 4 kez de öyle denedim tam 5.yi arıyordum ki bildirim geldi:

Mert:Hayri napıyorsun sen!?

Hayri:ooo günaydın mert bey sabahı şerifleriniz hayrolsun!

Mert:hayri neden bizi tam 4 defa görüntülü aradığını sorabilir miyim?

Hayri:sizi, özellikle kamil efendiyi uyandırmak için. Evlerinin önüdeyim şuan ve kendisini tam 16 kez normalden 4 kez de görüntülü aradım ama yok uyanmıyor arkadaş!

Mert:ah kamil ah senin bu uykunla nasıl başa çıkacağız acaba? Zili çaldın mı?

Hayri:yok nuri amcalar uyanmasın diye çalmadım.

Mert:iyi yapmışsın. Neyse hayri sen kamili biraz daha ara biz geliyoruz akınla.

Hayri:tamam ama acele edin.

Telefondan rehbere girip kamili aramaya devam ettim ama yok arkadaş şurada bomba patlasa kamil uyamicak. En sonunda aklıma cama taş atmak geldi. Yerden şöyle orta boyutta bir taş aldım ve kamilin camına attım ve beklemeye başladım... Yook arkadaş uyanmıyor ne yapsam olmuyor. Bu seferde gruptan sesli aradım ama ona da cevap yok. Ben biraz daha bununla uğraşırken mertle akın geldiler. Mert benim bavulu görünce bana sorgulayan bakışlar atarak:

Mert:hayri bu ne?

Hayri:valiz?

Mert:onu bende görüyorum hayricim! İçinden sarkan bu mayo ne onu soruyorum ve onun üstündeki desen ördek mi?

Hayri:arkadaş o kadar muğlaya gidicez bir ölü denize girmeyelim mi?

Mert:hayri biz oraya tatile gitmiyoruz akının arkadaşını bulmaya gidiyoruz!

Hayri:ee tamam işte onu buluruz sonra ölü denizde bunu kutlarız işte hem o da girer bizimle.

Mert:off hayri ne ölü denizi ne kutlaması! Neyse kamilden ses yok mu hala?

Hayri:yok arkadaş biz bu gidişle muğlaya falan gidemeyiz.

Akın:bakın bakın kamil abi camı açıyor!

Hayri:aha cidden açıyor uyanmış sonunda.

Kamil camı açtı ve uykulu gözlerle bize baktı. İlk birkaç saniye sanki"burda ne işiniz var" diye bakıyordu ama sonradan kafası yerine gelmiş olmalı ki tam 5 dakika sonra yanımızdaydı.

Hayri:ooo kamil efendi günaydın

Kamil:ay beklettiğim için özür dilerim uyuyakalmışım.

Hayri:onu anladık zaten kamil.

Mert:evet kamilde uyandığına göre artık otogara gidebiliriz yoksa geç kalacağız.

Yoldan geçen taksilerden birini durdurdum ve hepimiz arabaya doluştuk. Tam 15 dakika sonra otogardaydık. Otobüsümüz gelmişti hemen valizlerimizi(yani valizimi) koyup otobüse bindik. Akınla mert bizim önümüzde oturuyorlardı bizde kamille arkalarında oturuyorduk. Hepimiz yerleştikten sonra otobüsün kalkmasını bekledik

Bölüm sonu

1 yorum