Mertin Anlatımıyla
Bu sefer içimde büyük bir umut vardı sonunda kurtarıcaktık Akın'ı. Her adımda her kapıya yaklaşmamızda kalbim daha hızlı atıyordu. Akın'ı alıcak ve buradan çıkıcaktık.
Ama sadece 5 dakika sonra bu umudum bir cam parçası gibi tuzla buz oldu çünkü üçümüzün de gördüğü tek şey açık bir kapı ve boş bir odaydı... (Okurlarımın muhtemel iç sesi: Herhalde bizimle taşaaku talatlan fitnat yani KSJFJGKQLKEMFKE)
hayri:Benim gördüğümü sizde görüyor musunuz...?
Kamil: Maalesef evet...
Mert:İyi ama bu imkansız benim burdan sizin sesinizi duyup yanınıza gelmem ile bizim buraya geri gelmemiz arasından 10 dakika bile geçmemiştir...
Hayri:Ben bu Kutayı boğarım.
Kamil:Ne alaka şimdi o?
Hayri:Kamil bunu o yapmayacakta kim yapacak?
Mert:Belki Akın kendisi kaçmıştır?
Dedim omuzumu silkerek.
Hayri:Mantıklı.
Kamil:Ee şimdi napıyoruz?
Mert:Bilmiy-
Tam bu sırada telefonuma bildirim geldi bildirim şuydu: *Akınımm kişisi 5 dakika önce şu konumdaydı*
Tam o anda aydınlandım Akın ve benim telefonlarımızda birbirimizin konumlarını görebildiğimiz bir uygulama vardı. Ben bu uygulamayı nasıl unutmuştum!
Kamil:Noldu Mert kimden mesaj geldi?
Mert:Ben bunu nasıl unuttum!
Kamil:Neyi unuttun?
Mert:Konum uygulamasını bu uygulama sayesinde Akınla benim konumlarımız görünüyor böylece birbirimizin nerede olduğunu görebiliyoruz.
Hayri:Bu gele gele şimdi mi aklına geldi?
Hayri'nin dediğine göz devirdim ve uygulamayı açtım tabi bu sırada Kamil ve Hayri tepemde dikiliyor. Ve evet cidden Akının konumunu görebiliyordum!
Kamil:Aha işte konumu görünüyor sonunda!
Konum yakınlarda bir yeri gösteriyordu.
Hayri:Şimdi napıyoruz?
Mert:Akını alıp burdan çıkıyoruz.
Dedim kararlı bir şekilde.
Ve konumdaki yere doğru koşmaya başladık.
10 dakika sonra
Sonunda Akının konumunun olduğu yere gelebilmiştik burası o geldiğimiz koridorun devamıydı ve çevrede variller dışında başka bir şey yoktu.
Elimdeki konum burayı gösteriyordu ama Akın etrafta yoktu ya saklanıyordu ya da...
Kamil:Mert Akına seslensek mi?
Hayri:Durun bakim. Dedi Hayri ve kısık sesle:
Hayri:Akın!
Ama ses yoktu.
Kamil:Yine mi...?
Hayri:Akın şuan trip atmanın yeri değil neredeysen çık!
Hala ses yoktu bende son çare olarak Akının telefonunu çaldırmaya karar verdim.
Akını aradığımda çalıyor gözüküyordu ve birkaç saniye sonra Akının telefonunun zili çalmaya başladı demek ki telefon yakınlardaydı. Ve evet haklıydım telefon varillerin arkasındaydı.
Ama bir sorunumuz vardı telefon burdaydı ama Akın yoktu:
Mert:Akının telefonu burda ama kendisi yok?
Hayri:YETEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEERRRRRRRRRRRRRR!
Diye bağırdı ve sağolsun bizi sağır etti.
Kamil:Hayri napıyorsun bizi yakalatmak mı istiyorsun?
Hayri:Arkadaş bu kaçıncı ne zaman bu çocuğu bulduk diyoruz bulamı- ANNECİM O NE!
Varillerden biri yere düştü ve ardından bir gölge gördük. Korkuyla birbirimizin üstüne atladık ve sonuç olarak yere yığıldık.
Kamil:O neydi?
Hayri:Kutay olabilir mi?
Mert:O olsaydı çoktan bize artistlik taslardı bence o değil.
Ve Hayrinin deli cesareti yine "ben burdayım" diye bağırarak:
Hayri:KİMSİN SEN!?
Diye bağırdı ama tık yoktu. Hayri bu sefer ayaklandı ve tekrar bağırdı:
Hayri:ÇIK ORTAYA!
Bu sefer o gölgenin sahibi varilin içinden çıkıp Hayri'nin üstüne atladı ve ikisi birden yere düştü.
Hayri:İN ÜSTÜMDEN!
X:Sen benim üstümdesin şuan.
Hayri:Nasıl ya?
X:baya.
Mert:Kimsin sen?
Sessizlik...
Mert:Sana diyorum!?
Akının Anlatımıyla
Şu anda üstümde duran iri yarı çocuk olmasa bu soruya cevap verebilirdim ama bu her kimse Hayri abim kadar ağırdı.
Akın:Asıl... Siz ... Kimsiniz?
Çocuk hala üstümde olduğundan zorlanarak konuşuyordum.
Kamil:Hayri kalk şunun üstünden boğucaksın onu!
HAYRİ Mİ!? BİR DAKİKA YOKSA BUNLAR-
Akın:ABİLERİM!?
Muhtemelen hepsi şoktaydı çünkü baya uzun bir süre sessiz kaldılar bunun sebebi de muhtemelen onlara kızgın ya da tripli olduğumu düşünüyor olmalarıydı ve aslında öyleydi taa ki o gün abimin koridordaki sesini duyana kadar...
Her neyse olan olmuştu önemli olan şuan onlara kavuşmuş olmam daha da önemlisi beni arkada bırakmamış olmaları.
Mert&Hayri&Kamil:AKIN!
Vee evet daha yeni idrak ettiler beni bulduklarını.
En sonunda Hayri abim üstümden kalktı bende ciğerlerime nefes ziyafeti çektirdim. Ve sonrasında ayaklanıp üstümdeki tozu toprağı silkeledim.
Ve tekrar sessizlik... Şuanda benim abimin boynuna atlamam ya da onun bana sarılması lazımdı ya da Hayri abimin boğulma garantili sarılması altında benimde ona sarılmam ve Kamil abimin saçlarımı karıştırması gerekiyordu ama hiçbiri olmuyordu çünkü hepimiz şuanda ne tepki vereceğimizi bilemiyorduk. Onlar muhtemelen benden nasıl özür dileyeceklerini düşünüyorlardı.
Bir anda bana doğru gelen ayak sesleri işittim ve bir gölge önümde belirdi etraf karanlık olduğundan hiç birimiz bir şey göremiyorduk o yüzden gölge kime aitti bilmiyordum.
Daha sonra gölgenin sahibi benim boyuma indi bu sanırım abimdi...
Akın:Abi...?
Mert:Abicim...
Ve abim sıkıca sarıldı bana sanki bir daha hiç bırakmayacakmış gibi...
Bende ona sıkıca sarıldım kafamı göğüsüne yasladım ve kokusunu içime çektim... Çok özlemiştim onu çok...
Daha sonra bu hasret giderme faslımıza Kamil abim ve Hayri abimde katıldı. Şuanda yaşadıklarımın hiçbir önemi yoktu sonuçta abilerime kavuşmuştum. Evet beni arkalarında bırakarak yakalatmışlardı. Ama sonuç olarak şuanda onlarlaydım yani evime dönmüştüm.
Çünkü ev bazen 4 duvarı olan bir bina değildir ev bazen insanlardır.
Ve benim evimde abilerimin olduğu her yerdi.
Biraz daha sarıldıktan sonra çözüldük ve evet sanırım şuan özür faslına geçmiştik. Abim ellerimi sıkıca tutuyordu:
Mert:Abicim biz senden çok öz-
Abime sıkıca sarıldım.
Akın:Önemli değil.
Ne olduğunu o da anlamamıştı çünkü ona kızgın olduğumu düşünüyordu ve haklıydı da. Ama bir önemi kalmamıştı.
Bunun üstüne abim beni sıkıca sardı. Daha sonra kafasını kafamın üstüne koyarak saçlarımı öptü.
Mert:Abicim benim... Söz bir daha seni asla bırakmayacağım
Ve bir daha sarıldık.
Sonrasında artık ayağa kalktık. Kalkar kalkmaz Hayri abim beni kendine çekip sıkıca sarıldı.
Akın:Hayri abi yavaş boğacaksın beni *bir yandan gülerek*
Hayri:Napayım Akıncım özledim seni.
Akın:Bende sizi çok özledim.
Tam bu sırada Kamil abimde eliyle saçlarımı karıştırmaya başladı gidip ona da sarıldım tabiki.
Sarılma ve kavuşma faslımız bitmişti:
Hayri:Evettt gel gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere.
Kamil:Burada mı kopmuş?
Mert:Esprilerin de el yazın kadar kötü Kamilcim.
Hayri:Hahahyt! Birde benim esprilerime bayat diyorsunuz benimki bayatsa Kamilinkiler çürük!
Mert:Başlamayın gene!
Hayri:Sana diyor Kamil.
Mert:Evet Hayri ve Kamil de sustuğuna ve hepimiz tekrardan bir arada olduğumuza göre artık buradan çıkabiliriz.