İyi Okumalar 🦋
_______________
J: "Bence çok tatlılar. Sen gözlerini kısarak onlara bakmayı bırakırsan tatlı olduklarını göreceksin"
Minho, odalarının kapısını Jisung için açtığında küçük olan durmadan konuşuyordu. Delta, Felix ve Hyunjin arasındaki aşka karışmayacağını söylemişti ama hala çok sinirli bakıyordu onlara.
Yemek boyunca gözü onların üzerinde olmuş, en sonda ise "bana kendinizi kanıtlamadan bu ilişkinizi ileriye götürmenize izin vermem" diyerek geceyi bitirmişti.
Bu yüzden Jisung durmadan konuşuyor, deltasına bu yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyordu.
M: "Kısık bakmıyorum. Benim gözlerim en fazla o kadar açılıyor"
Küçük beden adımlarını durdurarak arkasına döndü ve deltasının yakışıklı suratını süzdü. Deminden beri ona nasihatler veren etasını uslu uslu dinleyen uzun beden ise küçüğünün boncuk gözlerine baktı.
J: "İrice açmaya çalış gözlerini"
Jisung, uzun bedene yaklaşarak parmak uçlarında yükseldi ve onun yüzüne daha da yakından bakmaya çalıştı. Eta'sının bu isteğini geri çevirmeyen Minho ise gülümseyerek gözlerini irice açmaya çalıştı.
Koskoca kralın bu halde, komik bir şekilde gözlerini açmaya çalışması Jisung'u kıkır kıkır güldürmüştü. Korktuğu delta aslında çok tatlıydı..
J: "Minho böyle çok tatlı oldun"
Delta aldığı cevepla boğazını temizleyerek omuzlarını dikleştirdi. İlk kez birisi ona tatlı diyordu. Ne tepki vermeliydi ki?
M: "Tatlı mı? Deltayım ben"
Jisung dalga geçer bir şekilde gülerek elini havada salladı ve arkasını dönerek yatağa doğru sekerek yürüdü. İlk geldiği gün bunu duysaydı korkardı. Ama şimdi deltası kesinlikle tatlıydı.
Şimdiye kadar herkes tarafından saygıyla anılan, ismi geçtiğinde bile havayı ağırlaştıran kocaman delta, ilk kez tatlı olmanın şokuyla küçüğünün neşeli adımlarını takip etti.
J: "Tatlı delta~"
Jisung dediklerini tekrarlamış, üzerine bir kez daha kıkırdadıktan sonra dolabı açarak, deltasının okyanus kokan pijamalarını alarak arkasına dönmüştü.
J: "Tatlı deltanın pijamaları"
Minho sinirli bir şekilde kaşlarını çatmaya çalışmıştı ama Jisung'un yüzündeki mutluluğu, neşeyi gördüğünde bunu yapamıyordu. Hayali gerçekleşmişti.
Jisung'un yanında olmasını, onu mutlu etmeyi istemişti. Ve şimdi hayallerini süsleyen sevdiceği yanındaydı, en önemlisi de mutluydu.
Bu yüzden aldığı iltifatı kabul ederek pijamalarına uzattı elini. Bilerek ellerini onun pijamalarını tutan etasının elinin üzerine yaslamıştı.
Parmaklarıyla onun tenini okşayarak usul usul elini çekmiş ve pijamalarını Etasının elinden alarak banyoya doğru adımlamıştı.
Jisung ise ilk önce gözlerini boşta kalan ellerine indirdi. Hala o sıcak dokunuşlar sanki ellerinin üzerindeymiş gibiydi.
Kocaman gülümseyerek allaşan yanaklarını pat patladı ve dolaba dönerek kendi pijamalarını aldı hızlıca giyinmek için.
Minho banyodan çıkmadan kendi üzerini giyinmek için acele ediyordu. Ama bilmiyordu ki Minho, Jisung rahat giyinsin diye fazladan banyoda oyalanıyordu.
Küçük olan daha deltasının önünde üzerini bile değiştirmeye utanıyorken onunla nasıl evlenecekti hala algılayamıyordu. Ama içinde korku olmadığı için endişeleri uzun sürmüyordu.
Üzerini giyinmeyi bitirdikten sonra yatağın kenarına oturarak havada kalan bacaklarını sallamaya başladı.
Yarın en önemli işi yapacak, düğün için kıyafet seçeceklerdi. Aklında nasıl bir şey istediğine dair hiçbir tüyo yoktu. Bu yüzden Minho neye karar verirse onu giyinmeyi düşünüyordu.
Banyonun kapısı açıldığında Eta, bakışlarını deltasına çevirmiş ve kocaman gülümsemişti. Kurdu o kadar rahattı ki, bu yüzden istese de endişelenemiyordu Jisung.
Deltasının da yatağa doğru geldiğini gören beden heyecanlı bir şekilde yorganı kaldırdı yatağa uzanmak adına. Lakin Minho, kendi tarafına geçmek yerine Jisung'a doğru adımlamıştı.
Tam yatağa yatmak üzere olan bedenin ayak bileklerini tutarak onu kendisine doğru çekti ve tekrar yatakta oturmasını sağladı.
Neye uğradığını şaşıran Eta, küçük dudaklarını ve boncuk gözlerini açmış bir şekilde Minho'ya bakıyordu. Öyle ki heyecandan artan nabzının atış hızını boynunda hissediyordu.
M: "Dizlerine bakalım iyileşti mi?"
Panikleyen bedenin aksine fazlasıyla sakin tonda konuşmuştu Minho. Jisung ağzını açıp da tek kelime bile edebilecekmiş gibi hissetmiyordu.
Delta, usulca ince bacakları kapatan pijamayı yukarı kaldırmış ve hafif morluk kalan dizi dikkatli bir şekilde inceledikten sonra diğer bacağını kapatan pijamayı yukarı doğru sıyırmışrtı.
Diğer dizindeki yara gözükmüyordu neredeyse ama bu dizindeki yara biraz kabuk bağlamış durumdaydı. Kendisi alsaydı bu yaraları birkaç dakika içinde iyileşirdi. Ama küçüğü hala çok hassastı.
Parmaklarının tersini usulca yaranın üzerinde gezindirmişti. Kabuk bağladığı için merhem sürmeye de gerek yoktu. Düğüne kadar iyileşirdi zaten.
M: "Çok kötü değil. İyileşmiş"
Büyük beden yatağın önünde diz çöktüğü için başını kaldırarak yatakta oturan Jisung'a bakmıştı. O ise hala aralık kalmış dudaklarıyla deltasına bakıyordu.
Hızlıca aralık dudaklarını kapatmış ve kuruyan boğazı yüzünden yutkunarak başını onaylar anlamda sallamıştı. Minho'nun her temasına bu kadar heyecanlanmak kalbine iyi gelmiyordu.
M: "Hadi bakalım uyuyalım. Yarın çok işimiz var"
Delta, yorganı küçüğü için kaldırdığında hala kendine gelemeyen beden öylece sırtüstü bir şekilde kendisini yatağa bırakmıştı.
Jisung'un onun teması yüzünden bu kadar heyecanlandığını bilen delta ise yarım ağız sırıtarak küçüğünün üzerini örtmüş ve sırıtışını yüzünden silmeden kendi tarafına geçerek yatağa yatmıştı.
Küçük şeftalisi sayesinde artık iyice uykusunu alabiliyordu.
...
M: "Sen karar ver Jisung"
Eta, Delta'sının sesini duyduğunda olduğu yerde irkilerek arkasına döndü ve bir gün sonra eşi olacak adama baktı.
Önüne onlarca mükemmel kıyafetler, özel tasarım pelerinler dizilmişti ve Jisung kendisini kaybetmiş bir şekilde bakıyordu etrafa. Hepsi harikaydı.
Birkaç adım geriye atarak deltasının yanında durdu ve onun koluna doğru sokularak terzilere çaktırmadan konuşmaya çalıştı.
J: "Sen seçsen olmaz mı? Ben çok kararsız biriyimdir de"
Minho, koluna temas eden yumuşak yanağa gülümseyerek elini usulca etasının beline sardığında Jisung gözlerini irice açarak başını kaldırıp Minho'nun yüzüne baktı.
M: "Senin seçmeni istiyorum güzelim"
Daha bel oyuntusundaki parmakların sıcaklığına ve baskısına alışamayan beden aldığı hitapla dudaklarının arasından küçük bir hıçkırık kaçırmıştı heyecan yüzünden.
Önce dişlerini göstererek kocaman gülümsedi ve bir sorun olmadığını terzilere göstermek adına onların yüzüne baktı. Çok tatlıydı.. paniklediğinde ise daha çok tatlıydı.
J: "Minho, kıyafet seçimini sen yapmazsan düğün günü kaçarım ve seninle evlenmem"
Dişlerini birbirine bastırarak kısık ses tonuyla konuşmuştu. Boyu küçük olsa da delta üzerinde etkisi büyüktü.
Minho aldığı tehditle sopa yutmuş gibi öylece dimdik kaldı. Ardından ise belini sardığı omegasıyla birlikte cansız mankenin üzerinde duran kıyafetlere doğru yaklaştı.
Sevdiğiyle evlenmeye bu kadar yakınken bu tehdit onun için büyük korku içeriyordı. Bu yüzden Eta'sının dediklerini yapacaktı.
M: "Ben odaya girdiğimde ilk bu tasarıma baktım. Renkleri de çok uyumlu. Senin üzerinde mükemmel duracağına eminim"
Jisung memnun bir şekilde gülümseyerek belini saran bedene biraz daha sokulmuştu. İkisini de o kıyafetlerin içinde hayal etmek midesinin kasılmasına neden oluyordu.
Gergin olmadığını sanıyordu ama düğün günü yaklaştıkça içindeki gerginliğin arttığını da hissediyordu.
J: "Ben de beğendim çok güzeller"
M: "Bunları deneyeceğiz"
Minho, Jisung'un onayını alır almaz hemen terzilere bakarak konuşmuştu. Kraldan cevap alan bedenler ise hızlıca mankenin üzerindeki parçaları çıkarmaya başladılar.
"Majesteleri sizleri giyinme odalarına alalım. Ölçülerde yanlışlık varsa düzeltmek adına deneyin"
___________________
En sevdiğim şeylerden birisidir düğünde davul zurna çalmak. Ohh ohh
Şaka şakaa korkmayın bişiiiiyy yoooğğkk. Gelecek bölüm düğün. Düğün bölümünden sonra ne var bilemem aldösldöeöödöed



