İyi Okumalar 🦋
_______________
F: "Benim Hyunjin'i çok sevdiğimi on kere falan söyle tamam mı?"
Jisung başını onaylar anlamda sallayarak arkadaşını geçiştirmişti. Tüm gün dekor seçimleri, çiçek, kıyafet bakmak, yemek, tatlı türü seçmek derken çok yorulmuştu Eta.
O, tüm bu işleri yaparken Felix onun yanında pervane gibi dönmüştü. Bir yandan abisinin gelmesini bekliyor, diğer yandan da Jisung'u ikna etmeye çalışıyordu.
Çünkü abisini yola getirecek biri varsa o da Jisung olacaktı. Ama ne yazık ki tüm gün boyunca Minho ortalarda gözükmemişti.
Karanlık çöktüğünde bile Felix pijamalarını giyinmiş, abisinin odasında yatakta Jisung'un yanında uzanıyordu. Ve hala konuşmaya devam ediyordu.
F: "Jisung beni dinliyor musun?"
Yatakta yorgunca yatan beden arkadaşına taraf dönmüştü. Onun endişesini anlıyordu ama Minho ortalarda değildi. Zaten Eta, deltasını merak ettiği için gün boyunca hep onu düşünmüştü.
J: "Dinliyorum seni Felix. Söz veriyorum söylediklerinin hepsini anlatacağım Minho'ya"
Jisung bitkin ses tonuyla konuştuğunda cümlesini bititir bitirmez odanın kapısı açılmıştı. Yatakta yatan iki beden de aynı anda kalp çarpıntısıyla fırlayarak yatakta oturmuşlardı.
Minho, çatık kaşları ve ciddi yüz ifadesiyle bakışlarını odada gezindirdiğinde Felix hemen ayağa kalkarak abisine doğru yürümeye başladı. Omega, abisini görünce istemsizce duygulanmış, gözleri dolmuştu.
F: "Hyung ben sana anlata-"
M: "Dışarı çık Felix"
Sarışın beden daha cümlesini bitiremeden abisi sesini yükseltmişti ona. Normal olarak sinirliydi delta. Kardeşinin böyle bir şeyi ondan saklayacağını düşünmemişti.
Abisi üzerine bağıran beden olduğu yerde irkilerek donmuştu. Jisung tam ayağa kalkacaktı ki tekrar delta'nın sesini duyduğunda duraksadı.
M: "Dışarı çık Felix. Odana git. Sonra konuşuruz"
Ses tonunu dizginlemeye çalıştığı açık bir şekilde ortadaydı. Delta her ne kadar kardeşine kızgın olsa da onu üzmek istemiyordu.
Felix, dolu gözlerini kırpıştırarak başını onaylar anlamda sallamış ve son kez Jisung'a bakarak, abisinin yanından geçip odadan çıkmıştı.
Delta göğsünü şişirerek derin bir nefes almış, ardındna yatağın önündeki koltuğa doğru adımlayarak elindeki senetleri koltuğa bırakmıştı.
Jisung, Minho ona bakmadı diye kendisini garip hissediyordu. Normalde alışmıştı deltanın bakışlarının üzerinde olmasına.
Gergin bir şekilde yatakta kıpraşarak ayağa kalktı Eta ve küçük adımlarıyla koltuğun önünde duran deltanın yanına yaklaştı.
Uzun bedenin yanında durarak başını yavaşça yana doğru eğdi ve onun yüzüne bakmaya çalıştı. Lakin Minho, küçüğüne doğru bir kez bile bakmadan omzundaki pelerinini çıkardı ve koltuğa bıraktı.
Jisung, konuşmaya çalışıyordu ama deltanın bu ciddi halinden istemsizce çekiniyordu. Gergin bir şekilde tekrar yerinde kıpraştı belki deltası ona bakar diye ama yine bir tepki yoktu.
J: "Felix'e kızdın mı?"
Sesi düşündüğünden bile kısık çıkmıştı. Delta tepki vermediğinden onun duymadığını sanmıştı küçük olan.
Minho saniyelik olarak bakışlarını yanında durarak başını eğmiş ona bakan Jisung'a çevirdi ardından ise tekrar koltuğun arkasındaki boş duvara baktı.
Elini üzerindeki siyah, ipek gömleğin düğmelerini atarak üstten birkaç düğmeyi açtı.
M: "Sen uyu. Ben duş alacağım, sonra da işlerim var"
Minho Jisung'un sorusunu es geçerek donuk bir şekilde konuşmuştu. Bu ses tonu yüzünden tüyleri diken diken olmuştu Eta'nın. Şimdi anlamıştı ki o, aslında Minho'nun hep yumuşak tarafını görmüştü.
J: "Felix'in bir suçu yok. Yani sevmek ne zaman suç olmuş ki"
Küçük olan elinden geldiğince Felix'in ona öğrettiklerini söylemeye çalışıyordu ama bir yerde sanki hepsini unutmuştu.
Minho inatla yanındaki bedene bakmıyordu. Çünkü onun yüzüne, yumuşacık tombul yanaklarına bakarsa hemen yumuşayacağını biliyordu.
Duşa girmek adına tam banyoya doğru adımlayacaktı ki Jisung sinirli bir şekilde hızlıca koltuğa çıktı ve koltuğun üzerinde ayakta, tam Minho'nun önünde durdu.
Deminden beri delta ondan uzun olduğu için onun yüzüne bakamıyordu. Bu duruma sinir olmuş bir şekilde kaşlarını çatarak sonunda boylarını eşitlediği adamın yüzüne baktı. Bu sefer Minho'nun da kaçacak yeri yoktu.
J: "Niye bu kadar kızıyorsun ki! Herkesin sevmeye hakkı var! Onlar da birbirlerini sevmişler işte. Felix küçük bir çocuk değil ki kendi kararını verebilir. Hem onlar birbirlerini çok seviyorlar. Nerede görülmüş aşkın önüne engel olmak! Onları ayırmazsın böyle bir şey yapmaya hakkın yok."
Küçük beden el, kol ve tatlı mimiklerini kontrol edemeden yüksek ses tonuyla deltasının yüzüne bakarak konuşuyordu.
Minho ise dudaklarını birbirine bastırarak, kaşlarını havaya kaldırmış bir şekilde karşısında bıdı bıdı konuşan etasını dinliyordu. Sonunda Jisung nefes nefese bir şekilde sözlerini bitirdiğinde Minho, koltuğa tamamen yaklaşarak aradaki mesafeyi sıfıra indirdi.
M: "Felix mi öğretti sana bunları"
Yakalandığını belli etmeyen beden başını dik bir şekilde kaldırarak deltasının yüzüne bakıyordu. Lakin heyecandan aralık kalan dudakları ve hafif pembeleşen yanaklarıyla delta'dan bir şey saklama konusunda başarılı değildi.
J: "Hepsi tamamen benim fikrim. Onlar birbirini çok seviyor! Sen böyle yaparak sevenleri üzemezsin tamam mı? Hem ilişkileri ciddiymiş evlenmeyi düşünüyorlarmış"
Minho histerik bir şekilde gülümseyerek pembe yanaklı pamuğuna baktı. Hızlı nefesleriyle ne kadar paniklediğini gözler önüne sürüyordu.
M: "Demek evlenmeyi düşünüyorlarmış.."
J: "Evet! Hem Felix dedi ki zaten en kısa zamanda sana söyleyecekmiş. Niye bu kadar kızdın ki! Sen birini sevdiğinde o sana kızmış mıydı?"
Delta, Jisung'un bu tatlı savunmasına dayanamamış tüm sinirini ve stresini bir kenara bırakarak yan bir şekilde gülümsemişti.
Sonunda Minho'nun yüzünde gülümseme gören beden rahat bir nefes aldı. Kendince Felix'i çok iyi savunduğunu sanıyordu.
M: "Ben birini değil, sadece seni sevdim Jisung. Ve sana olan aşkımın önünde kimse duramaz"
Küçük beden duyduklarıyla sesli bir şekilde yutkunarak istemsizce kızaran yanaklarına bastırdı ellerini. Minho'nun dudaklarından çıkan her kelime onu heyecanlandırıyordu.
J: "İşte herkes sevsin. Yani herkes birbirini sevsin. Bırakalım Felix de sevsin. Yani beni değil. Felix de kendi sevgilisini sevsin. Ben de kendi sevgilimi. Hayır benim sevgilim yok. Yani sevgililer birbirini sever değil mi? Sen duş al"
Jisung her şeyi batırdığının farkındaydı. Boynuna, kulaklarına kadar kızarmıştı. Bu yüzden dediklerini hızlıca bitirerek kendisini koltuktan aşağı atmıştı.
Lakin ayakları yere değmek yerine havada kalmıştı. Minho, utangaç sincabını tek koluyla belinden tutarak yere düşmesine izin vermemişti.
Küçük sincap, deltasının kolunda, telde asılı olan kıyafet gibi asılı kalmıştı. Minho, kolundaki hafif bedeni rahatça geri kaldırarak koltuğa bıraktı ve tekrar yüzlerinin aynı hizaya gelmesini sağladı.
M: "Sen de beni sev olur mu?"
Deltanın sesi o kadar boğuk ve içten çıkmıştı ki. Bunu Jisung'tan isterken bile içi gidiyordu. Etasının onu sevdiğini düşünmek bile koca vücudunun heyecanla dolmasına neden oluyordu.
Jisung dudaklarını birbirine bastırarak sesli bir şekilde yutkundu. Öyle ki boğazındaki adem elmasının hareketi açıkça belli olmuştu.
Küçük beden kalbindeki duygulara hala anlam verememişti ama bu duyguların ve heyecanın boşa olmadığını biliyordu. İlk defa tattığı bu duygulardan korkmayacağıma dair söz vermişti kendisine bu yüzden başını usulca aşağı yukarı sallayarak onayladı deltasını.
Onu sevecekti.. en çok onu sevecekti hem de.
Minho, Jisung'un bu tatlı hareketine dudaklarını kıvırarak güldüğünde, etanın bakışları saniyelik olarak deltasının dudaklarına kaymıştı.
Ne düşündüğünün daha yeni farkına varmış bir şekilde gözlerini sonuna kadar açmış ve hemen koltuktan aşağı zıplayarak pıtı pıtı yatağa koşmuştu.
Yatağa varır varmaz kendisini kocaman yorganın altına bırakmış ve yorganın altından elini kaldırarak Minho'ya doğru sallamıştı.
J: "Git hadi duş al. Git, git"
Minho küçüğünün bu tatlı haline gülümseyerek iç geçirdi. Çok tatlıydı.. sabah akşam ısırılası tatlılıktaydı hem de.
_________________
Jisung'un abartı mimikleriyle kendisini savunduğunu hayal ettikçe bayılıyorum tatlılıktan 😭😭😭



