İçeriğe geç

Want So BAD (MinSung Omegaverse)

Bölüm 15 · 5 dk okuma

Want So BAD (MinSung Omegaverse)

Bölüm 15

İkna etmeye çalışacağım

İyi Okumalar 🦋

________________

~jisung~

Donup kalmayı bırakarak kendimi toparladım ve kapının önünde dizlerinin üzerine çökerek ağlayan bedenin yanına çöktüm.

Ağlamasın diye sırtını elimle okşarken onu nasıl sakinleştireceğimi düşünüyordum. Sonuçta onu öpüşürken basmıştık ve abisi görmüştü. Çok korkunç bir durumdu..

J: "Sakin ol Felix lütfen ağlama"

Başka ne diyeceğimi, onu nasıl sakinleştireceğimi bilmiyordum ki. Ne de olsa hergün kendimi böyle bir durumun içinde bulmuyordum ya.

F: "Nasıl sakin olayım Jisung? Abim çok kızacak. Öldürecek Hyunjin'i"

Ellerini tekrar yüzüne bastırarak hıçkırdığında gözlerimi irice açtım. O kadar da değil.. öldürmezdi değil mi.

J: "Onunla konuşursun, anlatırsın her şeyi"

Başını sağa, sola sallayarak kızarmış yüzünü kaldırdı ve burnunu çekerek bana baktı. Ellerimi sıkıca tutarak beni kendisine doğru çekti.

F: "Sen konuş onunla Jisung. Lütfen. Seni çok seviyor, sana kıyamaz. Ama bana çok kızacak kesin. Öldüm ben, bittim ben Jisung."

Durmadan ellerimi sıkıyordu. Şu an ne kadar paniklediğinin farkındaydım. Ama Minho'nun beni pek umursayacağını sanmıyordum. Sonuçta ikimizi de buraya kitleyerek gitmşti. Onunla nasıl konuşa bilirdim ki?

J: "Tamam ben konuşacağım. Sen sakinleş"

Her ne kadar bunu nasıl yapacağımı bilmesem de Felix'i sakinleştirmek için böyle söylemiştim. Omega, dizlerinin üzerinde iç geçirerek sakinleşmeye başladığında, kapının önünde duyduğum ayak sesleriyle duraksadım.

"Ah şu deli oğlanlar beni öldürecekler! Ömrümü kısalttınız! Ömrümü!"

Felix, sesi duyunca gözleri hemen parlamıştı. Gelen kişiyi tanıyor olmalıydı. Kapıda duyduğumuz tıkırtı sesleriyle ikimiz de ayağa kalktık.

Çok geçmeden anahtar çevrilmiş ve kapı yüzümüze açılmıştı. Gözlerim hemen sesin sahibini buldu. Tatlı, yaşlı bir kadındı.

F: "Ajumma"

Felix, beklemeden kollarını kadının boynuna sararak ona sıkıca sarılmış ve ağlamasına devam etmişti. Kadın da durmadan sırtını ve saçlarını okşuyordu Felix'in. Anlaşılan onu tanımayan tek kişi bendim.

...

"Ben sana dedim abine söyle. O, öğrenirse kötü olur dedim"

Yaşlı kadın Felix'in hafif bir şekilde kulağını çektiğinde gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Mija ajumma Minho'nun da, Felix'in de çocuklukta bakıcısıymış. Onları büyütmekte kraliçeye yardım etmiş.

Ailesi vefat ettikten sonra ise Felix'i kendi çocuğu gibi büyütmüştü. Bu yüzden Felix ve Minho onun gözünde kral ve prens değildi. Aksine onları hala çocuk gördüğü o kadar belliydi ki.

Felix beni Mija ajumma ile tanıştırdığında beni hemen sıkıca sarmalamış ve durmadan iltifat etmişti. Minho benden ona da bahsetmişti. Bu yüzden kendimi utangaç hissediyordum.

F: "Söyleyecektim ben.. off doğru bir zamanda söyleyecektim. Ajumma ben ne yapacağım. Nerede abim? YAH ÖLDÜRECEK KOCAMI"

Felix, elini masaya vurarak çığlık attığında Mija ajumma kaşlarını çatarak Felix'in önüne bırakmıştı aşçının getirdiği yemeği.

Ben sabah kahvaltımı öğle saatinde yediğim için pek aç değildim ama ajumma bunu bilmediği için benim önüme de yemek koymuştu. Hem de.. tabak ağzına kadar doluydu.

"Öldürmez Minho oğlum kimseyi. Sakin ol, onun da siniri geçtiğinde konuşursunuz. Hem abinin yanında da kocam de bak gör seni öldürüyor mu öldürmüyor mu!"

F: "Ajumma ama.. alıp götürdü. Nereye götürdü ki. Yoksa dağdan falan aşağı mı sarkıtıyor!"

Felix sırtını sandalyesine yaslayarak başını geriye attı ve mızmızlanarak ağlamaya başladı. O kadar garip şeyler düşünüyordu ki Minho böyle şeyler yapmazdı bence.

Ajumma da Felix'i sakinleştiremeyeceğini anladığında başını sallayarak bana doğru geldi ve yanımdaki sandalyeyi çekerek oraya oturdu.

Yüzündeki gülümseme o kadar sıcak hissettiriyordu ki.. elini kıvırcık saçlarımın üzerinde gezindirerek saçlarımı okşadı.

"Bugün düğün hazırlıklarının başlaması için emir geldiğinde anlamıştım Minho'nun seni kendisine kaçırdığını. Son zamanlarda dilinden düşmüyordun."

"Kaçırmak" kelimesini duyduğumda istemsizce kıkırdadım. Gerçekten de beni bir nevi kaçırmıştı. Ve beni öyle etkilemişti ki ona hayır bile diyememiştim.

"Pek de güzelsin evladım"

J: "Çok teşekkür ederim"

Utangaç bir şekilde gülümsediğimde alnıma dökülen hafif kıvırcık saçlarımı kenara doğru itmişti. Lakin parmakları alnıma temas ettiğinde kaşlarını çattı.

"Ateşin mi var senin?"

J: "Biraz hasta oldum da. Sabah hekim ilaç verdi. Daha iyiyim merak etmeyin"

Hemen aceleci bir şekilde ayağa kalkarak ağrıyan belini eliyle tutmuş ve sarayın mutfağına doğru hızla adımlayarak konuşmuştu.

"Olmaz o hekimin ilaçlarıyla. Ben sana çay yapacağım hemen geçecek"

F: "YAH KOCAM ÖLDÜRÜLÜYOR BİRAZ BU KONUYA ODAKLANABİLİR MİYİZ?"

Felix tekrar isyan eder bir şekilde bağırdığında ona doğru döndüm. Ağlamaktan gözleri şişmişti ama hiçbirimiz ona yardım edemezdik. Minho neredeydi ondan bile emin değildik.

F: "Jisung özel gücün falan yok mu? Abimi yanına ışınlat! Bir şeyler yap Jisung. Sen ne dersen o, yapar"

Çaresiz bir şekilde yanaklarımı şişirdim. Mühürlü olmadığımız için kurduyla da iletişim kuramıyordum. Yani onun nerede olduğunu ondan başka kimse bulamazdı artık.

J: "Onu ilk gördüğüm yerde ikna etmeye çalışacağım"

F: "Evet lütfen Jisung yalvarırım! De ki Felix ve Hyunjin birbirlerini uzun süredir seviyorlar. Çok aşıklar. Hatta ilişkileri ciddi, evlenmek istiyorlar de. Sonra de ki zaten Felix sana söyleyecekti uygun bir zamanda"

Beni omzularımdan tutarak sarsıyor ve durmadan konuşuyordu. Bunu yapmaya devam ederse sarsıntı yüzünden beynim meyve suyu olacaktı ve hiçbir şey söyleyemeyecektim Minho'ya.

"Bir taraftan düğün hazırlıkları, bir taraftan Felix'in problemi. Beni kalp krizinden öldüreceksiniz"

F: "Yah ajumma ölme"

Felix alnını masaya yaslayarak konuşmuştu. Ortalık karışıktı.. benim düğünüme hazırlık yapılıyordu ama ben kendimi kaybolmuş hissediyordum.

Mija ajumma elinde tuttuğu bardağı önüme bırakmıştı. Pek güzel koku geldiğini söyleyemezdim ama düğüne kadar iyileşmek istiyordum. Bu yüzden itiraz edemeyecektim.

"Yemeğini ye Felix ve ağlayıp da kendi kendine kötü senaryolar kurmayı bırak. Hyunjin Minho'ya açıklayacaktır aranızdaki ilişkiyi"

Felix önce duraksamış sonra başını tekrar masaya sert bir şekilde yaslayarak dudaklarını büzmüştü.

F: "Tabii abim Hyunjin'in dilini kesmezse! Ha? Dur! Ya başka yerlerini de keserse? Ne yaparım ben ajumma. Nasıl sev-"

Mija ajumma kaşlarını çatarak elini uzatmış ve Felix'in dudaklarına küçük bir şaplak vurmuştu susması için. Felix ise dudaklarını eliyle tutarak tekrar mızmızlanmaya başlamıştı.

"Sen ne kadar terbiyesiz bir çocuk oldun böyle"

F: "Yabancı mı var ya bizbizeyiz diye içimdeki dertleri ve korkuları paylaşıyorum. Suç bende zaten"

Felix'in bu isyanına gülerek sıcacık çaydan bir yudum aldım. Tadı da kokusu gibi kötüydü. Üstelik çok acıydı. Sanki ilaç çiğniyormuş gibi hissediyordum ve ben acı şeylerden nefret ederim.

"Hadi evladım sen de yemeğini ye. Ne bu zayıflık düğünde bayılırsın sen"

Bu sefer duraksayan beden ben olmuştum. Şimdi içindeki korkuları ve dertleri paylaşan taraf ben olacaktım sanırım. Elimde tuttuğum bardağı masaya bırakarak yanıma oturan ajummaya baktım.

J: "Düğün hazırlıkları için en yapmam gerekiyor? Ben hiç bilmiyorum? Normal kraliyet düğünü mü olacak?"

Ajumma elini sırtıma yaslayarak orayı sıcacık ve şefkatli bir şekilde okşadı.

"Merak etme ben sana yardım edeceğim evladım. Sen sadece seçimlerle uğraşacaksın. Neyin nasıl olmasını istiyorsan onu söyleyeceksin. Dört gün kısa bir süre ama yetiştireceğiz. Şimdiden haber halk arasında yayıldı. Herkes kral evlenecek diye çok heyecanlı"

Derin bir nefes çektim ciğerlerime. Benim kadar heyecanlı olamazlardı. Umarım bu dört gün su gibi akıp gitmez de bize biraz zaman tanır.

____________________

Ya Felix'in kocasının çükü gidiyor siz evlilik diyorsunuz sldödlmdldöf

Minho ne yapar Huncine?

Bölüm sonu

6 yorum