İçeriğe geç

Want So BAD (MinSung Omegaverse)

Bölüm 13 · 5 dk okuma

Want So BAD (MinSung Omegaverse)

Bölüm 13

Seninle evleneceğim

İyi Okumalar 🦋

________________

~minho~

Hafif kıvırcık saçları yumuşacıktı.. ona dokunmamam gerekiyordu bunu biliyordum ama küçük kafasını göğsüme sokarak uyuması beni delirtiyordu.

Duygularından korktuğunu değil de beni istemediğini sanmıştım ilk başta.. ama dün koşarak bana geldiğinde tekrar anladım ki ben ona karşı fazlasıyla ılımlı olmalıydım.

Romantik veya düşünceli birisi değilim bence. Ama benim yaşımın yanında Jisung'un yaşı oldukça küçük kalıyordu. Olgun taraf bendim ve onun korkmamasını, ilk defa yaşadığı duygulardan çekinmemesini sağlamalıydım.

Elimi saçlarının arasına tekrar daldırarak yumuşak tutamları okşadım ve saçlarını hafif hafif karıştırdım. Tombul yanağını göğsüme yaslamış, sıcak nefeslerini boynuma üfleyerek uyuyordu.

Dün gece bana sarıldığında da, sarılarak uyumamızı istediğinde de ona hayır diyememiştim. O kadar ihtiyacım vardı ki onun sevgisine.. sarıldığımız an ne zaman uykuya daldığımı bile hatırlamıyordum.

Belki de son birkaç senedir ilk kez bu kadar rahat, deliksiz bir şekilde uyuyordum. Kıvırcık tutamlarını okşayararak sevdiğimde, mırıldanarak yanağını göğsüme bastırmış ve belime sardığı kollarını daha da sıkılaştırmıştı.

Jisung'u artık çok iyi tanıyordum. Bebek gibi ilgiye ihtiyacı vardı. Saraya ilk geldiği gün bana bıçak çektiğinde onunla uğraşmak istemiştim ama o günden anlamıştım tam bir bebek olduğunu.

Bu yüzden artık onunla nasıl konuşacağımı, ona nasıl davranacağımı biliyordum. Bana bir şans vermişti işte. Onu asla üzmeyecek, sevgisini ne olursa olsun kazanacaktım.

Aniden yavru kedi gibi hapşurduğunda dudaklarımı birbirine bastırarak gülümsememi durdurmaya çalıştım. Ama istemsizce sessiz de olsa güldüğüm için göğsüm kıpırdamıştı.

Bu yüzden sinirli bir şekilde başını kaldırarak kısık gözleriyle önce bana baktı, sonra diğer elini belimden çekerek minik burnunu kaşıdı.

Tam bir şeyler söylemek için dudaklarını aralamıştı ki tekrardan kedi gibi hapşırdığında bu sefer o kadar sert hapşırmıştı ki kaldırdığı başı sarsılarak alnını göğsüme vurmuştu.

M: "Hasta mı oldun?"

Bu tatlı hareketine gülümseyerek sorumu sorduğumda küçük elleriyle göğsümden destek alarak dağılmış saçlarıyla yatakta oturdu. Bir kez daha hapşırdığında artık anlamıştım hasta olduğunu.

Dün soğuk havada sarayın bahçesinde üzerinde bir şey olmadan koşmuştu. Hem de şu birkaç gün onun için fazla stresliydi. Ne de olsa krallık değiştirmek kolay değildi.

Ben de yataktan destek alarak önünde oturdum ve sinirli bir şekilde burnunu kaşıyan bedenin alnına yasladım elimi.

Küçücüktü.. yuvarlak yanaklı suratı, başı o kadar minicikti ki elim yüzünü kapatıyordu resmen. Şapşik bir şekilde gözlerini kaldırarak alnına yasladığım elime bakmaya çalıştı. Boncuk gözleri bile tatlıydı.

M: "Ateşin de var sanki"

Gözlerini usulca kapatarak alnını elime doğru ittiğinde gülümsemeden edemedim. Benim kalbimi merhamet, sevgiyle dolduruyordu. Onun yanında olmak beni tamamen değiştiriyordu.

J: "Minho.. başım ağrıyor"

Mızmızlanarak konuştuğunda endişelenmiştim. Ne yapmam gerekiyordu ki? Hekime mi götürmeliydim?

Alnındaki elimi sürükleyerek yanağına indirdim ve sıcacık yanağını okşadım. O da başını elime yaslayarak yanağını bastırmıştı.

M: "Hadi hekime götüreyim seni"

Küçücük elini benim elimin üstüne yaslayarak başını hayır anlamında sallamıştı. İlk geldiği gün yatağa yastıklar dizen beden şimdi temastan çekinmiyordu. Bu beni her ne kadar mutlu etse de hasta ve hassas olduğu için böyle davrandığımı biliyordum.

J: "Gitmek istemiyorum. Uyumak istiyorum"

Başımı onaylar anlamda sallayarak elimi yanağından uzaklaştırdım ve onu yavaşça yatağa yatırarak üzerindeki yorganı kaldırdım. Çok fazla sıcak olmasını istemiyordum.

En iyisi Hekim çağırmaktı. Onu götürüp daha fazla yormak istemiyordum. Üzerimi giyinmek adına yataktan kalkmak için yeltendiğimde elimi o kadar sıkı tutuyordu ki duraksadım.

J: "Minho.."

Usulca mırıldandığında yatakta ona doğru yaklaşarak boşta olan elimi saçlarının arasına daldırarak başını okşadım.

M: "Söyle pamuk yanaklım"

Gözlerini kısıkça açarak gülümsesmişti bu hitap şeklime. Sıkıca tuttuğu elimi kaldırarak kendi yanağına bastırdığında, parmaklarımla pamuğumun tenini okşadım.

J: "Buraya geldiğimde babam bir hafta sonra düğün olacağını söylemişti. Dorğu mu?"

Onu buraya getirmek için ailesini ben ikna etmiştim. Ve onlara Jisung'u ikna edeceğimi bir hafta sonra düğün olacağını söylemiştim.

Han krallığı bu konuda çok katıydı. Jisung buradan evlenmeden dönseydi belki de ailesi onu buraya geri gönderecekti. Çünkü onlara göre Jisung evlenme yaşına varmıştı.

M: "Bunları düşünme şimdi. Önce iyileş bunları sonra konuşuruz"

Başını hayır anlamında salladığında olayları düzeltemeyeceğim kadar karıştırdığımın farkındaydım. Bir hafta içinde Jisung ile evleneceğim sözünü Kral Han'a vermiştim. Ama Jisung daha on yedi yaşındaydı.

Konu sevdiğim kişi olduğunda mantıklı düşünemiyor ve aceleci davranıyordum. Ne kadar olgun olsam da bu duygular benim için yeniydi ve açıkçası hemen Jisung'u yanıma almazsam onu kaybetmekten korkmuştum.

J: "Minho eğer babama bir hafta sonra evleneceğimizi söylediysen sorun değil.. ben seninle evlenmek istiyorum"

Duyduklarımla istemsizce elim kasılmıştı. Onun yanağını sıkmamak için kendimi toparlamaya çalıştım. Kalbim hızlanmıştı.. gittiğim savaşlarda bile bir milim kıpırdamayan kalbim şimdi güm güm atıyordu.

J: "Dört gün içinde yetişmez mi düğün hazırlıkları?"

Donup kaldığım için sorun olduğunu düşünmüştü ama ben sadece heyecanlandığım için afallamıştım.

M: "Jisung gerçekten benimle evlenmek istiyor musun?"

Gözlerini kırpıştırarak beklemeden başını onaylar anlamda salladı. Gözlerinin hafiften dolduğunun farkındaydım. Bu yüzden sessizce ona konuşması için zaman tanıdım.

J: "Kurdum.. sana karşı ılımlı. Ben daha onu tam hissedemiyorum ama ben onun yüzünden hep alfalardan rahatsız oluyordum. Yani onlara yaklaşmamı istemiyordu. Ama senin yanındayken beni rahatsız etmiyor. Yani kalbimde o istememezlik hissi oluşmuyor. Ben biraz da bu yüzden korktum.."

Elimi bırakarak ellerini yatağa yaslamış ve tekrar yatakta oturarka ellerini önünde birleştirip bakışlarını aşaği indirmişti.

Hemen ellerimi yanaklarına sararak başını kaldırdım ve gözlerinin içine baktım. Benimle konuşurken yüzüme bakmasını, onun gözlerinde tüm duyguları görmek istiyordum.

J: "Dans ettiğimizde de senin bana yakın olman, o gece feromonlarını pelerininden almam. Hiçbiri beni rahatsız etmedi. Ya kurdum sana mühürlenirse? Ben korkuyorum.."

Onu anladığımı belli eder bir şekilde başımı sallayarak tek elimi usulca beline indirdim ve kolumu ona sararak yavaşça göğsüme çektim.

Bu harekemi bekliyormuş gibi hemen göğsüme sokularak kollarını sıkıca belime sarmıştı.

J: "Ya mühürlendikten sonra çok kötü olursa. Ya kitaplarda yazıldığı gibi güçsüzleşirsem, hasta olursam."

Tek elimle incecik belini okşarken diğer elimle yumuşacık yanağını okşuyordum parmaklarımla. Jisung özel bir türdü ve bu türün getirisi olarak bazı farklı özellikleri vardı.

Pasif olan kurtlar arasında ruhen mühre sahipti. Onun mührü, dünyanın en eşsiz bağıydı. Ama duygusal olarak birine aşık olup mühürlendiğinde vücudu o kişinin feromonlarına muhtaç hale geliyordu.

O kişi yanında olmazsa ciddi derecede güçsüz düşüyor, kendi feromonlarını kontrol etmekte zorlanıyordu. Tüm bunlar onu normal olarak korkutuyordu.

Beni de korkutuyordu. Ben de ona bir şey olmasını istemiyordum. Ama Jisung bana mühürlendiği an, hatta mühürlenmezse bile onun yanından ayrılmayı, ondan uzaklaşmayı aklımın ucundan dahi geçirmiyordum.

M: "Korkman çok normal. Daha kurdunla tanışmadın Jisung. Ama eğer kurdun bu kutsal bağı gerçekleştirirse ve o kişi ben olursam inan bana seni asla ama asla bırakmayacağım. Kurdun asla yanlış kişiyi seçmez. O, senin kalbinde olan duyguları yansıtır. Ve ben sana zarar gelmesine izin vermeyecek ve senden uzak kalmayacağım. Hep yanında olduğum için mührün zorluğunu hissetmeyeceksin bile. Söz veriyorum sana"

Göğsümde hissettiğim ıslaklıkla yüzünü göğsüme gömerek sessiz sessiz ağladığını anlamıştım. Onu daha sıkı sararak saçlarının arasına küçük bir öpücük bıraktım.

J: "Sen yanımdaysan korkmayacağım. Seninle evleneceğim"

____________________

Dört gün içinde düğün hazırlıkları yetişir mi amk. Tabi onlar kral falan her şeyi şipşak yaptıracaklar.

Ama düğünde davul, zurna mı çalsak? 😋😋

Bölüm sonu

11 yorum