İçeriğe geç

Vuslat

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Vuslat

Bölüm 2

SİYAH KUĞU

(BÖLÜM 2) SİYAH KUĞU

Mei'yle uyanmayı başardığımızda çıkış zilinin çalmasına dakikalar kalmıştı.

Yapabildiğimiz en hızlı şekilde hazırlanmış ve zil çaldığında herkes ile birlikte çıkmıştık.

Şimdiyse onunla birlikte kalabalık sokakta öylece yürüyorduk.

-Mei hemen eve mi gideceksin?

Lütfen gitme biraz daha takılalım!

Mei hafifçe tebessüm etti ve cevap verdi.

-Hayır. Okuldan sonra her gün bale kursum var , oraya gideceğim. Gelmek ister misin İvy?

Gelmez miyim be kızım

-Tabii gelirim.

Bir anda suratımda aptal bir gülümseme beliriyor.

Yol boyunca Mei'ye saçma sapan sorular soruyorum ve ikimizde tıpkı iki salak gibi kahkahalar atarak yürüyoruz.

Ve en sonunda büyük bir yapının karşısında durduğumuzda Mei benim için kapıyı açıyor.

-Gel hadi. İçerisi oldukça kalabalıktır muhtemelen, ama seni sorun edeceklerini sanmıyorum.

Mei bunları söyledikten sonra içeriye giriyor bende onu takip ediyorum.

Uzun bir koridorun sonunda iki odayla karşılaşıyoruz, birinin üzerinde garip bir fontla giyinme kabini yazıyor

-İvy ben üzerimi değiştireceğim, sen dans salonunda bekleye bilir misin?

Başımı aşşağı yukarı sallıyorum, Mei kabinlerin olduğu odaya girdikten sonra iki büyük kapıyı ittirerek içeriye giriyorum.

İçerisi boydan boya aynalar ile kaplı aynaların önünde duvara monte edilmiş bir demir var, saçlarını yukarıdan sıkıca topuz yapmış bir sürü kız çoktan ısınmaya başlamış bile.

İlgimi Mei dışında hiçbiri çekmediği için telefonumu çıkarıyorum, İnstagram'a girdiğimde paylaşılan storylere bakıyorum.

Leonard ve Oscar'ın paylaştığı fotoğrafa tıklıyorum önce, Leo elindeki bira şişesini zorla Oscar'ın ağzına sokmaya çalışıyor, Oscar ise geri çekilmeye çalışıyor fakat arkasındaki Yao onu ensesinden öne doğru itiyordu. Gerçekten çok salak bir fotoğraftı,kalabalığın içinde olduğum için sadece kısıkça kıkırdamakla yetindim.

Tam o esnada yanıma birinin oturduğunu hissettim, ardından da omzuma dokunan bir el.

Bu Mei değildi.

-Hey, naber?

Sadece boş boş suratına bakmakla yetindim, şuan hiç yeni biriyle tanışacak modda değildim.

Fakat o umursamadan konuşmaya devam etti.

-Bale yapacakmışsın gibi görünmüyor, birini mi bekliyorsun?

Görünüşe göre asyalıydı, tozpembe bir tütü etek üzerindeyse bir body giyiyordu. Ayaklarında bale ayakkabıları vardı ve ayakkabılarının kurdelesini çözerken benimle konuşuyordu. Güzel olduğunu inkar edemezdim.

Ona olabilecek en kısa cevabı verdim.

-Evet.

-Kimi bekliyorsun peki?

Şuan gerçekten kaçmak istiyorum.

-Mei Zheng

-Mei mi?

Şok olmuş gibiydi, ardından abartılı bi kahkaha attı. İliklerime kadar tiksinti duyuyordum şuan.

Tek kaşımı kaldırarak suratına bakmaya devam ettim

-Pek Mei'nin takıldığı tiplere benzemiyorsun .

-Mei'yi tanıyor musun?

-Tanıyor muyum?

Tekrar yapmacık bir kahkaha.

-Ben Mei'nin kuzeniyim onu doğduğumdan beri tanıyorum.

Konuşurken sürekli abartılı el kol hareketleri yapıyordu.

-Anladım.

Daha önce hiç bu kadar rahatsız olmamıştım, normalde olsa yanıma gelen herhangi bir insan için bu kadar agrasif olmazdım fakat bu kız çok sahteydi.Beni çok rahatsız hissettiriyordu ayrıca Mei'den bahsederken yaptığı mimikler onun Mei'yi pek de sevmediğini açıkca belli ediyordu.

-Adın ne bakalım

Sanane ulan

-İvy

-İsmin çok güzelmiş.

Yan ağız gülüyor ve ben o an kalkıp gitmek istiyorum.

-İvy

Mei oturduğum tribünlerin altında bana sesleniyordu, kaşları hafifçe çatılmıştı benim adımı söylemesine rağmen yanımdaki kıza bakıyordu.

-Ahahah! İşte prensesimiz Mei'de geldi.

Aralarında ne olup bitmişti bilmiyordum fakat ikiside birbirlerinden pek hoşlanmıyordu anlaşılan.

-Sizinle daha fazla kalmak isterdim çocuklar ama işlerim var, ayrıca Mei akşam yemeğine erken gel.

Son sözlerini söylerken sesi bir anda buz kesmişti resmen.

Bunları söyledikten sonra çekip gitti, Mei ise o gittikten sonra suratıma bile bakmadan diğer kızların yanına gitti.

Tam iki saat boyunca Mei'nin sahnede tıpkı bir kuğu gibi dans etmesini izledim.

Gerçekten çok güzeldi.

MEİ ZHENG

İvy ile buraya gelmemeliydim, tanrım ne düşünüyordum ki?

Kim bilir Xiao ona neler anlattı, gerçekten tam bir aptal gibi hissediyorum!

Son adımlarıda tamamladıktan sonra antremanımın sonuna gelmiştim, hızlıca giyinmeli ve İvy'ide burdan alıp gitmeliyim.

Havlumu ve bir kaç eşyamı daha alıp tribünlere doğru yürüdüm, İvy direkt olarak bana bakıyordu ve bu beni çok utandırıyordu!

Sanki saçlarım kulağımın arkasında duracak kadar uzunmuş gibi saçlarımı oraya doğru itiyorum.

Kısacık mesafeyi yavaş yavaş yürüyorum ve en sonunda onun önünde duruyorum, bütün ilgisini bana vermiş suratıma bakıyor.

-İvy, ben üzerimi değişirken dışarıda bekleyebilir misin?

Hemen kafasını tamam anlamında sallıyor ve çantasını alıp tribünlerden aşşağıya iniyor.

Benden birkaç santim uzun olan boyuyla önümden yürüyüp benim için kapıyı tutuyor ve hafifçe tebessüm ediyor.

- Buyrun hanımefendi!

Bende kıkırdıyor ve Tütü eteğimin ucunu tutarak sanki bir eski zaman soylusu gibi davranıyorum. İkimizde gülüyoruz.

Bu küçücük hareketleri bile elimi ayağıma dolaştırıyor.

Soylu ve zengin bir ailenin kızı olan bana kaç kere centilmence kapı tutuldu hatırlamıyorum bile ama bunu onun yapması beni gerçek bir hanımefendi gibi hissettiriyor.

O giyinme odasının dışındaki duvara yaslanmış beni beklerken olabildiğince hızlı giyiniyor ve tekrar onun yanına geliyorum.

-Mei az önce bizimkiler ile konuştum beni mekana çağırıyorlar. Bende dedim ki Mei'de gelecek, senin adına konuştuğum için özür dilerim gelirsin değil mi?

-Ama yemeğe gidecektin değil mi tam bir aptalım!

O söylemese aklıma bile gelmeyecek olan aile yemeği benim gibi takıntılı birinin nasıl da aşka kapıldığını çok net anlatıyorken onunla gitmeyi nasıl reddede bilirim?

-Yemeğe gitmeyeceğim ki!

-Ama o kız gelmen konusunda çok ciddiydi?

-Önemli bir şey değil İvy her ay yaptığımız aptal bir aile yemeği sadece.

Aslında önemliydi babam bu konuda çok ısrarcı ve katıydı, fakat bu yaşıma kadar babamın tek bir sözünden bile çıkmamış hep uslu biri olmuştum. Ama artık bundan bıkmıştım, hayatım kafesteki bir kuşunkinden farksızdı.Ne yeyip yiyemeyeceğime bile onlar karar veriyordu.

Belkide artık kafesi kırıp özgür olmanın vakti gelmişti.

Bölüm sonu

1 yorum