İçeriğe geç

VURGUN

Bölüm 6 · 9 dk okuma

VURGUN

Bölüm 6

6

Ala ile beni durgunlaştıran konuşmamızdan sonra saçlarımı yaptırmıştım. Makyajımı kendim yaptığım için kenarda köşede iç sesimi dinlemeye vaktim olmuştu.

Azad gerçekten de bana kalbinde bir his besliyor olabilir miydi ? Korktuğum gibi geçici bir heves değildir değil mi ?

Ah düşününce bile karnım kasılıyordu.

-"Ben hazırım." diyerek giyinme odasından çıktım ve kızlara baktım.

Bordo renkte saten bir elbise giyinmiştim. Yakası kapalı kolları uzundu fakat yere kadar dökülen ince kumaşta dizimden aşağısı yırtmaçlıydı. Güzeldi ve vücut hatlarımı iyi sarıyordu.

-"Çok hoş olmuşsun." dedi Roza beni tepeden tırnağa süzerek.

-"Teşekkür ederim sizde çok güzel oldunuz kızlar." dedim hafif bir tebessümle.

Arslan eniştemin gelip Ala'yı kuaförden çıkarmasıyla düğün merasimine başlamış olduk. Arkasından kızlar da çıktıktan sonra en sona ben kaldım çünkü o sırada donmak istemediğim için kabanımı giyiyordum.

Başımı kaldırıp arka arkaya park etmiş arabaların orada Azad'ı görünce elim ayağım boşalmıştı.

Yüzümü zar zor sakin tutarken başımı eğdim ve derin derin nefesler alıp verdim. Ona bakmamalıydım. Bakarsam gözümü çekemezdim. Çünkü göz alıcı görünüyordu. Kar beyazı olarak parlayan gömleğinin üzerine siyah ceket ve siyah palto giyinmişti. Çok çok fazla karizmatik.

-"Çok güzel görünüyorsun."

Dalgınlıktan Savaş'ın önüme geldiğini görmemiştim.

-"Teşekkürler. Sende iyi görünüyorsun." dedim mırıldanarak.

Elimi nazik bir tutuşla kavrayıp arabanın arka koltuğuna oturttu. Şoför de otururken aklım Azad'da kaldı. Bakıp bakmamak arasındaydım ki Savaş yanıma yerleşince bu isteğimden vazgeçtim.Bir sürü arabayla kalabalık halde geldiğimiz salonda yönlendiren görevliler ile gelin odasına girmiştik. Modern bir yere benziyordu ve oldukça büyüktü.

-"Mardin'de düğünümüz olacağı aklıma gelmezdi." dedi Ala gülerek. Oturduğu koltukta bir yandan eteklerini düzeltiyordu.

-"İnan benimde." diyip kapının yanında olan boy aynasının önüne geçtim.

Arslan eniştem yaktığı sigarasını içerken rahat görünüyordu. Biz kızlar her zaman daha stresliyiz.

Aynada makyajıma bakarken açılan kapının bana çarpmaması için geri kaçtım. İçeriye giren Azad ve Savaş'tı. Azad kalp atışlarıma fena şekilde etki ediyordu.

-"Gelin abi oturun." dedi Arslan eniştem oturduğu yerde düzelirken.

Savaş tekli koltuğa oturunca bende bana gün doğdu diyerek Azad'ın yanına oturdum. Elbette çekiniyordum ama varlığı sebepsizce muhteşem ötesi hissettiriyordu.

Özellikle o kokusu yok mu...of

Kafayı yiyip ona yaklaşmamak için diğer tarafa iyice yanaştım. Parmak uçlarım karıncalanmıştı. Yüzüme dokunuşu, tenime değen nefesini düşününce yüreğim ağzıma geliyordu.

-"Bir sürü masraf yaptık çok teşekkür ederiz Azad." dedi Arslan eniştem sessizlik olunca.

-"Ne masrafı oğlum ya boş konuşma keyfini çıkar." dediği sırada ben o ses tonunun derinliğiyle iç çekmiştim.

Yalnızca konuşarak bile beni etkileyebilir.

-"Ağaya bir düğün ne yapar ki ?" Savaş ayağının ucuyla çaprazında duran Azad'ın dizine vurunca ağzından çıkan kısık sesli küfüre kıkırdamıştım.

Bulunduğum sağ tarafa yalnızca gözlerini kaydırarak bana attığı karizmatik bakış utanmama sebep oldu. Anında başka yere baktım ve nefesimi sessizce dışarı üfledim.

-"Ben gelenlere bir bakayım. Alisa , Dilan da seni arıyordu söylemeyi unutmuşum."

Azad ayağa kalkıp kapıya ilerlerken bunu söylemişti.

Ala yanak içlerini ısırmış bana imalı bakarken yanan yüzümle beraber koltuktan kalktım.

Bir şey söylemeden arkasından çıktığımda koridordan geçen Mardin halkı bize bakmıştı. İnceleyerek salona giriyorlardı.

-"Ağam iyisindir inşallah ?"

-"Nasılsınız ağam ?"

Her geçen Azad'a ya selam veriyor ya da halini hatrını soruyordu.

-"Neredeydi Dilan ?" diye sordum gözlerimi etrafta gezdirip.

Azad da çevreye bakınıyordu ama dediğimle pek ilgilenmiş gibi değildi.

-"Gel."

İlk başta duraksamış olsam bile onu takip etmeye başlamıştım. Salonun girişinden çıkmış az önce çıktığımız merdivenlerden değil de diğer taraftan inen merdivenlere yönelmişti.

-"Nereye gidiyorsun ?" diye seslendim peşinden ilerlerken.

Çok soğuk bir rüzgar estiği için üstümdeki incecik kumaş yokmuş gibi donuyordum. Montumun iki yanını üst üste çekip titredim.

Merdivenlerden inerken bir elimde eteğimi yukarı çektim ve Azad'ın yanına ulaştım.

Salonun bu alt kısmı giriş kısmına göre daha ıssızdı ve topraktı. Bir masa ile sandalyenin olduğu duvar dibine baktığımda ise buranın sigara içilen bir bölüm olduğunu anlamıştım.

-"Dilan..?" dedim soru sorarcasına.

İndiğimiz uzun merdivenlerin oraya bir bakış attıktan sonra önüme geçip bedeniyle tam yakınımda dikildi. Montumu kavradığım ellerimi avuçlarının içine aldığında buz gibi olan tenim onun sıcaklığına hayran kalmıştı.

-"Dilan aramıyordu gelmen için söyledim." derken gözleri gözlerime kitlenmiş içime işlercesine bakıyordu.

Benim için bahaneler üretmesi gülümsememe neden oldu.

-"Gel desen de gelirdim."

Baş parmağı elimin üzerini okşadıkça gözlerimi kapatıp onu hissetmek istiyordum.

-"Gelir miydin ?"

Başımı aşağı yukarı salladım.

Rüzgarın savurduğu kısa siyah saçlarını izlerken dudaklarının yukarı kıvrılışı çok göz alıcıydı.

-"Birisi görebilir..." dedim birleşmiş ellerimize hayranlıkla bakarken.

-"Görmez kimse bırak da tadını çıkarayım." dedi ve ellerimi çekip dudaklarına yaklaştırdı.

Hayır hayır buna dayanamam.

İçime bir şeyler oluyor.

Resmen o sıcacık dudakları tenime değdi. Ellerimi öyle şefkatle öptü ki mutluluktan ağlayasım geldi !

-"Sen hiçbir şey söylemiyorsun. Gözlerini görmesem beni istemediğini düşüneceğim." diyince yüzüm yanmaya başladı.

Gözlerim o kadar ele veriyor muydu ?

Dudaklarımı ısırarak başımı eğdim.

-"Evde konuşalım mı ? Bizi merak ederler." dedim konudan kaçmak amaçlı.

Bir kaç saniye yüzümü inceleyip başını salladı ve ellerini ısıttığı ellerimden çekti.

-"Gece gelirim. Bana numaranı ver." diyip paltosunun cebinden telefonunu çıkarttı.

Uzatınca elinden alıp numaramı yazdıktan sonra geri uzattım.

Son kez çehresine doya doya bakıp arkamı döndüm. Önünden merdivenleri çıkarken bacaklarım tir tir titriyordu.

Salonun girişinin az öncekinden daha kalabalık olması beni strese sokarken arkamda Azad'ı görenler daha çok bakıyordu.

Utanmaktan yerin dibine girmeden içeriye girdim ve salona doğru yürüdüm. Girişte Avşin hanım ve Berzan ağa misafirleri karşılıyorlardı. Avşin hanım sanırım Azad'ı yakınımda gördüğü için olsa gerek biraz yüzü değişmişti fakat uzun sürmeden gülümsedi.

-"Maşallah nazar değmesin su gibi olmuşsun." diyip yanaklarımı okşadı.

Gülümseyerek ellerini tuttum.

-"Teşekkür ederim." dedim içtenlikle.

-"Oğlum, Alisa'yı bizim masaya götür." demişti Berzan ağa konukların arasından.

-"Götürürüm tabi." Azad'ın kısık sesini yalnızca ben duyduğum için ufak bir tebessüm etmiştim.

Elini belli belirsiz koyduğu belimde hissedince nefes alamaz oldum.

-"Herkes buraya bakıyor Azad. Elini çeker misin ?" dedim başım yere doğru eğikken.

-"Herkes buraya değil senin bacağına bakıyor konuşturma şimdi beni." derken bu defa sinirlenmiş kaşlarını çatmıştı ve elini çekmişti.

Öyle söyleyince daha küçük adımlar atıp yırtmacıma dikkat ettim. Geniş masaya ulaştığımızda yan tarafta Dicle ve ailesi vardı. Hepsinin gözleri büyümüş ikimize bakıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam babası olan Zınar ağa bir hışımla kalkıp salonun girişine doğru yola koyulmuştu.

-"Gelin oturun şimdi gelecekler." dedi Dilan.

Yanına otururken Azad karşıya Baran'ın yanına oturmuştu. Çok geçmeden Savaş da gelip oturunca düğünün başlamasını bekledik. Isındığımda kabanımı çıkarmıştım fakat bacaklarım hala biraz üşüyordu.

Ala ve Arslan eniştemin girişinden sonra dakikalardır içimi şişiren bu halayı izliyordum. Nasıl yorulmadıkları konusunda fikir yürütürken arada kızlarla ve Savaş'la konuşuyorduk. Karşımda oturan Azad ne zaman Savaş'la yaklaşıp konuşsam bana pis pis bakışlar atıyordu.

Gelin damat ikinci kere dans için ortaya geldiğinde Baran Hewal'i , Miran ise Roza'yı dansa kaldırmıştı.

Başka çiftler de dahil olurken Savaş ayağa kalkmış elini uzatmıştı.

-"Bana bu dansı lütfeder misin ?" dedi ve o kızların canını yakan bir bakışını attı.

Gülümseyip elimi avucuna koydum.

-"Zevkle." dedim ve kalkıp elbisemi düzelttim.

Ala ile Arslan eniştemin yakınına yürüyüp elimi omzuna koydum.

-"Azad niye ağzıma sıçacakmış gibi bakıyor ?"

Savaş'ın tuhaf cümlesiyle o yöne dönünce gerçekten de Azad'ın öyle baktığını gördüm ve sırıtmamak için dudaklarımı ısırdım.

-"Bilmem ki." derken Azad'ın aksi yönüne döndüğüm için rahatlıkla gülüyordum.

-"Kesin bilmezsin ! Senin bakışını tanırım ben kızım ama bakma senin anlatmanı bekliyorum."

Ah hadi ama yine mi bakışlar ! Hep beni ele veriyorlar !

-"Kapat konuyu Savaş." dedim alev ateş yanmaya dönerken.

Dans müziği bitene dek dans etmiş ardından masaya geri dönmüştük. Berzan ağanın Azad'la hararetli şekilde konuştuğu konu masanın havasını etkilemiş olmalı ki Dilan'ın yüzü gergindi.

Biz oturduğumuzda tesbihini sallamaya devam etmiş ve susmuştu.

Azad'ın sert yüzü bana hiç değmeden masayı terk etti. Bastığı yer sallanırken Avşin hanımın endişeli gözleri onu takip etmişti.

Ne olduğunu anlayamamıştım fakat belli ki Azad fazla sinirlenmişti.

Dilan'a bakarken Şilan ayağa kalkmış Azad'ın peşinden gidiyordu. Bu beni daha çok germişti. Savaş'ı masanın altından çaktırmadan dürtükledim.

Beni hiç duymuyormuş gibi yaparak ne istediğimi anlamış ve bu defa o gitmişti.

En azından o sinir bozucu kızla yalnız kalmasın.

Dakikalar geçtikçe titreyen dizimle kapıdan Azad'ın girmesini bekledim. Şilan gelmişti fakat Savaş ve ikisi hala ortalıkta yoktu.

Ara sıra Ala'nın yanına gidiyordum çünkü tanımadığı insanların arasında oynamaktansa oturmayı tercih ediyordu.

Nihayetinde düğün bittiğinde Azad'ı girişte ayakta dururken görebildim. İçim biraz olsun rahatlamıştı.

Savaş buradan otele geçtiği için ben Azad'ın sürdüğü gelin arabasına bindim. Arkada Arslan eniştem ve Ala yorgun argın oturuyorlardı. Hiç yoktan Ala'nın boynuna dolanmış altınları gördükçe gülesim geliyordu.

-"Baya bir göremedim seni neredeydin ?" diye sordu Arslan eniştem.

Azad sıkı sıkı kavrayıp döndürdüğü direksiyonu gittikçe daha çok sıkmıştı.

-"Kapıdaydım." derken ki ses tonu uzatma gibisindendi ve Arslan eniştem de daha sormamıştı.

Açılan bacağımın üzerine elbisemin eteğini çekip kapatırken o duymak istemediğim konu geldi çattı.

-"Yarın öğleye aldım biletleri Alisa. Sana söylemedik sanırım."

Arslan eniştem ilk kez söylediği bir şeyle canımı yakmıştı. Azad sert bir soluk vermiş arabanın hızını arttırmıştı.

-"İyi yapmışsınız." dedim boğazımda bir yumru oluşurken.

-"İstanbul da bir gün kalırız sonra uçağımız var. Ona göre kendinizi hazırlayın." diyince içimizde heveslenen tek kişi Ala oldu.

Konağa varana kadar ayrı yerlere savrulmuştum. Bir yanım burada bulduğum heyecandan ayrılmak istemezken diğer yanım hayatımı ve neşe kaynağım olan restoranımı özlemişti.

Bir daha göremeyecek miydim diye düşünüp ağlama isteğiyle doluyordum.

Avluda buranın düğüne gelmeyen köylülerine yemek dağıtılmaya devam ediliyordu. Durumu olmayan insanlar gelip yemeklerden alıyor ve gidiyordu.

Avşin hanım kahve içelim dediği için odaya kapanmaya vakit bulamadan masanın etrafına oturmuştuk. Yalnızca Ala gelinliğini çıkarmış öyle gelmişti.

-"Bir kaç gün daha kalsaydınız." dedi Berzan ağa masanın başındaki yerinden.

Çenemi sıkıp başımı kaldırdım. Azad bize katılmamıştı. Odasına çıkacağını söyleyip gitmişti.

-"Başka zaman tekrar geliriz ağam sen merak etme. İşlere dönmeden kısa bir tatil yapalım dedik yurt dışında ondan erken ayrılıyoruz." diye açıkladı Arslan eniştem.

-"Hatta konusu açılmışken söyleyeyim bizde onlara katılıyoruz baba." diyen Baran oldu.

Aldığım sıkıntılı nefesi üfleyip bitmiş kahve bardağımla ayağa kalktım. Daha fazla dayanamayacaktım.

-"Müsadenizle...iyi geceler." dedim ve elimdekileri mutfağa bıraktıktan sonra merdivenlere yöneldim. Başımı kaldırıp yukarı baktığımda en üst katın terasına yaslanmış sigara içen o adam kalbimi avucunda ezmişti.

Gözlerimiz birbiriyle birleştiğinde başımı eğip hızlıca koridora girdim ve odaya ulaştım. Girdiğim gibi kenarda ayakkabılarımı bırakıp kabanımla çantamı dolaba koydum. Elbisemi çıkarttığım gibi askısına asmak yerine moralimin bozukluğu sebebiyle öylesine dolabın içine sıkıştırdım.

Odanın soğukluğu sebebiyle fazlasıyla üşüreyek banyoya girdim. Suyun ısınmasını beklerken makyaj temizleme jeli ile makyajımı çıkartıp saç tokalarımı açtım.

Sıcak suyun altına kendimi bıraktığımda ruhumu saran kötü hisler süzülmeye başlamıştı.

Buraya ne kadar alışamadıysam o adama o kadar çok alışmıştım.

Nasıl gidecektim ?

Nasıl onu bir daha görmemeyi kabullenecektim ?

Bu halimi düşünürken giyinmeye halim olmadığı için havluyla bir süre yatakta oturmuştum.

En çok çıkmazın içinde olan bir adama kalbimi açtığım için mutsuzdum. Bu karışık hayatlarda yer edinemezdim ki. Olamayacağımızı biliyordum. Yine de insan istemekten geri gelmiyordu.

Oflayarak yataktan kalktım. Saçlarımı kuruttuktan sonra iç çamaşır takımı giyindim ve sade lacivert bir pijama ile tekrar yatağa oturdum. Bağdaş kurarken sırtımı başlığa yaslayıp telefonumu elime aldım.

Uzun zamandır arkadaşlarımla konuşmamıştım. Annemler zaten umursamıyordu. Restoranımda sorumlu olan Adem'le ise gün sonunda durumu konuşup öyle uyuyordum.

Sosyal medyadan ise bir hayli uzaktım. Normalde sık sık story yada post paylaştığım mecrayı buraya geldim geleli unutmuşum.

Aklıma düşen soru şuydu ki Azad gelecek mi ?

Orada öylece uzun bir süre bekledim. Yaklaşık kırk dakika sonra artık gelmeyeceğinin acı yüzüyle karşılaşmış yüreğime ağırlık çökmüştü.

Yarına gidecektim ve o daha gitmeden yüz üstü bıraktı.

Başımı iki yana sallayıp açtığım yorganın içine girdim. Gözlerimden yaşlar akmaması için kendimi zorladım. Burası hayatın gerçek yüzüydü. Bana söyledikleri sanırım o kadar da gerçekçi değildi. Fakat kırılan kalbim çok gerçekti.

Onun gelmemesine kırılan kalbim çok kırılmıştı. Çok.

•••

Merhaba umarım bölümü beğenmişsinizdir ❤

Bölüm sonu

4 yorum