İçeriğe geç

VURGUN

Bölüm 5 · 10 dk okuma

VURGUN

Bölüm 5

5

Ala kızlarla odada kahve içerken en son aynanın karşısına ben oturmuştum. Kendimden önce Dilan'ın makyajını yaptığım için kendi hazırlığıma az bir zaman ayırdım.

-"Biraz canlanır mısın ? Sen böyle olunca benimde enerjim düşüyor."

Ala'nın söylediği cümle üstüne kendimi suçlu hissettim. Mutlu olmasına engel oluyordum.

-"Pardon farkında değilim." dedim ve elimden geldiği kadar tebessüm edip göz kapağıma sürdüğüm farı dağıtmaya başladım.

Onlar yatakta oturmuş konuşurlarken bende makyajımı bitirmiş saçımı düzleştirmiştim.

En sona giyinmem kalınca kaldığım odaya geçtim. Askısından sıyırdığım elbiseyi yavaşça giyindim. Göğüs dekolteli ve oldukça kısaydı. Ama kadınlar arasında olacağı için umursamıyordum.

Açıkçası güzel olmuştu. Aynada elbisemi düzeltip ayağıma topuklu ayakkabı geçirdikten sonra kızların yanına geri gitmek için odadan çıktım.

Tam odanın kapısını kapatıyordum ki yan kapı açıldı.

Bu defa hapı yutmuştum !

Normalde sıklıkla giyindiğim kıyafet türü ile Azad'a burada yakalanmak beni utandırmıştı.

Gözlerine bakmaya utanırken niye böyle saçma duraksamalar yaşadığımızı düşündüm. Hadi ben ufacık azıcık etkileniyordum ama o neden karşımda kalakalıyor ?!

Nefesimi usulca verip beni sinir eden belirsizliği kenara attım ve karşı odaya girdim. Aldığım nefeslerle göğsüm hızla inip kalkarken kızların bakışları altındaydım.

Güzel olduğumla ilgili söyledikleri şeyin yanı sıra benim aklım odanın dışındaydı.

-"Başlıyor artık inelim."

Hewal'in ardından birer birer inerken zılgıt sesleri ile daha bir çok ses birbirine girmişti. Öyle kalabalıktı ki.

Buranın adetlerine uygun yapılan kına töreninde merak ettiğim için ilk kez elime kına koymuştum.

Avucuma yerleştirdiğim peçeteden gözlerimi çektiğimde saatlerdir beni süzen gözlerin hala bende olduğunu fark ettim. Gecenin anlamını taşıyan Ala'ya bakmak yerine bana küçümseyen ezici bakışlar atan kadınlardan gına gelmişti.

Hepsi üzerimi inceliyor sonra kaşlarını çatıyordu.

-"Allah inşallah bize de bu günleri görmeyi nasip eder."

Dişlerimi sıkmama neden olan cümlelerin sahibi Dicle'nin annesiydi. Ne diye gelip Avşin hanımın yanına oturmuştum ki ?! Bu kadın da kızıyla yanındaydı.

-"Amin hayırlısı neyse o olsun." dedi Avşin hanım ve bana dönüp elini dizime koydu.

-"Kalk sende oynasana kızım. Bak ne güzel eğleniyorlar." derken gülümsemişti.

Evet Ala sanki hep buranın içindeymiş gibi oyun havası oynayanların arasına hiç sorun yapmadan uyum sağlamıştı.

-"Yok ben pek bilmem." dedim.

Bir kaç dakika sonra hava almak için salondan ayrıldım. Dışarısı epey soğuktu. Fakat zihnim soğukta açılıyordu.

-"Donacaksın Alisa."

İrkilip arkaya döndüğümde elinde tepsiyle mutfağa giden Dilan vardı.

-"Giriyorum şimdi." diyip salona geri döndüm.

Saatler birbirini kovalarken kadınlar yavaşça dağılmaya başlamışlardı. En sona Zelal hanım , kızı ve gelini kaldığında gözlerimi devirmeden edemedim.

-"Azad'la konuşabildin mi Avşin ? Nedir cevabı ?"

Aslında odasına giden Ala'nın peşinden bende çıkabilirdim fakat istemsizce konuşulanları merak ediyordum. Dilan da aynı benim gibi oturmuş sessizce duruyordu.

-"Yarına tekrar konuşurum Zelal." dediğinde onların kalkması ile bizde kalkıp arkalarından odalara çıkmıştık.

Saçlarımı başımın üstünde toplarken içimin sıkıldığını fark edip Ala'nın yanına gitmeye karar verdim.

Odasına girdiğimde pijamalarını giyinmiş makyajını siliyordu.

-"Ne oldu yine gözlerin kızarmış ?" diye sordum sırtımı kapıya yaslarken.

Omuz silkip burnunu çekti.

-"Annemin de yanımda olmasını isterdim." diyince kendimi düşündüm. Annesizliğe alışkındım.

-"Keşke daha farklı olsaydı ama onlar bunu tercih etti. " dedim düz bir tonda.

Biraz daha sohbet etmemizin sonrasında hafiften sarhoş olan Arslan eniştem gelince yanlarından ayrılmıştım. Dolapta kıyafetlerimin arasından bir tane hırka alıp giyindim ve sessizliğe gömülmüş konakta mutfağa indim.

İçtiğim su bardağını tezgaha bırakıp dışarı çıktığımda Azad'ı gördüm. Henüz beni görmemişti ve merdivenleri çıkıyordu.

Dondurucu havayı içime çekerken hırkaya iyice sarılıp merdiven basamağına bastım. Başım yerde varlığını yok sayarak peşinden birer birer çıkarken avuç içlerim terlemişti.

Koridorda duvar içlerinde yer alan boşluklarla yalnızca gaz lambaları yanıyordu ve etraf loş bir ışıkla çevriliydi.

Topuklarımın ses çıkarmamasına özen gösterirken geniş sırtını izlediğim adam odamın kapısında durdu. Haliyle bende bir kaç adım gerisinde durdum.

Yavaşça yüzünü dönerken elimle sardığım hırkayı sıkıca tutuyordum. Aldığım nefeslerden dolayı hızla inip kalkan göğsüm fazla dikkat çekiyordu ama durduramıyordum.

İçimi yakan bakışları yine gözlerime dalıp gitmişti. Bende onunkilere dalmıştım.

Ne olacaktı bu iş böyle ?

Kendime saniyelik bir dolduruşla cesaret verdim ve konuştum.

-"Bir şey mi oldu ? " diye sordum çenemi dikleştirip.

Bu tepkimi beklemiyor olmalı ki hafiften kaşı çatılır gibi olmuştu.

-"Ne gibi ?" dedi gırtlaktan yükselen kalın erkeksi ses tonuyla.

Omuz silkerken aşağı kayan hırkamı düzeltip tekrardan yakamı kapattım.

-"Öyle karşımda duruyorsun onu soruyorum. Sonra hayranlarınız görünce benden hesap soruyorlar Azad ağa." dedim alaylı bir gülümsemeyle.

Gözleri dudaklarımla açıkta kalan boynum arasında gezinince vücudum ürpermişti.

Yüzünde hiçbir mimik oynamadan beni izlemesi dudaklarımdan gülümsememin silinmesine sebep oldu. Değişik bakıyordu. Anlayamadığım gizli anlamlar içeriyordu.

Bir adım attığında kulaklarım rüzgarın uğultusuna dahi sağır olmuştu. Çok yakınımdaydı.

-"Çok mu önemli ?"

Ne ?

Neye dedi bu adam şimdi bunu ?

Anlamadığımı gözlerimde görmüş olmalı ki dudağının kenarı kıvrıldı.

Allah'ım bir erkeğe tebessüm bu kadar mı yakışır ?

-"Başkalarının ne dediği çok mu önemli diyorum ?"

Adamın karşısında salak gibi göründüm iyi mi ?

Usulca yutkunup gözlerimi göğsüne çevirdim. Gerilen vücudunda gömlek de gerilmiş üzerine yapışmıştı.

-"Değil." diye mırıldanırken elinin havalandığını görmüştüm ama getirip yanağıma koyacağını asla düşünmemiştim.

Titreyen nefesim bir yolunu bulup dışarı çıksa bile yüreğim adeta kuş olmuş çırpınıyordu. O anda bacaklarım tutmuyor ve yere düşeceğim dedim. Düşmedim ama sağlam da kalamadım. Kalbimde artçı depremler yaşandı.

Avucu yanağımda iken parmak uçları saçlarımın içine nazikçe baskı uyguladı. Gözlerim kapanmaya zorlarken var gücümle açık tuttum. Bu anın her saniyesini aklıma kazımalıydım.

Kokusu gittikçe göğüs kafesimi sararken eğildi. Eğildi ve yüzünü yüzüme yaklaştırıp kalbimin canına okudu.

Öyle yakındı ki sakalları yanağıma değiyordu. Bir yanağımda sıcak avucu diğer yanağımda sert sakalları...bunlara kalbim dayanamazdı ki !

Nefesimi tuttuğumda onun ılık nefesi boynuma vurdu. İlahi sesi ise tam kulağımdaydı.

-"Aklımı başımdan nasıl aldığını görüyorsan hiç kimse önemli olmamalı."

Tanrım !

Hadi ama !!

Benim ki kalp !!

Bu böyle yapılmaz ki !

Gözlerim geriye açılırken kalbim göğüs kafesime hızla çarptı.

Bu adam ne dediğinin farkında mı ?! Eğer alay ediyorsa bu konağı başına yıkabilirim !

Önünde yada pardon tam olarak göğsüne girmiş halde küçüldükçe küçülmüştüm. Yanaklarım alev ateş yanarken Azad'ın aldığı sesli soluğu işittim. Saniyeler geçmeden geri çekildi.

Eğer birisi bizi bu koridorda bu halde görseydi çok şey olabilirdi.

Tamamen bocalamıştım. Ne diyeceğimi bilemez haldeyken ona bakakaldım. Elini çekmesini istemesem bile nefesiyle beraber elini de çekmişti.

Bu kez önümde duran adamın bakışlarının donukluğu gitmiş daha rahat görünüyordu. Beni dağıtmışken nasıl rahatlamıştı ?!

-"Yarı çıplak duruyorsun birisi görecek hadi odana gir." dedikten sonra odanın kapısını açmıştı.

Başımı belli belirsiz sallayıp girdiğimde arkamdan kapıyı kapattı.

Kapatmasıyla kendimi yatağa zor attım. Bacaklarım artık vücudumu taşıyamamıştı.

Az önce ne oldu ?

Benden etkilendiğini itiraf etti o değil mi ?

Daha da fenası direk aklımı başımdan alıyorsun dedi !!

Yok ben biraz bayılayım ancak kendime gelirim.

Yada en iyisi soğuk bir duş almak.

Evet evet kesinlikle.

Yanaklarıma ellerimi bastırıp aynanın karşısında istemsizce sırıtmaya başladım.

Uzun süren sırıtmanın sonrasında elim ayağım birbirine dolaşmaya devam etmişti. Bu havada soğuk duş almaya bir yerlerim el vermeyince tabiki sıcak suyla rahatlamış yatağa girmiştim.

Uyuyabildim mi derseniz orası muamma.

'

Sabah gözlerimi açtığımda çok fazla uyumamış olmamama rağmen fazlasıyla dinç uyanmıştım.

Dün gecenin etkileri hala dudaklarımda bir gülümseme olarak kalmışken bugün düğün günü olduğu için yataktan çabucak kalktım.

Üzerime tayt ve kalçalarımı örten bol bir kazak geçirip ayağıma spor ayakkabı giyindim.

Kahvaltıya hazır hale gelmiş tam kapıyı açacaktım ki hareketsiz kaldım. Ben şimdi ne yapacağım ? Yani nasıl o sözlerinden sonra yüzüne bakacağım ?

Üstelik bu adam evlendirilmeye çalışılıyor ?

Yine mi çıkmaz ?

Ruhum büyük bir hissizlikle sessizleşirken odadan çıktım. Benim yapacağım bir şey olmadığına karar verdim.

Avlu bir sürü masa ile çevrelenmişti. Yine hummalı bir çalışma vardı. Çalışanların hızı izlerken bile yorucu olunca direk olarak mutfağa geçtim.

-"Günaydın." dedim herkese hitaben.

-"Roj baş uyuyan güzel."

Dilan'a gülümseyecekken söylediğini anlamadığımı fark ettim. Öylece bakınca kıkırdamıştı.

-"Günaydın diyorum."

Tebessüm edip yardım etmek için yanına ulaştım.

-"Ala inmedi mi ?" diye sordum onu göremeyince.

-"Yok yorgundur diye düşündük. Kahvaltı hazır olunca kaldırırız. Ama Arslan abi babamlarla salonda. "

Dilan'la ve kızlarla sohbete devam ederken kahvaltıyı el birliği ile hazırlamıştık. Allah'tan bu süre zarfında Azad ile karşılaşmamıştım.

Ala'yı uyandırmaya odasına gittiğimde çoktan uyanmıştı.

-"Kahvaltı yapacağız." dedim uyanık olduğunu görünce.

Ellerini yatağa vurup kalktı.

-"Çok heyecanlıyım !"

-"Güzel bir gün olacak." dedim gülümseyerek.

Umarım güzel olur.

-"Bilmiyorum ya elim ayağım titriyor."

-"Heyecanını içinde yaşa yoksa geç kalacaksın. Bir an önce kahvaltı yapmalısın ki hazırlanmaya başlayalım. " dediğimde banyoda elini yüzünü yıkamaya koşmuştu.

Onu üzerini giyinmesi için yalnız bıraktığımda muhteşem koridor yine bizi bir araya getirmeyi başardı !

Görmemiş gibi geçip gidecekken parmakları dirseğimin iç kısmına kaydı. Vücudum buz kesilmişti . Bir şey demesini bekliyordum ki beni kıvrak bir hareketle kapısı açık olan odasına sokmuş kapatmıştı. Ağzımın şok içerisinde açılmasını engelleyip gözlerimi büyüttüm.

Odasına bakmadan kapıya sırtımı yasladım.

-"Ne yapıyorsun ?" dedim büyük bir şaşkınlıkla.

İki elini belimin iki yanına kapıya koydu ve iyice yaklaştı.

-"Neden artık yüzüme bakmıyorsun ?"dediğinde ciddi mi değil mi diye kendi içimde sorguladım.

Gözlerimi kaçırıp yutkundum.

-"İnsanlar yanlış anlıyor." diyebildim dilimin vardığı kadarıyla.

Burnundan verdiği sert solukların yüzümde bıraktığı etkiden kaçmak için başımı çevirmiştim ama bu defa çevirdiğim yöne yaklaştı.

-"Ortada yanlış mı var ?" dedi içimi gıdıklayan bir tonda.

Sesi nasıl büyüleyiciydi anlatamam.

Dilim damağım kuruyuvermişti. Bir an kokusunu almamak için nefes almasam mı diye düşünmedim değil. Bu kokuya alışmamalıydım.

-"Sen...sen ne yapmaya çalışıyorsun bilmiyorum ama...yapma." dedim karnıma yakıcı bir acı yayılırken.

Sözlerim onu geriletmişti. Yüzüne bakmasam bile bocaladığını görüyordum.

-"Dün gece anladığını sanmıştım." dedi bu defa daha soğuk davranarak.

Gözlerimi zorla gözlerine çevirmiştim. Ben kazanmak istediğim şeylere giden yolda cesur olmam gerektiğini biliyordum. Bu yüzden çekingen davranamazdım.

-"Anladım...Anladım ama ne diyeceğimi bilmiyorum. Sen yanlış bir heves yada his beslememelisin. Seninle evlenmeyi bekleyen bir kadın var. Ve bunu yapmayı isteyen iki aile. Beni de...kandırma lütfen. " Konuşmamın sonlarında sesim güçsüzleşmiş kısık tonda çıkmıştı. Gözlerine bakarken konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Özellikle böyle sert bakarken.

Bu cümlelerimle kendi canımı yaktığımı biliyordum. Fakat nedense doğrucu olmam gerektiğini düşünmüştüm.

Beni kıran sözler onu sinirlendirmişe benziyordu. Kaşları çatılırken elini belime sarınca nefesim kesildi.

-"Bana bak kızım ben şehirlerde tanıdığın o gönlünü eğlendiren adamlara benzemem ! Bizim hevesimiz olan kadın namusumuz olur !"

Belime bastırdığı parmaklarındaki gücün farkında olmadığı için ellerimle ittim ve iyice kapıya yaslandım.

Evet beni etkilediğini kabul etmeliyim. Cevabımı bir güzel vermişti. Ama işlerin bu kadar basit olmadığını benden daha iyi bilmeliydi.

Titreyen dudaklarımı aralayıp yeniden cüretkar yanımı konuştum.

-"Ne yani yalnızca bir kaç gün gördüğün her kadın senin hevesin olabilir mi ?" diye sorduğumda tek amacım istediğim yanıtları duyabilmekti.

Ve bu yüzden kanım damarlarımda heyecanla fokurduyordu.

Gözlerimi kaçırma istediğimi zar zor bastırırken , Azad elini dün gece ki gibi yanağıma yerleştirmişti. Burnu burnuma değecek kadar yakın dururken öleceğimi zannettim.

-"Sen her kadın değilsin Alisa. Sen benim gönlüme değen tek kadınsın."

Yok şimdi öleceğim.

'

Azad ile aramızda geçen o içimi yerle bir eden konuşmayı odasının kapısının tıklanması kesmişti. Haliyle birisi kapıyı tıklayınca içeri gireceğini sanmamdan dolayı korkudan bayılıyordum ki Azad beni kapının arkasına itmiş öyle açmıştı.

Kısaca şimdi hep birlikte yapmış olduğumuz kahvaltıdan kalkıyorduk. Kahvaltı boyunca Azad'dan başka herkese baktığım için Şilan'ın hep onu izlediğine şahit olmuştum. Bu yüzden fazla kıskançlık hissine kapılmış sinirlenmiştim.

-"Sen nasıl yaptıracaksın ?"

Ala kuaför koltuğunda bana umutsuzca bakarken içinden geçenleri adım kadar iyi biliyordum. O binlerce liralık bakım yaptırdığı saçlarını asla kendi kuaföründen başka kuaföre sürdürmezken şuan pek de hijyenik olmayan kuaför kadına sunmuştu. Oldukça rahatsızdı.

-"Sade bir şeyler." dedim gülmemek için dudaklarımı ısırırken.

Sırayla koltuklara yerleşmiş olan kızlar bizden daha çok kendi saç modelleriyle ilgileniyorlardı.

-"Senin bir anda keyfin yerine gelmiş sanki. Anlatmadığın bir şeyler mi var ?" diye sorunca gözlerim ışıl ışıl parladı.

Başımı aşağı yukarı sallarken kocaman gülümsemiştim.

Ben böyle yapınca bana kızgınlıkla baktı.

-"Köpek ! Neden anlatmıyorsun ?!"

Kızlar bir anda dönünce gözlerimle uyardım.

-"Bir şey yok." dedim ve önlerine geri döndüler.

Ufak tekerlekli pufu çekip Ala'nın kızlardan uzak olan diğer yanına koydum ve oturdum. O da refleks olarak bana yaklaşmıştı.

Zaten fön makineleri çalıştığı için de kimse kimseyi duymuyordu.

-"Kına gecesi Arslan eniştem gelince odadan çıktığımda koridorda Azad vardı. Ben tabi yine biraz transa girmiş gibi onu izleyecektim ki ilginç bir şekilde konuşmaya başladık. Ay anlatırken bile hatırlayınca ellerim titriyor." diyip saçlarımı geriye ittim.

Ala heyecandan devam etmem için koluma vurup tekrar dikkat kesildi.

-"Söyle hadi anlat çabuk ! Düğün günümde sizin yüzünüzden panik atak geçireceğim !"

Sırıtmamı bastırıp kızları kontrol ettikten sonra iyice ona doğru eğildim.

-"Yüzümü tuttu çok fazla yaklaştı ve inanması güç ama aklını başından aldığımı söyledi."

Ala'nın bütün mimikleri donup kalırken gerçekten bir şey olacağından korkup koluna çimdik attım.

-"İnanmıyorum." diye fısıldadı.

Bende öyle söyledim zaten.

-"Sabah da beni tutup odasına çekti dünyam karardı Ala kalbim duracaktı." dedim onun gibi şok içerisinde.

Kendine gelmesi bir kaç dakikayı alırken hala konuşamıyordu.

-"Siz gizli saklı ne yaşadınız öyle ? Bu Azad öyle kolay kolay hislerini söylemez ! Adamın ciddi anlamda aklını bırak kalbini almış olmasın !"

•••

Herkese iyi pazarlar ❤

Umarım güzel vakit geçiriyorsunuzdur.

Yetiştiremediğim bölümü ancak bugün yayınlayabildim.

Sonunda adımlar atılmaya başlandı. Ne düşünüyorsunuz ? Hızlı mı oldu yoksa böyle iyi mi dersiniz ?

Bölüm sonu

4 yorum