Murat'a verdiği talimat üzerine bütün yol boyunca utançtan al al yanaklarımla oturmuştum. Arabanın durması ile hareketlenen Savaş'a bakmadan kollarımı göğsümde bağladım. Murat çoktan inmiş otelin içine girmişti. Büyük ihtimalle resepsiyondaydı.
-"Gelmeyeceğim Savaş ! Utandırıyorsun beni ya ! Murat şimdi kim bilir neler düşündü !" diye kızdım ona somurtarak.
Nefesini seslice üfleyip kollarımı çözdü.
-"Güzelim onun işi düşünmemek sorgulamamak. Hem yemek yiyeceğiz. Ben sevişmeye gidiyoruz demedim ki." Yaptığı uslanmaz imalı tavırla göğsüne şaplak attım.
-"Pis edepsiz seni !" dedikten sonra onu ittirip arabadan indim.
-"Buyur abi." Girişte önümüzde duran Murat oda kartını Savaş'ın eline bırakıp gitmişti.
Utançtan kızarıp bozarırken Savaş'ın arkasından asansöre bindim. Benim aksime o yarım ağız gülüşüyle beni abartılı bir biçimde süzüyordu.
-"Şöyle beğeniyle süzüp sonra yatağa atacakmışsın gibi bakmasana !" dedim ve arkamı döndüm.
Kahkahası küçük kabine yayılırken arkamdan sarılıp boynumu öptü.
-"E ama öyle yapacağım." dediğinde ise gülmemek için yanak içimi ısırmıştım.
-"Pisliksin sen." Dirseklerimle iterken kapı açılınca sabit durup üzerimi düzelttim.
-"Sende fazla seksi." Belimden çekmesiyle koridora göz gezdirip göğsünden ittirdim.
Birisi görse direk rezil olurduk !
-"Savaş yine saldırganlığın tuttu sanırım. Aç şu odayı hadi." diyip geriledim.
Bıkkın bir yüzle bir kaç kapıyı geçti ve bir tanesini açtı. İçeri girerken bir diğer asansörden çıkan görevliyi son anda fark etmiştim.
Savaş ona yemek siparişi verdikten sonra odaya girip kapıyı kapattı.
Normal düz bir otel odasıydı.
-"Çok yorgun hissediyorum nedense." diyip yatağa sırt üstü yattım. Bu şehrin havası bana hiç iyi gelmiyordu.
Gözlerimi kapatacakken Savaş'ın ayakkabılarımı çıkarıyor oluşuyla tavana bakıp gülümsedim.
-"Biraz kestirebiliriz."
Ayakkabılarımı çıkarttığında yatağın ortasına kayıp bu sefer yüz üstü döndüm. Yumuşacık ve çok rahattı.
-"Çok iyi olur." dedim boğuk sesimle.
-"Önce yemek ufaklık." Kalçama tatlı bir sertlikle vurdu.
Nefesim bir saniye kesilse bile hızlıca sırt üstü döndüm ve oturur pozisyona geldim.
-"Sen aç değil misin ?" diye sorduğum sırada çıkarttığı ceketinden telefon sesi yükseldi.
Ellerimi geriye yaslayıp açmasını bekledim. Telefonu alıp yatağa oturunca yanağımı sırtına yapıştırıp iç çektim.
-"Efendim Rümeysa ? Eğer o itle bir yere gitmek için aradıysan unut."
Hala Savaş'ın Alptekin'e uyuzluk yaptığını söylemiş miydim ? Önceki gibi dişe diş değildi ama yoluna taş koyup Rümeysa'yla vakit geçirmesini engellemekten zevk alıyordu.
-"Ha evet yanımda."
Telefonu uzatınca alıp geriye yattım ve ayaklarımı uzattım.
-"Sizi merak ettim. Ne var ne yok ?" diye sordu.
-"Şuanlık bir şey yok. Ala da dinleniyor."
-"Oh iyi bari. Peki senin canını sıkan bir şey oldu mu ?" dediğinde çaktırmadan Savaş'a baktım. Elleri yüzünde yatıyordu.
-"Yok yok sorun yok merak etme." diye mırıldandım.
-"Tamam yengecim görüşürüz."
-"Görüşürüz." dedim gülümseyerek. Kapattıktan sonra kalkıp vücudumu Savaş'ın göğsüne bıraktım. Ağırlığımın ona bir yük olmayacağını bildiğimden sırıtarak üzerine yerleştim.
Homurtuları arasında kollarını bana dolayınca kedi gibi sırnaşıyordum.
-"O evi özledim. Döndüğümüzde gidelim mi ?" diye sordum sevimli sevimli göğsünde ona bakarken.
Saçlarımda elini gezdirip beni göğsüne sokmak istercesine sarıldı.
-"Ev değil evimiz."
Uzanıp çenesinin kenarını öptükten sonra başımı yatırdım.
Evimiz.
Ne huzurlu bir kelime ama değil mi ?
-"Evimiz." diye onun gibi söylerken içimden daha fazla tekrarlıyordum.
-"Evet güzelim. Sen benim evimsin." Alnıma dudaklarını bastırıp ellerini belime kaydırdı.
Dokunduğu yerlere bastırarak geçtiği için tenim yanmaya başlamıştı ki bölen kapı sesi oldu.
-"Yemek gelmiştir. " Beni kucaklayıp kenara bıraktı ve yataktan kalkıp kapıya doğru yürüdü.
Karnımı bir güzel doyururken Savaş da bana eşlik etmişti. Banyoda elimi yüzümü yıkayıp odaya döndüğümde üzerini çıkartıyordu.
Gömleğini sıyırıp kenardaki koltuğa koydu ve yatağa yattı. Parıldayan teni iç gıdıklarken usulca yanına sokulup yattım. Nasıl özlemişim.
-"Biraz uyusam olur mu ?" diye sordum gözlerim kapanırken.
Belimdeki parmaklarını sıklaştırıp sırt üstü yatırdığında kapanan gözlerim açılmıştı.
-"Normalde uyuturdum ama çok özledim." dedi burnundan derin bir soluk çekerek.
Huzurlu gülümseyişle ona sarıldığımda eğilip burnunu boynuma sürtmüştü. Hemen peşinde dudakları yerini alınca geçen sefer ki yüzünden başını ittirmiştim.
-"Isırırsan bende yüzünü ısırırım bak !" diye tehdit edince gülümseyip dudaklarımı kavradı.
Nazik şefkatli dudakları usulca dudaklarımı öpüyordu. Aynı zaman ruhumu öptüğünü de biliyor muydu ?
İçine çekercesine öperken yüzünü tutup okşadım ve dakikalar sonra nefes için çekildim. Bırakmadığı alt dudağıma yeniden uzanıp uzun uzun dudakları arasında ezdi. Dudağımda gezinin dilini hissettikçe içim parçalanıyordu. Kanım bütün damarlarımda kaynayarak dolaşıyordu.
Titreye titreye dudaklarından koptuğumda hırıltılı nefeslerimiz birbirimizin dudaklarına çarpıyordu.
-"Eğer bir şeye tapacak olsaydım bu sen olurdun."
Böyle her söylediği cümle artık içime dolup taşıyordu. Çıldırma kıvamına yaklaşmıştım.
Gözlerimi kapattığım gibi karşılığını onu öperek verdim. Az öncekinden farklı olarak şehvetin en yüksek noktasında öpüşüyorduk. Dudaklarımız birbirini yerken omuzlarından bastırıp yatmasını sağladım. İçimdeki arzu neyi gösterirse bilincim ona göre hareket ediyordu. Kucağına oturur oturmaz boğuk inlemesi ağzımın içinde kaybolmuştu.
Usul usul ısırarak öptüğüm dudaklarına itiraz etmeden izin veriyordu.
Bir yandan kalçamı yoğuran elleri tişörtüme kayınca çektiği gibi başımdan çıkarttı. Saniyelik ayıran dudaklarımız aynı açlıkla birleşince çıplak belimi okşamaya başladı.
Küçük dantelin sardığı göğüslerime başını getirip açıkta kalan kısıma dişlerini geçirince başımı inleyerek geri attım.
Kıvılcımlanan bedenim onu daha çok hissetmek istercesine bana işaret verirken tekrar eğildiğimde göğüslerimden uzaklaşmış olduğu için homurdanmıştı.
Dudaklarına dudaklarımı yavaşça sürttüm.
İçimden çıkan kadını tanıyamıyordum. Ama çok zevkliydi.
-"Çok seviyorum. " dedim fısıltıyla.
Dudağını ısırırken kararan gözleri kendini adeta zor zaptediyormuş gibi bakıyordu. Sırtımda hareket eden parmaklarını çözene dek südyenimin kopçası açılmıştı. Kollarımda bollaşan askıları kolayca bir hamlede çekmiş beni daha fazla etkilemişti.
-"Bende nasıl seviyorum bir bilsen."
Belimden çektiği gibi tekrar yer değiştirmiştik. Saniyeler içerisinde sıcak ağzı göğüslerimle buluştu. Altında uzun zaman öncesinde yaptığı gibi beni aynı şekilde kıvrandırıyordu. Ciddi anlamda uzun zamandır böyle yakınlaşmamıştık. En son tatildeydi.
İkimizde dolum noktasına ulaştığımızdan şuan birbirimize her dokunduğumuzda daha çok yanıyorduk.
Sevdiği ben miydim göğüslerim mi derseniz şuan onlarla çok ama çok yakından ilgilendiği için kararsızdım.
Aldığım haz yüzüme gülümseme yayarken yatağa iyice yerleşip belimi yukarı doğru kıvırdım. Yatakla olan boşluğa elini sokup iyice kendine doğru çekince artık az öncekinden daha fazla alanı dudaklarıyla yalayıp bitiyordu.
-"Savaş.." dedim inlemelerim arasında.
O kadar zevk yoğunluğu vardı ki dayanamıyordum. Bacaklarımın arası patlayacak gibi adeta kalp varmışcasına hızlı hızlı atıyordu.
Bir mırıltı çıkarmıştı ama asla dudaklarını çekmiyordu.
Sertleşen göğüs uçlarım her dil darbesinde beni farklı diyarlara uçuruyordu.
Deliriyordum. Ciddi anlamda zevkten deliriyordum.
Dayanamadığım için yüzünü kavrayıp kendime çektim. Islak dudakları ve siyaha dönmüş gözleriyle karşımda arzulu bir adam vardı. Nefes nefese hiddetle inip kalkan göğsü benimde nefesimi sıkıştırmıştı.
Başımı yalnızca iki yana sallayabildim. Dilim konuşmaya varmıyordu.
Ama beni hep olduğu gibi anlamış gözlerini yavaşça kapatarak dudaklarımı öpmüştü. Başını kulağımın yanına yasladığında ılık nefesleriyle ürperdim.
-"Evet güzelim bende dayanamıyorum."
Deli gibi utansam bile bu bir gerçekti. Gözlerimi kapatıp ellerimi terlemiş sırtına yerleştirdim. Soluklanan bedeninin bir kısmı üzerimdeyken kendini yatağa bıraktı. Elleri bir yerde uğraşıyordu ama bakmaya halim yoktu.
Bacaklarını hareket ettirdiğinde ise pantolonunu çıkarttığını anlamıştım.
-"Şundan da kurtulalım ne dersin ?" Kısık sesiyle elini benim pantolonumun düğmesine atınca yalnızca dudaklarıma dişlerimi geçirdim.
Aşağı sıyırıp ayaklarımdan çıkarttı ve ayağa kalktı.
Bir tek külodumla yatakta sere serpe yatarken ısırılmaktan kızarmış göğüslerim dikkat çekiyordu. Derin bakışlarını benden ayırmadan baktığı için daha çok utanmıştım.
Ve ışık kapandı.
Bu daha iyi oldu.
Yutkunup dipleri terlemiş saçlarımı geriye atarken bedenini üzerime çıkardı. Kollarım geride olduğu için açıkta kalan göğüslerime minik tatlı öpücükler kondurdu. Heybetli bedeninde göğsünün nasıl titrediğine şahit olduğumda en az benim kadar etkileniyordu. Bunu görmüştüm.
-"Kendimi tutmazsam duramayacağım." diyerek kenara kaydı ve yatağın ucunda buruşmuş örtüyü üzerimize çekti.
Terli fakat bir o kadar etkileyici göğsüne sığınıp elimi sert karnına koydum.
-"Gitmemiz gerekiyordu. " Bir de yaptığımıza bak.
-"Gideriz birazdan." dedi umursamazca.
Kollarını bana doladığında ona bakmak için başımı kaldırdım.
-"Eniştemi arayıp bir sorsan ? En azından içim rahat ederdi." diye söyledim. Halbuki şimdi çok güzel uyurduk.
Seslice oflayıp el yordamıyla bulduğu telefonunu aldı. Hoparlöre verdiği aramayı sessizce bekledim.
-"Buyur birader ?" diye açmıştı Arslan eniştem.
-"Ala nasıl ? Var mı bir yaramazlık ?" dedi Savaş gözlerini elinin tersiyle ovuştururken.
Uzanıp yanağını usulca öptüm. Çekici bir şekilde göz kırpmıştı.
-"Yok abi daha iyi şükürler olsun. Uyuyor zaten kaç gündür ağlıyordu yorgun düştü haliyle." diyince büyük bir rahatlama yaşadım.
-"İyi iyi uyusun dinlensin. Acil bir durum yoksa bir saate geliriz." dedi Savaş istemediğini bana gözleriyle belirterek.
-"Abi burada rahat edemeyeceksiniz. Siz bir otel ayarlayın benimde siz rahat etmeyince içim rahat etmez. Sabah gelirsiniz siz de dinlenin." der demez Savaş'ın parlayan gözleriyle dudaklarım yukarı kıvrıldı.
-"Tamamdır kardeşim hadi hayırlı geceler. " diyip direk kapatınca küçük bir kahkaha patlattım.
-"Allah'ın sevdiği kulusun galiba." dedim gülerek.
Burnunu yanağıma bastırıp sertçe öptü.
-"Çok istemiştim oldu." dedi kollarını bana dolayıp.
-"Öyleyse şimdi şöyle göğsünde güzelce uyuyabilirim sevgilim." dedim rahatlıktan mayışarak.
Sonrası ise kollarında tatlı rüyalarla buluşmak olmuştu.
'
Gözlerimi araladığım zaman vücudumun soğukluğunu hissettim. Savaş yanımda değildi.
Esneyerek başımı çevirdiğimde tekli koltukta oturmuş sigara içiyordu. Hala üzerinde yalnızca bir boxer vardı ve bakışları bendeydi.
Örtünün göğüslerimi açmasına izin vermeden tekrar yatıp gözlerimi kapattım. Kendime gelmem için on dakikaya ihtiyacım oluyordu.
-"Savaş." dedim uykulu uykulu.
-"Efendim canımın içi."
Kapalı gözlerimle gülümseyip yanağımı yastığa bastırdım ve çıplak bacaklarımı hareket ettirdim.
-"Üşüdüm." Bu gel çağrısıydı.
Anlamıştı. İki saniye geçmeden arkama soğuk bedeniyle girip yavaşça sarıldı.
-"Isıtırım hemen." dedi ve omzumu öptü. Karnıma uzanan elleri yukarı çıkmaya çalışınca tutmuştum.
-"Uyuyorum uslu dur." dedim kısık tonda.
-"Bir şey yapmıyorum ki." Edepsiz gibi gülerek tekrar elini getirdiğinde bu sefer engellemedim. Buz gibi avucu sağ göğsümü avuçlayınca derin bir soluk alıp kıpırdandım.
-"Kahvaltımız geldi kalkmak istemez misin ?" dedi boynuma öpücükler kondururken.
Başımı salladım.
-"Duş almak istiyorum. " dediğim gibi kendimi havada buldum.
Bir nevi çırılçıplak olarak ona yapıştım.
-"Kendin almalısın çünkü ben gelirsem iyi şeyler olmaz. Çabuk ol." Burnumu öpüp beni banyoda bıraktı ve çıktı.
Bir kaç dakikada uykudan arınıp duş almıştım. Saçlarımı düz olacak şekilde kuruttuktan sonra kulağımın gerisine sıkıştırdım. Havluya sarılı halde kara kara düşünürken banyonun kapısı tıklatıldı.
-"Kıyafet aldırdım."
Ah sana bayılıyorum.
Banyodan hızlıca çıkıp çenesini öptüm.
-"Sen harikasın." dedim gülümseyerek.
Gözlerini havalı havalı çevirdi.
-"Biliyorum. Şurada."
Egosuna takılmayıp işaret ettiği çantayı yatağa döktüm. Bir yandan diğer elimle havluyu düşmesin diye tutuyordum.
-"Kim aldı bunları ?" diye sordum.
-"Murat'a söyledim."
Siyah iç çamaşır takımını tek elimle kaldırıp kaşımı kaldırdım.
-"Baya zevkliymiş."
-"Saçmalama güzelim çalışanlardan rica etmiştir. Sana iç çamaşır seçecek hali yok. Yaparsa da yaşayacak bir günü yok." Psikopat.
-"Olsun yine de güzel." diye mırıldandım.
Ardından iç çamaşır takımını , siyah bir taytı ve kendi tişörtümü alarak banyoda giyindim. En azından pantolonla rahat olmadığım için taytı giydiğime sevinmiştim.
Odaya dönüp bir çorabın etiketini koparttım ve ayağıma geçirdim. Bu sırada Savaş da siyah jean giyiyordu.
-"Çok mu geç kaldık ?"
Başını iki yana salladı.
-"Arslan'la konuştum kahvaltı yapıyorlarmış. Biz de yiyelim gideriz." dediğinde ona itiraz etmeyip oturdum.
-"Neden erken kalktın ?" Ağzıma attığım peyniri yuttuktan sonra sordum.
-"Senin yanın rahattı ama kendi yatağımdan başka yerde uyuyunca çok yatamıyorum." diyince kıyamayıp yüzünü okşadım.
-"Böyle bir huyun olduğunu bilmiyordum." diyerek gülümsedim.
Elime sürtünen sakallarını uzaklaştırıp yanağıma dudaklarını bastırdı.
-"Önemsiz ayrıntılar." Önemsiz değildi. Bildiklerimin yanında bilmediğim küçük bilgiler beni mutlu ediyordu. Ama bunu ona söylemedim.
Kahvaltımızı bitirir bitirmez otelden ayrılmıştık.
Henüz saat sabah 10 civarındaydı. Konağa vardığımız zaman bütün erkekler avluda oturuyordu. Berzan ağanın yanında Arslan eniştem ve Selim amcayı görünce şaşırmıştım. Selim amca bu tarz yerlere çok aykırı bir kişilikti. Rahat edemediği yüzünde apaçık ortadaydı. Eniştem de haz etmediği için gergindi. Savaş'ı gördüğünde yüzüne yansıyan rahatlığı gördüm.
-"Savaş oğlum gel konuşacaklarım var." Bütün dikkat bize kesildiğinde yerimde rahatsızca kıpırdandım.
Berzan ağanın seslenişi Savaş'ın gerilmesine yol açmıştı.
-"Ben yukarı çıkıyorum." dedim ve parmağımı usulca avucunun içine dokundurup yanından ayrıldım.
Ne konuşmak istediğini deli gibi merak etsem bile orada duramazdım. Savaş'tan öğrenmeyi umut ederek Ala'nın kaldığı odaya girdim. Zerrin teyze ve Avşin hanım yanındaydı.
-"Merhaba." dedim ve Ala'nın yan tarafına oturdum.
-"Hoşgeldin canım. "
-"Hoşgeldin kızım." dedi Avşin hanım Zerrin teyzeden sonra.
-"Hoş buldum. Nasılsın ? " diye sordum Ala'ya.
Yüzüne biraz renk geldiğini görmek iyiye işaretti.
-"İyi gibiyim ama artık kalkmak istiyorum çok bunaldım." dedi dudağını bükerek.
-"Biraz daha dayan gideceğiz." diyip ellerini sıkıca tuttum.
-"Daha odası için birlikte alışverişe gidecektik."
Buruk bir tebessümle eğilip yanağını öptüm.
-"Yine gideceğiz canım benim."
-"Annem de gelecek." Dolu dolu gözleri içimi sızlatırken gülümsemeye devam ettim.
-"Zerrin teyze bizden daha zevkli bu iyi oldu." dedikten sonra arkamda kalan Zerrin teyzeye dönüp güldüm. Gözlerini silip gülümsedi.
-"Neyse ağlamak istemiyorum." diyerek yüzünü sildi toparlandı.
-"Tabi yavrum artık ağlama ikinizde çok iyisiniz." diyen Avşin hanımdı.
Ala ona gülümseyerek bakmış ardından bana dönüp elimi sıkmıştı.
-"Siz neredeydiniz ? Sabah göremedim merak ettim annem de burada kalmadığını söyledi."
İç çektim.
-"Savaş'la otelde kaldık." dedim kısık sesimle.
Anladım dercesine başını sallamıştı.
-"Babam da Berzan ağa davet edince aralarına katılmıştı. Ne yapıyor acaba ?" diye sorarken annesine bakmıştı.
-"Gelirken gördüm oturuyorlardı. Savaş da yanlarına gitti." dedim araya girip.
-"Şey bir terslik olmasın." Ala benimle aynı düşünceleri paylaşmıştı.
Umutsuzca baktım.
-"Bende ondan korkuyorum."
-"Berzan ağam ikisiyle konuşacaktı kızım korkmayın. Geçen sefer hırlaştıkları için aklında hep o vardı. Birbirimizin yemeklerini yedik misafir olduk böyle köpek gibi didişmeye devam etmesinler diye konuşacaktı." Avşin hanımın cümlesi odada duyulduğunda duraksadım.
Umarım Savaş'ı bir şeye zorlamazdı. Aksi halde hiç iyi olmayacak.
-"Neden ki ? Savaş'ın herkes gibi beyefendiliğini biliyoruz neden kavga ettiler ?" dedi Zerrin teyze şaşırarak.
-"Karışık bir olay anne sonra anlatırız. Anlaşamadıkları bir mesele oldu diyelim." diyen Ala alttan alttan imalı konuşmuştu.
-"Anladım bu arada tebrik edememiştim Alisa kusura bakma. Beren'le konuşmuştum o söyledi umarım Savaş'la güzel bir aile olursunuz."
Savaş ve aile kavramı bir araya geldiğinde kalbim pamuk şekere dönüşüyordu.
-"Savaş'la mı ?" Avşin hanımın şaşırmış yüz ifadesi bir hayli gerçekti. Kaşları yukarı kalkmış gözleri açılmıştı.
Başımı aşağı yukarı salladım.
-"Savaş evlenme teklifi etmiş. Çok mutlu oldum. İkiniz zaten birbirinize çok yakışıyordunuz." dedi Zerrin teyze ve gülümsememe sebep oldu.
-"Ama...şey...neyse hayırlı olsun kızım bende sevindim. Allah tamamına erdirsin." Hepimiz amin derken Avşin hanımın aması oğlunun burada açıkladığı durumdan ötürüydü. Tereddüt etmiş sonra toparlamıştı.
Her şey tam olması gerektiği gibi yerindeydi. Ve güzel bir aile olacaktık.
•••
Merhaba bölümü beğendiniz mi ? 🌸
Size sormak istediğim minik bir kısım var. Normalde diğer hikayelerimde çoktan sonuç kısmına giriş yapmaya başlamış olurdum ama belli ki biz ellinci bölümü devireceğiz gibi görünüyor.
Bu şekilde uzaması sizi sıkıyor mu ?
Eğer artık cıvkı çıktı diyorsanız hızlandırabilirim ve finale bağlayabiliriz 😂
İkinci sorum ise bu çiftimiz biraz daha şehvetli bir çift. Açıkçası öyle olmasını ben istedim fakat sizi rahatsız ediyor mu bilmek istiyorum ona göre çıtayı yüksekteceğim sjdkf
Bunların cevabını verirseniz makbule geçer şimdiden herkese teşekkürler görüşürüüüz ❤❤🌸