Sorduğu bütün sorulara , neyin nasıl olduğuna ve bilmediği ayrıntılara kadar hepsini istemesem bile anlatmıştım. Aramızda gizli saklı olmayacaktı. Bunları bilmesi gerekli olmadığı için söylemek istemiyordum ama içi rahat etmeliydi.
-"Kahvaltı hazır herkes sofraya !"
Annemin seslenmesi üzerine sıkıntılı bir nefes alıp incecik beline sarıldım ve göğsüme doğru çektim.
-"Seni o kadar özledim ki." dedim.
Bir cennetin gizlendiğine emin olduğum boynunu öperken ağlamasını durduramamak canımı sıkıyordu.
-"Bende ama...çok korktum çok." Kalbi öyle hızlı atıyor ki kendi göğüs kafesimden bile hissediyordum.
Bana böyle sarılması böyle yakın olması bir süre önce imkansızımdı. Ama yetmiyormuş gibi sevmişti bir de. Hayattan başka hiçbir şey isteyemezdim.
-"Seni asla bırakmam bunu unutma. Son nefesimi verecek bile olsam bu senin yanında olacak." dediğim de göğsümden güçsüz parmaklarıyla itikledi.
-"Şöyle söyleme !" diye bağırırken inci tanelerinin süzüldüğü gözlerinden öptüm.
-"Sende artık ağlama. Hadi in bende geliyorum." Sözümü ikiletmeden yanaklarını silerek odadan çıktığında dakikalardır içimde tuttuğum nefesi verip yatağa oturdum.
Acıdan sızlanmamak için dişlerimi olabildiğince sıkarken bir yandan elimi yatağa bastırıyordum.
İlaçlarla ağrısının alınması gereken süre zarfında bunu yapmadığım için kat kat daha çok acı veriyordu.
Kendimi sıkarak ayağa kalktıktan sonra banyoya girdim. Odadan çıkmadan üzerime tişört geçirmiştim. Merdivenlerden indiğim sıra unuttuğum Alptekin arkamdan geliyordu.
-"Bu kahvaltı gerekli bir şey mi lan ?"
Yaşı ilerledikçe aklı kısalıyordu.
-"İçkiyle beslendiğin için unutmuş olabilirsin." dedim ona bakmadan umursamazlıkla.
-"Şuan uyuşturacak bir şeylere ihtiyacım var. Ve biraz daha uyku." Esneyerek yanıma ulaştığında aynı anda salona girmiştik.
Ailemin anlam ve önemleri olan kadınlar masadaydı. Gözlerimin kaydığı kalbimi büyüleyen kadının yanına otururken saçlarının arasını öpmeyi ihmal etmedim.
Tanrım bu kadına hastayım !
-"Çekinme oğlum kendi evinmiş gibi. Karnın nasıl ? Var mı ağrın sızın ?" Annemin şefkatine maruz kalan Alptekin buna yabancı kalırken gözlerini bana çevirmişti. Annem ise kendi doğallığında sırtını okşuyordu.
-"Yok sağol Leyla teyze iyiyim." Karşıma Rümeysa'nın yanına oturmasıyla yerimde huzursuzluk içinde kıpırdandım.
Kim olursa olsun kız kardeşime yaklaşınca kıl oluyordum.
-"Sana da geçmiş olsun bu arada kusura bakma söylemeyi unuttum." Sakinleştirici ses yanımdan yükseldiğinde ona kısa bir bakış atıp önüme döndüm.
-"Önemli değil teşekkür ederim." demişti Alptekin.
Annem normalde benim oturduğum baş köşeye oturup ellerini birleştirdi.
-"İlk kuralı açıklıyorum. İyileşmeden bu evden dışarıya adım atılmayacak."
Kaşlarım çatıldığında işaret parmağını bana doğru uzattı.
-"Eğer çıkarsan Alisa'yı göremezsin. Eğer Alptekin çıkarsa yine sen Alisa'yı göremezsin." dediğinde mantıksal yönünü çözemeyince yüzüm ifadesizleşti.
-"Alptekin'in ne kaybı oluyor burada ? Sende zaaf kullanmayı öğrenmişsin anne tebrikler." diye söylendikten sonra gülüşmeleri umursamadan kahvaltıya başladım. Bir an önce yiyip kalkmalıydım çünkü yaram zonkluyordu ve dik duramıyordum.
-"Çok güzel düşünmüşsün Leyla teyze ama işimiz gücümüz var. Hem ben hallederim onun yarası kötü o evde kalsın. " Alptekin hızlı oturuşuyla bana attığı lafın karşılığını almıştı. Acıyla inleyip karnını tuttu.
İnadına attığım kahkahayla sırtıma bıçak saplanır gibi olunca yüzümün şekli değişmişti.
-"Ne ne oldu ? Acıdı mı ?" Minik parmaklar tenime değdiğinde sakinleştirici etkisi gelmişti.
-"Yok güzelim acımadı." derken nefesimi göğsümde tutmuş kaskatı duruyordum.
-"Yalan söyleme ! Doktor çağıralım. Böyle evde olmaz ki. Mikrop kaparsa ne yapacağız ?" Endişeli sesi hiç düzelmeyecekti anlaşılan.
-"Bir şey olmaz. Kahvaltına başla güzelim." dedim daha fazla uzamaması için.
Konuşmak istemediğim bir konu uzatıldığı zaman sinirleniyordum.
Daha kimse konuşmadan yeterince doyana kadar yemiştim. Masadan kalkacakken kapı çalınca yavaşça kalktım.
Salona endişeli gözleriyle giren çift beni gördüğünde nefeslerini vermişlerdi.
-"Abi insanın aklını alırsın var ya. Nasılsın ?" Arslan'ın sarılışına kolumu fazla kaldırmadan karşılık verdikten sonra Ala'nın beline dokunmuştum.
-"Çok korktuk. İyisin değil mi ?" diye sordu sarılırken.
Bana bir şey olmasından bu kadar endişelendiklerini bilmiyordum. Şimdiye kadar olanları öğrenmedikleri için tepkilerini ilk kez görüyordum.
-"İyiyim. Sen nasılsın görmeyeli ?" diyip parmağımı karnına değdirdiğimde gülümsemişti.
-"İyiyiz amcası senin için endişelendik o kadar."
-"Hoşgeldiniz kuzularım hadi sizde oturun çay için bizimle." Annemin sesiyle o tarafa döndüm.
-"Siz oturun. Ben yukarı çıkıp geleceğim." dedim hala normal saklamaya çabaladığım yüzümle.
Elimden geldiği kadar hızlı odama çıktığımda elimi duvara vurdum. Gittikçe dayanılmaz bir hal alıyordu ve acilen bir ağrı kesici almalıydım. Kesik kesik nefeslerle başımı duvara yasladığımda artık neremi hareket ettirsem acısı bin kat sırtıma vuruyordu.
-"Savaş ?" Alisa'nın sesiyle bocalayıp geri adım atıyordum ki beni görmüştü.
-"İyi değilsin neden iyiymiş gibi davranıyorsun ? Hemen yatıyorsun ve bende doktor çağırıyorum." Ağzımı açmama izin vermeden susturdu.
-"İtiraz edersen buradan giderim !"
Pes edip yatağa kendimi yüz üstü bıraktığımda yüksek sesle inlemiştim.
Biraz sonra ayak sesi duydum. Alisa'ya ait olamayacak kadar ağır adımlardı.
Başımı kapıya doğru çevirdiğimde Alptekin'i gördüm.
-"Abi beni sal ben gideyim. Bayılana kadar içmem lazım ölüyorum. Kurşunu içimde mi bıraktılar amına koyayım ne yaptılar anlamadım."
Aynı fikirde olmamız iyiydi. Çünkü bende öyle düşünüyordum.
-"Annemden kurtulabiliyorsan git tabi." dedim kısık sesle.
-"Şerefsizsin oğlum. Bari içkiler nerede onu söyle ?" diye sorduğunda yataktan destek alarak kalktım.
-"Bu halde bir de içki mi düşünüyorsun ?" Odaya eklenen Arslan'ın yanından geçip çalışma odasına girdiğimde peşimden gelmişlerdi.
Çıkarttığım içki şişelerinden birini açıp direk dikledim ve oturdum.
-"Sarhoş olmam lazım benim." Alptekin hiç durmaksızın içerken dirseğimi masaya yaslayıp soluklandım.
-"Kötü mü lan o kadar ? Niye erken çıktınız hastaneden ?"
-"Merak ediyorlardı. Bir an önce gelmek istedim." dedim ve şişeyi yarıladım.
Galiba Alptekin'in yöntem işe yarayacaktı.
-"Ya Savaş ! Neden kalktın ?! Delirtecek misin sen beni ?" Kapıyı açıp sinirli olduğunu sandığı güzel yüzüyle bağırırken gözlerimi zorla geriye açtım.
-"Yenge sert." Alptekin'in dediğine Arslan gülerken gözlerimi devirdim.
-"Yatacağım hemen." dedim Alisa'ya doğru.
Bir kaç adımla yanıma ulaşmış elimden şişeyi almıştı.
-"Hem yaralısın hemde içki içiyorsun ! Sağlıklı beslenip toparlanman lazım ! Sende Alptekin !" Benden sonra ondan içkiyi kapınca en çok üzülen Alptekin olmuştu.
-"Ben böyle toparlanırım."diyip şişeye uzanınca Alisa onu daha uzağa koydu ve elimi tuttu. Sıcacık elinin verdiği güzel hissi düşünürken kalkmam için çekmişti. Kaslarımı oynatmasıyla acı artarken ona çaktırmadan ayağa kalktım.
-"Hemen yataklara ! Doktor geliyor. "
Of be Alisa'm of !
-"Kadın terörü." Ağzının içinde geveleyen Alptekin'in ensesine sağlam bir tokat patlattıktan sonra Alisa'nın arkasından gittim.
Odamda kızlarla birlikteydi. Neden burayı işgal ettiklerini sormak yerine yatağa yüz üstü yattım. Perdeleri camları açtıkları için fazla aydınlıktı sinir bozucuydu.
-"Kapı gibi adam ne hallere düştü işte görüyor musunuz ? Alisa kuşum sana daha sağlam hasarsız birisini mi bulsak ?" diyen Ala yüzünden kaşlarımı çattım.
-"Sana değil de kocana söveceğim göreceksin Ala."
-"Tamam be sustum." diyince derin nefeslerle yatarken tişörtümün ucuna bir el değmişti.
-"Bakıyım mı ? Merak ettim." Rümeysa'nın sesiyle sesimi çıkartmadım.
O sırada telefonum çalmıştı. Alisa uzatınca alıp kulağıma yasladım. Şirketten sekreterim toplantı için aramıştı.
İlgilendiğim karışık işlerin yanı sıra bir Lojistik şirketim vardı. Her yere yetişmek bazen zor oluyordu. Tıpkı şimdi olduğu gibi.
-"Yarım saat gitmem lazım itiraz kabul etmiyorum önemli bir iş." dedikten sonra yataktan kalktım.
-"Asla gidemezsin." Önümde durup kollarını göğsünde bağladığında onun siniri bana hiç inandırıcı gelmiyordu. Yaşadığım tonlarca acıya rağmen belinden tutup çektiğimde kucağıma düşmüştü.
-"Yuh kuduruk biz burdayız." dedi Ala bağırarak.
İçimden güldüm.
-"Çıkın o zaman." dediğimde Rümeysa'yı çekiştirmiş çıkmışlardı.
-"Utandırıyorsun beni." Kedi gibi mırıldanıp göğsüme sokulması büyük bir huzur ve rahatlama verirken küçük bedenine sarıldım.
-"Sana rahat rahat sarılamıyorum sinirlerim bozuluyor." diye söylenirken boyun girintisine dudaklarımı bastırdım.
Tek kelimeyle büyüleyici.
'
Alisa
El birliğiyle Savaş'ı kararından vazgeçirmiştik. Yaralarına bakmak için gelen doktor önümüzde yarı çıplak duran iki adamı kontrol ediyordu.
-"Bana bir şeyler oluyor." Gerilmiş bedenim ve ruh halime rağmen Rümeysa'nın fısıltısıyla istemsizce güldüm.
Alptekin'i ilk kez aynı anda çıplak görüyor olsak da onun hissettiklerini anlayabiliyordum. Aynılarını Savaş'ta hissediyordum.
-"Ben kahve yapmaya iniyorum siz de gelirsiniz." dedi ve en sonunda odadan kaçtı.
-"Bu serumlar bitince çıkartırsınız olur mu ?" dedi doktor işi bittiğinde.
İkisi misafir odasına yataklara yatarken başlarını sallamışlardı.
-"Dikişleri iyi durumda ama uzun bir süre dinlenmeleri ve zorlamamaları gerekiyor. Şimdi serum ağrılarını biraz hafifletecektir."
-"Teşekkür ederiz. " dedim. Leyla teyze doktora kapıya kadar eşlik etmek üzere çıkmıştı.
-"Rahatladın mı ?" Yastığa bastırılmış yüzünden sesi boğuk çıkan Savaş'ın yanına ilerledim.
-"İçim rahat evet. Şimdi biraz uyumaya çalış. " Başını çevirdiğinde gözünün kenarına dudağımı değdirip dikleştim.
-"Yenge bende bir şey rica edebilir miyim ?" Alptekin'in tavrına aykırı nazik ricasıyla ona doğru bedenimi çevirdim.
-"Saatlerdir sigara içmedim de Allah rızası için iki üç tane ver." Sesi mayışmış hatta birazdan uyuya kalacak gibi çıkıyordu ama aklı hala başka şeylerdeydi.
-"Nerde var ki ?" diye sordum yüz ifadesine kıyamayarak.
-"Çalışma masamın alt dolabında var." diyen Savaş'tı.
Söylediği yere giderek bir paket sigara ve masada duran çakmakla küllüğü aldım. Geri döndüğümde konuşuyorlardı ama beni görmüş susmuşlardı.
-"Çok sağol." dedi ve yüzünü buruşturup oturur pozisyona geldi.
-"Of yandı be." Ani yükselen sesiyle panikleyip omzunu tutunca Savaş'tan öksürük sesi geldi.
Ona baktığımda kaşlarını çatmış bakıyordu. Huysuz adam. Tavrının sebebi Alptekin'in hala yarı çıplak oluşundan kaynaklanıyordu.
Rahatsız olmaması için ondan uzaklaştım.
-"Bir şey olursa seslenin." dedim ve odadan çıktım.
Bütün ömrümde yaşamadığım bilmediğim korkuyu şu üç günde yaşamıştım.
Çok kötüydü ve hatırlamak istemiyordum.
-"Ben geçiyorum acil bir durum olursa ararsınız." Arslan eniştem hepimize el sallayıp evden çıkmıştı. Bizde olduğumuz yere çökerken Rümeysa kahve tepsisiyle salona girmişti.
-"Ne olaylı bir hayatımız olmaya başladı." diye söylenen Ala'ya içimden hak verdim.
Aslında Savaş'ın hayatı hep olaylıymış ben yeni öğreniyordum. Öğrendiklerim iç açıcı olmasa bile yaptığı her şeye saygım vardı. Ona zarar gelmediği müddet.
-"İyi olduklarına göre rahat bir nefes alabiliriz." diyen de Rümeysa oldu. Tabi Alptekin iyiydi.
Akşama kadar öylece konuşmuş oturmuştuk. Yemek hazırlamaya kimsenin hali olmadığı için evde çalışan tek yardımcı akşam yemeğini hazırlamıştı.
Saatler sonra yukarı çıktığımda Savaş küçük balkona çıkmış sigara içiyordu. Üzerinde bir şey olmaması cabasıydı.
Uyuyan Alptekin'i uyandırmamaya dikkat ederek balkona çıktım.
-"Neden ayaktasın sen ?" diye fısıldadığım an başını çevirmişti.
Sırtındaki sargı bezini gördükçe yüreğim sıkışıyordu.
-"Hava almaya çıktım öyle." dedi ve sigarasını söndürdü.
-"Nasıl hissediyorsun ?" diye sorarken yanına yaklaşıp göğsüne sokuldum. Ellerimi koyduğum çıplak karnı kasılmıştı.
-"Şimdi daha iyiyim." derken başımı öptüğünde uzun zaman üstüne içten bir şekilde gülümsemiştim.
-"Yemek yiyeceğiz. Alptekin'i uyandır istersen." dedim ve geri çekildim. Uzanıp çenesini öptüğümde gözlerinin içi parlamıştı.
-"Uyandım."
İçeriden sesi çıkınca birlikte odaya girmiştik. Savaş'a son kez baktığımda tişörtüne uzanıyordu ama yüzü acıdan kasılıyordu.
Derin bir iç çekip tişörtü elinden aldım.
-"Doktor zorlama dedi değil mi ?" dedim gözlerimle uyarırken.
Kollarını soktuğunda parmak ucumda yükselerek tişörtü başından geçirmiştim. Aşağı çektikten sonra geri çekildim.
-"Bana da sen giydirsene." Alptekin'in Savaş'a söylediği ile kıkırdayarak odadan çıktım.
Çok geçmeden iki savaşçı merdivenlerden iniyordu.
Leyla teyzenin isteği üzerine Ala da gitmemiş ve eniştemi yemeğe çağırmıştı.
Kalabalık bir halde oturduğumuz masada Savaş ve Alptekin'in önüne kemik suyu çorbası geldi.
-"Onlar bitecek size şifa olacak anlaşıldı mı ?" dedi Leyla teyze katı bir tavırla.
-"Böyle emirleri en son askerde alıyordum." diye kısık sesle konuştu sağ tarafımda oturan Alptekin.
Gülümseyip başımı hafifçe ona doğru çevirdim.
-"Leyla teyze bazen daha fena olabiliyor." dedim gülmeye alışık olmayan yüzünde gülümseme belirmişti.
-"Haklısın galiba."
-"Hayırdır ne konuşuyorsunuz söyleyin bizde katılalım." Diğer tarafımdan bacağımı dürten Savaş'la dikleşip ona baktım.
-"Hiç öylesine konuşuyorduk. Hadi sen çorbanı iç." dedim ve kaşığını alıp eline tutuşturdum.
Ardından hep birlikte yemeğimizi yemeye başlamıştık. Yanımda kıpıdanıp duran Savaş'la dikkatim dağıldığı için doğru düzgün yiyemiyordum. Kokusu burnuma geldikçe nefesim titriyordu.
Yemekten kalkıp salona geçtiğimizde kapı çalmıştı. Göz göze takılıp kaldığımız yerden ikimizde girişe döndük. Koltukta sıkışarak oturduğumuz için ona doğru sokulmuş sırtımı göğsüne yaslamıştım.
-"Hasta var dediler çiçeğimle ziyarete geldim." Elinde çelenkle salona giren Oğulcan'a hepimiz ağzımız açık baktık.
-"Çüş." diye ilk tepki veren Alptekin ile aynı anda gülmeye başladık.
-"Küçük demetler şanınıza yakışmaz diye düşündüm. Kötü mü etmişim Leyla annem ?" Oğulcan , Leyloşu öpmüş berjere oturmuştu.
-"İyi yaptın oğlum. Hoşgeldin bu arada şaşırdık biraz. " Leyla teyze hala güllerle donatılmış çelenge bakarken yerine geri oturdu.
-"Nasılsınız koçlar ? Alptekin yüzüne kan gelmiş kardeşim." dedi Oğulcan gülerek.
-"Leyla teyze sağolsun iyi bakıyor." dediğinde boynuma vuran nefesle huylanıp kıpırdanmıştım.
Savaş ortamdan soyutlanmış saçlarımı toplayarak açıkta bıraktığım boynuma bakıyordu.
-"Çay ister misin ? Rümeysa yavrum Oğulcan'a bir bardak çay getir."
-"Üflemesene." diye fısıldadım Savaş'ın duyacağı yükseklikte.
İçime bir şeyler oluyordu ve üfledikçe ürperiyordum.
-"Özledim." dedi kulağıma fısıldayarak.
Kalbimin göğsümden çıkacak gibi hızlanmasıyla sırtımı iyice göğsüne yasladım ve başımı önüme çevirdim. Herkesin içinde utanmadan yüzünü saçlarıma sürüyordu. Yakınlığı beni bile utandırırken onda tık yoktu.
-"Savaş yine iptal olmuş." Oğulcan imalı şekilde seslenince yüzümü ateş bastı ve olabildiğinde Savaş'tan uzaklaşmaya çalıştım.
-"Sus lan zevzek." Oğulcan'a minder atarken acıdan kıvranmaya başladı çünkü büyük ihtimalle yarasını düşünmeden yapmıştı.
Endişeyle elini kavrarken dişlerini sıkıp bir kaç dakika boyunca hareketsiz kaldı.
-"Ya Allah öyle çarpar insanı işte." Bu sefer kötü bakışlarımı ben atmıştım Oğulcan'a.
-"Siz en iyisi biraz daha dinlenin abi. Bizde kalkalım artık." dedi eniştem aradan geçen yarım saat sonra.
Ala ile birlikte kalktıklarında her ne kadar istemesem bile bende ayağa kalktım.
-"Bende artık gitsem iyi olacak." dedim çünkü Savaş gelene dek buradan ayrılmamıştım.
-"Nereye ?" Savaş kalkıp elimi tutunca bakışlar bize dönmüş ardından başka yere bakmışlardı.
-"Sabah gelirim." diye mırıldandım özlediğim ve doyamadığım yüzünü incelerken.
Yutkunup etrafta göz gezdirdikten sonra beni peşinde sürükleyerek bahçeye çıkarttı.
Kapıyı kapatıp kenara çekti. Hızla kollarını sardığında canının acıyacak olma ihtimaliyle korktum.
-"Yaran acır." dedim geri çekilecekken.
Boynuma gömülüp derin soluk aldı ve daha sıkı sarıldı.
-"Kokunu alınca hissetmiyorum. Çok özledim diyorum kızım gitmesene."
Dudaklarım yukarı kıvrılırken kaslı sırtını okşadım.
-"Bende çok özledim ama eve gitmeliyim. Söz sabah geleceğim. Hem kalsam ne olacak ki ?" derken yanaklarıma kan hücum etmişti.
Dudaklarını boynumda hareket ettirişiyle karnım sancılanırken başını kaldırdı.
-"Doğru yalnız kalmak ilk tercihim. Ben mi gelsem ?"
Kıkırdayıp yüzünü tuttum ve aşağı çektim. Hızlıca dudağına minik bir öpücük kondurdum.
-"Önce iyileş olur mu ?" Sonra fazlasıyla özlem gidereceğimizden şüphem yoktu. Düşüncesi bile iç çektiriyordu.
Gözlerini ağır ağır yüzümde ve vücudumda gezdirirken bakışlarının edepsizliği nefesimi kesti. Biraz daha öyle kalırsak dayanamayıp öpüşmeye başlayacağımızdan korkuyordum.
Yaptığım etkileyici gözlerinden kaçmak ve zorda olsa evden ayrılmak olmuştu.
•••
Herkese merhaba ❤
Yine biraz zorlayarak bölümü bitirdim ve hemen yayınladım. Yazım hataları varsa kusura bakmayın ❤