O gün sancılarımın azalması ile daha çekilir bir halde geçmişti. Zaten Savaş işe gitmek için çıktığı için babam da yanımızdan ayrılmış kadın kadına kalmıştık.
Ertesi günler olağan sıradanlıkta geçti.
Restoranda olduğum gün Adem izinli olduğu için fazla sıkılmıştım. Savaş da uzun sürecek bir toplantıdaydı.
Bu yüzden restoranda bulunan ofisimde aynanın karşısına geçip sabah üşendiğim makyajımı burada yaptım. Bir kaç gündür Ala'nın yanına gitmiyordum ve şimdi gitmeye karar vermiştim.
Açık saçlarımı çantamda bulduğum lastikle ensemde toplayınca daha iyi hissettim. En azından elbisemle iyi olmuştu.
Bugün dolabımda olmasından memnun olduğum bir elbise giyiyordum.
Aslında her gün Savaş için süsleniyordum ama onu görmediğim günlerde oluyordu. Yine de bundan vazgeçmeyeceğim bir gerçek.
Hava bugün diğer günlere nazaran o kadar aşırı sıcak değildi bu yüzden kollu bir elbise giyiyordum. Ayağımda ise ten rengi bantlı topuklularım vardı.
Aynaya son kez bakıp dışarı çıktım ve arabama bindim.
Saat öğleyi geçiyordu. Ala muhtemelen yataktan yeni çıkmış kahvaltısını yapıyordur. Hamilelikten dolayı uykuları baya bir artmıştı.
Kısa sürede evlerinin önüne geldiğimde fazladan arabalar vardı. Belki de yan komşuya birileri gelmişti ve buraya park etmişti diyerek zile bastım.
Yardımcı kadın gülümseyerek açtığında ona selam vererek yürüdüm. Konuşma seslerinin kalabalıklığından misafirin burada olduğunu anlamıştım ama artık çok geçti.
Keşke arayıp gelseydim.
-"Alisa canım sen mi geldin ?" Ala'nın yüzüne yer eden endişe onu koltuktan kaldırırken eli ayağı birbirine dolaşmıştı.
Çünkü evinde Miran , Roza , Dilan ve adını söylemek istemediğim o kişi vardı.
Yalnızca Ala'ya bakarak ayağımı bir adım geriye attım.
-"Kusura bakma ben habersiz geldim. Misafirlerin olduğunu bilmiyordum." dedim ve gerginlikle nefesimi tuttum.
-"Sorun yok Alisa. Gelip otursana." dedi Arslan eniştem güven veren ses tonuyla. Fakat Azad'ın olduğu yerde sorun olmaması komik olurdu.
-"Bende seni görmek istiyordum. Güzel bir tesadüf oldu." Dilan'ın neşeli sesi ortamda gergin olmayan tek şey olunca nefesimi aynı hızla dışarı vermiştim.
-"Hoşgeldiniz bu arada." dedim kendimi gülümsemeye zorlayarak.
Aslında Dilan'ı görmek güzeldi. Onu seviyordum. Hewal ve Roza'yı da öyle. Sonuçta onlarla herhangi bir sorunum yoktu.
-"Hoşbulduk gel bak sana ne anlatacağım. Sonunda üniversiteyi kazandım." Dilan fazlasıyla neşeliydi. Neşesi sanırım gerginliğimi büyük ölçüde almıştı.
Topuklarımın çıkarttığı tok sesle oturma bölümüne ilerleyip oturdum. Ala da hızla yanıma oturmuştu. Berjerde oturan Dilan bana doğru dönüp kocaman gülümsedi.
-"Babamı zorla ikna ettim. Burada okuyacağım !"
Buna gerçekten mutlu olmuştum.
-"Gerçekten mi ? Bu çok güzel bir haber. Heyecanlı olmalısın." dedim gülümseyerek.
Gözlerini geriye açtı.
-"Hemde ne heyecan !" dediği sırada uzun zamandır duymadığım bir ağlama sesi işittim.
Roza'nın olduğu tarafa henüz bakmadığım için kucağında olan miniği de görememiştim.
-"İstersen yukarıda yedirebilirsin. Gel sana oda göstereyim." Ala ve Roza kucağında bebeğiyle kalkarken derin bir nefes aldım. Dilan berjerden kalkıp yanıma oturdu.
-"Görüşmeyeli nasılsın ?" Ortamda bulunan diğerlerinin dinlediğini bilmek beni ilk andaki gibi germiyordu.
-"İyiyim sen nasılsın diyeceğim ama yeterince iyisin bence." dediğimde kıkırdamıştı.
-"Evet doğru bildin." dedikten sonra bir sessizlik olmuştu.
-"Evden mi geliyorsun ?" Arslan eniştem sessizliği sesiyle bozunca mecburen başımı kaldırıp karşıya bakmıştım. Dikkatle yanındakine bakmıyor yalnızca enişteme bakıyordum.
-"Restorandaydım. Biraz sıkıldım. Ala yalnızdır diye düşünüp gelmiştim." dedim sesimi son derece normal çıkartarak.
-"Anladım iyi yapmışsın. Berzan ağa yeni yapılacak bir özel hastaneye ortak olmak istediği için Miran ve Azad geldi. Dilan da okulunu görmek istemiş." diye açıkladı birer birer.
Merak etmiyor olsam bile sebebini öğrenmiştim. Aklım Savaş'a gittiğinde muhtelemen sinirlenecekti.
-"Ala gelince giderim bende." diye mırıldandım. Savaş olmadan burada onunla aynı ortamda yer almak rahatsız ediciydi.
-"Yok sen otur. Biz birazdan çıkacağız zaten. " derken çantamda duran telefonumdan ses yükseldi.
Açtığımda ekranda Savaş'ın ismini görmemle tüylerim ürpermişti. Hissediyor mu ?
Çantamı bırakarak telefonumla ayağa kalktım ve açık kapıdan bahçeye çıktım.
-"Efendim ?" diyerek açtım.
-"Beş dakika mola verdik ne yapıyorsun diye arayayım dedim."
Gerginlikle dudağımı ısırdım.
-"Sen olmayınca bir süredir ektiğim Ala'nın yanına geldim. Ama şey..." diyip yutkundum.
-"Ama ne ?"
-"Ben bilmiyordum. Dilan , Roza , Miran ve şey gelmiş." dememle verdiği sinirli nefes buraya gelmişti.
-"Seni görmesine tahammülüm yok biliyorsun değil mi ? " derken sinirini kontrol edemediğini nefeslerinden anlıyordum.
-"Biliyorum gidecektim. Eniştem gel diyince gidemedim. Zaten iki dakika oldu gireli şimdi gidiyordum." diye çabucak sıraladım.
-"Onun ağzına sıçmamı istemiyorsan oradan çıkıyorsun. Sana bakmaya ve kokunu almaya devam ederse onu bu sefer öldürürüm." Vücudumun titremesine sebep olan sesi buz gibi çıkmıştı. Ürkütücü , korkutucuydu.
-"T-Tamam. Sen sadece sakin ol." dedim sırtımı dikleştirip. Sesinden korktuğum için ister istemez kekelemiştim.
-"Toplantıya dönüyorum. Sana söylediğimi yap güzelim." Tuhaf bir tını içeren sesinin ardından arama sonlanmıştı.
Uzaklaştığım bahçe kapısına ilerleyip içeri girdiğimde Roza'nın bebeği eniştemin kucağındaydı. Ala da beni görünce yüzümü gözleriyle taramıştı.
-"Kim aramıştı ?" diye sordu. Muhtelemen eniştem söylemişti.
İstemediğim bakışları üzerimde hissetmek Savaş'ın sözcüklerini beynimde yankılatıyordu.
-"Şey Savaş aradı." dedim ve eğilip koltuktan çantamı aldım.
İçine telefonumu koyduğum sıra eniştem konuşmuştu.
-"Ben aradığımda toplantıya giriyordu. "
Yönümü ona doğru çevirirken bir hata yapıp gözlerim Azad'a saliselik değmişti. Gözünü kırpmadan izliyor oluşu yüzünden canım sıkılmıştı.
-"Mola vermiş o sırada aradı." dedim dişlerimi sıkarak.
-"Otursana sohbet edelim biraz." diyen sesini ilk kez çıkaran Roza'ydı.
-"Evet siz oturun biz mutfağa geçelim bir şeyler atıştıralım. Hazır olmuştur herhalde." Arslan eniştem kaldığım iki aradan beni kurtarınca rahatlayıp berjere yürüdüm. Yanımdan geçip gideceğini düşündüğüm kişi kolumu tutunca şok olmuştum.
-"Konuşmamız lazım." dedi sessizce.
Arslan eniştem bunu gördüğünde gözlerimdeki çaresizliği anlayarak hızla geldi ve Azad'ın diğer kolunu tuttu.
-"Azad geçelim dedim abi hadi. "
Azad kolunu ondan çekip beni kendine çekince ayaklarımı asla hareket ettirmedim.
-"Arslan iki kelime bir şey diyeceğim bırak !" dedi sertçe.
Dokunmasından rahatsız oluyordum ama kurtaramıyordum.
-"İstemiyorum bırakır mısın lütfen ?" dedim yere bakarken. Gözlerine bakmayı istemiyordum.
-"Azad birader sana net bir şey söyleyeceğim. Şu kızın kolunda minik bir kızarıklık bile olsa Savaş çıldırır. Derhal bırak !" Arslan eniştemin ilk kez Azad'a bağırdığına şahit oluyordum.
-"Savaş her şeye burnunu sokmaya başladı. Size ne oluyor ?"
Bıkkınlıkla kolumu çektiğimde bu sefer bırakmıştı.
-"Sende artık Alisa'yı rahat bırak. Hala ne konuşmak istiyorsun ?" Ala elini omzuma koyup diğer eliyle bileğimi okşamıştı.
Sinirli bakışlarının hedefi Ala olduğunda derin bir soluk aldım.
-"Geçen sefer ki tavrımdan ötürü özür dileyecektim ama siz beni yine aynı şekilde sinirlendirdiniz." Salondan bahçeye çıkan kendini haklı gören Azad'ın peşinden hepimiz şaşkınlıkla bakmıştık.
Özür mü dileyecekmiş ?
Komikti.
-"Alisa abimin bir hafta sonra düğünü var. Normalden daha fazla asabi çünkü seni unutmadığının farkındayız. Onun kusuruna bakma." Dilan'ın sözleriyle aklıma evleneceğini söylediği an geldi. O yıkılmışlığımı düşündüm. Şuan hiçbir şey hissetmiyordum.
-"Yaptıklarının sonuçlarını kaldırmayı bilmeli." derken kasılan yüzümü bozan Roza'nın kucağında bana bakarak ellerini uzatan minikti.
Bir anda bütün havam değişince gülümsedim.
-"Çok tatlıymış. Allah bağışlasın." dedim gergin havayı dağıtarak.
Arslan eniştem üflediği nefesiyle bahçeye çıkarken Roza bana uzanan oğlunu kucağıma vermişti.
Gidecektim ama bu tatlı şeyi sevmeden gidemedim.
-"Seni sevdi." dedi yüzümü tutan bebeğine bakarken.
-"İyisin değil mi ? Bakıyım bileğine. Of Alisa...Savaş bunu öğrenirse evimi dağıtır vallahi." Ala'nın üzgün yüzüyle bebeği annesine verip ona döndüm.
-"İyiyim ya bir şey yok. Söylemem endişelenme yeterince sinirli zaten." dedim iyi hissetmesi için.
-"Geçen sefer geldiğimizde olanlar yüzünden ikiside birbirinden nefret ediyor. " dedi Dilan iç çekerek.
-"Alisa ve Savaş birlikteler kızlar. Bu da Savaş'ın öfkesini ikiye katlıyor." Ala'nın gülerek söylediği ile içim tuhaf bir mutlulukla dolmuştu.
-"Ne...ne dedin sen ? N-nasıl ?"
Arkamızdan gelen gür sesin sakinliği ile hızla döndük. Bahçe kapısında duran Azad donmuş yüzüyle öylece duruyordu.
-"Doğru mu bu ?" Bizden ses çıkmayınca başını enişteme çevirdi. Tepkisiz duran eniştem yalnızca başını salladı.
Şekilden şekile giren yüzüyle ağır adımlar atarak önüme doğru geldi.
-"Bu yüzden miydi ?" dedi kaşlarını çatarak.
Dişlerimi birbirine bastırıp kendimden emin şekilde ona baktım.
-"Ne bu yüzden miydi ?" diye sordum umursamazca.
Elini ensesine atıp başını iki yana salladı.
-"Benimle gelmedin. Onu seçtin !" Kendi kendine konuşuyormuş gibi görünse de fazlasıyla bağırıyordu.
-"Abi bir sakin ol." Miran'ın kolunu itekleyip öfkeli gözlerini yeniden bana çevirdi.
-"Hayır sadece görmem gerekeni gördüm." diyerek ayağa kalktım.
Hiddetle inip kalkan göğsüyle yüzünü buruşturdu.
-"Hayır bu doğru olamaz." dedi ve evden çıktı gitti.
Dur daha kahkaha atacaktım nereye ?
Kendisinin evlenmeye karar verdiğini unuttu sanırım. Ah neyse önemli değil.
-"Şokum şuan." Sessizliği ilk bozan Dilan olmuştu.
-"Bende ilk duyduğumda öyle oldum." Ala sanki az önce olanlar yaşanmamış gibi benim yerime kahkaha atmıştı.
-"Böyle anlarda bile enerjin yerinde." diye hayıflanan eniştem kendini koltuğa bırakmıştı.
-"Hamileyim ben üzülemem." Ala dudaklarını büzüp geri yaslandığında tebessüm ederek karnını okşadım.
-"Ben gidip Azad'a bakıyım." Miran da evden çıktığında nefesimi üfleyip ayağa kalktım.
-"Bende gidiyorum. Kızları alıp restorana gelirsen daha rahat konuşuruz." dedim Ala'ya bakarak.
-"Olur. Olur değil mi ?" İkisi de onaylayınca onlarla vedalaşıp evden çıktım.
Arabaların orada Azad ve Miran'ı görünce hiç göz göze gelmeden arabamın kilidini açtım.
-"Nasıl yaparsın bunu ?!" Elini belimde hissetmemle elektrik çarpmış gibi kenara kaydım.
-"Ne diyorsun sen ?! Evleniyorsun sen evleniyorsun ! Bana gelip hesap sormaya hakkın yok !" diye bağırdım en sonunda kendimi tutmayarak.
-"Delirdim çünkü anladın mı ?! Sen beni bırakınca delirdim ! Hata yaptım ! Ama lanet olsun ki hala seni istiyorum !" Yumruğunu arabaya vurmasıyla sıçrayıp geriye kaçtım.
Tepkisinden ve yapacaklarından korktuğum için olduğum yere sinerken Miran onu kolundan tutup geri çekti.
-"Rahat bırak kızı. Sen böyle olmasını istedin ona bağırmanın bir faydası yok Azad. Olan oldu geri dönüşü de yok."
Azad deliye dönmüş gibi onu ittirirken koluma yapışıp sürüklemeye başladı.
-"Ne yapıyorsun ?! Bırak ! Bırak kolumu ! Miran yardım et !"
Bağırıp çağırmalarım sonucu evdekiler de duyup çıktığında Azad'ın beni arabaya sokmasına son anda engel olmuştum. Gücü karşısında hiç şansım olmasa bile arabaya tutunduğum için sokamamıştı.
-"Kendine gel ne yapıyorsun sen oğlum ?!" Arslan eniştem onu var gücüyle göğsünden geriye ittikten sonra beni yanına çekti.
-"Yapamıyorum anlamıyor musun ?!" diye bağırdı Azad kollarını geriye açıp.
Aldığım hızlı nefeslerle sakin olmaya çalışırken az önce beni götürmeye çalışmış olması çok kötüydü.
Arslan eniştemin kollarında sakinleşmeye çalışırken Ala gelip elini sırtıma koydu. Tam bu sırada birden fazla araba motoru sesi geldi. Hızla evin önüne otoparka girdiklerinde olacaklar için gözlerimi kapattım.
Şimdi her şey daha kötü olacak.
Arabalardan inen adamların içerisinde Savaş'ı gördüğümde ilk önce beni gözleriyle süzdü ardından Azad'ı.
Anlamaması için dikleşip kendi başıma durdum.
-"Hayırdır toplanmışız ?" Her zaman jilet gibi olan gömleğinde kravatını çıkarmış üst düğmelerinden birini açmıştı.
-"Bir şey yok abi. Biz çıkıyorduk. Alisa da öyle." Eniştem hakim olduğu sesini normal çıkartmaya uğraşırken titreyen göz bebeklerimin beni ele vereceğinden emindim.
-"Hadi ya öyle mi ?" Savaş'ın ruhsuz gülüşü dudaklarında belirirken kahveleri siyaha dönmüştü.
-"Öyle öyle. Sen neden gelmiştin ?"
Vazgeç enişte o çoktan anladı.
-"His diyelim." Yüzünde yalnızca oynattığı gözleri vardı. Bütün mimikleri buz tutmuşçasına dimdik Azad'a bakarken elini uzattığını gördüm. Ufak adımlarla yürüyüp ona yaklaştım. Elini belime koyduktan sonra diğer elini kaldırıp işaret ve orta parmaşını oynattı.
-"Alisa'yı arabaya götür." Arkamda gölge gibi duran Murat'ı fark edince başımı iki yana salladım.
-"İstemiyorum." diye mırıldandım kısık sesle.
Belimi sıkıp uyardı.
-"Kime hava sıkıyorsun ? Kardeşim diye dolanıyordun ne oldu şimdi ?! En başından beri mi göz koymuştun söyleyesene ?!" Azad'ın yediği yürekle Savaş'ın üzerine yürümesi hiç iyiye gitmiyordu.
Savaş'ın peşinde dolaşan yaklaşık on adamı arkamızda duvar gibi dizilirken Savaş beni geriye ittirmiş elini çekerek öne geçmişti.
-"Ağzını topla yoksa ben toplarsam bir daha açamazsın." Bir nevi seri katil sesi gibi çıkan sesiyle tüylerimi ürperten Savaş ellerini iki yanında yumruk yapmıştı.
-"Azad , Savaş gözünüzü seveyim yapmayın. Miran al Azad'ı eve gir." Arslan eniştem ikisinin arasına girip ikisini de aksi yöne ittirdi. Savaş bir gram oynamazken Azad geri adım attı ve gözlerini bana çevirdi. Anında başımı eğdim.
-"Sorun yok birader." dedi Savaş burnundan soluk verirken.
-"Savaş gidelim." diyip elini tuttum ve çekiştirdim.
Yan gözle bana baktıktan sonra elimi iyice kavradı.
-"Son olsun Azad. Evleniyorsun...yoluna bak. Artık canımı sıkma."Gerilmiş bedenini harekete geçirdiğinde son kez Ala'ya bakmış Savaş'ın arkasından arabaya oturmuştum.
Saydığı söylediği küfürleri boynumu eğip dinlerken dizini deli gibi sallıyordu.
Araba çoktan yola girmişti dakikalar geçmişti ama Savaş hala çok sinirliydi.
-"Nereye gidiyoruz efendim ?"
Murat'ın konuşmasıyla başımı kaldırdım. Savaş birer birer sigaraları içip söndürüyordu.
-"Alisa'yı evine bırakıyoruz." der demez ona döndüm.
-"Hayır Murat eve gitmeyeceğim." diye itiraz ettim.
Savaş biten sigarasını fırlatıp bir düğmesini daha açtı.
-"Dediğimi yap Murat." Savaş'ın bıçak gibi keskin tavrı bu sıcakta üşümeme sebep oldu.
Bana bakmadığı için kalbime sancılar saplanıyordu. Hissettiğim yoğun korkudan dolayı elimi uzatıp eline sardım.
-"Yanında kalmak istiyorum. Yüzüme bakar mısın ? Kızacağın bir şey olmadı. Bizi öğrenince saçma sapan sinirlendi işte."
Hala duvar gibi oluşuyla yüzüme bakmamayı sürdürüyordu.
-"Sana kızmıyorum." diyerek başını iki yana salladı.
Daha ne ?
-"Neye kızıyorsun öyleyse ?" dedim onu konuşturmaya çalışıp.
Elini çekip bacağına koyduğunda gözlerim dolmuştu.
-"Yorgunum. Kafa olarak. O herifin artık etrafından uzaklaşmasını istiyorum. Çünkü onu senin yanında her gördüğümde...gözümün önünde onun için ağladığın an aklıma geliyor. Bunun için seni suçlamıyorum asla da suçlamam. Ama gözümün önüne gelmesi beni yoruyor. Anladın mı ?"
Yer yer sesini yükselterek sarf ettiği cümleler aynı oranda birer birer kalbime dokunmuştu.
İçindeki sızıyı görmeyişim canımı daha çok yaktı.
Gözümden süzülen bir damlayı elimin tersiyle silip ona sarıldım.
-"Sana bunu hissettirdiğim için özür dilerim. Ben ona bakarken artık onu görmüyorum bile. Bütün ruhum seninle o kadar dolu ki onunla olan her şey hafızamdan silinmiş gibi."
Belime sarıldığı an gözlerimi yumdum ve yüzümü boynuna gömdüm.
-"Ağlama. Biliyorum senin ne hissettiğini biliyorum. Biraz bile şüphem yok."
Elimi yanağına yerleştirip başımı geri çektim. Yüz yüze dururken boşta olan eliyle yanaklarımı silmişti.
-"Aklından o anları silebilir miyim ?" diye sordum içli içli nefes alırken.
Yutkunup dudağımın kenarını öperken gözleri kapanmıştı.
-"Sana bakarken siliniyor zaten." dedi kısık tonda.
Aralık duran dudağına dudaklarımı değdirip çekildim.
-"Sanırım çok seviyorum." diye fısıldadım aldığım nefesi vermeden.
Yüzümü tutup daha büyük bir öpücük kondurdu.
-"Sanırım değil baya seviyorum. " dediğinde ikimizde gülümsemiştik.
Göğsüne başımı yasladığımda ben onunla o benimle sakinleşiyordu. Arabanın nereye gittiğini bilmeden bir süredir ilerliyorduk.
Etrafa bakmak için kalktığımda saçlarıma gömdüğü yüzünü çekti.
-"Sana bir şey söyleyeceğim."
Etrafa bakmayı sonraya bırakıp bedenimi ona döndürdüm.
-"Ne ?"
Baş parmağı dudağımı okşarken dikkatim dağılıyordu.
-"Biliyorsun ara sıra işlerim oluyor. Şimdi de gitmem gereken bir takım işlerim var. Yanında olabilmek için elimden geldiği kadar erteledim."
Ah hayır. Bu gitmeleri oldum olası sevmiyordum. Önceden de sevmiyordum çünkü uzun süre gelmiyordu.
Başımı iki yana sallayıp alnımı göğsüne yasladım.
-"Gitme...gitme lütfen." dedim yalvarırcasına.
Artık tehlikeli olduğunu biliyordum. Ayrıntılı konuşacak bir anı bulamamıştım ama iyi şeyler olmadığını tahmin edebiliyorum.
-"Seni görmemek benim içinde zor ama daha fazla zorlaştırma olur mu ? Hemen geleceğim söz." dedi sırtımı okşayarak.
-"Söz mü ?" dedim usulca. Uzatmak yerine anlayışla karşılamalıydım. Savaş işlerine karışılmasından hoşlanmazdı. Gitmesi gerekiyorsa giderdi.
-"Söz güzelim." dedikten sonra dudağımı mühürlercesine tutkulu bir öpücükle öptü.
Hem ruhumu hem kalbimi fena derecede alt üst ediyordu.
•••
İyi geceler. Hayırlı Ramazlar ❤
Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
....şarkı tam Alisa ve Savaş'ı anlatıyor dediğiniz bir parça var mı merak ediyorum ? 🌸