Duştan çıktığımda deniz suyundan arınmış olmanın verdiği ferahlıkla getirdiğim iç çamaşır takımını giyindim.
Kalma planımızın olmayışından ötürü giyecek bir şeyim yoktu.
Südyen külot ortada dururken havluyu bedenime sardım ve odadan çıktım.
Çaldığım kapılardan birinden Ala çıkınca yanında bir sürü yedek kıyafet getirdiği için ondan bir tişört alabilmiştim. Altıma giyebileceğim hiçbir şeyim yoktu.
Kara kara düşünürken kapı tıklatıldı.
-"Müsait misin ?"
Savaş'ın sesiyle alelacele tişörtü popoma çekmeye çalıştım ama lanet olası bir seksilikte olan tangayı kapatamamıştım.
Hemen yatağın ucuna oturup örtüyü külodu kapatacağım kadar çekiştirdim.
-"Evet !"
Nefes nefese yüzüme yapışan ıslak saçlarımı geriye atarken yüzümü incelemiş kapıyı kapatmıştı.
-"Yat istersen duşa girmem gerekiyor." dediğinde zorlukla yutkundum.
-"Çıkmam mı gerekiyor ?" dedim endişeyle kıvranırken.
Başını iki yana salladı.
-"Gerek yok." diyince içime su serpildi.
Bu tanga ile asla kalkamazdım !!
Onun ufak kabine girmesiyle hemen tavandaki ışığı söndürüp yatağın içine girdim. Minik spot ışıklarıyla loş bile olsa aydınlanmaya devam ederken kabinin olduğu tarafa sırtımı dönerek yatmıştım.
Stresten salladığım dizim yatakta küçük çaplı bir deprem hissi yaşatırken dakikalar geçmek bilmedi.
En sonunda su sesi kesilince örtüyü başıma kadar çektim. İçimden niye böyle bir iç çamaşır seçimi yaptığımı kendi kendime tartışırken banyonun kapısı açılıp kapandı.
Hemen sonrasında yan tarafıma çöken ağırlıkla soğuk teni tenime değerek örtünün altına girdi.
-"Seninle uyumaya fena halde alışıyorum." dedi beni göğsüne çekerken.
Huzurlu bir nefesle çıplak göğsüne yaslandığımda bacağımın ona değmesiyle altında sadece iç çamaşırı olduğunu hissettim.
Kalbim büyük oranda sıkışırken yüzümden zorla gönderdiğim ateşler geri geldi.
-"Bende sanırım." dedim etkilendiğimi belli etmemeye çabalarken.
Kıpırdandığım sırada elini kalçama yerleştirip sertçe beni bedenine yapıştırmış ve ne olduğunu anlamadan dudaklarına kavuşmuştum. Bütün gün hasretini çektiğim dudaklarını zevk içerisinde öperken yavaşça üzerime geldi. İki bacağının arasında kıpırdamadan sabit şekilde ellerimi omuzlarına yerleştirdim.
Öptükçe öpüşü derinleşiyor dudaklarımı parçalıyordu. Kalçamdan çekmediği elini yukarı doğru ittirmesiyle beni şoka uğratan bir şey oldu.
Kocaman olan sert kasıklarına yapıştım !
Tanrım bu zamana kadar olan utanmalarım bunun yanında bir hiçti.
Aramızdaki ince kumaşlı iç çamaşırlarımız yok gibiydi ve ah anlatamayacağım...
İnleyerek başımı yastığa bastırdığımda kendini daha fazla bana bastırmış ağzıma boğukça inlemişti.
Gözlerim kendiliğinden kapanırken elimin biri göğsüne oradan şekilli karnına kaydı. Tamamen iç güdüsel ve farkında olmadan yaptığım tırnaklarımı batırarak gezdirmek oldu.
-"Tanrım...Alisa beni bitiriyorsun !" dedi bir saniyelik dudaklarımdan ayrılıp.
Eze eze öptüğü dudaklarım ona aynı karşılığı verirken bacakları bu sefer iki bacağımın arasına girmişti. Bunu o an çok zor fark etmiştim çünkü zevkten dört köşe olmakla meşguldüm. Ensesinde olan elimle kendime çekip alt dudağını ısırınca boğazından bir hırıltı yükseldi.
Ateşimizle yanan yatağın ortasında bir bütün olmuştuk. Öpüşmemizden ortaya büyük bir şehvet doğarken tenlerimizin nasıl böyle alev aldığına inanamıyordum. Ona dokundukça yanıyordum. Yandıkça daha fazla dokunmak istiyordum.
Nefes almak için geri çekildiğim sürede Savaş hep yaptığı gibi ıslak dudaklarıyla boynuma bir yol çizdi. Hızla inip kalkan göğsüm onun omzuna değerken iki ayrı tarafa eğilmiş bacaklarımın arasına çok net bir şekilde kasıklarını yerleştirmişti.
Boğazıma kadar kurumuştum. Uyuşan bacaklarımı hareket ettiremezken çıldırmış gibi çenesini tutup dudaklarına uzandım. Aynı öpüşme ritmimiz ikimizde nefessizlikten yorulana kadar devam etmişti.
-"Seninle kendimi kaybediyorum." Hırıltılı nefesiyle üzerimde doğrulmuştu. Yukarıya kayan tişörtümün açıkta bıraktığı karnıma tüy kadar hafif bir öpücük bırakınca dağılmışlığımın arasında hafifçe titreyip yutkundum.
Yanıma uzanıp üzerimizi örterek arkamdan bana sarıldı.
Dudakları boynu ve omzum arasında gidip gelirken ikimizde hala hızlı soluklar alıyorduk.
-"Uyudunuz muu ?!!"
Kapıya vurulan yumrukla ardından Ala'nın cırt sesi duyuldu. İrkilip kıpkırmızı kesilirken Savaş sıkıca belime sarıldı.
-"Evet !" diye bağırınca elimde olmadan gülmüş yüzümü yastığa bastırmıştım.
-"Ya benim uykum kaçtı film izleyelim mi ?"
-"Ala gel buraya insanları rahat bırakır mısın ?" Yakından gelen bir diğer ses Arslan enişteme ait olunca sanki anlamışlar gibi utanç içerisinde boğuluyordum.
-"Kocanla izle Ala !" diyen Savaş örtüyü başımıza kadar çekince ikimizde örtünün altında birbirimize sokulmuş halde kalmıştık.
Bir kaç dakika öylece yatıp sıcacık tenini hissetmenin muhteşemliğine doydum.
-"Savaş." diye mırıldandım.
Burnunu boynuma sürtüm sertçe öptü ve bedenimi kendine çevirdi. Sıcak bastığı için örtüyü iteklemiş açmıştım.
-"Susadım ben." dedim gözlerimi geriye açıp kahvelerine bakarak.
Alt dudağımı dudaklarının arasına aldığında titrek bir nefesle öpmesi için kendimi bıraktım. Uzun uzun öpmek yerine beni alt üst eden küçük ama etkili şekilde öpmüştü.
-"Ben...şey içip gelirim." dedim ve allak bullak olmuş halde yataktan sarsak adımlarla çıktım. Çıkmamla Savaş'ın homurdanması yüzünden unuttuğum ayrıntı ile içimden ağzıma yakışmayacak bir küfür savurdum.
Hızlıca yatağa oturup örtüyle kapattım.
Yatak başlığına yaslanmış Savaş'a gözüm kaydığında yüzünde eğlenen bir ifade vardı. Elini sakalı atıp sıvazladı.
-"Hiç giymeseydin güzelim. "
-"Dalga geçme giyecek bir şeyim yoktu !" diye kızdım utançtan patlamak üzereyken.
-"Ben gidip getireyim en iyisi." diyerek kalkınca kalçasını sıkı sıkı saran bordo boxer ile göz göze geldik.
Yutkunup dilimi sertçe ısırdım.
-"Öyle mi gideceksin ?" diye sordum güçsüz çıkan ses tonumla.
İçim biraz erimiş olabilir.
-"Yatmıştır hepsi." dedi ve ilerlemeye başlayınca o görüntüyü görmemek için başımı eğdim.
Yeniden yatağın içerisinde kaybolurken onun yastığına kollarımı dolamıştım.
Yüzümdeki gülümseme ile gelmesini beklerken telefonuma mesaj gelmişti. Savaş gelmeden yataktan hızlıca kalkıp aldığım gibi geri yattım.
Bakmamla kayıtlı olmayan bir numaradan geldiğini gördüm.
-'Nerdesin ?' yazıyordu.
-'Kimsiniz ?' diye yazıp gönderdim.
Saniyesinde geri cevap geldi.
-'Azad.' yazdığını görmemle yüz ifademin donması bir oldu.
Anında numarayı engelleyip telefonu kenara bıraktım.
Hangi cüretle hala bana ulaşıyordu ?! Bir de nerdeymişim ?! Sanane !
Ellerimle yüzümü kapatıp yatağa uzandım. Gözlerim tavanda gezinirken Savaş odaya girdi. Doğrulup uzattığı suyu aldım.
-"Teşekkür ederim." dedim içmeden önce.
Üzerimden diğer boş tarafa atlarken bacaklarım ağırlığı altında ezilmişti. Bardağı kenara bıraktıktan sonra yatak başlığının yanında yer alan tuşlardan küçük spotları kapattım.
Oda karanlığa bürünmüştü.
Savaş başımı göğsüne doğru çektiğinde usulca yatmıştım.
-"Neden cansız mankene sarılıyormuş gibi hissediyorum ?"
Sessiz bir soluk alıp elimi karnına koydum.
-"Ne ?" dedim dalgınlıkla.
Dirseğini yatağa dayayıp dikleştiğinde başım yastığa düşmüştü. Yüzü yüzümün hizasında kaşını kaldırmış bakıyordu.
-"Ne oldu ? Rahatsız olduğun bir şey mi var ?" dediğinde başımı hızla salladım.
-"Hayır tabiki."
Yanağımda duran saçımı geriye iteleyip avucunu koydu ve okşadı.
-"Bakışların solduğunda bana yalan söylememelisin."
Aldığım nefesle göğsümü şişirirken ellerimi karnımda birleştirdim. Karanlık odada yüzüne baktım.
-"Azad başka bir numaradan mesaj attı. Ona sinirlendim sadece." Savaş'tan saklamazdım. Söylemek istememe sebebim onun canının sıkılmasıydı.
Hızla çatılan kaşları ile elini çekmiş yumruk yaparak indirmişti.
-"Telefonunu ver." dedi geri çekilip oturur pozisyona gelirken.
Aynı şekilde kalkıp ellerini tuttum.
-"Engelledim hemen. Sinirlenme lütfen."
-"Ver dedim Alisa." Sesini yükseltmese bile beni ürküten bir korkunçlukta çıktı.
Aldığım gibi eline bıraktım. Numarayı engellemiştim ama mesajları silmemiştim. Girip baktıktan sonra numaranın engelini kaldırdığını görmemle ona doğru eğildim.
Elini kaldırıp beni durdurdu.
-"Burada kalıyorsun." derken gözleri hiç Savaş gibi bakmıyordu.
Odadan çıkar çıkmaz titreyen ellerimle örtüyü kaldırdım. Azad umurumda değildi Savaş sinirlenince kötü oluyordu.
Etrafa bakınıp yolda gelirken giyindiğim tişörtümü gördüm. Üzerime geçirdiğim gibi koşarak odadan çıktım. Merdivenleri çıkarken bile küfürlerini duyuyordum.
Kulağımın duymak istemeyeceği küfürleri takip ederken güverte tarafına ilerledim. Yarı çıplak halde bağıra çağıra denizin ortasında sövüyordu.
-"Ne oluyor ?"
Arkamdan gelenlere bakmadan Savaş'ın koluna dokundum. Teni buz gibi ve çok gergindi.
-"Bir daha Alisa'yı ararsan o parmaklarını kırar götüne sokarım Azad bilmiş ol !"
Telefonu kapatıp elini saçlarından geçirdi.
-"Hayırdır birader ? Sorun ne ?"
Sakinleşmesi için hırsla alçalıp yükselen göğsüne dokundum.
-"Yok bir şey gidin yatın."
-"Ne oldu Savaş ? Azad dedin." diye tekrar sordu Arslan eniştem.
-"Alisa'yı rahatsız etmeye devam ediyordu Arslan !" Savaş olan sesiyle bağırıp üst kata çıkarken çıplak sırtında sıkıntılı gözlerimi gezdirdim.
Her şey yine berbat olmuştu.
-"Bağıran abim miydi ?" Uykulu uykulu çıkıp gelen Rümeysa'yı mırıltılarla onayladım.
-"Ben hallederim siz gidip yatın." dedim ve üst kata çıktım. Soğuk esen rüzgara karşı umursamazca koltukta otururken her zaman olduğu gibi sigara yakıyordu.
-"Bir daha aynısı olduğunda direk söylemeni istiyorum. " dedi sert sesiyle.
Yanına oturdum.
-"Sinirlenme diye söylememiştim ama öyle olmadı. "
-"Sana sinirlenmedim. Ona sinirlendim ve sinirim devam ediyor. Odaya geri dön." derken farkında olmadan bağırmıştı.
Onu sakinleştirmemin yolu önceden konuşmaktı. Sakince konuşur sakinleştirirdim. Fakat şimdi daha güçlü duygularla hissettiği öfke hemen sönmüyordu.
Sessizce sigarasını bitirmesini bekledim. Ardından kollarımı uzatıp boynuna sarıldım.
-"Birlikte odamıza gidelim." dedim daha etkili bir yola başvurarak.
Nefesini üfleyip sıktığı çenesini gevşetti. Bir kaç saniye sonra ise çoktan kucağında havalanmıştım. Boynuna yüzümü yasladığımda teni daha da gerilirken odaya girmiştik.
Karanlıkta beni yatağa bıraktı ve üst üste olan iki tişörtümü sıyırıp attı.
-"Seni üzen herkesi ellerimle boğabilirim." Alnını alnıma yaslayınca güçsüz bir nefes dudaklarımdan dışarıya çıkmıştı.
-"Hayatımızda böyle kötülükler olmamalı. Sen iyi bir adamsın." diyerek yüzünü okşadım.
Burnunu burnuma sürtüp bedenimi bacaklarının arasına sıkıştırdı ve üzerimizi örttü.
-"Hayatımın en güzel yanısın. En zor kazandığımsın." diyince başımı iki yana sallayıp dudaklarımı dudaklarına bastırdım.
-"Ben en çok seninleydim." dedim fısıldayarak.
Dudaklarımı bu defa o öpmüştü.
-"Canımdın ama benim değildin."
Gözlerimi sıkıca kapatıp sırtına doğru sarıldım. Sakince yanıma uzandı.
-"Keşke en başta olsaydım." derken yüzümü göğsüne bastırdığımdan dolayı sesim boğuk çıkmıştı.
Elini belime yerleştirdikten sonra kendini geri çekti. Böylece yüzlerimiz karşı karşıya gelmişti.
-"İster miydin ?" diye sordu parıldayan kahveleriyle.
Gülümseyip başımla onayladım.
-"Senin hep mükemmel birisi olduğunu biliyordum." Elimi kalbine koydum.
-"Ama buraya sahip olmayı düşünememiştim. İsterdim. Çok isterdim." dedim içime yayılan büyük bir huzur bulutu ile.
Kalbine koyduğum elimi tutup dudaklarına yaklaştırdı ve öptü.
-"Kalbim ölene kadar avuçlarında olacak."
Gülümsemeye devam ederken gözlerini içine baktım ve yastığa yerleştim.
-"Ya hiç tanışmasaydık ? Ya ben dünyada senin gibi büyüleyici bir adam olduğunu öğrenmeden ölseydim ne yapardım ?" dedim bir yandan kendi kendime sorarak.
Eğer öyle olsaydı boşa yaşamış sayılırdım. Çünkü Savaş beni ben yapan en büyük etmendi.
İç çekip parmak boğumlarımı birer birer öptü.
-"Sen hem bu kadar yakın hemde bir o kadar uzak olduğun günlerde canlı canlı ölüyordum."
Gözlerimin hareleri üzüntüyle titrerken baş parmağımla dudağını okşadım. Okşadığım yerlerde çekinerek bile olsa dudaklarımı gezdirdim ve bir nefes kadar geri çekildim.
-"Daha güzel günler yaşayıp geçmişi unutacağız."
Başını salladı ve belimden çektiği gibi beni kendine yapıştırdı.
-"Geçmişimde sen varsın. Seninle tanıştığım gün var. Unutamam ki." dediğinde yüzüme yeniden gülümseme yayıldı.
-"Hatırlıyor musun ?" diye sordum cilveli çıkan ses tonumla.
Kısık sesli kahkahası kulağıma ilahi bir ses gibi gelmişti.
-"Evet bana baktığın o korkulu gözlerini hiç unutmayacağım." dedi eğlenen tavrıyla.
Sırıtarak yüzümü boyun girintisine yerleştirdim.
Bizim tanışmamız tamamen olaylıydı. Adeta kurgulanmış bir film gibi gerçekleşmişti.
Yıllar önce Arslan eniştem otellerden birine ortak olmak isteyen adamlarla tanışmıştı. Teklifleri çok cazip olduğu için anlaşmışlardı ama sonra bu adamların iyi niyetli insanlar olmadığını çevreden duymuştu. İmza atmamışlardı ve konuşarak halledebilmek için onlarla izbe bir mekanda buluşmaya gitmişti. Bu ayrıntıyı Ala'nın kafayı yememesi için söylemişti.
Arslan eniştem bu buluşmaya gittikten uzun bir süre boyunca haber çıkmamıştı. Ala ile artık endişeden birlikte ağlıyorduk çünkü çok korkmuştuk. Adamlar pisliğin tekiydi ve enişteme kötü şeyler yapabilirlerdi.
Sonrasında gelen bir telefon oldu. Karşıda Savaş'ın sesi vardı. Adresi söylediği yere apar topar gittiğimizde üstü başı kan içerisindeydi. Yerde ise eniştem baygın halde yatıyordu. O sahne gözümün önüne geldiğinde bile ürperiyordum.
Ala ile ikimizde bir an eniştemi bu hale getirenin Savaş olduğu düşüncesiyle dizlerimizin bağı çözülmüştü. Fakat sonra hayatını kurtardığını hastanede öğrenmiştik.
O korku dolu bakışlarım ise bu yüzdendi.
-"O halde bile çok karizmatiktin." dedim geçmişin izlerinden sıyrılıp gülerken.
-"Öyle mi küçük hanım ?" Parmakları belimin huylanan kısmında hareketlenmeye başlayınca kahkahalar atarak yatakta ondan kaçtım. Başlığın kenarında cenin pozisyonunda kahkaha atmaya devam ederken ayaklarımdan tutup yatağın ortasına çekmişti.
Kollarının arasındaki yerimi aldığımda dünyanın en huzurlu yerine girmiş gibi hissediyordum.
O ilk tutkulu anlarımızda gözümün görmediği ayrıntı şuan kulaklarıma kadar yanmama sebep olmuştu. Südyenimle göğsüne yapışık vaziyetteydim ama fark etmemiştim bile ! Çünkü hiç gözleriyle rahatsızlık vermemişti. Sadece ten tene ısınıyor birbirimizi hissediyorduk.
Saçlarımın arasını öptükten sonra uykumu bulutların üstünde çekeceğim sözleri sarfetmişti.
-"İyi ki ömrüme geldin can parçam."
'
Yatta geçirdiğimiz güzel gecenin ardından bir kaç gün geçmişti. Restorana pazar günü erkenden gelmiş Adem'le kahvaltı yapıyordum.
-"Savaş bey de gelseydi birlikte yapardık." dedi ima içeren gülüşüyle.
Ona elbette anlatmıştım. Herkes gibi sevinmişti.
Savaş'la daha konuşmadığımız aklıma gelince telefonumu elime aldım.
-'Ne yapıyorsun sesin çıkmıyor ?' diye mesaj gönderdim.
Yaklaşık beş dakika sonra görüntü gelmişti. Hemen merakla tıklayıp açtım.
Görüntüsü karşısında karnıma bir şeyler saplanırken dudağımı ısırdım.
Kıskanılası yakışıklılığı beni çıldırtıyordu.
Dakikalar boyunca fotoğrafı incelediğimi fark etmeden dalıp gitmiştim. Bana kalsa uzun uzun iç çekerek bakardım ama Adem boğazını temizleyince dalgınlıktan çıkmıştım.
-"Ben işlere dönüyorum patron." dedi kalkarken.
Başımı sallayıp telefonuma geri döndüm.
-'Görüşelim mi ? Göresim geldi.' diye yazarken kocaman sırıtmamla deli gibi göründüğüme emindim.
Yanıt beklerken dudaklarımı kemirmekten bir hal oldum.
-'Yarım saat içerisinde yanındayım.' yazıyordu.
Bende o yarım saat geçene kadar sabırsızlıkla beklemiştim. Gelen müşterilerle ilgilenirken içeriye siyahlar içerisinde bütün dikkatleri çekerek girdi.
Ona dönen gözlerin hepsini iliklerime kadar kıskanırken hızlı soluklarla yanına ulaştım.
Kolunu belime doladığı gibi herkesin içinde dudaklarıma öpücük bırakmıştı. Eğer tutmasaydı bağı çözülen dizlerim yüzünden yere düşebilirdim.
Utanç içerisinde gülümdeyip kimseye bakmadan gözlerinin içerisine baktım. Uzun boyuyla bana yukarıdan bakarken yüzünün her bir santimi büyüleyici görünüyordu.
-"Günüm şimdi güzelleşti." dedi iç çektiren karizmatik gülümsemesi ile.
Kaşlarımı kaldırıp tebessüm ettim.
-"Ne tesadüf ama benimde öyle !" dedim abartılmış şaşkınlığımı göstererek.
Ona yönelen hayran bakışlı kadınların altında gülümsemesini daha fazla sergilemesine izin vermeden elini tuttum ve birlikte restoranın açık alan kısmına çıktık. Az önce içtiğim kahve bardağını çalışanlardan birine verip o masaya oturduk.
-"Aslında baş başa mı olsaydık ?" Gözleri etkileyici bir şekilde üzerimde dolaşınca kıpırdandım.
-"Şöyle bakmasana." diye kısık sesle uyardım.
Ellerini masaya koyup bana doğru eğildi.
-"Ne var ? Özlemiş olamaz mıyım ?"
Masanın altında kalan bacaklarımı birbirine bastırırken yüzümü ateş basmıştı. Yutkunup içimde tuttuğum şeyi zorlukla utana sıkıla söyledim.
-"Sanırım bende.." dediğim gibi gülümsemiş sonra dudaklarını birbirine bastırmıştı.
Aynı dakika etrafta gözlerini gezdirdi ve ayağa kalktı. Elimi kavramış beni de kaldırmıştı.
-"O zaman biraz hasret gidelim."
•••
Merhaba iyi geceler 🌸
Umarım güzel bir bölüm olmuştur ❤