Davetin kalan kısmında herhangi bir şey yaşanmamıştı. Üzerinden bir kaç gün geçtikten sonra annemler arkadaşlarının çağırmasıyla akşam yemeğine giderken bende Leyla teyzelere gidiyordum.
Saat henüz 5 civarıydı ve erken gitmeye karar vermiştim. Her ne kadar o akşam yemeğine davet etmiş olsa bile. Gittiğimde de Savaş'la bir köşede konuşup Leyla teyzeye artık söylememiz gerektiğini bildirecektim.
Evden içeriye her zaman olduğu gibi sarılıp öperek almıştı. Bana oturmam için ısrar etse bile Rümeysa ile birlikte ona yemek hazırlamada yardım ediyorduk.
-"Pilavı tutturmak el yordamıyla ilgilidir öyle tariflere bakılmaz." dedi sorduğum pilavla ilgili soruya karşılık.
-"Ee el yordamım nasıl olacak Leyloş ?" dediğimde gülmüştü.
-"Yapa yapa öğreneceksin kuzum."
İç çekip çorbayı karıştırmaya devam ettiğim sırada telefonum çalmıştı. Rümeysa'ya yakın olduğu için alıp uzattı. Yüzündeki sırıtıştan kim olduğunu anladım.
-"Efendim ?" diyerek kulağıma yasladım.
-"Güzelim ne yapıyorsun ?" Savaş'a onlara geldiğimi haber vermeyi unutmuştum.
-"Sizdeyim. Yemek hazırlıyoruz." derken çaktırmadan Leyla teyzenin tepkisine bakmıştım. Memnun ifadesiyle yemekle ilgileniyordu.
-"Bize geleceğini bilmiyordum. Bende bir işimi halletmek için gidiyordum gecikebilirim." dediği an kaşlarımı çattım.
-"Gitme o zaman. O kadar yemek hazırlıyoruz biz eve gel." dediğimde astığım yüzüm ve konuşma şeklime kendim bile şaşırmıştım ki Leyla teyze nasıl şaşırmasındı !
-"Gelirim güzelim niye kızıyorsun ?" Savaş'ın yumuşayan sesi ile gerilen dudaklarım kıvrıldı.
-"Bekliyoruz bir saat içinde burada ol."
-"Pekala dönüyorum."
Aramayı sonlandırdıktan sonra artık pişmiş olan çorbanın altını kapattım.
-"Ne diyor ?" diye sordu Leyla teyze.
-"İşi varmışmış gecikecekmiş."
-"Aaa benim gelinim gelmiş o gelmeyecek mi ?!" Artık gelinim demesi galiba kulağıma baya hoş geliyor.
-"Gelir annem gelir." dedi Rümeysa imali şekilde gülerken.
Yemek hazırlıkları neredeyse bitmişti. Leyla teyze mutfakta salatayı hazırlarken bizde masayı kuruyorduk.
Kapının kapanma sesi ile nefesim hemen göğsümde tıkalı kalmıştı. Dışarı veremeden bütün karizmasıyla salona giren Savaş yüreğimi ağzıma getirdi.
-"İyi akşamlar." diyerek alnıma dudaklarını değdirdikten sonra Rümeysa'yı da öptü ve ceketini çıkarttı.
-"Hoşgeldin." dedik bir ağızdan.
-"Seni görünce daha bir hoş bulmuştur yengem." Rümeysa'nın fısıltısıyla gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
-"Oğluşum geldin mi ?" Elinde salata tabaklarıyla gelen Leyla teyze masaya bırakmış Savaş'a sarılmıştı ve tekrar mutfağa dönmüştü.
Masaya koyulayacak en sona ekmekler kaldığında Rümeysa almaya gitti.
-"Gelsene." Başıyla işaret ettiği yere baktım. Bir şey diyeceğini düşündüğüm için onu takip ederek üst kata çıktım. Banyoya girince neden alt kattakine girmediğini düşündüm.
Banyoda ellerini yıkayıp kuruladı ve kapıyı kapatıp beni kollarının arasına alır almaz yüzünü boynuma gömdü.
-"Şu kokunu bütün gün özlüyorum." diyerek burnunu boyun girintime bastırdı ve masum bir öpücük bıraktı.
Aynı duyguları paylaşıyorduk. Her gün ulaşabildiğim insan artık yetmiyordu daha fazla görmek istiyordum.
-"Yemek kokuyorum." dedim huysuz bir tonda.
-"Teninin kokusuna başka bir şey bulaşamıyor."
İç çekip sakallarından huylanmamı önemsemeyerek boynuna sarıldım. Boyu öyle uzundu ki bir rahatça sarılamıyordum derken kalçamı avuçlayıp tezgaha oturtmasıyla ağzımdan şaşırma nidası çıktı.
-"Biraz öpsem bence yorgunluğum gidebilir. Ne dersin ?"
Alnını alnıma yasladığı sırada parmaklarımla ensesini okşayıp tebessüm ettim. Gözlerim huzur içinde kapanmıştı.
-"Deneyebilirsin." dedim kısık tuttuğum sesimi ve gözlerimi araladım. Kapalı gözlerinden uzun ve gür kirpikleri daha rahat görünüyordu.
Derince bir nefes çekip dudaklarıyla dudaklarıma can verdi. Diliyle beraber dudaklarımı emiyor olmasına hiç dayanamıyordum. Gömlek yakasından soktuğum elimin tırnaklarını bastırıp kısık sesle inledim. Bundan çok utanıyor aynı zaman kendimi tutamıyordum çünkü çok tutkulu öpüyordu.
Kalçamdaki elleri sıkıca bastırılırken öne doğru çekip kendine yasladı. Refleks olarak sağ bacağımı ona sardığımda pantolonlarımız üzerinden birbirine değen kasıklarımız aynı anda inlememize sebep olmuştu.
Kanımda güçlü bir arzu hissediyorum. Şehvet , tutku , o iç gıdıklayan haz hepsi dolu dolu bedenlerimizdeydi. Ve birleşince ortaya çıkan her anımız ateşli oluyordu.
Kafalarımız uçmuş olarak öpüşmeye dalmıştık. Artık nefeslerimin yetmeyişi ile binbir güçlükle dudaklarımızı ayırıp başımı omzuna dayadım.
Hızlı ve düzensiz nefeslerle kokusunda dinlenirken o da yine yüzünü boynuma gömmüş orada soluklanıyordu.
Nefesim düzenli bir hale geldiğinde başımı kaldırdım ve ellerimi göğsüne koydum. Gömleği yine bütün şekilli vücudunu sarmış büyülüyordu.
-"Baya işe yaradı sanki. Enerji doldum."
Kıkırdadığımda gülümsedi. Yüzümü kavrayıp dudağını dudağıma tatlı bir şekilde değdirdi. Daha geri çekilmemişti ki banyo kapısının hızla açılması bir oldu.
Neye uğradığımızı şaşırarak başımı çabucak çevirdiğimde ağzı bir karış açılmış olan Leyla teyzeyle karşılaştım.
-"Siktir."
Ellerini yüzümden çektiği gibi baskısını hissettiğim kasıklarıyla uzaklaştı. Hemen tezgahtan yere atlayıp kalbimin sıkışmasıyla Leyla teyzeye baktım.
Deli gibi utanıyordum. Avuç içlerim terlemişti.
Yükselen göğsünün inmesiyle elini pervaza koydu. Yüzünün rengi atmıştı.
-"Ben...sen alttasındır diye...ay bana bir şeyler oluyor !" Diğer eliyle başını tutunca ikimizde yanına koştuk ve kollarından tuttuk.
-"Rümeysa ! Anneme su getir !" Savaş'ın bağırmasıyla saniyeler içerisinde Rümeysa gelmişti. Bizde Leyla teyzeyi geniş holde dekor amaçlı koyulan antika berjere oturtmuştuk.
-"Tansiyonum mu düştü şekerim mi çıktı anlayamadım kız Rümeysa !" Leyla teyze suyu içerken diğer elini ovalayan Rümeysa'ya bunu söylemişti.
-"Annem ne oldu sana birden ?"
Utançtan kıvranırken dilimi ısırıp gözlerimi tavana diktim.
-"Birden mi ?! Ay ne birdeni ?! Bayılacağım galiba." Geriye doğru yaslanınca Savaş atik bir hareketle eğilip beline elini koydu.
-"Anne bir sakin olur musun ?" diye rica etti üstüne basa basa.
Yakalanmış olmanın verdiği gerginlik ikimizde de somut biçimde görünüyordu.
-"Ayy Rümeysa kalk bir oyun havası aç kızım." dedi hala baygınlık geçiren Leyla teyze.
Gözlerim şaşkınlıkla açıldığında Rümeysa da aynı tepkiyi vermişti.
-"Anne delirdin mi ? Betin benzin atmış ne oyun havası ?" dedi şaşırarak.
Leyla teyze elini savurup su bardağını ona tutuşturdu.
-"Kız ben mutluluktan böyle oldum ne edeceğimi şaşırdım. Göbek atmamız lazım kalk kızım."
Artık iyice dudaklarım birbirinden bağımsız yukarı kıvrıldığında ısırıp gülmemeye çalıştım.
-"Ya anne sen ne cins bir kadınsın ?"
Leyla teyze saniyesinde kendine gelip oturduğu yerden kalktıktan sonra Savaş'a sarıldı.
-"Biliyordum biliyordum !" dedi sevinçle haykırıp.
Bizi bastığı için utanmamız gereken yerde uğraştığımız şeyler sadece Leyla teyze için geçerliydi.
-"Ben bir şey anlamadım."
Leyla teyze geri çekilip kolunu mıncıkladı.
-"Bunlar benden gizli iş pişiriyordu !" demesiyle gözlerim olabildiğince geri açıldı.
Yanaklarımın ateş seviyesi kırkları geçerken olduğum yere düşecektim.
-"Aaa sen bunu mu öğrendin ?!" Rümeysa büyük bir şoka girmişti ama Leyla teyze ise kaşlarını çatmıştı.
Kıstığı gözlerini bize çevirdi.
-"Bir tek ben mi bilmiyordum ?! O kadar dualar ettiğim şeyi benden mi gizliyordunuz ?!"
-"Delireceğim az sonra. " Gömleğinin üst düğmelerini açarak merdivenlere yönelen Savaş gerginliğiyle uzaklaşmıştı.
Oldu mu şimdi ?
İhale bana kaldı.
-"Anne daha yeni." Usulca başımı sallayıp Rümeysa'nın sözlerini onayladığımı belirttim.
Duygu değişimlerinin zirvesini yaşayan Leyla teyze şimdi gözleri yaşlarla dolmuş bana sarılmıştı.
-"Niye söylemediniz diye kızamıyorum bile. O kadar mutlu oldum anlatamam. Şükürler olsun." Sırtımı sıvazlayarak sarılmaya devam ettiğinde masumluğu yüzünden gülümsemiştim.
Geri çekilip ellerimi tuttu.
-"Gerçekten gelinim olduğuna inanamıyorum. Artık umutlarım tükenmeye başlamıştı. Gidip herkese haber vermem lazım !"
Ağzımı açmıştım ki daha konuşamadan pıtı pıtı koşarak merdivenlerden indi.
-"Nasıl söylediniz ?" diyen Rümeysa'ya acı çeken bir yüzle baktım.
-"Öpüşürken bizi bastı. " dedim oldukça kısık fısıldayarak.
Elini ağzına kapatıp kahkaha attı.
-"Bayılması normalmiş !! Anneciğimin minnoş kalbi buna nasıl dayandı ?! Bundan sonra evde her sabah halay çekip göbek atacağız. Güzel günler çok yakın." Gülerek o da inince yalnız kalıp duvara yaslandım.
Ne olaydı ama.
Utanmama fırsat vermemişti. Ona elbette söyleyecektik ama bizi basması iyi bir şey olmamıştı.
Duygularımı kendine getirtip derin bir nefesle alt kata indim. Savaş ve Rümeysa masaya oturmuşlardı.
-"Anne ! İki dakikan var !" diye seslendi Savaş.
Geldiğimi görünce elimi tutmuş çaprazındaki sandalyeye oturmamı işaret etmişti.
Elinde telefonuyla otuz iki diş gülümseyerek mutfaktan çıkan Leyla teyzeye baktık.
-"Aman oğlum ya ağız tadıyla bir konuşturmuyosun." diye isyan etti.
-"Annecim hadi sen otur ben yemekleri servis edeyim." Rümeysa kalkınca bende onunla birlikte kalkmıştım.
Çorbaları koyup oturduğumuzda Leyla teyze iç çekerek bir bana bir Savaş'a bakıyor çorbasına hiç bakmıyordu.
-"Yemeğini yer misin anne ?" dedi Savaş ses tonunu düz tutarak.
-"Sevinçten bir lokma yiyesim gelmiyor."
-"Anne bari gözlerini çek de rahat yesinler." diyen de Rümeysa oldu. Hayret köstek olmadı destek oldu şaşırdım.
Leyla teyze oflayıp zorla yemek yemeye başladığında geriye bastırdığım utancım kalmıştı.
Kesinlikle kendimi tutmalı sınırlamayı bilmeliydim. Yoksa her bulduğumuz yerde birbirimize yapışarak çok kişiye rezil olabilirdik.
Sessiz sakin devam eden yemekte yerinde rahat oturamayan Leyle teyze sonunda suskunluğunu bozdu.
-"Annenler burdayken nişan mı yapsak acaba ?"
Sinirden gülerek elimi gözlerime kapattım.
-"Nerden geliyor senin aklına böyle şeyle ?" dedi Savaş çatalını tabağına bırakıp.
-"Oğlum nasıl gelmesin ben yıllardır sizin evliliğinizi planlıyorum."
Afakanlar basmaya başlayınca bitmiş tabağımı alarak kalktım.
-"Ben şunları mutfağa götüreyim. " dedim ve kaçtım.
Ardından yemek faslından sonra Savaş sigara içmek için bahçeye çıkarken biz masayı toparlamış çay demlemiştik.
-"Alisa ben ciddi anlamda çok mutlu oldum kızım. İçim içime sığmıyor resmen."
Bende Savaş'ı görünce böyle oluyorum işte.
-"Nasıl içten istediysen büyük bir aşk doğdu." Rümeysa'nın sözleriyle gülüşen anne kız beni de utangaç bir şekilde güldürmüştü.
-"Küçük çocuk gibi zıplayacağım şurdan vallahi ! İçime sokasım var seni nasıl sevindim nasıl !" Sıkı sıkı sarıldığında geri çevirmeyip aynı şekilde sarıldım.
Sonrasında hep birlikte salona geçmiştik. Savaş da gelip yanıma oturdu ve telefonuna gömüldü. Mailleri okuduğunu görünce bakma gereği duymamıştım.
-"Dışarıya çıkalım mı ?" Gözleri telefonda iken konuştu.
-"Nereye dışarıya ?" diye sordum.
Telefonu kapatıp oturduğu yerde dikleşti.
-"Oğulcan , Sezai falan çağırmıştı." dediğinde onu yalnız göndermek yerine eşlik etmek daha mantıklı geldi.
-"Olur gidelim." derken Rümeysa'nın ne arada getirdiğini anlamadığım çayı tepsiden aldım.
-"Nereye ?" dedi Rümeysa.
-"Çocukların yanına. Sende gel istersen her ne kadar ikinizde cezalı olsanız bile." diyen Savaş o geceye iğneleme yapmıştı.
-"Olur."
-"Çaylarımızı içelim önce."dedim Leyla teyzeye ayıp olmaması için.
Bir iki bardak içtikten sonra Savaş gömleğini değiştirmek için odasına çıkmıştı.
-"Şu tişörtüm yerine bana daha şık bir şey vermeye ne dersin ?" diye sordum Rümeysa'ya.
-"Tabiki sormana bile gerek yok. Ben hemen bir şeyler giyeyim." Hızlı adımlarla odasına çıktığımızda üzerimdeki basic tişörtü çıkarttım.
Dolabından gözüme çarpan güzel bir üstü askıdan çıkarttım. Jean pantolonumla birleşince hoş olmuştu.
Ayağımda zaten tek bant siyah topuklular kıyafetime uyumluydu.
Rümeysa da hızlıca bir elbise giyindiğinde on dakika içerisinde evden çıkmıştık.
-"Güzelim."
Savaş kulağıma eğildiğinde başımı ona doğru çevirince boyun girintimde kalmıştı.
-"Sabrımın sonlarındayım. Bir kişinin baktığını görürsem affetmem." diye fısıldamıştı.
Boynumu ürperten nefesinden dolayı geri çekilmek zorunda kaldım. Diğer yanımda Rümeysa olduğu için çok kaçamamıştım.
Yol olduğundan daha uzun sürerken arabanın içi dar gelmeye başladığı zaman sonunda gelmiştik.
Hareketli bir bardı ama bildiklerimden değildi.
-"Yanımdan ayrılmayın." dedi ortamıza geçen Savaş.
İnsanlara değmemeye özen göstererek onunla yürürken bir çok kişi selam verdiği için zorla gidiyorduk.
Ulaştığımız yerde farklı tipte kadınlarla sarmaş dolaş oturan Oğulcan ve iki kişi daha vardı. Savaş'ın arkadaşlarından çok tanıdığım kimse yoktu bu yüzden tanıştırılmayı bekledim.
-"Oğulcan'ı tanıyorsunuz zaten. Sezai ve Alptekin." diye tanıttı Savaş.
Üçü birden yanlarındaki kadınları postalarken ayağa kalkmış ellerini uzatmışlardı. Tanımadığım ikisiyle normal bir el sıkışması yaşarken Oğulcan elimi öpmüş göz kırpmıştı.
Sezai daha güleç birisiyken Alptekin Savaş gibi bir nevi suratsız duruyordu. Yani Savaş dışarıya suratsız bana değil orası ayrı bir konu.
-"Otursanıza." dedi Sezai.
Hala ayakta olduğumuzun farkında değildim.
Sırayla oturduğumuzda Rümeysa kenarda , ben onun yanında , benim yanımda da Savaş vardı.
-"Ne içersiniz ?" sorusu Oğulcan'dan gelmişti.
-"Bir şey içmiyorlar." Savaş'ın itiraz istemeyen katı sesiyle arkadaşlarının yanında karşı çıkmak istemedim. İçmesem de olurdu.
-"Niye yasak mı ?" dedi Sezai gülerek.
Onları incelerken kısa bir an Alptekin'in Rümeysa'ya baktığını görmüştüm ama emin de değildim.
Savaş ona cevap verecekken oturduğumuz locanın önünde bir kaç tane adam durunca onlara bakmıştı.
-"İyi eğlenceler Savaş bey." dedi adam imalı imalı gülerken.
Savaş başını hafifçe eğdiğinde uzaklaşmıştı.
-"Piç." diye söylendi arkasından. Sevmediği birisiydi belli ki.
-"Seni kıskanıyor anlamıyorsun birader." Oğulcan'ın sırıtarak alayla söylediği şey üzerine kaşımı kaldırmış ona bakmıştım.
-"Neyimi kıskanacak Oğulcan mal mısın ?"
Önemli olmayan bir muhabbet olduğunu anlayınca başımı Rümeysa'nın tarafına çevirdim. Dans eden kalabalığı izliyordu.
-"Şimdi adam senin gibi olmak istiyor olamıyor. Yatakta erkil bir erkek olamayınc- ah ne vuruyorsun lan ?!"
Gözlerimi geriye açarak ışık hızıyla o tarafa geri dönünce kafasını tutan Oğulcan'ı gördüm.
Ne dedi o ne dedi ?
-"Zevzek." dedi Savaş tükürürcesine.
Nefesini verirken döndüğünde ise bakışlarımla karşılaşmış çatık kaşlarını düzeltmişti.
-"Saçmalıyor güzelim duymamazlıktan gel." Elimi kavrayıp dudağına bastırınca hızla geri çektim.
Oğulcan'ın pis imasından dolayı büyük oranda sinirlenmiştim.
-"Anaa ! Siz...? Siz şey misiniz ?" Şaşırması müzik sesini bastırırken Sezai de onunla birlikte şaşırmıştı. Alptekin ise tepkisizdi.
-"Gerizekalı gerizekalı konuşup bozmazsan öyleyiz Oğulcan." dedi Savaş dişlerini sıkarak.
-"Vallaha çok şaşırdım. Niye demiyorsun oğlum ?!" diye sesini yükseltti Sezai.
-"Bence de ! Hadi bunlar neyse bana niye demedin lan ?!" dedi Oğulcan.
-"Yeri gelmemiştir demek ki uzatmayın." diyerek tekrar elimi kavrayıp dizine bıraktı.
-"Çok mutlu oldum demek isterdim ama seni hala beğendiğim için-" Bacağına yediği tekmeyle sözü yarıda kesilen Oğulcan acıyla inlemişti.
-"Ben sizin adınıza sevindim." dedi Sezai gülümseyerek.
Her ne kadar hafiften sinirli de olsam biraz gülümseyebildim.
-"Allah tamamına erdirsin diyelim." diyen de Alptekin oldu.
-"Teşekkür ederiz. " dedim duyabilecekleri yükseklikte.
İçimden amin demeyi ihmal etmeden.
-"Abi bari meyve suyu bir şey alsak ?" dedi Rümeysa geçen dakikaların ardından.
-"Ben alıp geleyim. Yengecim sen ne istersin ?" diye sordu ayağa kalkan Sezai.
Yenge demesiyle bir tuhaf hissederken belli etmemeye çalıştım.
-"Fark etmez." dedim.
Başını sallayıp kalabalığa karıştı.
-"Sesin çıkmıyor hayırdır ?!" Oğulcan bu sefer Alptekinin dizini dürtüp ona sataşmaya başlamıştı.
-"Yorgunum oğlum ısrar ettin diye geldim."
-"Yarına gitmeyecek miydin sen ?" diye sordu Savaş , Alptekin'e.
Alptekin elini siyaha dönük saçlarından geçirip arkaya yaslandı.
-"Gideceğim de sende gelsen iyi olacaktı. Niye gelmediğin anlaşıldı." Yarım ağız gülümserken gözleriyle beni işaret etmişti.
Konunun ne olduğu hakkında bilgim olmasa bile merak etmiştim.
-"Yok yani uzun sürer uğraşamam."
Alptekin başını iki yana sallayıp esrarengiz bir gülüş gösterdi.
-"Hadi ordan uzunmuş ! Beni tehlikenin göbeğine atıyorsun sen burda gününü gün et şerefsiz." Değişik bir konuşmaydı. Kelimeleri olumsuz olsa bile dostça söylemiş gülmüştü.
Ayrıca neyin tehlikesi ?
Savaş'a yandan baktığımda yüzüne çok yakışan gülümsemelerinden birisi yayılırken başını eğmiş parmaklarımın arasını sıkmıştı.
-"Sen halledersin güveniyorum sana."
-"Neden şifreli konuşuyorsun ?" dedim artık dayanamayınca.
Elimi elinden çekip kollarımı göğsümde bağladığım ve koltuğun uzun arkalığına yaslandım.
-"Şifreli konuşmuyoruz. Kaçakçılık yapan piçleri patlatıyoruz."
Savaş'ın seslice boğazını temizlemesi sonucu Alptekin gerilmiş oturuşunu düzeltmişti.
Bu da demek oluyor ki öğrenmememiz gereken bir şeyi söyledi.
-"Öyle işte neyse önemli bir şey değil."
-"Önemli değil ama tehlikeli ?" dedim soru sorarcasına.
Bütün keyfim tamamen kaçmıştı. Savaş'ın nelerle uğraştığını nasıl bir tehlikeye girdiğini hiçbir zaman öğrenememiştim.
-"Bilmiyordun sanırım pot kırdım."
-"İyi bok yedin Alptekin." Savaş gözlerinden öfke saçarak ona bakış atmıştı.
-"Tamam yanlış oldu ama açıklayabilirsin abi. Yaptığımız kötü bir şey değil. Evet tehlikeli olabilir fakat senin için değil. Ayrıca Alisa.."dediğinde ona dikkatle baktım. Konuşmasını sürdürdü.
-"Yıllardır bu işi yapıyoruz. Savaş da artık gelmiş 32 yaşına neyin yapılıp yapılmayacağını bilecek yaşta. Endişelenmeni gerektirecek bir şey yok."
Derin bir nefes alıp yanak içlerimi ısırdım. Açıklamasını dinledikten sonra gözlerimi başka yere çevirdim.
Ne olursa olsun endişelenecektim. Kim bilir bilmediğim başka neler vardı.
Savaş kolunu omzuma dolayıp yüzüme eğildi.
-"Bunu evde konuşalım olur mu ?" diye sordu nazikçe.
Başımı belli belirsiz sallayıp Sezai'nin getirdiği meyve suyuna uzandım.
-"Ee Rümeysa sende durumlar nasıl ? Yok mu abini dize getirecek bir manitan ?" Gerginliğin zirvesini yaşarken sinirden gülmüştüm. Oğulcan gerçekten zevzekti.
-"Yavaş !" dedi Savaş dik bakışlarıyla.
Oğulcan onu umursamadığını göstererek güldü.
-"Ömrün boyunca yanında mı saklayacaksın kızı ? Şöyle yağız delikanlı bir damadımız olmasın mı ?"
Dudaklarımı birbirine bastırıp Rümeysa'nın şekilden şekile giren yüzünü keyifle izledim.
-"Olmasın Oğulcan. Ellerimi kaşındırıyorsun." Direk göz dağı verirken gittikçe sinirlendiğini hissediyordum.
Bu kadar karşı olduğunu hiç bilmiyordum.
-"Rümeysa kardeşim sen buna bakma. Ben arkandayım kapı gibi !"
Rümeysa da kendini tutamayıp gülünce ortam biraz daha neşelenmişti.
Gecenin geri kalanında Oğulcan'ın ortalığı karıştırması ile eğlenmiş Alptekin'in Rümeysa'ya kayan bakışlarıyla daha da sevinmiştim.
Dalga geçmeleri bu sefer çok yakında ben yapacağım için mutluydum.
•••
Merhaba ❤🌸
Bölüm hakkındaki düşünceleriniz neler ? Yorumlarınızı heyecanla bekliyoruuum ❤
