İçeriğe geç

VURGUN

Bölüm 29 · 13 dk okuma

VURGUN

Bölüm 29

29

Saat kaçtı yada kaç saat geçmişti bilmiyordum. Fakat her şey rüya gibi çok güzeldi. Yatakta örtünün altına kıvrılmış birbirimize dönük yatarken gözlerimiz bir an olsun ayrılmıyordu.

Ondan beklemediğim itiraflar beni fazla sarsmış olmasına rağmen öyle güzel şefkat gösteriyordu ki üzülmeme fırsat vermiyordu.

-"Ya olmasaydı ?" dedim öpülmekten hassaslaşmış dudaklarımı kıpırdatıp.

Örtünün altından elini uzatıp belime attı ve kendine yaklaştırdı.

-"Ne olmasaydı ?"

Çenesinin altına başımı sabitleyip göğsüne sığındım.

-"Biz...böyle." Sonumuz böyle olmasaydı ?

Derin bir nefes alıp başımın tepesini öptü.

-"Eğer senin değişen duyguların olmasaydı. Yada başka birisiyle mutlu olsaydın. Yine de söylemezdim." dediğinde yüzüm düşmüştü.

Onun karşısında yaşadığım mutluluktan utanmıştım.

-"Neden ama ? En yakınım sensin bunu biliyorsun. Hissettirebilirdin." diyip avucumu bastırdığım çıplak göğsüne yüzümü koydum.

-"Söylemek istemedim işte. Önemli olan bunlar değil. Benim için hayat senin tenini soluduktan sonra başladı." Dudakları boynuma giderken usulca gözlerimi kapatıp verdiği hissiyatı en derinlerine kadar hissettim.

Kondurduğu öpücükten sonra başımı geriye yatırıp onunla yüz yüze geldim. Konuşmama olanak vermeden dudağıma dudaklarını değdirip geri çekti.

Cesaretimi tutkusundan toplayıp elimi sakallarla çevrili yüzüne koyup okşadım.

-"Sana olan hislerimi düşündüğümde bundan öncesi bir hiçmiş." En gerçeği gözüne bakarken kesilen nefesim titreyen ellerimdi. Ama titrerken yine ona sarılıp titremek istiyordum. Savaş'ın kollarında yine onu özlüyordum. Bu hisler başka hiçbir şeyle karşılaştırılamaz. Öncesinde yaşadığım ne varsa küçük bir etkilemesinin yakınından bile geçmiyordu.

Dudağının kıvrılan kenarı gözüme öyle tatlı gelmişti ki kendimi tutamadan minik bir öpücükle bu anı taçlandırdım.

-"Eğer bu sonsuz bir rüyaysa gözlerimi sonsuzluğa kapatmaya hazırım." dedi ve tüylerimi diken diken ederken beni kollarının arasına sarıp boynuma gömüldü.

Boynumda yaşayacağına eminim.

Burnunu sürtüp iç çekişlerini duydukça çok fazla huzur doluyordum.

-"Uyuyalım mı artık ?" diye sordum gözlerim kapanmaya başlayınca.

Örtüyü omuzlarıma çekip başımı göğsüne yasladı. O sırt üstü yatarken ben göğsüne sokulmuş sıcaklığıyla ısınıyordum. Bir eli elimi kavramış diğeri sırtımda gezinerek ürperti veriyordu.

-"Uyandığımda yanımda olmayacaksın diye korkuyorum desem ?"

Savaş ve korkmak ?

Gülümsedim.

-"Tam burada olacağım. " dedim mırıltıyla.

-"Ömrüm boyunca burada ol. Olur mu ?"

Mutlulukla dolan gözlerimi kapattım ve iyice ona sokuldum.

-"Olur...zevkle." diyip uykuya teslim oldum.

'

Gözlerimi derin ve huzurlu bir iç çekişle araladığımda oda kısmen aydınlıktı. Panjurlardan dolayı içeriye ışık girmese bile gün açtığı belliydi.

Gece nasıl uyuduysak hala aynı şekilde olmamız yüzümü güldürürken yaşadığımız yakınlaşmanın yüzümü kızartmadığını fark ettim. Alışıyordum sanırım ha ?

Elimi yatağa dayayıp hafifçe doğruldum. Başı yan düşmüş derin bir uykuda olan adamın uyurken ki hali bile çekiciydi.

Yüzünün hızasına yatıp elimi yanağına koydum. Avucumun içiyle okşadığım yüz hala inanılmaz geliyordu. Öpüştüğüm ve iliklerime dek kaybolduğum adamın Savaş olması çok ama çok tuhaftı.

Yüzümü yüzüne yaklaştırıp verdiği düzenli nefesleri içime çektim. Göğsü büyüleyici bir manzara sunarak inip kalkarken yanağına bir buse kondurdum ve doğruldum. Çok güzel uyuduğu için onu rahatsız etmek istemedim.

Ama yataktan çıkmadan dayanamayıp bir kez daha yanağını öpünce kendi kendime utanıp yataktan kaçtım. Elimi yüzümü yıkayıp odaya döndüğümde evin baya serinlediğini hissettim. Dolabından aldığım gri kapşonlu sweati üzerime geçirince şortuma kadar inmiş kapatmıştı. En azından popom da ısınacak diye düşünüp çıplak ayaklarımla alt kata indim.

Televizyonun alt bölmesinde jbl görünce onu ve telefonumu kapıp mutfağa koştum. Gözüm bahçeye kaydığında yağmur yağdığını görünce şaşırmıştım. Yaz yağmurları hemen keserdi fakat burası daha yüksek kesimde olduğu için durmadan yağıyordu.

Yağmur kokusu , huzur dolu bir ev ve Savaş düşüncesi ile telefonumu hoparlöre bağlayıp müzik açtım.

Hem dans ediyor hem şarkıya eşlik ediyordum. İkimiz için bol malzemeli bir tost yapmıştım. Yanına yine kahvaltılık çeşitleri olarak elimden ne geldiyse hazırladıktan sonra mutfak masasını donattım. Salondaki diğer masa çok çok fazla büyük olduğu için burası daha samimi gelmişti.

Sevgiyle hazırladığım masaya son kez bakıp mutfaktan çıktım. Salondan geçilen merdivene yürürken yukarıdan inen Savaş'ı görünce sevimli bir gülümseme yüzüme yayıldı.

-"Günaydın ! Hava soğuk üşüyeceksin." diye uyardım çıplak gövdesine bakarken.

Tamam belki birazcık da onu görünce ateş bastığı için söylemiş olabilirim.

Sarsak adımlarla yanımda durup gözünü ovuşturdu.

-"Yanımda seninle uyanmayınca gün bana aymadı."

Allah'ım bu adamın içine nasıl bir kişilik koydun ?!

Dudaklarımı birbirine bastırıp parmak ucumda yükseldim. Kollarımı ona uzattığımda ne istediğimi anlamış belimden kavrayarak ayaklarımı yerden kesmişti. Boynuna sıkıca sarıldım.

-"Ama sana ellerimle kahvaltı hazırladım."

-"Kahvaltıdan sonra yatağa döneceğimize söz verirsen affedebilirim."

Edepsiz.

Sırıtarak omzuna vurunca beni yere indirmişti.

-"Karnım acıktı !" Kızarmış yanaklarımı görmemesi için koşar adımlarla yanından mutfağa kaçmıştım.

O da yaklaşık beş dakika sonra üzerine tişört giyinmiş olarak geldi ve masaya oturdu. Hala gözlerinden akan uykuyu görebiliyordum. Bende uykusuzdum ama enerjim tavan olduğu için hiç dert etmiyordum.

-"Ne zaman gideceğiz ?" diye sordum sessizlikten sıkılınca.

Bakışlarından tabaktan bana doğru kayarken kıpır kıpır olan içimi zor zaptediyordum.

-"Bir iki saat sonra çıkarız. Şirkette işlerim vardı. Sıkıldın mı yoksa burada ?" Burada seninle sıkılmak olur mu hiç ?

-"Hayır sıkılmadım. Burası çok güzel ama bende restorana gitsem iyi olacak. " dedim.

Başını sallayıp tostundan son kalan kısmı yedi. Bahçe kapısına yaklaşan Murat'ı görünce saçlarımı geriye iliştirmiş beklemiştim.

Savaş'tan gözleriyle izin istedikten sonra içeriye girdi.

Elinde resmen düzine düzine sigara paketleri vardı.

-"Nereye koyulacak abi ?" diye sordu. Kapıdan içeriye soğuk rüzgar esince titremiştim.

-"Şey kapıyı kapatabilir misin ?" diye rica ettim.

Anında kapatmıştı.

-"Bir tane ver de alta koy." dedi Savaş.

Çayının bitmiş olduğunu görünce tabureden kalkıp çaycıyı aldım ve yeniden doldurdum.

Murat'ın uzaklaşan adım seslerinin ardından yeniden otururken artık karnım doymuştu. Tabağı ileriye ittirip kenarda boş olan kısıma dirseğimi koyup başımı tuttum. Savaş yine derin soluklarla hızla bir dalı bitirmişti.

-"Eniştemle ne konuştunuz ?" Uzun bir soluk sonrası bunu aklıma gelince sormuştum.

Çatalını tabağa bırakıp sıcak çayını avucuna aldı.

-"Olayın nerden geliştiğini falan sordu. Öyle pek bir şey konuşmadık." dedi umursamaz bir tavırla.

Tam anladığımı söyleyecektim ki telefonum çalmaya başladı. Uzanıp aldığımda ekranda Leyla teyzenin ismini görmemle dudağımı ısırdım.

-"Kim ?"

-"Annen." dedim endişeyle.

Rümeysa anlatmış olabilir miydi ? Yok canım söylemez.

Onu daha fazla bekletmeden açıp kulağıma getirdim.

-"Efendim Leyloş ?" dedim sesimi canlı tutmaya özen gösterip.

-"Kuzum nasılsın ? Dün göremedim seni bugün arayayım dedim. Ben çıkarken siz uyuyordunuz."

-"Olsun sorun değil iyiyim sen nasılsın ?" diye sordum ve tabureden kalktım. Tek elimle masayı toplamaya başlamıştım.

-"İyiyim bende. Benim oğluşum yine eve gelmemiş görüştünüz mü siz hiç ?"

Boynumdan yukarısına ateşler gelirken sertçe yutkunup Savaş'a baktım.

-"Yoo hiç konuşmadık." dedim dudaklarımı birbirine bastırırken. Az biraz geceyi birlikte geçirdik o kadar.

-"Anladım gelinim. Yine bir yerlerde takılı kalmıştır gelir akşama. "

-"Gelir tabi merak etme sen Leyloş." derken Savaş'ın arkasında durduğum için elimi omzundan göğsüne doğru atmış ona yaslanmıştım.

-"Tamam kuzum görüşürüz yine."

-"Görüşürüz." diyip kapattıktan sonra elimi tutmuş dudaklarına bastıran Savaş'a sarıldım. Çenemi omzuna koyduğumda başını geriye atıp yanağımı öptü.

-"Ne diyor ?"

-"Seni sordu." dedim ve geri çekilip masanın geri kalanını topladım.

Savaş bu sırada bahçede koltuğa oturmuş Murat'la konuşuyordu. Mutfağı tamamen temizlediğimde yorulmuş olarak salona geçip koltuğa uzandım.

Televizyonu açarken Savaş içeri girmiş Murat uzaklaşmıştı.

Gelip ayaklarımı uzattığım kısıma oturunca toparlanıp oturdum. Kolunu geriye açmasıyla tebessüm ederek göğsüne yaklaştım.

Kollarını bana dolarken bir eliyle bacaklarımı tutup kendi bacaklarının üzerine çekince bir nevi kucağına oturmuştum.

-"Üşümüşsün sen." diyince başımla onayladım.

Büyük gelen kapşonun biriktiği boynuma ilişip öpücükler kondururken koltuktan havalanmamızla düşme korkusu yaşadım. Kollarımı boynuna doladığım gibi sıkıca tutundum.

-"Düşeceğiz !" dedim merdivenlere yöneldiğini görmemle.

-"Ben seni düşürür müyüm hiç ?" Belimde ve diz kapaklarımın altında olan güçlü kollarını düşününce ona hak verdim.

Yatak odasına girdiğinde yine ve yine nefeslerim düzensizleşmişti.

Kucağından yatağa bıraktığı bedenim kuş gibi ürkeklikte titriyorken üzerime eğilip burnuma öpücük kondurdu.

Belimden çekerek örtüyü belime kadar örtüp kenara oturdu. Aklıma gelen düşünce ile kendimi gülümsemekten alıkoyamadım.

-"Leyla teyze öğrendiğinde kurban kesebilir." dediğimde yüzüne yayılan gülümseme ile içimden geldiği gibi küçük bir kahkaha attım.

-"Büyük ihtimalle. " dedikten sonra örtünün altına girip yanıma uzandı ve belimin altından elini geçirip sarıldı.

-"Söyleyecek misin ?" diyerek sorularıma devam ettim. Aksi halde sessiz kalırsam kalp spazmı geçirebilirdim.

-"Pek anlamam bu işlerden. İstemezsen bilmesin." dediği sırada ellerimi göğsüne koymuş ona doğru vücudumu çevirmiştim.

Parmağımı boynunda beliren damarlarında gezdirirken biraz düşünmüştüm.

-"Biraz daha böyle yaşayabiliriz." dedim kararımı verip.

Belimdeki elini hareket ettirip bana bakmak için bedenimi geri ittirdi.

-"Gizli gizli daha mı heyecanlı yoksa ?" diyince aklımdan geçeni okuduğu için kıkırdayarak yüzümü göğsüne gömdüm.

Huylandığım belimde oynayıp duran parmaklarından dolayı odayı inleten kahkahalarım kesilmiyordu. Ondan kaçmaya çalışırken atik bir şekilde beni bacaklarının arasına sabitletip üzerimdeki yerini aldı. Aynı anda kollarımı geriye bastırdığı için hem savunmasız hemde çaresiz kalmıştım.

-"Ne olacak şimdi ?"

Kaçacak yerimin kalmayışıyla dudağımı büktüm. Parıldayan dişleri bana göz kırparken asır süren bir yavaşlıkla yüzünü yüzüme yaklaştırdı.

-"Öpüleceğim galiba." diye fısıldadığımda kendime inanamadım.

Hey nasıl da bir gece de böyle açılabildim ?!

Gözlerinin koyulaşmasıyla iç çektiğim sırada nefesini yüzüme üfleyip dişlerini dudaklarına geçirdi.

Titriyor muyum ?

Ah ama o dudağını ısırışı...tanrım !!

-"Hemde uzun bir süre." dedi ve saldırırcasına dudaklarımı dudaklarının arasına aldı.

Bir kaç dakika boyunca sert öpüşüyle deliye dönerken ellerimi sakallarına koymuş bana doğru çekiyordum.

Ardından ona yükselen bedenime bedenini bastırınca inleyerek bütün benliğimle titredim.

Öpüşü yavaşladığında dudaklarımızın birbirine değme sesi odada duyuluyordu. Karışmış tatlarımızın verdiği haz öyle büyüktü ki elimde olmadan omuzlarını sıkıyor sürekli kıpırdıyordum.

Dişlerini acıtmadan geçirdiği dudağımı çekiştirerek serbest bıraktı. Soluk soluğa nefeslerimizi alıp veriyorken ıslak dudakları boynuma doğru bir yol çizdi. Burnunu bastırdığı tenim karıncalanmıştı. Nefeslerimi düzenlemeye çabaladığım sırada belimi tutan eli usulca kalçama kaydı. Bol gelen şortun kenarından rahatlıkla süzülen parmakları kalçamı kavradığında göğsüm dışarıya doğru yükseldi.

İç çamaşırım kalçamı kapatmıyordu ve uğraş gerektirmeden kalçam avucuna yerleşti.

Boynumda duran başını kaldırıp yeniden alt dudağımı kavradı. Parmakları belirli bir düzende sıkıp bollaşırken tenimi avucunda hissetmek aklımı oynatmama yetiyordu.

İçime dolup taşan zevk bulutundan dolayı acısını çıkartmak istercesine dudağını ısırdım ve tırnaklarımı ensesine bastırdım.

Gırtlağından yükselen erkeksi inlemesi duygularımı tavan yaparken ısırdığım dudağının acısını almak için nazikçe öptüm. Dilimi gezdirdiğim dudağını bırakıp nefes alma molasıyla geri çekildim. Eli hala kalçamı rahat bırakmadığından dolayı kalp atış hızım çok çok yükseklerdeydi.

Alnını yattığım yastığa koyup dudaklarını kulağıma yaklaştırdı.

-"Büyüleyicisin."

Fısıltısı ruhuma işlerken aldığım soluğu nemlenmiş boynuna bıraktım. Cevap olarak konuşmaya mecalim olmadığı için tişörtün açık yakasından görünen boynu ve omzu arasına dudaklarımı bastırıp öyle kaldım.

Sıcaklığıyla bütünleşmiş nefeslerimiz düzenleşinceye dek kıpırdamamıştık. En sonunda bedeninin yarısını üzerime yarısını yatağa bırakıp yatan Savaş ile yüz yüze kaldık.

-"Gece yalnız uyuyacağım. Biraz daha seninle uyusam nasıl olur ?" Masum sorusu karşısında gözlerimi kapatarak onayladığımı göstermiştim.

Bir eliyle örtüyü sırtına kadar çekiştirip pozisyonunu bozmadan gözlerini yumdu. Üzerimden sağ tarafıma uzanan eli yanağımda duruyorken çok geçmeden uyuya kalmıştı.

Yüzünü en fazla gördüğüm insanı izlemeye zamanım yetmiyormuş ve doymuyormuşum gibi hissediyordum.

Ne tuhaf bir histi ?

Hem utanıp hem istemek.

Sessizce iç çekip onu izlmeye devam ederken farkında olmadan uykuya yenik düşmüştüm.

'

Gözlerimi tekrar araladığımda hala aydınlıktı. Derin bir uykuya düşmediğimi bildiğim için kavrayabiliyordum. Yüzümde gezinen tüy kadar hafif parmak dokunuşları ile gülümsedim.

-"Ayrılık vakti geldi." diye mırıltısı kulağıma ilişti.

Evet artık gitmek ve dışarıda bıraktığımız hayatımıza devam etmek zorundaydık.

İyice ayıldıktan sonra kıpırdanıp üşümüş bedenimi göğsüne yanaştırdım. Aralık gözlerim artık iyice uyanık olmaya alıştığında sıkıca sardığı kollarının arasından çıktım.

-"Hazırlanmam çok sürmez. " dedim ve oturur pozisyonda iken üzerine eğilip yanağını öptükten sonra yataktan çıktım.

Kıyafetlerin olduğu odaya girdiğimde çantaları karıştırmak için yanlarına yürümüştüm.

Açık renk bir jean görünce şortumu çıkartıp bacaklarımdan yukarı geçirdim. Ardından saten beyaz bir crop bulup inceledikten sonra güzel olduğuna karar verdim.

Sweati ve tişörtü çıkartıp cropu üzerime giyindim. Yan tarafları bağcıklı olduğu için dekoltesi çok hoştu.

Gece çıkarttığım kıyafetlerimi de aldığım çantaya tıktıktan sonra ayağıma çorap geçirip çantayla odadan çıktım.

Hazırdım. Çünkü makyaj malzemem yoktu. Saçlarım ise kendi doğal dalgasındaydı.

-"Üzerine bir şey giyin hava soğuk."

Odanın açık kapısından beni koridorda gören Savaş bağırınca elimdeki çantadan dün gece ki beyaz ceketimi çıkartarak giyindim.

-"Altta bekliyorum." diye seslenip alt kata indim.

Çıkarttığım spor ayakkabılarımı giyerken buradan gidiyor olmanın hüznü içime dolmuştu.

İki defa gelmiş olmama rağmen çok fazla alışmış benimsemiştim.

Telefonum ve askılı çantamı da alıp bahçeye çıktım. Yağmur kokusu bütün güzelliğiyle yüzüme vurunca gülümsedim.

Dışarıda beş dakika kadar beklemiştim. Savaş da üzerine siyah bir pantolon , beyaz gömlek ve yelek giyinmişti.

Havasının karizması kalbimi canlandırırken onu doya doya inceledim.

-"Gidelim ?" dedi onay bekleyerek.

Başımı sallayıp uzattığı elini çekinerek tuttum. Elini tutarken nefesimi de tutmuştum.

Peşinde yürütürken kapıdan dışarıya çıkmış hemen arabaya binmiştik. Uzun sayılan bir yol bizi bekliyordu.

Çantayı yere bırakıp telefonumu elime aldım. Rümeysa ve Ala'dan gelen sayısız mesajı okumayı sonraya bırakıp Savaş'a döndüm.

-"Bugün daha görüşemeyiz sanırım." diye mırıldandım.

Hala elinde tuttuğu elimi kaldırıp minik bir öpücük kondurdu.

-"İşlerimi halledip eve geçmeyi planlıyorum. Annem sonra yatana kadar şikayet ediyor yanında durmuyorum diye. "

Annesine duyduğu sevgi ve saygıyı bilmeyen yoktu ve bu benimde çok hoşuma gidiyordu.

-"Olsun git tabi merak ediyor seni. Zaten annemler gelecekti. Belki bu akşam gelmiş olurlar." dedim.

-"Öyle mi ? Geleceklerini bilmiyordum."

-"Ezgi hanımın davet var. Ona her yıl katılıyorlar." diye açıkladım.

-"Anladım güzelim. Yol bitene kadar keyfini çıkartalım bari." dedikten sonra beni en keyif veren yere yani göğsüne çekti.

Dediği gibi şehirin içerisine girene dek ona yapışık halde oturmuştum.

Restoranımın önünde durduğumuzda geri çekilip yüzüne baktım.

-"Dikkat et kendine." dedim ondan ayrılmak istemiyorken.

Yanağımı okşayıp dudağımın kenarına dudaklarını değdirip içimi pamuk gibi yaptı.

-"Sende güzelim. Bu arada araban evinin önünde. Eğer eve geçmemiş olursam çıkarken beni ararsın."

-"Tamam görüşürüz. " Arabadan inmeden beni öptüğü gibi bende tadını unutmadığım dudağının kenarını öpüp öyle indim.

'

Aradan beş gün geçmişti. Ve Savaş'ı inanılmaz derecede çok özlemiştim.

Annem ve babam geldiği için akşamları yanlarında oluyordum. Bu yüzden yalnızca bir kere işlerinin arasında öğle yemeği yemiştik.

-"Ne yapıyorsun ?"

Salona giren babamı görünce elimdeki dergiyi indirip baktım.

-"Zaman geçiriyorum. Sen ne yapıyorsun ?"

Yanıma oturup elini arkama doğru uzattı.

-"Biraz sohbet edelim dedim. Uzun zamandır konuşmuyoruz."

Yokluğunu uzun zamandır hissetmiyorum demek istesem bile söylemedim.

-"Farklı bir şey yok. Bildiğin gibi baba." dedim omzumu silkerek.

-"Görünenden aksini soruyorum bende." Herkesin isteyeceği bir modeldi benim babam. Özel hayat yada başka her şeyi rahatlıkla konuşabilirdiniz. Eğer bulursanız...

Dergiyi sehpaya bırakıp ellerimi kucağımda birleştirdim.

-"Savaş'ı biliyorsun."

Geldiklerinde Savaş'la ve ailesiyle tanışmışlardı. Özellikle babam Savaş'la fazlasıyla anlaşmıştı.

-"Ah evet gelmişken onu da görmek isterim. Nasıl iyi değil mi ?" diye sordu.

-"İyi iyi."

-"Ee devam et lütfen Savaş diyordun." dedi elini uzatıp.

Dudaklarımı ısırıp oturduğum yerde dikleştim.

-"Şey biz...birlikteyiz." Her ne kadar rahat bir insan olsa da bunu babama söylemekten utanmıştım.

Gözlerini gözlerime çevirip kaşını kaldırdı.

-"Öyle mi ? Arkadaş olmanızdan hoşlanıyordum. Çok iyi bir delikanlıydı. Böyle bir kararla hayatınızı birleştirmenize ayrıca çok sevindim."

-"Neye sevindin hayatım ?"

Annem onu bayadır görmediğim süslenmiş haliyle gelip karşımıza oturdu.Babam gülümseyerek anneme bakarken elini omzuma atmış hafifçe sıkmıştı.

-"Kızımızın gönlüne Savaş girmiş. Buna seviniyordum."

Annem şaşırarak gülmüştü.

-"Gerçekten mi ? Savaş çok hoş bir beyefendiydi. Bende çok mutlu oldum. Tebrik ederim. Ne zamandır ?"

Benimle çok alakaları olmasa da böyle benim için önemli olan bir konuyla ilgilenmelerine mutlu olmuştum.

-"Henüz çok kısa. Bir hafta kadar." derken o bir haftanın verdiği huzuru hayatımın hiçbir döneminde yaşamadığımı fark ettim.

-"Umarım daim olur tatlım. Bu akşam davete katılacak mı ? Sohbet ederdik daha yakından tanırdık. Sende istersen tabii." dediğinde gülümsedim.

-"Evet katılacak iyi olurdu anne. Ama daha kimse bilmiyor." diye de ekledim.

-"Neden canım ? Bu çok güzel bir şey."

-"Erken olduğu için." diyip ayağa kalktım.

-"Artık hazırlanalım mı ?" dedim saatin yaklaştığını görünce.

-"Evet geç kalmak istemem. Anne kız gidip süslenelim." diyip koluma girdi.

-"Çok güzel olup başıma dert açmayın hanımlar !" Babamın arkamızdan seslenişine aynı şekilde gülmüş üst kata çıkmıştık.

Keşke dedim gerçekten bir aile olarak yaşayabilseydik.

•••

Yazma sınırlarımı aşarak sonuna kadar kullanıyorum umarım yakın zamanlarda tükenmem 😂

Bölümü nasıl buldunuz ? ❤

Ben yazarken o an içime ne doğarsa yazıyorum fakat sizin neler okumak istediğinizi de merak ediyorum 🌸

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.