Medya ortalığı karıştıran Savaş...
Yemek masasına oturduğumuzda Azad yanımdaydı.
-"Sizler ne yapıyorsunuz ?" diye sorunca bakışlarım Avşin hanıma kaymıştı.
-"Ben genel olarak evdeyim." dedi Ala gülümseyip.
-"Bende iş ev arasındayım." diyince ilgisini çekmiştim.
-"Ne işle uğraşıyordun sen kızım ?" diyen Berzan ağa oldu.
-"Restoranım var." dedim samimi olmaya özen göstererek.
-"Bir akşam orada yemek yeriz güzel olur." diyerek dikkat çekti Arslan eniştem.
Başımı sallayıp
-"Tabi çok iyi fikir. " dedim.
-"Savaş oğlum yok mu ?"
-"İşi olduğunu söyledi. Bir kaç gün burada olmayacakmış." diye yanıtlarken Savaş hakkında bilgiye yalnızca benim sahip olduğumu gördüm. Eğer Arslan eniştem bilseydi söylerdi fakat sessiz kalmıştı.
-"Birlikte miydiniz ?"
Doyduğumu hissettiğim tabaktan başımı kaldırıp karşımda oturan Arslan enişteme baktım.
Yanımda rahatsızca kıpırdanan Azad'ı fark etmiştim fakat bakmamıştım.
-"Yok ben evdeydim öyle yanıma uğradı. Gideceğini söyledi."
Anladım dercesine başını salladıktan sonra yemek bitiminde hep birlikte kalkmıştık. Mutfakta Ala ile kahve hazırlarken Avşin hanım gelince erkeklere ayrı olarak vermiş biz mutfağa oturmuştuk.
-"Evinizden ayrılmak zor oldu mu ?" dedi Ala sessizliği bozarak.
Masaya yaslanıp dirseklerimi koydum ve dinlemeye başladım.
-"Tabi kızım olmaz mı ? Bize kalsa iyiyiz ama Azad işte her seferinde zorla getiriyor."
Azad'ın ismi geçince sessizce iç çektim. Ne olacaktı halimiz böyle ?
-"Alisa ?" Arslan eniştem kapıda bir anda belirivermişti.
-"Efendim enişte ?" derken bana telefonumu uzattı.
-"Titreşimde kalmış herhalde son anda duydum. Leyla teyze arıyordu."
Elinden aldığımda mutfaktan çıkmıştı. Cevapsız aramasına tıklayıp geri aradım. İlk çalışta açmıştı.
-"Ayy kızım sende açmayınca ödüm koptu iyi misin ?!" Telaşlı sesine karşılık gülüp avucumun içiyle yanağımı tuttum.
-"İyiyim iyiyim duymadım aradığını." dedim.
-"Savaş'ı aradım ulaşamadım sonra işim var diye mesaj atmış onu gördüm. Evde sıkıldık bize gel diyecektim çay kahve içeriz." diyince dudağımı büktüm.
-"Gelmeyi isterdim Leyloş ama Azad ve ailesi Mardin'den geldi. Arslan eniştemlerde oturuyoruz."
-"Aa öyle mi ? İsterseniz bize de misafir edebiliriz." diyince gözlerim Avşin hanıma kaydı.
-"Olur sorarım haber veririm ben sana." dedim bilemediğim için.
-"Tamam gelinim benim görüşürüz."
-"Görüşürüz." diyerek kapattıktan sonra merakla bekleyen gözlere döndüm.
-"Leyla teyze sizi bir akşam davet ediyor. Savaş'ın annesi." diye tamamladım.
-"Bilemedim ki rahatsız etmeseydik." dedi Avşin hanım çekinceyle.
-"İnanın hiç rahatsız olmaz aksine çok sevinir." dedi Ala.
Evet Leyla teyzeye yeter ki misafir gelsin ondan daha mutlusu olamazdı.
-"Olur o zaman gideriz geri dönmeden."
Konuşurken bile aklıma içeride Azad'daydı. İçimden gelen yanına gitmekti. Bütün olumsuzlukları bırakmak düşünmek ilk başlarda olduğu gibi görmezden gelmek istiyordum.
-"Ben bir lavaboya gidip geliyorum." dedim aklımdan geçenin gerçekleşmesi için.
Sandalyeden kalkıp mutfaktan çıktığımda üst kata gitmek için salonun önünden geçecektim. Alt katta ki banyoyu iptal ederek kiler yapmışlardı. Bu yüzden üst kata çıkıyordum.
Bilerek Azad'la göz göze gelmiştim fakat sessizce geçtiğim için arkası bu tarafa dönük olan Berzan ağa görmemişti.
Merdivenleri hızlı hızlı çıkıp koridorda durdum. Gelmeyeceğini düşünerek banyoya girdim ve ıslattığım ellerimi boynuma sürdüm. Aynadaki yansımamın arkasında belirdiğinde ellerimi kurutup döndüm.
-"Ne zaman birlikte vakit geçirebiliriz ?" diye sordum yüzünün her bir yanını incelerken.
-"Annemle babamı çok yalnız bırakamam sonuçta yabancılar. Ama bir yolunu bulmaya çalışırım. Aynı şeyleri konuşacaksak hiç başlamayalım." Azad'ın bu tavrı ciddi anlamda sinirlerimi bozmaya başlamıştı.
-"Azad konuşmazsak nasıl uzalaşabiliriz ?! Biraz anlayışla yaklaşmaya çalışırsan kendimi daha iyi hissedeceğim. Sen sadece kendi istediklerin olsun istiyorsun. Ortasını bulmalıyız aksi halde hep böyle tartışacağız." Sesimi yükseltecekken kendimi sınırlamış yalnızca öfkeyle konuşmuştum.
Omuzlarımı kavrayıp sıkıca tuttu.
-"Bak güzelim ben kendimi değil ikimizi düşünüyorum. Ama sana olacaklar hakkında varsayımda bulunmak için çok düşünmeye ihtiyacım yok. Ailem artık evlenmemi istiyor. Bende sevdiğim kadınla bir an önce evlenip evime getirmek istiyorum. İkimiz birlikte bir hayat kuracağız. Burada olduğu gibi çalışmana falan gerek yok çünkü istediğin her şeyi ben sana vereceğim. Tek başına olan yaşantın da son bulacak ve yeterince geniş aileme katılacaksın. Herşey buradan daha güzel olacak inan bana."
Ona inanamıyorcasına kaşımı kaldırarak baktım. Dinlerken ne söyleyeceğimi bilememiştim.
-"Azad...ben istediklerime sahip olmak için çalışmıyorum. O restoranda olmak oraya sahip olmak benim en sevdiğim şey. Ayrıca benim istediğim kalabalık bir aile değil eğer sırf öyle düşünüyorsan. Seninle birlikte yaşamak ilk tercihim."
Ayrı düşüncelerimizin tek sebebi fazla zaman geçirmemiş olmamızdı. Birbirimizi o kadar kısıtlı görüyorduk ki gördüğümüzde yalnızca anı yaşarak eğleniyor hayatlarımızı konuşmuyorduk. İlgi alanlarımızı ve kişiliğimizi öğrenmek aklımıza dahi gelmiyordu.
Hal böyleyken Azad'ın bir an önce evlenme isteği bana geri adım attırıyordu.
-"Benim de öyle. Sevdiğin şeylere saygı duyuyorum. Burada ki yaşantını sana Mardin'de vaat edemem. Ki etmem de koskoca aşirete gelin olduğunda seni çalıştıramam Alisa. Hem konakta vaktin nasıl geçtiğini anlamayacağın için aklına çalışmak da gelmez. "
Ben kendimi hiç bu kadar kaybolmuş hissetmemiştim. Sanki birisi beni okyanusa atmış ve kendi kendime karaya çıkmamı bekliyormuş gibiydi.
-"Tamam çalışmadım diyelim. Bıraktım ve geldim. Biz hep orada mı olacağız ? Orada yalnızca senin kalman mı gerekiyor ? Bunu yapacak başka kişiler yok mu ?" diye merak ettiklerimi sorarken kelimeleri zorla bir araya getiriyordum.
-"O insanlara sahip çıkmak , aşiretin başında olmak için türlü oyunlar yapan haysiyetsizler varken ben bunu başkasına bırakır mıyım sence ?"
Başımı iki yana sallayıp yere eğdim.
Bir taraftan sevgim diğer taraftan karşıt hisler çekiştirip duruyordu.
-"Merak edecekler. İlk sen in ben arkandan gelirim. " dediği zaman itiraz etmeden banyodan çıktım.
Alta geri döndüğümde bıraktığım yerden devam ediyorlardı.
-"Ben kalksam iyi olacak." dedim hiç oturmadan.
Ala yüzümü inceleyip kontrol ederken gözlerini kısmıştı.
-"Kalsaydın biraz daha."
-"Yok başka zaman otururuz. Tekrar görüşürüz Avşin hanım kendinize iyi bakın. " derken ayağa kalktığı için ona kısaca sarılmış çekilmiştim.
-"Görüşürüz kızım."
Tebessüm edip salona geçtim ve koltuğun kenarından çantamı aldım.
-"Ben geçiyorum iyi akşamlar size." dedim bana baktıkları için.
Azad'a gözümü değdirmiyordum çünkü yıpranmış ruhumdan dolayı gözlerim dolabilirdi.
-"Yalnız mı gidiyorsun kızım ? Birisi bıraksın seni." dedi Berzan ağa Azad ve Arslan enişteme bakarak.
-"Arabam var sağolun giderim. Tekrardan iyi akşamlar." dedikten sonra kapıya doğru hareketlendim.
Beni geçiren Ala tam çıkarken kolumdan tutmuştu.
-"Ne oldu ?" diye fısıltıyla sordu.
Dudaklarımda dilimi gezdirip saçlarımı geriye ittirdim.
-"Boşver. Herşey git gide sarpa sarıyor." dediğimde sesim öyle güçsüz ve titrek çıkmıştı ki.
Beni çektiği gibi sıkı sıkı sarıldı.
-"Senin üzülmeni istemiyorum Alisa. Ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok ama bunun üstesinden birlikte geleceğiz. Nasıl mutlu olacaksan hepimiz senin yanında duracağız."
Ondan aldığım destekle daha iyi hissederek ayrıldım.
-"Teşekkür ederim Ala." dedim içtenlikle.
Son kez bakıp oradan ayrıldım.
'
Geldiklerinden sonraki gün uzun süre hastanede kalmışlardı. Azad'ı aramıştım fakat açmamıştı. Saatler geçmesine rağmen geri bile dönmemişti. Bende kafamı dağıtmak için tüm günü restoranda geçirmiştim.
Bir sonraki gün ise sabah uyandığımda mesajını gördüm.
-Dün çok yoğundum dönüş yapamadım.' yazıyordu.
Bu mu yani ? Gerçekten bu kadar mı ?
Soluğu banyoda alırken ona geri cevap yazmadım. Küvetin içerisine kattığım kokular ve etrafta yaktığım kokulu mumlarla kendimi biraz olsun gevşetirken uzunca bir vakit geçmişti.
Duştan çıktığımda odamın içerisine buram buram kokular yayılmıştı. Bu sırada Clarissa yatağımı toparlıyordu ve beni görünce günaydın demişti.
Ona daha solgun bir karşılık verip makyaj masama otururken telefonumu aldım.
-Sorun değil günaydın. Kahvaltı yapmadıysan birlikte yapalım mı ?' diye yazıp Azad'a gönderdim.
Cevaplamasını beklerken Clarissa yine saçlarımı kurutmuş benim isteğim üzerine dümdüz fön çekmişti. Makyajım neredeyse bitmek üzereydi ki hala ses seda çıkmıyordu.
Ayağa kalkıp dolabımdan beyaz şık bir tulum alıp giyindim. Bol paçasından görünmediği için elime geçen ilk ten topukluyu giyinip aynanın karşısına geçtim.
-"Hava serin üzerine bir şey al istersen." diye öneride bulundu Clarissa. Henüz odadan çıkmamıştı.
Söylediği gibi ince mevsimlik beyaz kumaş bir ceketi omuzlarıma attım. Bir çanta da aldıktan sonra evden çıkmaya karar verdim. Tam arabama binmiştim ki mesaj geldi.
Çabucak açıp baktım.
-Kahvaltı yaptım ama kahve içebiliriz.'
Neden benim aklıma gelen onun aklına gelmiyordu ki ?! Zaten çok az geldiği yerde birlikte daha fazla şey paylaşmak için benden önce düşünmesi gerekiyordu.
Restorana gelene dek cevap vermemiş geldiğimde ise buranın konumunu atarak istediği zaman gelebileceğini yazmıştım.
Kahvaltımı yalnız değil Adem ile birlikte yaparken beni güldürmek için elinden geleni yapıyordu.
-"Dün sen çıktıktan sonra Gözde hanım geldi. Gecelerin gözdesi ! Savaş beyi sordu ulaşamıyorum falan dedi."
İsmini duymamla gözlerimi devirmem bir oldu. Kulüplerin vazgeçilmez ismi olan bir kızdı. Her erkeğin ona bayıldığını sanıyor kendi kendini yüceltiyordu ve aklı da onunla asla ilgilenmeyen Savaş'taydı.
Sahi Savaş neredeydi ?
Kaşlarımı çatıp telefonuma sarıldım. Aradığımda sonuncu kez çalıyordu ki açmıştı.
-"Son anda duydum üzgünüm !" dedi açar açmaz.
Açmasına sevinmiş rahatlamıştım.
-"Neredesin sen hiç aramıyorsun ? Leyloş aramış onu da açmamışsın." diye hesap sordum kızarak.
Böyle uzak kalmazdı ki. Önemli işleri olurdu ama hep gelirdi.
-"Evet güzelim çünkü çok meşgulüm. Önemli bir toplantıdaydım ve telefon zor çekiyor ama bilirsin iki elim kanda da olsa sen arayınca açarım. Bir sorun mu var ? Sesini daha iyi duydum."
Çatık kaşlarımı düzeltip ağzıma bir parça peynir attım.
-"Sesim de bende iyi değiliz orası ayrı bir konu ben seni merak ettim. Ne zaman geleceksin ?" derken arkadan gelen sesleri gürültüyü ayırt etmeye çabalıyordum.
-"Gelmemi istediğin bir sorun varsa gelebilirim."
-"Sen bilirsin ama gelsen iyi olurdu." Bir yandan onu ne olduğunu bilmediğim işinden alıkoymak istemiyordum ama öteki yandan yanımda olmasını güç vermesini istiyordum.
-"Gelmeye çalışırım."
Dudağımın kenarı yukarı kıvrılmıştı.
-"Gözde seni soruyormuş." dedim imalı imalı.
-"O kim ki ?" Duyacağım cevabı öncesinde tam olarak tahmin ettiğim için kıkırdadım.
Böyle de çevresinden habersizdi.
-"Hiç önemsiz. Kendine dikkat et görüşürüz. " dedim daha fazla meşgul etmemek için.
-"Sende öyle görüşürüz. "
Kapattığımda Adem sırıtıyordu. Kahvaltıya kaldığımız yerden devam ederken bir yandan sohbet ediyorduk. Gelen geçen bütün daimi müşteriler ve dostlarım selam veriyor iki dakikalık da olsa oturup konuşuyorlardı.
Restoranım gerçekten ikinci evim olabilirdi.
-"Ömer bey masayı kaldırabilir misin ?" Adem restoran çalışanına seslendiğinde karnım tıka basa dolmuştu.
-"Tabi efendim." diyen Ömer yanına aldığı başka bir arkadaşıyla çabucak masayı toplamış birer bardak daha çay getirmişti.
Başımı kaldırmış iç kısıma göz gezdiriyordum ki kasanın orada Azad'ı gördüm.
-"Ömer bey !" dedim tam cam kapıdan çıkarken.
-"Buyurun Alisa hanım ?"
-"Kasada ki beyefendiyi bu tarafa yönlendirir misin ?" dedim alelacele.
Başını sallayıp hızlı adımlarla gittiğinde Azad'ın yanında durmuştu. Bu tarafa doğru yürüdüğünü gördüğümde kalbim her zaman ki gibi sıkışacak sanmıştım fakat galiba kırgınlığım daha ağır basıyordu.
-"O kim ?" Adem'i cevaplayacak vakit bulamamıştım çünkü Azad gelmişti.
Masayla koltuğun arasında çok mesafe olmadığından zorlukla kalktım.
-"Hoşgeldin." dediğim sırada bana değil Adem'e ters ters bakıyordu.
-"Hoş bulduk." dedi adeta bir ağır abi tarzında.
Bocalasam da belli etmemiştim.
Elimi uzatıp
-"Otursana " diyerek masanın karşısında olan geniş tekli koltuğu işaret ettim.
Yavaşça oturduğumda gözlerim onu tarıyordu.
-"Adem , burada bana yardımcı oluyor. Azad'dan bahsetmiştim." dedim Adem'e doğru dönerek.
Bahsetmemiştim ama ağzımdan o an o çıkmıştı ve sağolsun Adem hiç teklemedi.
-"Evet , memnun oldum Azad bey. Ben sizi yalnız bırakayım." diyip ceketine uzanınca
-"Çayını iç öyle kalkarsın." dedim.
-"Taksiyle mi geldin ?" diye sordum Azad'a dönüp.
Başını olumsuz anlamda salladı.
-"Arslan'ın arabasını aldım."
-"Baban ve annen nasıl ? Bir sağlık sorunları yok değil mi ?" derken elimden geldiği kadar sohbet etmeye çalışıyordum ama Azad'ın yaptığı Adem'i boğacak gibi bakmak oluyordu.
-"Yok bir şey çıkmadı."
Anladım dercesine dudaklarımı birbirine bastırıp derin bir nefes aldım.
-"Patroniçemiz de buradaymış." Bulunduğumuz yere giren grubun sesini işitince daldığım noktadan ayrıldım.
Okuldan bu yana tanışıyor olduğumuz arkadaşlarımızdı.
-"Hoşgeldiniz." dedim gülümseyerek.
Azad'ın arkasında kaldıkları için kim olduğunu merak ediyor çaktırmadan bakmaya çalışıyorlardı.
-"Yemek yemeye geldik içeride oturuyorduk. Bir sigara içelim diye çıkmıştık." dedi sarı saçlarını rüzgarda savuran İzel.
-"Uğrarım yanınıza." dedim yalnızca.
-"Olur konuşuruz." diyip göz kırptı Sanem ve hepsi birlikte diğer yöne yürüyüp masaya oturdular.
-"Beni bekleyen işlerim var size iyi sohbetler. Tanıştığıma çok memnun oldum Azad bey." Adem ceketini giyinip ayağa kalkarken Azad hiç ağzını açmadan sanki ona hürmet gösteren hizmetçisine tepki verir gibi başını eğmişti.
Dişlerimi sıkıp sessiz kaldım.
-"Görüşürüz Adem." dedim gözlerimi karşımdaki adamdan ayırmadan.
Adem gider gitmez masaya yaklaştım.
-"Biraz daha kibar olamaz mısın ?" dedim kendimi tutamayıp.
Kaşlarını olabildiğince çatmıştı.
-"Kime neyin kibarlığını yapacağım ?"
Derin derin nefeslerle sakin kalmak için durdum.
-"Her neyse ne içersin ?" dedikten sonra elimi kaldırıp buraya bakan Ömer'i çağırdım.
Azad istediğini söyleyince nefesimi üfleyip sert sinirli yüzünü izledim. Göz göze geldiğimizde başını hafifçe eğip baktı.
-"Bak ne diyeceğim." dedim bu soğuk hava dağılsın diye.
Dinlediğini gösteren mimikleriyle konuşmaya devam ettim. Belki biraz iyi olabiliriz umuduyla aklıma geleni direk ağzımdan çıkarttım.
-"Ben aramızın böyle olmasından hiç hoşnut değilim. Bu yüzden düşündüm ki sen babanlarla gittikten sonra bende bir kaç günlüğüne Mardin'e gelsem ? Hem orada yaşamak nasıl olur diye bakabilirim." dedim ve kaldırdığım omuzlarımı indirip dudakları arasından çıkacak iki kelimeye baktım.
Kahve bardağını öne doğru ittirip sakalında elini gezdirdi.
Bu kadar düşünecek ne vardı ki ?
-"Güzel düşünmüşsün ama bence sen kendini evliliğe hazır hissettiğinde gelsen daha iyi olacaktır. "
•••
Yazar yine döktürüyor ardı ardına gelen bölümler beni bile şaşırtıyor sjdjs
Bir önceki bölümde yaşadığımız içinden çıkılmayan kaos sonra aklımı dağıtmak amaçlı yazmaya çalışayım diyince bir baktım ki ortaya bölüm çıkmış.
Belki burada uzun uzun söylemem gereken karışıklıklar var fakat ne yazacağımı nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hep birlikte akışına bırakmak en iyisi olacak.
Yine de tabiki fikirlerinizi almaya devam edeceğim. Eğer yorumlarda cevap veremediğim olduysa göremediğim içindir üzgünüm ❤
Sizi seviyorum görüşmek üzere.

