O Perşembe sabahı anneme ve babama iş gezisi yalanımı uydururken, büyük bir vicdan azabı çekiyordum.Babam bana son kez sarılırken her zaman yaptığı gibi burnuma bir öpücük kondurdu.
Annemde uzun bir süre güvenlik nutuğu çeltikten sonra, nihayet evden mavi -beyaz,valizim ile çıkabildim.
Vural malikanesi'ne vardığımda,kapıda Dicle ve Defne ile karşılaştım,Defne uzun saçlarını dalgalı bukle yapmış,üstünde ise kırmızı çok şirin bir kazak ve altında' da siyah bir etek vardı,Dicle'nin üstünde de ikizi gibi kırmızı bir tişört,altında ise beyaz bir kot pantolon vardı.
Beni görünce ikiside bana saygıyla selam verip, benimle birlikte malikaneye girdiler.
Sohbet ederken, Dicle'nin İstanbul üniversitesi Güzel Sanatlar fakültesi resim bölümünde, Defne'nin de yine aynı okulda ve aynı fakültede mimarlık okuduğunu öğrendim.
Akşama doğru herkes odasına çekilince, kıyafetlerimi dolaba yerleştirmeye başladım,işim biter bitmez,derin bir nefes alıp, yatağa uzandım.
Tavandaki maviliği seyrederken aniden kapım çaldı.Hemen yataktan kalkıp,kapıya yürüdüm.Nazikçe,
"Kim o?"dedim, ardından kapıyı açtığım an donup kaldım,gelen Demir Bey'di ama çok yorgun görünüyordu.
"Demir Bey?!"
"Nefes,..…....benim..seninle...konuşmam gereken bir şey.... daha var..."
Nefes nefese söylüyordu bunları,alnında boncuk boncuk terler birikmişti."Demir Bey.." dedim korkuyla,"Siz iyimisiniz?"
Artık gerçekten endişelenmeye başlamıştım.
O an Demir Bey'in başı omzuma düştü!Hatta sadece başı değil,tüm vücudu bir anda kollarıma yığıldı.
"Demir Bey!,Demiir!Demir Bey!?"
Diyerek adamı zorla yatağa yatırdım.Elimi alnına koydum,ateş gibi yanıyordu.
"Demir Bey, iyimisiniz ateşiniz var." Diyerek yanaklarına hafifçe vurmaya başladım.
Ama uyanmıyordu, sanırım hem ateş,hem de kullandığı o çok ağır tümör ilaçlarından olmalıydı.
Fazla düşünmeden üzerinde ki gömleğini çıkarıp bir kenara koydum,sonra hemen banyoya girdim ve bulduğum bir bez'i hemen soğuk suda ıslattım, bulduğum küçük sarı leğenide hemen soğuk suyla doldurup odaya döndüm, Demir bu sefer, titriyordu, çantamda ki ateş ölçer'i çıkarıp hemen kulağına götürdüm,
"39.00..Demir! Demir Bey!"
Diyerek yanaklarına tekrar hafifçe vurdum.
Bezi alıp dikkatli bir şekilde alnına koyup soğuk kompres yaptım.Ardından Süreyya Hanım'ın kapısının önünde buldum kendimi.
Kapıyı tıklattığım an,Süreyya Hanım beyaz geceliğiyle telaşla kapıyı açtı.
"Nefes!Ne bu halin?"
"Süreyya Hanım, Demir Bey!.."
"Ne olmuş Demir'e?!"
"Demir Bey'in ateşi var, çok ateşi var."
"Ne?! Oğlum nerede,odasında mı?"
Utanarak "Hayır efendim,benim odamda yatakta yatıyor, soğuk kompres yaptım.
Süreyya Hanım hiç şaşırmadan hemen odama doğru koşmaya başladı.Bende peşinden...
Odaya vardığımızda, Süreyya Hanım "Demir,aslanım!".Diyerek hemen oğlunun alnında ki bezi alıp ateşine baktı,
" Eyvah,yanıyor oğlum!"dedi endişeyle hemen telefonunu çıkarıp,birini aradı,
"Alo, Kâmil?Hemen buraya gelmen lazım! Demir Can yine ateşlendi! Çabuk! Biz misafir odasındayız!"
Telefonunu kapatıp,oğluna,
"Demir,annem.. Anneciğim aç gözünü canım benim, Hadi bir tanem,iyi olacaksın aslanım.Doktor yolda."diyip oğlunun alnını öptü.
Demir gözlerini hafifçe aralayıp halsizce annesine baktı,
"Anne?"
"Oğlum! Buradayım canım, buradayım aslan parçam."
Demir halsizce etrafına baktıktan sonra, aniden gözlerini dehşetle açarak,doğrulmaya çalıştı.
Süreyya Hanım,"Demir anneciğim,ne yapıyorsun sen? Yat şuraya, doktor şimdi gelir."diyerek Demir'i zorla yatağa yatırdı.
O sırada odaya 50li yaşlarda kır sakallı,elinde çantasıyla bir adam içeri girdi.
Süreyya Hanım"Ha, gel Kâmil gel,derman da sende şifada sende."
Diyerek Kâmil denilen adamı,hemen Demirin yanına yönlendirdi.
Süreyya Hanım bu sefer bana dönüp,
"Nefes, teşekkür ederim kızım.."
"Estağfurullah Süreyya Hanım.Olur mu öyle şey,kim olsa yapardı."dedim hemen.
Doktor Kâmil, Demir'i muayene ettikten sonra, Süreyya Hanım'a dönüp,
"Korkma be Süreyya,bizim aslan parçası gayet iyi,üşütmüş sadece."Aslında bu koca bir yalandı...
Sonra Demir'e dönüp, yarı şaka, yarı ciddi bir şekilde,
" Eveeet Demir Can, bundan böyle sağlığına dikkat etmezsen,evvela senin şu saçlarını kazırım,ona göre haaaa!" Diye gülerek saçlarını okşadı.
Demir zoraki bir gülümseme ile doktora teşekkür etti, ardından annesine dönüp,
"Anne,ben artık odama geçeyim.Hem bak kötü bir şey de yokmuş."