İçeriğe geç

Viski & Gül

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Viski & Gül

Bölüm 1

I

Merhabalar! 🌸

Öncelikle hoşgeldin. Umarım hikayemi beğenirsin. Ama bazı hatırlatmalar yapayimm :

|IÇERIK|

• Aşırı şiddet

• Zorla sahip olma

• Açık şekilde 18+ sahneler

• Aşırı küfürlü konuşmalar

• Kanlı sahneler

• Erkek x Erkek ilişkisi

Her gün bir bölüm atmaya çalışacagımm. Takipte kalırsanız sevinirim! Yorum yapmayı da unutmayın (Saygı çerçevesinde!) . Fikirleriniz benim için önemli. ✌🏻🥹

PROLOG

Ben Arthur Hanterson.

28 yaşında bir adamım. Hayatımı sadece sevkiyata, silahlara ve örgütüme adadım. New York benim krallığım; burası benim şehrim. Hayatım boyunca bana tek bir şey öğretildi: Öldür ve kazan. Asla oynamam, sadece yok etmeyi bilirim.

Babam öldükten sonra bu krallık bana kaldı. Babam öldüğünde sanırım 16 yaşındaydım. Onun ölmesi zaten umurumda değildi; doğru düzgün bir babalık yapmamıştı ki zaten. Tam bir piç kurusuydu.

Annem onun yüzünden ben daha küçükken intihar etti. O andan itibaren duygularımda öldü. Annem benim tek yaşam sebebimdi. Neyse... Yine başladık.

Normalde beni tanımlama şekilleri aynıdır: "Canavar", "zalim", "cellat"... Böyle şeyler işte. Belki de haklılardır. Bir çatışmada silahsız bir şekilde 13 kişinin boğazını parçalayarak öldürmüştüm.

Öldürmek benim için bir aktivite. Kimse için tereddüt etmedim... ta ki o güne kadar....

Çoğunlukla herkes bana düşmandır ya da sadece korkularından saygı gösterirler. Rusya, İtalya gibi yerlerin mafya örgütleriyle fazla çatışmam oldu. Ama son iki yıldır bir kişi tamamen zamanımı çalıyor.

İki yıl... Siktigimin tam iki yılını o adamı öldürmek için harcadım ama nafile. Sanki bir gölge, sanki bir... Ne bileyim, öyle bir sikik herif ki onu öldüremiyorum. Sadece bir kez... Sadece bir kez elime düştü. Ama onda da öldüremedim! Ama başka sebebten. Lanet olsun, o kadar yakındık ki...

Gözlerine baktım. Gözlerindeki o piç gülüş beni kendine çekti. Hele o lanet olası dudakları... Küfürlerle kirlenmiş, kana susamış o dudaklar.

Silah tutarken duruşu, kusursuz fiziği...

SIKTIR! BANA NELER OLUYOR?!

Evet, o günün üzerinden 6 ay geçmişti. O andan bu güne kadar onu göremedim. Görmek de istemiyorum zaten! Gerek var mı? Yine sik gibi kalacağım. Boğazına yapışacağım ama öldüremeyeceğim.

Ah yüce Tanrım...onunla tam olarak ne yapmak istedigimi bile bilmiyorum

Onun ismi... Benjamin Voss.

Londranın en tehlikeli mafya babası. Namı deger "Kasap".

25 yaşında genç, tehlikeli, pervasız, ağzı bozuk, kafasına buyruk, deli ve...SİK KAFALI BIR HERIFIN TEKI İŞTE!

Evet, tam da böyle biri. Asla bir stratejisi yoktur. Sadece kana susamış köpek gibi saldırır. Parçalar gebertir ve çoğu zaman bıçağıyla işini sessizce halleder. Sinsi yılanın teki. Hele o tekinsiz kahkahası yok mu... Adam kafayı sıyırmış.

Ama ne yalan söyleyeyim, o anlarda aşırı seksi oluyor. Hele o kıvırcık kumral saçları ve ela gözleri... Tanrım, bir insan nasıl bu kadar çekici ola biliyorki?

Neyse, ne alakaydı şimdi bu!?

Diyeceğim o ki, bu adam benim resmen hayatımı altüst etmiş bir pezevenk. Bir kez çatışmada omzumu yaralamıştı. Mermiyi tam omuz başıma isabet ettirmişti it.

Bildiğin birbirimizin canına meydan okuyoruz. Aslında bazen onu öldürmek mi yoksa sahip olmak mı istiyorum, tam bilmiyorum.

Bir dakika... Sahip olmak mı? Benjamin mi? Onun vahşi köpekten farkı yok. Onu evcilleştirmek mümkün değil, biliyorum.

Ama ben de Arthur'um. Asla kolay şeyler sikimde olmadı. Bu işin sonunda gebereceğimi bilsem bile o adamın peşini bırakmayacağım.

Ya benim olacak ya da hiç kimsenin. Ya bana ait olacak ya da benim ellerimde son nefesini verecek....
Bölüm sonu

7 yorum

  • Dilin baya iyi bence yeteneğini geliştirrisen çok daha iyi yerlere gelirsin

    1Yanıt
  • Lan otobüsteyim son yere geçemiyorum toplum içinde açamayacağım bir şeydir diye ama sevdim bu arada Arthur tam olarak ne silahsız 13 kişiyi yok edebiliyor

    1Yanıt
  • Küfürlü içerikleri seviyorum nedense

    1Yanıt