Melis:
“Okulun başlamasına daha var. Ama... bence gitmeyelim.”
Duru (şaşkın):
“Nasıl yani?”
Melis:
“Düşünsene... kahvaltıyı dışarıda yaparız, AVM’de dolanırız, sonra... nereye istersek oraya. Zaten çok yorgunuz.”
Bir an duraksayan Duru, Melis’in yüzüne bakar. Onun rahat, kendinden emin tavırları her zamanki gibi büyüleyicidir.
Duru (hafifçe gülerek):
“Tamam... ama bu bir alışkanlık olmasın.”
İkisi de kıkırdar.
Hazırlanış
Sessizce banyoya girip sırayla hazırlanırlar. Melis, çantasından basit makyaj malzemeleri çıkarır, Duru’ya bir şeyler uzatır.
Melis:
“Şunu biraz sür, gözlerin daha da belli olur.”
Duru aynaya bakarken Melis ona yaklaşır, saçının bir tutamını düzeltir. Duru aynadan onun bakışlarını yakalar, kalbi hızlı atmaya başlar ama belli etmez.
Kıyafetlerini değiştirirler, Melis bol gömlek giyer, Duru ise crop üstüne ceket geçirir.
AVM’ye Gidiş
Sokakta ilerlerken Melis telefonundan bir arkadaşını arar. Baran adında bir çocuk, birkaç dakika içinde arabasıyla gelip onları alır. Melis öne oturur, Duru arka koltuktadır.
“Yine okuldan mı kaçıyorsunuz siz?”
Melis (gülerek):
“Bu seferlik. Kaçak çift gibi hissettik biraz.”
Duru (utanarak):
“Abartma...”
Baran onları büyük bir AVM’nin önünde bırakır.
Yemek ve Yakınlaşma
Bir fast food restoranında yemek yerken Melis sürekli Duru’ya takılır. Birbirlerinin yemeklerinden çalarlar, bolca kahkaha atarlar. Aralarında gözle görülür bir çekim vardır.
Sonra, Duru aynaya bakmak için tuvalete gider. Melis de peşinden.
Tuvalet şansa boştur. Sessizlik içinde aynanın karşısına geçerler.
Melis (alçak bir sesle):
“Şimdi söyle bakalım... bana niye bu kadar güzel bakıyorsun?”
Duru cevap veremez, sadece yutkunur. Melis bir adım daha yaklaşır.
Melis:
“Cevap verme... hisset yeter.”
Melis, Duru’yu duvara yaslar. Yavaşça, tereddütsüz dudaklarına yaklaşır ve onu öper. Öpüşme, önce şaşkın ama ardından tutkulu hale gelir. Duru da gözlerini kapatır ve karşılık verir. Sessizlik içinde sadece kalp atışları vardır.
Dönüş
Ardından Duru, Melis’e döner.
Duru:
“Artık dönmeliyim. Hem… biliyorsun...”
Melis (bakışlarını kaçırmaz):
“O çocuk mu? Onu sevdiğinden bile emin değilsin.”
Duru (başını eğerek):
“Evet… emin değilim. Ama sen nerden öğrendin”
Melis:
“telefonunda sevgilim seni çok özledim, okula neden gelmedin mesajları varda ondan.”
Duru bir şey söylemeden arkasını döner ve yürür. Giderken dudaklarında Melis’in tadı, zihninde binlerce karışık duygu vardır. Kalbinin yönü bulanık, ama hissettiği şey apaçıktır.