Akşamın ilerleyen saatlerinde, sahil boyunca kaykay turu bitmişti. Melis, Duru, Efe ve Umut, günün yorgunluğunu atmak için biraz dinlenmeye karar verdiler. O sırada Umut, biraz hevesle, “Bara gidelim mi?” diye sordu.
Melis ve Efe hemen heyecanla kabul ettiler. “Kesinlikle!” diye bağırdı Efe, gözleri parlayarak. “Biraz eğlenmeye ihtiyacım var.”
Ama Duru, başını sallayarak, “Hayır, ben gelemem,” dedi. “Unutmayın ben 15 yaşındayım, sizler büyüksünüz, bence benim için uygun değil. Ama sıkıntı değil, siz gidebilirsiniz.” Duru’nun sesi kararsızdı ama yine de Melis’e, “Sen gitmek ister misin?” diye sordu.
Melis, kafasını kararsızca salladı. “Bilmiyorum, aslında eğlenceli olabilir,” dedi, ama sonunda Duru’nun yanına gidip omzuna dokundu. “Ama seninle kalmak isterim aslında.”
Duru, gülümsedi. “Gerçekten önemli değil. Gidin eğlenin. Ben buradayım.”
Böylece Melis, Efe ve Umut Kadıköy’deki bir bara gitmek üzere yola çıktılar. Bar, gerçekten var olan, Kadıköy’ün popüler mekanlarından biri olan Küçük Bebek Bar idi. Üçü, içerideki kalabalığa karışarak geceyi geçirmeye başladılar.
Kadıköy’deki barın içi iyice kalabalıklaşmıştı. Efe ve Melis, diğerlerinden biraz daha ayrılmış, bir köşede sohbet ediyorlardı. İçki biraz da olsa başlarını döndürmeye başlamıştı ama Melis, hala Efe’nin davranışlarının farkında değildi. Efe’nin, Melis’e yaklaşması giderek artmıştı. Bir süre sonra, Melis’in beline eli gitmişti. Melis, bunu fark ettiğinde, gerginleşti. “Efe, böyle yapma,” dedi, sesinde endişe vardı.
Efe, gülümsedi ve kulağına doğru eğildi. “Böyle olmanı seviyorum,” dedi, içkinin etkisiyle biraz daha sarhoş bir şekilde.
Umut, masanın biraz ilerisinde, olan biteni izliyordu. Hemen fark etti Efe’nin hareketlerini. İçindeki öfke, iyice kabardı. Efe, Melis’e daha da yaklaşıp, onu sarılmaya çalıştığında Umut artık dayanamayarak sesini yükseltti. “Efe, ne yapıyorsun?” diye bağırdı.
Efe, başını kaldırdı, gülümsedi. “Ne var, Umut? Eğleniyoruz, değil mi?”
Umut’ın gözleri, Melis’e yaklaşıp Efe’nin ona nasıl davrandığını gördüğünde, öfkeyle ateşlendi. “Senin kız arkadaşın var, değil mi? O zaman neden başka birinin kızına el uzatıyorsun?” diye bağırarak çıkıştı.
Efe, suratını ekşitti. “Kız arkadaşım ne alaka? Kimseye zarar vermiyorum,” dedi, ama sesindeki alkolün etkisiyle söyledikleri daha sertti.
Melis, tedirgin bir şekilde geriye doğru çekildi. “Yeter, Efe. Hadi kalkalım,” dedi, ama Efe bunu duymamış gibi davranarak hala ona yaklaşmaya devam etti.
Umut, daha da sinirlendi ve Melis’in yanına hızla gidip, Efe’yi iterek “Bırak onu, dedim!” diye bağırdı.
Efe, adeta kendi kararlılığını ispatlarcasına Umut’a bir adım atarak, “Neden koruyorsun onu? Kız seninle mi, ne? Kafanı mı buldun?” diye bağırdı.
Umut’ın sabrı tükenmişti. “Kızın kendine gelmesi gerek,” diye sert bir şekilde karşılık verdi. “Senin gibi biriyle o kadar yakın olamaz!”
Birkaç saniye boyunca sessizlik oldu. İnsanlar, etraflarında olup biteni fark etmişti ve barın gürültüsü arasında bu kavga iyice yankılandı. Melis, ne olduğunu anlamadan aralarındaki gerilimi izliyordu.
Umut, Efe’ye son bir kez sert bakarak, “Sana ne kadar yakın davranmaya çalıştığını gördüm. Ama senin gibi biriyle bu kadar samimi olmasına izin veremem!” dedi.
Efe, sinirli bir şekilde gülümsedi. “Hadi canım, fazla dramatize etmeyin. Ne var bunda?”
Umut’ın öfkesi artık patlamıştı. “Yeter, Efe. Melis’i rahat bırak!” diye bağırarak, son bir itişle Efe’yi uzaklaştırdı.
Melis, gözleri dolmuş bir şekilde, “Tamam, yeter,” dedi. “Buna artık dayanamayacağım.” Hızla yerinden kalktı, aralarındaki gerilimi daha fazla görmek istemedi. Hızla dışarı çıkmaya karar verdi.
Umut ve Efe’nin gerilimi, barın dışındaki sokakta da devam ediyordu. Melis, hiç bakmadan bir taksiye atladı ve evine doğru yola çıktı. O anda kalbi hızla çarparken, yalnızca bir düşüncesi vardı: “Bu kadarını beklemiyordum.”
Evine ulaşan Melis, hemen Duru’yu aradı. “Duru, konuşmalıyız. Sana her şeyi anlatacağım,” dedi ve telefonu kapattı.
Bir süre sonra Duru, Melis’in yanına gelmişti. “Ne oldu? Neler yaşandı?” diye sordu.
Melis, derin bir nefes aldı ve yaşadığı geceyi bütün detaylarıyla anlattı. “Efe’nin davranışları, beni o kadar rahatsız etti ki. Sonra Umut’un da müdahale etmesiyle, her şey daha da kötüleşti,” dedi.
Duru, onu dinledikten sonra yalnızca “Sana kızmıyorum Melis,” dedi, “Ama kendini korumalısın. Herkesin sınırları farklıdır, Efe’nin davranışlarını kesinlikle kabul etmemelisin.”
Melis, Duru’nun yanına oturdu ve başını yasladı. “Gerçekten bu kadarını beklemiyordum. Ama şimdi daha da dikkatli olmalıyım, değil mi?”
Duru, “Evet, dikkatli olmalısın. Ama unutma, ben her zaman yanındayım,” diyerek Melis’i sakinleştirmeye çalıştı.


