Güneş, sahil boyunca kaykay yolunu aydınlatırken, Melis ve Duru, kaykaylarında birbirlerine doğru ilerliyorlardı. Melis, Duru’ya kaymayı öğretmeye devam ediyordu. Sahildeki tek ses, kaykayların tekerleklerinin yolda çıkardığı ritmik tıkırtıydı.
“Evet, şimdi diğer ayağını da yerleştir ve kendini bırak,” dedi Melis, gülümseyerek.
Duru, birkaç adımda sendeledi ama dengeyi tekrar sağladı. Melis’in yakınında olmak, ona güven veriyordu. O sırada Efe, kaykayıyla hızla yanlarına geldi.
“Vay be, Melis gerçekten kaymayı hatırlamış,” dedi Efe, gülerek.
Melis hemen cevap verdi: “Evet, biraz pratik yaptım. Yine de birkaç ay sonra kaymaya başlamış gibi hissettim.”
Efe, kaykayını yerde sürterek durdu ve Melis’in etrafında bir tur atarak, “Bunu ikimiz de biliyoruz,” dedi, gözleriyle Melis’i izleyerek.
Duru, bu bakışları fark etti. Efe’nin, Melis’e olan ilgisi oldukça barizdi. Ama Melis, sadece eski bir arkadaşlık olarak görüyordu. Efe’nin davranışları Melis için sıradandı, ama Duru için bir şeyler farklıydı.
“Günaydın,” dedi Umut, bir adım geriden yaklaşarak. Efe’ye gülümsedi, sonra Duru’ya döndü. “Hadi, biraz kaymak ister misin?”
Duru, kaykaydan inip birkaç adım attı, kaykayına tek tek bakarak: “Ben biraz yoruldum galiba. Ama Melis’e devam etmek isterse, ben buradayım.”
Melis, Duru’nun biraz geride kalmasına rağmen hiçbir şey fark etmeden, “Evet, devam ederim!” diye cevap verdi. “Bayağı eğlenceli. Ama Duru biraz zorlanıyor gibi görünüyor.”
Efe, Melis’in yanında durarak, “Duru, kaymak gerçekten kolay değil. Bunu hepimiz öğrendik. Ama sen de kaymak istiyorsan, sana yardımcı olurum,” dedi, gülümseyerek.
Duru, Efe’nin bu cümlesine dikkatle baktı. Bir yanda Melis’in doğal hali, diğer yanda Efe’nin ona yönelik ilgisi... Bir şeyler tuhaf gelmeye başlamıştı. Efe’nin bakışları, Melis’e daha çok odaklanıyordu.
Melis bu durumu fark etmeden, Efe’nin söylediklerine gülerek cevap verdi: “Teşekkürler, ama Duru zaten bu konuda oldukça iyi. Bazen yeni şeyler denemek zor olabiliyor.”
Duru, Melis’in söylediği sözlere içten bir gülümsemeyle karşılık verdi. Ama bu sırada içinde bir huzursuzluk vardı. Efe’nin bakışları, davranışları... bunlar biraz fazlaydı.
Bir süre sonra Melis, Efe’ye doğru kaymaya başladı, ve Duru, onları izleyerek geriye doğru adım attı. Yavaşça, sessizce kaykayına geri döndü.
Saatler boyunca Melis, Duru’ya kaykayın üstünde nasıl durulacağını gösterdi. Duru birkaç kez düşecek gibi oldu ama Melis hep onu tuttu. Umut ve Efe ise arada onların etrafında kayıp gösteriler yapıyor, zaman zaman tezahürat yaparak ikiliyi güldürüyordu.
Güneş yavaşça batıya kayarken, Duru artık birkaç metre dengede durabiliyordu.
“İleride birlikte yarışabiliriz bile,” dedi Melis.
Duru ona baktı, sonra hafifçe başını eğdi. “Eğer hep yanımda olursan, neden olmasın?”
Gülüşmelerin arasında, sahilde bir sessizlik oldu. Fakat bu huzurun altında, kimsenin fark etmediği ince bir gerilim akmaya başlamıştı. Çünkü Duru, Efe’nin bakışlarının birkaç kez Melis’te fazla uzun kaldığını fark etmişti…
Bir süre sonra, Umut ve Efe yanlarına gelerek durdular. Melis ve Duru birbirlerine bakarken, Umut gülümsedi: “Siz harika kayıyorsunuz. Duru, biraz daha pratik yapman gerekebilir ama, güzel gidiyorsun.”
Duru hafifçe başını salladı, ama Efe’nin Melis’e bakışları gözünden kaçmadı. O anda Efe, gülerek şöyle dedi: “Belki Melis’in kaykayı ve biraz pratik ile sen de başarılı olabilirsin.”
Melis, Efe’nin söylediklerini biraz daha samimi algıladı. “Tabii! Hadi biraz daha kayalım o zaman!”
Duru, içindeki huzursuzluğu bir kenara bırakmaya çalıştı, ama Efe’nin tavırları hala zihnini meşgul ediyordu.
Duru, sahildeki birkaç kaykay turundan sonra biraz uzaklaştı. Melis’in Efe ile olan yakın arkadaşlığını gözlemleyerek, kafasında bir şeyler belirginleşmeye başladı.
Bir süre sonra Melis yanına gelerek, gülerek, “Ne düşünüyorsun?” diye sordu.
Duru, gülümsemeye çalışarak cevap verdi: “Sadece... Efe’nin sana biraz fazla yakın olduğu hissine kapıldım.”
Melis gözlerini kırpıştırarak, “Aman, bu sadece eski bir arkadaşlık. Hiçbir anlamı yok. İkimizin de geçmişi var. Ama şu anda, buradayız.”
Duru, Melis’in söylediklerine inandı gibi görünse de, içinde bir şüphe vardı. Efe’nin ona bakışları, Melis’le kurduğu yakınlık... Bunlar o kadar basit şeyler değildi.

