İçeriğe geç

Vibenda[gl] wlw

Bölüm 15 · 2 dk okuma

Vibenda[gl] wlw

Bölüm 15

Bölüm 14: sigara içmek yok melis

Cumartesi sabahı, Melis penceresini araladığında hafif bir bahar esintisi içeri doldu. Bugün bir farklıydı. Saat 11:23’tü. Kahvaltısını yapmış, saçlarını toplamış, en sevdiği ama sigara içmediği günlerde giydiği siyah dar bluz ve altına bol pantolon giymişti. Çünkü Duru bir gün önce şöyle demişti:

“Eğer bana geleceksen… sigara kokan bir şey giyme tamam mı? Annem çok hassas bu konuda.”

Melis hafifçe gülmüştü. “Tabii ki. Tatlı kokarım söz.”

Şimdi otobüsteydi. Kadıköy’den Duru’nun semtine doğru ilerliyordu. Kalbi hafif hafif atıyordu. Her şey fazlasıyla gerçek gibiydi ama aynı anda bir film karesi gibi.

Duru’nun evi tatlı, küçük bir 2+1’di. Apartmanın üçüncü katındaydı. Kapıyı annesi açtı. Nazik bir kadın, gülümseyerek selamladı Melis’i. “Hoş geldin kızım,” dedi. “Duru mutfağı karıştırıyor yine.”

Duru, arkadan kafasını uzattı. Saçları dağınık topuz, üstünde lavanta rengi bol bir sweatshirt vardı. “Sürpriz patlamış mısırlı film günü!” diye bağırdı.

Melis gülerek içeri girdi. Ev sıcaktı, duvarlarda pastel tonlarda tablolar vardı — Duru’nun elinden çıkma olduğu belliydi. Oturma odasında köşede bir kitaplık, pencerenin yanında küçük bir saksı bitkisi… tam Duru’ya göre.

Ama asıl sihir Duru’nun odasındaydı.

Lila tonlarında duvar boyası, yatağın üzerindeki yumuşak pelüşler, köşede duran birkaç tuval, bir sehpanın üstünde renkli fırçalar, yarım kalmış bir portre...

Melis içeri girdiğinde bir an durdu. “Burası... tam sen gibisin.”

Duru hafifçe omzunu silkti. “Biraz dağınık ama ruhum gibi işte,” dedi. Sonra aniden, Melis’in kolunu tuttu. “Film seçme sırası sende.”

Birlikte yatağa uzandılar. Duru, laptopu açtı. Küçük ekranın karşısında patlamış mısır kasesi, ikisinin arasında. Bir süre sessizce film izlediler ama arada gülüştüler, bir şaka yapıldığında aynı anda kahkaha attılar.

Filmin ortasında Duru yavaşça başını Melis’in göğsüne yasladı.

“Kalbin hızlı atıyor,” dedi fısıltıyla.

Melis hafifçe güldü. “Yakınımdasın çünkü.”

O an sessizlik oldu. Duru başını kaldırdı, gözleri Melis’in gözlerine değdi.

Ve bir öpücük bıraktı dudağına. Hafif, yumuşak, kararsız ama içten.

Melis bir şey demedi. Sadece karşılık verdi. Ve sonra birlikte sarıldılar.

Film bittikten sonra Duru bir şeyler karalamaya başladı. Melis onun ne yaptığını anlamaya çalışırken Duru kolunu tuttu.

“Dur. Kıpırdama. Yüzün... tam şimdi, çizeceğim.”

Melis gülümsedi. “Ben de senin için bir şey yazacağım,” dedi. “Piyano çalışırken düşündüğüm bir melodi vardı. Adını ‘Lila Gölgesi’ koyacağım.”

Duru’nun kalemi durdu. Gözleri dolu dolu ama gülümsüyordu. “Beni müziğe dönüştürüyorsun, Melis.”

Melis başını yana yatırdı. “Sen de beni renklere…”

Ve o gün, ne aile baskısı vardı ne okul fısıltısı.

Sadece iki kız.

Birinin kalbiyle çizdiği, diğerinin notalarla anlattığı bir hikâyede buluştular.

Bölüm sonu

2 yorum