Akşam olduğunda hepsi şehir merkezindeki küçük bir kafede yeniden bir araya gelmişti.
Bu kez masada yalnızca Elira, Lyra, Nera, Cyra ve Kael yoktu. Arven, Sorel ve Taren de onlara katılmıştı.
Kael, gün içinde buldukları eski binayı anlatırken Lyra hâlâ ona kızgınmış gibi davranıyordu.
"Ben hâlâ bunun iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum."
Kael elindeki bardağı masaya bıraktı.
"Binaya girmeyi mi diyorsun?"
"Seni takip etmeyi."
Kael kaşlarını kaldırdı.
"Ama geldin."
"Çünkü ne yapacağını merak ettim."
"Yani merak ettin."
"Konuyu değiştirme."
Nera gülerek başını iki yana salladı.
"İkiniz bütün akşam böyle devam edecek misiniz?"
"Hayır." dedi Lyra.
Kael aynı anda konuştu.
"Evet."
Lyra ona ters ters baktı.
"Kael."
"Ne var?"
Arven kahkaha attı.
"Siz bugün ne yaşadınız?"
"Kael bizi dershaneye soktu." dedi Lyra.
Taren şaşkınlıkla Kael'e baktı.
"Ne?"
"Şaka yaptım." dedi Kael.
"Sonra da dershanenin bitmesini bekledik." diye ekledi Nera.
Sorel kaşlarını kaldırdı.
"Ve sonra?"
Lyra Kael'e baktı.
"Sonra bizi başka bir yere götürdü."
Kael gülümsedi.
"Ben götürmedim. Kendileri geldi."
"Sen önümüze düştün."
"Bu, benim suçum değil."
Cyra araya girdi.
"Her neyse. Sonra eski bir bina bulduk."
Arven'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Eski bir bina mı?"
Kael ona baktı.
"Evet."
Sorel de Arven'e döndü.
"Ne oldu?"
Arven birkaç saniye düşündü.
"Nasıl bir bina?"
Lyra şaşkınlıkla ona baktı.
"Ne demek nasıl?"
"Yerini soruyorum."
Kael ellerini masanın üzerine koydu.
"Akademiden çok uzakta değil. Ağaçların arasında. Dışarıdan bakınca terk edilmiş gibi duruyor."
Sorel kaşlarını çattı.
"Bekle."
Kael sustu.
"Sen biliyor musun?"
Sorel hemen cevap vermedi.
Taren ona baktı.
"Sen de mi biliyorsun?"
Sorel başını iki yana salladı.
"Binayı biliyorum."
Masadaki herkes ona döndü.
Lyra öne doğru eğildi.
"Nasıl yani?"
Sorel omuz silkti.
"Çocukken birkaç kez görmüştüm."
Kael'in ilgisi arttı.
"Ve bize neden daha önce söylemedin?"
"Çünkü oraya hiç gitmedim."
Arven başını salladı.
"Ben de biliyorum. Ama içeri girdiğimi hatırlamıyorum."
Kael şaşkınlıkla ikisine baktı.
"Bir dakika. Siz ikiniz de bu binayı biliyorsunuz ama hiçbiriniz daha önce içine girmediniz mi?"
Taren güldü.
"Bizim suçumuz ne?"
"Hiçbir şey."
Kael sandalyesine yaslandı.
"Ben bugün ilk kez girdim."
Cyra masanın üzerindeki bardağına baktı.
"İçeride ne olduğunu zaten bilmiyorduk."
"Bir sürü kitap vardı." dedi Nera.
"Ve eski aletler." diye ekledi Cyra.
Lyra hemen araya girdi.
"Bir de ışıklar."
Arven'in bakışları değişti.
"Işık mı?"
Kael başını salladı.
"Evet. Koridorlardan birinde ışık yanıyordu."
Bir an sessizlik oldu.
Sorel Arven'e baktı.
Arven ise birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra Taren konuştu.
"Belki elektrik sistemi hâlâ çalışıyordur."
Kael omuz silkti.
"Ben de öyle düşündüm."
Lyra bardağından bir yudum aldı.
"Ama binanın yıllardır terk edilmiş olduğunu söylediniz."
Sorel kaşlarını çattı.
"Öyle."
Nera ona baktı.
"Öyle olduğunu nereden biliyorsun?"
Sorel cevap vermeden önce kısa bir süre düşündü.
"Çünkü yıllardır kimse oraya gitmiyor."
Kael gülümsedi.
"Artık gidiyor."
Lyra ona baktı.
"Bir daha beni oraya götürme."
Kael başını iki yana salladı.
"Söz veremem."
"Kael."
"Tamam, tamam."
Taren bir süre Kael'i dinledikten sonra kaşlarını kaldırdı.
"Bir dakika."
Kael ona baktı.
"Ne?"
"Senin erkeklerle takıldığın günler nerede kaldı?"
Kael'in kaşları çatıldı.
"Ne diyorsun?"
Taren eliyle masayı gösterdi.
"Eskiden Arven, Sorel ve benimle takılırdın. Sürekli bir gizemin peşinden koşardın."
Arven başını salladı.
"Doğru."
Sorel de gülerek ekledi.
"Kael'i görmek için artık randevu almamız gerekiyor."
Kael hemen arkasına yaslandı.
"Vay be."
Herkes ona baktı.
Kael kendinden memnun bir ifadeyle devam etti.
"O kadar önemli biriyim demek ki herkes benimle görüşmek istiyor."
Taren sırıttı.
"Ne zamandır bizi bırakıp bunlarla takılıyorsun?"
Lyra hemen araya girdi.
"Bunlar mı? Pardon?"
Taren ona döndü.
"Bak, savunmaya bile geçti."
Lyra gözlerini devirdi.
"Siz üç kişi gerçekten çok konuşuyorsunuz."
Kael gülmeye başladı.
"Sonunda biri söyledi."
Taren ona baktı.
"Sen sus. Eskiden bizimle gizem arardın."
Kael omuzlarını kaldırdı.
"Hâlâ arıyorum."
"Ama artık bizi çağırmıyorsun."
Kael kaşlarını kaldırdı.
"Sizi çağırmamı mı istiyorsunuz?"
Taren birkaç saniye sustu.
"Hayır."
"O zaman sorun ne?"
Arven kahkaha attı.
"Kael, adamın derdi senin onu çağırmaman."
"Ama çağırmamı istemiyor."
Sorel başını iki yana salladı.
"Sen gerçekten anlaşılmaz bir insansın."
Kael arkasına yaslandı.
"Ben gayet anlaşılırım."
Taren gözlerini devirdi.
"Bir gün seni geri alacağız."
Kael sırıttı.
"Bekliyorum."
Masadakiler yeniden gülmeye başladı.
