İçeriğe geç

VESTA 5

Bölüm 6 · 7 dk okuma

VESTA 5

Bölüm 6

5.ÜÇ VE DÖRT

5. ÜÇ VE DÖRT

❝Tıpta yeri yoktur ama kalp kırıklığı en yüksek dele sahip ağrıdır.❞

❦

Bazen aradıklarımız yanı başımızdadır ancak biz görmekte zorlanırız. Gözlerimiz uzakta olanı ararken, aslında cevabın çok yakında olduğunu unuturuz.

Bulut, telekinezi gücüne sahip olan kişiydi.

Açıkçası onun özel gücünün olabileceğine inanmakta zorluk çekiyordum. Çünkü o, fazlasıyla normal bir insan gibiydi.

İkisi de şaşkın ve tedirgin dolu bakışlarla bizi izliyorlardı.

Bulut bir adım öne atıp, "Bu taktiği küçükken öğrenmiştim. Pencerenin kenarına görünmez ip astık. O yüzden kitap da uçuyormuş gibi gözüktü. Birazcık sizi korkutayım dedim." diye kekelemeye başladı ve gülümsemeye çalışarak "Eee korktunuz mu?" diye sordu.

Sesinde eğlenceden çok sıkıntı mevcuttu. Gücünü yanlış bir yerde göstermişti ve bu yüzden bizi kandırmaya çalışıyordu.

Onunla konuşmam gerekiyordu. Ancak yanımızda Giray varken bu konuşmayı yapamazdım.

"Bulut konuşmamız lazım." diye fısıldadığımda Bulut anlamayarak "Konuşalım." dedi.

"Dışarıda konuşalım."

Giray araya girdi ve "Yabancı mıyım ben? Konuşun işte burada." dedi.

Bulut da hak verircesine kafasını salladı. "Harbi ya, Giray yabancı değil. Konuşalım burada."

Sesimi yükseltip "Bulut, özel bir şey konuşacağız herhalde. Gel diyorsam gel." dediğimde eğilip yerdeki kitabı aldı ve "İyi geleyim bari." diyerek bize doğru yürümeye başladı.

Ben de kapıya yöneldiğimde Kavas, Bulut'un elindeki kitabı aldı ve bizi takip etmeye başladı.

Hızlı adımlarla bodrum katından çıkıp kantine gittiğimizde her yerin boş olduğunu fark ettik. Zil çalmıştı ve şu an herkes sınıftaydı.

"Evet beni neden çağırdığınız buraya?"

Derin bir nefes aldım ve ona kitabı bulduğumuz günü ve kitapta yazılanları sırasıyla anlatmaya başladım. Ben anlatırken o bazen şaşkınlıkla ağzını açıyor bazen de eliyle ağzını kapatıp oha diye bağırıyordu. Ona son olarak kendi güçlerimizden de bahsedip konuşmıza son verdik.

Bulut, şaşkın bir şekilde ikimize bakarken "Yani ben bu kitapta bahsi geçen üçüncü güç sahibi miyim?" dediğinde kafamı olumlu anlamda salladım.

"Evet öylesin. Şimdi bizim kitaptaki diğer iki kişiyi bulmamız gerekiyor. Aksi takdirde hepimizin ömründen beş yıl silinecek."

Ben zaten az önce anlattığım şeyleri tekrarlarken Bulut "O diğer iki kişiyi bulduktan sonra ne yapacağız?" diye sordu.

"Kitabı tamamlayacağız."

Bulut, kafasını aşağı yukarı salladığında elini Kavas'ın elindeki kitaba uzattı.

"Şu kitaba bir göz atabilir miyim? Biz Giray ile baktığımızda kitap açılmamıştı da. Hazır buradayken kitaba bakayım."

Kavas, elindeki kitabı ona uzattığında heyecanla kitabı eline aldı ve sayfalarını karıştırmaya başladı. Birinci sayfasını açıp dikkatle okurken birden gözleri sonuna kadar açıldı.

"Ben burada bahsedilen iki kişinin de kim olduğunu biliyorum." diye fısıldadığında gülümseyerek Kavas'a döndüm. O mutlu olmaktan ziyade şaşkın bir şekilde Bulut'a bakıyordu.

Bulut'a döndüm ve heyecanlı bir şekilde "Ciddi misin?" dediğimde kafasını aşağı yukarı salladı. "Ee o zaman söyle de gidip onlara da bu durumdan bahsedelim."

"Olmaz."

Kaşlarımı çatarken "Neden?" dedim. "Bulut anlamıyorsun sanırım ama bu kitabı tamamlayamazsak hepimizin ömründen beş yıl eksilecek."

"Anlıyorum. Ancak bahsi geçenlerden biri benimle konuşmuyor bile. Diğerinin adını söyleyemem. Çünkü o böyle bir işe girişmez."

Kaşlarımı çatarken "Ya sen isimlerini söyle, gerisini biz hallederiz." dedim.

Ne olursa olsun onu ikna etmeli ve diğer iki kişiyi bulmalıydık. Aksi takdirde bizim için hiç iyi şeyler olmazdı.

Bulut sıkıntılı bir nefes verdiğinde pes edercesine "Bir tanesiyle konuşurum. Ancak diğerine bulaşmam, adını da söylemem. Çünkü onun sırrını saklayacağıma dair söz verdim." dedi.

Omuzlarım umutsuzlukla aşağı düşerken "Peki, diğerini mecbur biz bulacağız." diye fısıldadım.

"Zil çaldı, ben sınıfa gidiyorum." dediğinde Kavas da ayağa kalktı ve "Gel biz de gidelim. Matematik dersi var. Dersi kaçırmak istemem." dedi.

Kafamı tamam anlamında salladım ve onların peşinden yürümeye başladım.

⚰️🌙

Bulut bugün hiç yanımıza gelmemişti. Hatta teneffüslerde bile bizimle konuşmamıştı. Bu yüzden diğer güç sahiplerinin kim olduğunu hâlâ öğrenememiştik.

Şimdi ise Kavas ile birlikte okuldan çıkıyorduk.

Matematik ve kimya dersimiz bittikten sonra okuldan çıkma kararı almıştık. Çünkü son iki dersimiz boştu ve okulda durmak da anlamsızdı.

Kavas ile yan yana yürürken ikimiz de sessizdik. O ne düşünüyordu bilmiyorum ancak ben yalnızca kitabı nasıl tamamlayacağımızı düşünüyordum.

Bulut diğer iki kişinin kim olduğunu söylemezse işimiz epey bir zorlaşacaktı.

Arkamızdan birinin ikimizin ismini bağırmasıyla birlikte durduk ve arkamızı döndük.

Bulut ve Giray bize doğru geliyordu.

Kaşlarım çatılırken kalbim rahatsız edici bir ritimle atmaya başladı.

Onun burada ne işi vardı?

İkisi de yanımıza geldiğinde Bulut, ben ve Kavas'a dönüp "Nasılsınız?" diye sordu. İkimiz de bir şey demeden ona bakmaya devam ettik.

Yanındaki Giray'ın kolunu tutmuş sırıtarak bize bakıyordu.

Gittiği her yere Giray'ı getirmesi sinirimi bozuyordu. Ben artık Giray'ı görmek istemiyordum. Çünkü onu her gördüğümde kalbimde bir yerlerde bir şeyler kırılıyordu. Onun beni görmezden gelişlerini, bana karşı olan soğuk tavırlarını hâlâ unutamamıştım. Bu yüzden onu görmek benim için işkence gibiydi.

Bulut, ikimizin de cevap vermediğini fark edince sıkıntılı bir nefes verdi ve "Getirdim onu." diye fısıldadı.

Kaşlarım çatılırken "Anlamadım?" dedim.

"Dördüncü güç sahibini getirdim size."

Ağzım şaşkınlıkla açılırken gözlerimi Bulut'tan alıp Giray'a döndüm.

Ellerini kot pantolonunun içine koymuş gayet sakin bir şekilde ikimize bakıyordu.

Kavas, "Bence insanların olmadığı bir yere gidip orada konuşalım." dedi. "Takip edin beni."

Ben hâlâ ağzım açık bir şekilde Giray'a bakarken Kavas'ın kolumu tutmasıyla birlikte kendime geldim ve beni peşinden yürütmesine izin verdim.

Hızlı adımlarla Zifir Ormanı'nın girişine doğru yürümeye başladığımızda üzerimdeki şaşkınlığı hâlâ bedenimden atabilmiş değildim.

Giray, gerçekten de özel güçlere mi sahipti? Ancak bu nasıl olurdu? Ben onu yıllarca takip etmiş ve izlemiştim ama hiç tuhaf bir davranışını ya da olağanüstü bir yeteneğini görmemiştim.

Gücünü bu kadar ustaca gizlemesi beni epey şaşırtmıştı. Gözlerimin önünde olup bitenleri anlamaya çalışırken, zihnim sürekli sorularla meşguldü.

Özel güçlerini nasıl ve ne zaman kazandığını merak ediyordum. Belki de doğuştan gelen bir şeydi ya da zamanla keşfettiği ve geliştirdiği bir yetenekti. Ancak hangi durumda olursa olsun, bu gerçeği benden saklamayı nasıl başarmıştı?

Zifir Ormanı'nın girişine doğru ilerledikçe, üzerimdeki şaşkınlık yerini yavaş yavaş bir meraka bırakıyordu.

O gerçekten bu kitabı tamamlamamız için bizimle birlikte olacak mıydı?

Kavas durduğunda şaşkınlıktan açılmış ağzımı kapattım sırtımı arkamdaki ağaca yasladım. Kavas da aynı şekilde yanımda durduğunda Bulut ve Giray da tam karşımıza geçtiler.

Bulut şaşkın ve meraklı bakışlarımızı fark etmiş olacak ki "Giray, biyokinezi gücüne sahip olan kişi." diye açıkladı.

Gözlerimi kısıp "Nasıl yani?" dediğimde Kavas "Aradığımız kişiler gözümüzün önündeymiş." diye fısıldadı.

Giray, ellerini pantalonunun cebinden çıkarıp göğsünün üzerinde bağladığında ve "O değil de siz dünyanın en normal iki insanı değil miydiniz?" dediğinde ona döndüm. "Nasıl biriniz insan öldürüp diğeri hayvanlara hükmedebiliyor?"

Bulut araya girip "Sen kendine bak bence Giray. Bana söylemeseydin asla senin özel gücün olacağına inanmazdım." dedi gülerek.

"Ee ne yapıyoruz şimdi?"

Giray'ın sorusuna karşılık "Beşinci kişiyi bulmamız gerek. Yoksa..." dediğimde Bulut lafımı kesit. "Ona bana anlattığınız her şeyi anlattım."

Kavas, Bulut'a döndü ve "Bulut, beşinci kişiyi bize söylemeyen lazım." diye fısıldadı.

"Olmaz, ısrar etmeyin."

Acaba Giray son güç sahibini tanıyor muydu?

Şüpheli bakışlar eşliğinde Giray'a döndüğümde iki elini havaya kaldırdı ve "Bana bakmayın. Ben kendim ve Bulut haricinde başka güç sahibi tanımıyorum." dedi.

"Bulut, kitabı tamamlamamız lazım."

Kavas bu sefer bağırdığında Bulut da sesini yükseltti.

"Onunla konuşamam. Çok kırdım ben onu."

Giray "Ben sanırım kimden bahsettiğini anladım." diye fısıldadığında Bulut, "Giray, sakın söyleyeyim deme. Yemin ederim çocukluk arkadaşım demem iki saniyede silerim seni." diye bağırdı.

Giray, yüksek bir sesle "Sen kendin demedin mi bu kitap tamamlanmazsa hepimizin ömründen beş yıl eksilir diye?" dediğinde Bulut başını eğdi. "Seni bilmem ama ben yaşamayı seviyorum."

"Peki, konuşacağım."

Ben sevinçle gülümserken Giray Bulut'a döndü ve "Git ara ve buraya çağır." dedi.

Bulut kafasını eğdi ve cebinden telefonunu çıkarıp yürüyerek bizden uzaklaşmaya başladı.

Gözlerimi kapattım ve kafamı ağaca yasladım.

Sonunda beşinci kişiyi bulacak ve kitabın birinci bölümünü tamamlayacaktık. Açıkçası başlarda o diğer üç kişiyi hiç bulamayacağız zannediyordum. Ancak düşündüğüm gibi olmamıştı.

Gözlerimi açtığımda Giray'ın gözlerini bana dikip beni izlediğini gördüm. Kaşlarım çatılırken ona kötü ve soğuk bakışlar atmaya başladım.

Bakışlarımı fark etmiş olacak ki gözlerini üzerimde aldı ve Bulut'un telefonla konuştuğu köşeye döndü.

Gözlerimi devirdiğimde Kavas'a döndüm. O da yine gözlerini Giray'a dikmişti. Koyu kahverengi kaşlarını çatmıştı. Dişlerini sıktığını dışarıdan gören biri bile fark edebilirdi.

Elimi Kavas'ın eline uzattığımda hızla gözlerini Giray'dan aldı ve birleştirdiğim ellerimize baktı. Gözlerinin içi parıldamaya başladığında istemeden de olsa gülümsedim. Bu parıltı, içimde uzun zamandır hissetmediğim bir sıcaklığı uyandırdı. Elimi sıkıca tuttuğunda kesişen gözlerimizi ayırdım ve önüme döndüm.

Onunla aramızda olan ilişkiye bir isim veremesem de onu sevdiğimi biliyordum. Onun yanında olmak, beni huzurlu ve tamamlanmış hissettiriyordu. O, hayatımın karmaşasından bir kaçış, ruhumun aradığı bir limandı sanki.

Ve o gün ilk kez kalp kırıcı olmayan bir şeyi sevdiğimi hissettim.

Kalp kırıcı olmayan, aksine kalbimi onardığını düşündüğüm bir his...

Tanıdık olan ancak bir o kadar da yabancı olan bir his....

Ve yıllardır kışların hüküm sürdüğü kalbimde sanki yeniden baharlar açmıştı.

Bulut birkaç dakika sonra geri geldiğinde Giray, "Konuştun mu?" diye sordu. Bulut, kafasını olumlu anlamda salladı ve "Evet, buraya geliyor." diye fısıldadı.

Derin bir nefes alıp verdim. Sonunda kitabın birinci bölümünü bitirmeyi başarabilmiştik.

Ancak önümüzde daha tamamlamamız gereken koca bir kitap vardı.

Ve sanırım bu kitabı tamamlamak sandığımdan da zor olacaktı.

Bölüm sonu

3 yorum