Sait'in yatak odamızda sigara yakışına öfkeyle bakarken Bars ile karşılıklı oturmuş gelen maile bakıyorlardı. Sait çok daha panikti yarın onun başarı günü olacakken felaket haberini almış oldu. Bars ise dalgındı Sait'in korkuyla söylediklerini dinlemiyor gibiydi.
Konuşamalarını bekliyordum ama bir iki cümle hariç hiç konuşmadılar. Göz kapaklarım ağırlaştı.
"Verda sen üstteki misafir odasında uyu bu gece." Dedi Bars. Aslında meraktan uyumamıştım bu kadar saat Bars'ın ne planladığını maili araştıracaklar mı diye düşünmekten uyuyamamıştım ki uyuyamazdım da.
Tam itiraz edecekken Bars
"Sakın itiraz edeyim deme. Hadi." Dedi. Ayaklarımı sürterek olabildiğince gürültülü bir şekilde odamdan çıktım. Bir süre kapının önünde bekledim belki konuşurlar diye ama uykusuzluk feci bir şekilde beni çekiyordu dayanamayıp odaya gittim doğruca uykuyla buluştum.
Odadaki masayı özenle hazırladıktan sonra bir adım geri atıp muhteşem sofraya gülümseyerek baktım. Aslında daha önce bilmediğim bir yerde olduğum için eşyaların nerede olduğunu bulamamıştım haliyle epey uzun sürmüştü bu güzel sofrayı kurmak.
İçecekleri getirmek için hızla mutfağa gidip sürahiyi ve birkaç bardağı kapıp tekrar odaya gittim. Korkuyla irkilip bardakları elimden düşürdüm.
"Ne o? Benden mi korktun?" Dedi Nazlı. Önündeki tabağa yemeklerden dolduruyordu. İştahla birkaç çatal aldıktan sonra eline bardağı aldı boş olduğunu görünce
"Samet! Anneciğim bana su getirir misin?" Diye. Bağırdı küçük oğluna.
Nazlı? Samet mi? Allah'ım deliriyor muyum? Hayır bu gerçek değil. Nazlı öldü o burada değil korkacak bir şey yok.
Kendimi sakinleştirmeye çalışırken Samet şu dolu bardağı annesine taşıdı. Yere düşürdüğüm bardakların cam kırıklarına rahatlıkla basıp odadan çıktı.
"Ellerine sağlık. Yemekler çok güzel olmuş." Dedi Nazlı.
"Sen, sen burada gerçekten yoksun. Değil mi?" Dedim. Nazlı güldü.
"Bilmem. Bana ve aileme neler olduğunu en iyi sen bilirsin." Deyip yavaşça ayağa kalktı Nazlı.
"Kimin için bu gösterişli sofra! Hangimizin etinden kanından yaptın! Kime yaptın?" Diye bağırarak yanıma geliyordu. Bunca zamandır tanıdığım Nazlı değildi bu. Ben Nazlı'yı hiç bu kadar öfkeli görmemiştim. Dibime kadar yaklaşan Nazlı
"Beni koparıp aldığın bu dünya seni yaşatır mı?" Dedi. Korkuyla Nazlı'ya bakıyordum.
"Ben bir şey yapmadım." Deyip duruyordum.
"Sende yaşattıklarını yaşarsın elbet Verda. Herkese yaptığını bir saatte yaşarsın anlamazsın." Diyerek arkamdan çıkan Beran'la iyice korkup çığlık attım.
O çığlık boğazımı yırtarcasına beni uyandırdı. Nefes nefese kalmıştım korkuyla elimi göğsüme koydum delirmiş gibi etrafa bakıyordum. Sabahın ilk ışıkları odayı huzurla doldururken son derece huzursuz bir şekilde yataktan çıktım. Banyoya koşup yüzümü defalarca soğuk suyla yıkadım. Huzursuzluk beni daha fazla boğmasın diye hızla odadan çıktım. Birden karşımda Iraz durdu. Ufak bi çığlık daha kaçtı ağzımdan.
"Hayrola ne bağırır durursun?" Dedi. Nefes verip gözlerimi kırpıştırdım.
"Yok bir şey." Dedim. Avluya bakıp Bars'ın nerede olduğunu anlamaya çalışırken
"Oğullarım gitti. Arama kocanı." Dedi. Başımda öylece dikilmesi rahatsız etmişti gözlerimi kısıp
"Bir şey mi diyecektin?" Dedim. İraz baştan aşağı beni süzüp dudağını eğdi.
"Gebelik tedavisi için hastaneye gidecekmişsin Bars haber vermemi söyledi."
"Asıl diyeceğin ne Iraz ana?"
"Bu konaktı her kadının kaderinde bu var Verda. O kuma üstüne de gelir seni ezer geçer de... Senin dik başlılığın kopar haberin olmaz."
Derin nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Iraz'a bu kadar fırsat geçtiği için elbette bunu fazlasıyla kullanacak.
"Çok iyi bildiğin yerden geldi sorun he?" Deyip güldüm. Öfkemi daha fazla saklayamacağımı anlayınca bir şey demesine izin vermeden odama gittim.
Oda son bıraktığım halinden iyiydi. Yavaşça yatağıma otururken aklım Bars'taydı. Şu an ne yapıyor, durum ne, Mert ne yaptı.. Başımı arkaya attım hiç kalkmak istemesemde üstümü giymeye başladım.
Aklımda tek bir şey var.
Canım çok yandı, çok can yaktım ama bitti. Daha fazla ölüm istemiyorum sakin ve huzurlu bir hayat istiyorum. Bars ile gerçekten bir aile olmak istiyorum çünkü onu kanlar içinde gördüğümde her şey bomboş geldi.
Başka bir şey istemiyorum.
Koruma ordularıyla konaktan ayrılıp hastaneye giderken daha fazla sabredemeyip Bars'ı aradım. Telefon defalarca çalmasına rağmen açılmadı. En kötü ne olmuş olabilir ki..
Lütfen bir şey olmasın artık uslu biri olacağım. Tek istediğim kabusun bitmesi ve tedavinin işe yaraması.
Hastaneye vardığımda aynı doktor tarafından karşılandım. Türlü ilaçlar ve iğnelerle serüvene adım atmış oldum. Karnımı silip doğrulurken
"Ne zaman tedavi cevap verir?" Dedim doktora. Doktor önündeki kağıtları karalarken
"Verda hanım lütfen içiniz rahat olsun. Erkenden başladık tedavilere elbette en kısa zamanda faydasını görürüz." Dedi.
Hastanede işim bittiğinde arabaya bindim. Dalgın dalgın yolu izlerken aklıma abimin mezarlığı geldi. Şoförü zar zor ikna ederken sonunda mezarlığa gelebildim.
"Ben de sizinle geleyim hanımağam." Diyen adama gözlerimi devirip
"Dibimde gelme burada bekle işte. Korkma kaçmam!" Deyip hızla birkaç adım attım.
Abimin mezarına geldiğimde yorgunlukla mermere oturdum. Ellerimle yüzümü kapatıp biraz kendimi dinlemek istedim. Ben kimim? Ben ne yapıyorum? Kendime vereceğim cevap yok. Ne ara bu kadar cani ve kendimi tanımaz oldum ben. Bars'ın vurulduğu ana kadar yakıp yıkan mahveden olmak istedim. Ama şimdi tek isteğim bir çocuk ve Bars'la sakin bir hayat.
Çünkü o olmasa ben kimsesizim.
Sırtımda hissettiğim soğuk demirle ürperdim. Korkuyla arkamı döndüğümde silahın namlusuyla göz göze geldim.
"Korkutmadım umarım?" Dedi Mert. Yutkunup sakin kalmaya çalıştım.
Mert son gördüğümden daha beter haldeydi. Benden daha ağır travma geçiren varsa sanırım bu Mert. İlk gözüme çarpan sol el bileğinden dirseğine kadar olan yanıktı. Yüzüm buruştu Bars'ın ofisini basma işi önlenmiş oldu sanırım.
Kendime verdiğim sözde duracağım. Artık can yakmak yok, uslu duracağım.
"Benimle geliyorsun." Dedi Mert.
"Mezarlığın girişinde Bars'ın adamı var." Dedim. Mert bu sefer. Alnıma silahı tuttu.
"Verda! Kalk ve gel."
"Neler oluyor? Neden böyle bakıyorsun."
"Ayağa kalk!" Dedi dişlerinin arasından.
"Delirdin mi? Bars kıyameti koparır." Der demez Mert sağ yakamı tutup beni kendine çekti.
"Neden Bars'ı umursadın bir an? Huzurevinde bana yaklaşan sen değil miydin?" Dedi.
"Aptal aptal konuşma. Sadece olay çıksın istemiyorum."
"Kalk ne kadar geç kalkarsan o zaman olay çıkar." Dedi.
Kahretsin bir yeniden Mert'in eline düşmem eksikti. Yılgın bir şekilde adım attım şimdi Bars iyice şüphelenecek bari annemi görseydim. İçten içe kendimi yerken Mert arabaya kadar sırtımda silah tutuyordu. Araca binmeden önce fark ettiğim tek şey Bars'ın adamının yerde kanlar içinde yatmasıydı.
Yol boyunca hiç konuşmadım içimden bile gelmedi zaten. Aslında panikleyip arabaya tekmeler atmam lazımdı ama sanki bunu yapacak kadar gücüm yoktu. Bir felaket daha çıkacağı kesin olsa da sakinlik vardı.
Bir apartmanın önünde araç durdu daha önce görmediğim binaya ve çevresine bakınırken Mert el frenini çekerek
"Fazla vaktim yok oyalanma!" Diyerek arabadan indi. Tek yapabildiğim onu takip etmek oldu.
İlk girişteki dairenin kapısını yumrukladı Mert çok geçmeden kapıyı Ceren açtı. Dudaklarımı dişleyip içeri girdim. Geniş ve neredeyse hiç eşyası olmayan odaya girdikten sonra Mert kendini odada ki tek kanepeye attı.
Ceren, Mert ve ben. Ne muhteşem üçlü ama! Sessizlik canımı sıkmaya başladı. Mert alnını tutuyor, Ceren kollarını göğsüne bağlamış sessizce yere bakıyordu. Sesli bir şekilde nefes alıp
"Böyle toplandık ama Bars beni zorla kaçırdığını fark ederse kıyameti koparır biliyorsun değil mi?" Dedim Mert'e bakarak. Yanımda Ceren kıkırdayıp
"Tatlım senin Bars'ın programından haberin yok mu? Bars şimdi bi ihalede bitince de kısa topantısı var. Senin yokluğunu bile anlamaz." Dedi.
O kadar saldırdım da nasıl ölmedi bu kız? Dişlerimi sıkarak bunu düşündüm.
"Yine de haklı. Bir şey düşünmemiz lazım." Dedi Mert. Ben Ceren'e kitlenmiş kalmışken Mert ayağa kalktı.
"Ne oldu bugün?" Diye sordum.
"Biri Bars'a haber uçurmuş. Bars ateştir, her yeri herkesi yaktı." Dedi. Bir an gözümde sahneyi canlandırmak istedim o an Mert'in yanık koluna baktım.
Bars ateştir. Ben nasıl bu ateşle böyle şuursuz oynuyorum?
"Artık hiç adamım kalmadı." Dedi Mert.
"Bitti mi yani?" Dedim. Mert tek kaşını kaldırıp güldü.
"Asla Verda. Daha öldüreceklerim var sıra bu kadar uzamışken nasıl bitsin."
"Sıranın başında Aran var." Dedi Ceren. Sesini duymamla yine yüzüm ekşidi.
"Evet Verda. Aran nerede? Bunca zaman hala yaşıyor amına koduğumun oğlu?"
Hayır Verda kendine söz verdin artık o konakta herhangi bir felaketi sen açmayacaksın yeter bu kadar kan. Kendine verdiğin sözden cayma.
"En kısa zamanda teslim edeceğim Mert. Sözümü unutmadım. Hem sana zaten bir deste ihale tapularını verdim." Dedim. Ceren kollarını çözüp doğrudan Mert'e baktı.
"Cidden o tapuları bir şey için kullan artık! Hep böyle saklayacak mısın?" Dedi.
Ceren ve Mert'in kara kedisi tapular oldu demek.
"Ne bok yapabilirim? Görmüyor musun biri Bars'a haber uçurup duruyor!" Diyerek Ceren'le Mert tartışmaya girdiler.
Tapular Aran'dan daha çok işe yarıyor demek. Mert gözü kara Ceren'e rahatlıkla her şeyi söylerken Ceren daha öfkeli olsa da kendine hakim olmayı başarabiliyordu.
Mert'in telefonu çalınca pasif kavgaları durdu. Mert hiçbir şey demeden telefonu açıp karşı tarafı dinledi.
"Bekle geliyorum." Deyip koşar adımlarla evden çıktı. Anlam veremedim şu an yaşananlara ama asıl anlam veremediğim Ceren'le baş başa kalmamızdı.
Ben kanepeye otururken Ceren topuklu ayakkabılarının yankılı sesiyle pencereye doğru gitti. Eve dönmeyi hayal ederken Ceren'in sesi beni kendime getirdi.
"Demek Mert'le işbirliği yapıyorsun Verda?" Dedi.
"Ortada bir işbirliği yok." Deyip kestirip atmak istedim. Şu an en son isteyeceğim şey Ceren'le konuşmak.
"Aa öyle deme. Koca aileyi katlettirdin. Sevgili Beran nasıl da geberip gitti."
Bunu derken gözlerimin içine bakıyordu. Demek her şeyden haberi var. İçten içe paniklemeye başlamıştım. Sakin kalmalıyım ayağa kalkıp birkaç adım attım pencereye doğru.
"Ve bundan bahsetmek sana düşecek öyle mi? Bombalarla oynamayı çok seversin sen Ceren. İstersen Bars'ın aracına bomba koyup bir kere daha kahraman olmaya çalış." Deyip kollarımı göğsüme doladım. Ceren yarım ağız güldü.
"Verda, Verda, Verda.. Bu adamlar sende ne buluyor anlamıyorum gerçekten. Seninle ilk tanıştığımız günü hatırlıyor musun? Hani çeyrek takacaktım sana."
Başımı aşağı yukarı salladım.
"O gün size kabus gibi çökeceğimi zaten söylemiştim. Bu gerek senin hayati sırların olsun gerekse Bars'a bir görünüp bir kaybolmam olsun." Dedi.
Kaşlarım çatılmıştı. Artık düşündüğüm tek şey var Ceren'den kurtulmam lazım. Berangile yaptığımın ortaya çıkması yakın olacak yoksa. Ceren'e bakıp düşüncelere dalmışken dış kapı açılıp içeri Mert girdi.
"Ceren adamlar geldi paralarını istiyorlar hadi gel. Verda sende burada dur döndüğümde seni bırakacağım." Dedi. Başımı sallarken Ceren evrak çantasını hazine saklarcasına muhafaza edip yere bırakırken apar topar evden çıktılar.
Kimlerle görüştüklerini görebilirim umuduyla pencereden baksam da kimse yoktu meydanda. Bende merakla etrafı kurcalamaya başladım. Sanırım burası Mert'in evi. Mutfakta bulaşıklar birikmiş buzdolabı doluydu.
Bir başka odaya girdiğimde kocaman bir masa vardı. Birkaç kağıt dışında üstünde hiçbir şey olmayan masayı iyice kurcalamaya başladım. Yarı açık çekmecesinde Mert'e verdiğim tapular vardı. Basık oda üstüme üstüme gelmeye başlayınca çıkacaktım ki aklıma gelen detayla arkamı döndüm.
Tamam artık kimseye bir kötülük vermeyeceğim ama Ceren'e çok önceden yer ayırtmıştım.
Tapulardan birkaçını alıp odayı eski haline getirdim. Hemen ilk girdiğim odaya girdiğimde Ceren'in evrak çantasına özenle kağıtları koydum. Heyecandan göğsüm inip kalkıyordu.
Çok geçmeden anahtar sesi duyuldu ve Mert ile Ceren geldiler. Aralarında bir şey konuşuyorlardı.
"Evet Verda. Seni bırakacağım ama Aran'ı bu haftasonuna istiyorum." Dedi Mert. Başımı aşağı yukarı sallarken yutkunup derin nefes aldım.
Hadi bakalım Verda.
"Tamam. Sende haftasonunu kadar süreni değerlendir. Bars bana bi tapuyu göstermişti. Yeni ihale orası olacaktı. Neydi adı? Kırmızı bi dosyadaydı."
Mert'in gözleri parladı.
"Dur hatırlıyor musun? Tamam bekle tapuları getireyim." Deyip hızla diğer odaya koştu Mert.
Ceren'le anlık göz göze geldik. O an ben gülümsedim Ceren'e üstelik o kendini beğenmiş gülümsemeyle.
Mert gelince yüzünde bir afallama vardı yine de tapuları bana gösterip
"Hangisi?" Dedi. Dosyaları karıştırdıktan sonra başımı sağa sola salladım.
"Ama bunlar değil. Hepsini aldığına emin misin?" Dedim.
"Evet ama birkaç tapu yok." Dedi.
Kısa bir sessizlik oldu Ceren hiç konuşmadı. Ben dayanamayıp
"Diğerleri nerede peki?" Dedim.
"Bilmiyorum." Deyip burun kemerini sıktı Mert. Gözlerini kapatıp geri açtı. Açar açmaz yerde duran Ceren'in evrak çantasına baktı.
"Ceren? Sen bilirsin belki tapuları." Dedi Mert. Ceren kaşlarını çatıp
"Nereden bileyim ben!"
"Sen mi bilmeyeceksin ya." Dedim ama sanki kendi kendime konuşuyor gibi söyledim. İkiside gözlerini bana dikti Mert hemen
"Eğer sendeyse-"
"Mert yeter artık! Bunca işbirliği yaptık hala bitmedi şu lafların! Senin en son şüphe edeceğim benim! Hele ki Verda varsa!" Dedi. Ayağa kalkıp
"Neden senden şüphe edilmeyecek! Sen Bars'la senelerdir birlikte değil misin? Senin derdin Bars'la değil. Senin derdin benimle. Beni ortadan kaldırıp tekrar Bars'la aşk yaşamak."
"Sen ne saçmalıyorsun!" Deyip üstüme yürümeye başladı Ceren
"Yeter!" Diyen Mert'le durdu. Mert benim yanıma gelip eliyle çantayı işaret etti.
"Çantayı aç Ceren."
Ceren yarım ağız gülümseyip çantayı ortamıza koyup açtı. İçerisinden tapu dosyaları çıkınca kısa bir şaşkınlıktan sonra bana baktı.
"Bu muydu planın? Mert inanmayacaksın değil mi?" Dedi. Mert sessizken ben son kozlarımı oynamaya çalıştım.
Bugün bu evde biri ölecek. Bütün yalanları gözüm kapalı sıralamaya başladım.
"Ceren. Kandırma artık kendini de beni de. Dün Bars'ı aradın ve adam saldırıyı geri püskürttü. Şimdi bu tapular."
Mert yanımda hareketlenip silahını çıkarttı. Silahın namlusu Ceren'e bakıyordu. O an zihnimde sahne canlandı.
Ceren'in Bars beni vursun diye yaptıları. O telefondaki çocukları göstermesi, silahı tutuşu.. İçimdeki vicdan toz oldu.
Ceren hala Mert'i ikna etmeye çalışıyordu.
"Benimle sakın oynamayın." Dedi Mert daha sonra sağır edici patlama. Artık silah sesine alışmıştım benim irkilmemin nedeni vurulan Ceren'in kanı üstüme sıçramıştı.
Arkadaşlar nasılsınız? Gelin biraz sohbet edelim ben final bölümlerini yazıyorum da azcuk ucundan duygulanıyorum.
Yorumlarınız için çok teşekkür ederim hepsine dönmeye çalışıyorum ❤








