İçeriğe geç

VENERA

Bölüm 7 · 3 dk okuma

VENERA

Bölüm 7

BÖLÜM 7

Şüphe

Mavi o gece fotoğrafa defalarca baktı.

Telefon ekranını kapatıyor, birkaç dakika sonra tekrar açıyordu.

Her seferinde aynı görüntü.

Ece.

Kayra.

İskele.

Ve altındaki o cümle.

Katili korumaya devam edecek misin?

Katil.

Bu kelime bile ürkütücüydü.

Çünkü ortada hâlâ bir ceset yoktu.

Ece resmen kayıp sayılıyordu.

Ama birileri çoktan onun öldüğüne inanıyordu.

Ya da biliyordu.

Mavi'nin aklı karışmıştı.

Bir yanda Kayra'nın tavırları vardı.

Sakladığı şeyler.

Yarım kalan cümleleri.

Gizemli konuşmaları.

Diğer yanda ise içindeki ses.

İçindeki ses onun katil olmadığını söylüyordu.

Ama neden?

Onu sadece birkaç gündür tanıyordu.

Salı sabahı okul normalden daha gergindi.

Koridorlarda konuşulan tek konu Kayra'ydı.

Mavi dolabına doğru yürürken iki öğrencinin konuşmasına kulak misafiri oldu.

"Duydun mu?"

"Ne olmuş?"

"Ece'nin son aradığı kişi gerçekten Kayra'ymış."

"Ben zaten ondan şüpheleniyordum."

Mavi istemsizce durdu.

Bir anda bu konuşmaları duymaktan nefret etti.

Çünkü artık herkes aynı şeyi düşünüyordu.

Duru, Yeşim ve Lale kantinde onu bekliyordu.

Daha Mavi oturmadan konu açıldı.

"Bu iş çok saçma."

Duru'nun sesi sinirliydi.

"Neden?"

"Çünkü herkes direkt Kayra'yı suçlamaya başladı."

Lale omuz silkti.

"Ama şüpheli duruyor."

"Şüpheli durmak başka, suçlu olmak başka."

Yeşim düşünceli görünüyordu.

"Ben hâlâ bütün resmi göremediğimizi düşünüyorum."

Mavi sessiz kaldı.

Fotoğraftan bahsetmedi.

Henüz değil.

Öğle arasında okulun anonim dedikodu hesabı yeni bir paylaşım yaptı.

Bu sefer herkes telefonuna sarıldı.

Paylaşımda yalnızca siyah bir arka plan vardı.

Ve beyaz harflerle yazılmış tek cümle:

Ece yalnız değildi.

Venera Akademi birkaç saniye içinde karıştı.

Yorumlar yağmaya başladı.

Teoriler üretildi.

İsimler ortaya atıldı.

Ve her yeni yorumla birlikte panik büyüdü.

Mavi ders çıkışında kütüphaneye gitmeye karar verdi.

Biraz yalnız kalmaya ihtiyacı vardı.

Ama hayat son günlerde ona pek yalnız kalma şansı vermiyordu.

Kütüphanenin arka tarafındaki raflarda kitap ararken tanıdık bir ses duydu.

"Kaçıyorsun."

Mavi gözlerini kapattı.

Kayra.

Dönmeden konuştu.

"Senden mi?"

"Belki."

Bu cevap karşısında istemsizce gülümsedi.

Ama sonra fotoğraf aklına geldi.

Gülümsemesi kayboldu.

Döndüğünde Kayra'nın yüzündeki yorgunluğu fark etti.

Son birkaç gündür ilk kez gerçekten bitkin görünüyordu.

"Neden herkes senden şüpheleniyor?"

Soruyu doğrudan sordu.

Kayra birkaç saniye sustu.

"Çünkü kolay olan bu."

"Bu cevap değil."

"Biliyorum."

Mavi derin nefes aldı.

Sabırlı olmaya çalışıyordu.

"Kayra."

"Hı?"

"Ece o gece sana ne söyledi?"

Bu soru havada asılı kaldı.

Kayra'nın bakışları değişti.

Yüzündeki ifade sertleşti.

Ve yine sustu.

Mavi artık buna alışmaya başlamıştı.

Ama alışmak istemiyordu.

"Tamam."

Çantasını aldı.

"Boş ver."

"Mavi."

"Hayır."

Bu kez gözlerinin içine baktı.

"Birine güvenmesini istiyorsan ona hiçbir şey anlatmamazlık yapamazsın."

Kayra'nın yüzündeki ifade değişti.

İlk kez söylediklerinden etkilenmiş gibiydi.

Ama yine de konuşmadı.

O akşam Venera Akademi tarihindeki en büyük haberlerden biri geldi.

Saat sekiz sularında bütün öğrencilerin telefonları aynı anda bildirimlerle doldu.

Bir haber sitesi paylaşım yapmıştı.

Başlık kısa ama sarsıcıydı:

KAYIP ÖĞRENCİ OLAYINDA YENİ GELİŞME

Mavi haberi açarken ellerinin titrediğini fark etti.

İlk satırı okuduğu anda nefesi kesildi.

Polis ekipleri boğaz kıyısında bir kolye bulmuştu.

Kolye Ece Karahan'a aitti.

Ama haberin sonunda çok daha korkutucu bir bilgi vardı.

Polis artık olayı sadece "kayıp vakası" olarak değerlendirmiyordu.

Olası bir suç ihtimali araştırılıyordu.

Ertesi gün okulda polisler yeniden vardı.

Bu kez öğrenciler daha gergindi.

Çünkü işin ciddiyeti değişmişti.

Artık herkes aynı korkuyu taşıyordu.

Ya gerçekten bir suç işlendiyse?

Öğleden sonra Mavi tuvaletten çıkarken koridorun köşesinde bir tartışmaya denk geldi.

Seslerden biri Ece'nin yakın arkadaşlarından Selin'e aitti.

Diğeri ise...

Alp'ti.

"Polise anlatman gerekiyor."

"Hayır."

"Alp!"

"Hayır dedim."

Mavi duyulmamak için geri çekildi.

Kalbi hızlandı.

Alp neyi anlatmak istemiyordu?

Ece ile ilgili ne biliyordu?

Tam uzaklaşmaya hazırlanırken telefonuna mesaj geldi.

Bu kez bilinmeyen numara değildi.

Numara gizlenmişti.

Yine.

Mavi'nin boğazı düğümlendi.

Mesajı açtı.

İçinde yalnızca bir fotoğraf vardı.

Yeni bir fotoğraf.

Parti gecesinden.

Bu kez görüntü daha netti.

Ve Mavi'nin kanını donduran şey fotoğrafın kendisi değildi.

Fotoğraftaki kişiydi.

Çünkü Ece'nin yanında duran kişi Kayra değildi.

Başka biriydi.

Ve Mavi o kişiyi tanıyordu.

Çok iyi tanıyordu.

Fotoğraftaki kişi...

Oğuz'du.

Mavi'nin kalbi hızla çarpmaya başladı.

Çünkü ilk kez hikâyedeki taşlar yer değiştirmeye başlamıştı.

Ve belki de herkes yanlış kişiden şüpheleniyordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.