Merhaba asklarr. Nasılsınız? Yeni bolume hoş geldinizz uzun yapmaya çalıştım olmuştur inşallah.
(Koyduğum şarkılara pek takilmayin)
Şarkı; Yansıma-Derya ulu, Asıl gök

Bölüm fotoğrafı;
.
.
.
.
.
.
.
.
Başım zonkluyordu en son ne olmuştu? Hatırlamıyordum. Başım çok ağrıyor, onunla birlikte de ellerim çok ağrıyordu.
Gözlerimi açtığımda şaşkınlıkla etrafıma baktım, ben bir arabanın içindeydim!! Evet en son kaçırılıyordum. Gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Siktir!!
Etrafıma baktım büyük bir arabanın içindeydim ve karşımda iki tane adam vardı. Sonra bakışlarımı onlardan çektiğimde ağrıya ellerime indirdim. Ellerimi bağlamışlar!! Ne! Ne! Adamlarsa bana öylece bakıyordu. Karşımdaki adama baktım. “Beni kaçırdınız galiba beyefendi.” Dedim kibarlıkla.
“Ellerimi çözsenize,” dedim yerimde kıpırdarken. Neyseki ağzıma bağlamamışlardı. Siyah saçlı olan konuştu. “Neden?”
“Ulan puşt herifler!!” arada sinir patlamaları yaşıyordum, neyseki çok sakin bir kızım.
Ay benden bir tane daha yok.
Hadi ama!! Yemeyecegim sizi!!
Tatlı bir ifadeyle baktım onlara, “Sizi dovmeyecegim, çünkü bilmiyorum.” Dediğimde bakıştılar. Ama ya ne yapacağım mafialardan nasıl kaçayım zeki herifler.
Siz çok zekisiniz,
Ciddiyim.
“Eğer kaçmak veya bize saldırmak gibi bir şey yaparsan Demir abimin emri, seni bayıltırız.” Dediğinde gözlerimi deviridim. “Tamam,” dedim. Adam yavaş yavaş çözmeye başladı. Demir denen adam..
Ulan puşt, demedim işte kimseye!
Puşt işte ne beklersin ki!!
Adam sonunda elimi çözdüğünde ipin izlerini gördüm. Puşt herifler!! Etrafıma baktım, sonra karşımdaki adama baktım.
“Çantam nerede?” Derken adam yanında duran çantayı bana uzattı çantanın içine baktığımda içindeki kalp şeklinde olan, lacivert aynayı çıkardım. Bir şey unutuyordum.
Olmazsa olmazım gloss, çantamda duran glossuda çıkardım. Daha bu hiçbir şeydi. Aslında daha çantama koyacaktım ama yer kalmamıştı çantamda. Aynanın kapağını açtım ama ben bunu nasıl tutayım ki!!
Karsımda duran adama baktım, “Tutar mısın?” dedim aynayı ona uzatırken. Hiç iplemedi bile beni!! “Tutma ulan,” durdum. “Bir vuracağım varya eben kayacak!!” dedim elimin tersini gösterirken. İkiside bana şaşkınlıkla bakıyordu. Tabii kaçırılan bir kızın böyle davranması normal değildi.
Mantıken şaşkın olmakla haklılardı. Yüzüme öylece bakıyordu aynayı onun elinden alıp diğerine uzattım ve onun karşısına geçtim. “Bu puştun tutacağı yok. Sen tutar mısın?” dediğimde öbüründen daha kibar çıktı ve tuttu.
Glossun kapağını açıp yavaş bir şekilde sürmeye başladım. Hiçbir şey olmamış gibi tamam bu komikti. Hayatımda olmazsa olmazım gloss ve de lacivert oje. Bu manyaklar beni kaçırırken yüzüme bez veya mendil dayadıkları icin glossun silinmişti.
Sonunda sürdügümde, “Teşekkürler,” dedim.
“Beni neden kaçırdığınızı sorabilir miyim acaba size?” dedim aynayı ve glossumu çantama koyarken. “Demir abinin emri.” Dedi aynayı tutmayan puşt. “Banane Demir abinden, demedim oğlum işte kimseye. Siz neden kaçırıyorsunuz beni?”
“Demir abi istediği için,” çok ve az konuşuyordu aynayı tutmayan adam. “Ben ne diyorum sen ne diyorsun?” dediğimde, “Soru soruyorsunuz Lavinia hanım bende cevaplıyorum,” dedi, harbi ben bunu döverim.
Ama ojemi bugün yaptım, ojem ondan daha kıymetli ve ojem bozulur.
Kesinlikle dovmeyecegim, dövdürteceğim. Sen bekle puşt herif!!
“Arkadasımı arabanın camından atmışlığım var. Adam ol senide atarım,” ciddiydim. Tanıl’ı ortaokulda atmıştım arabanın camından. O yüzden sabah öyle diyordu.
Daha onlardanda hesap soracaktım puştlar!! Beni bırakıp gittiler ve bu mafialarla bıraktılar. Sizi çok kötü dövdürteceğim!!
Acaba kareteye mi gitsem?
Ama benim vücudum çok güzel ve de narin dayak yemek istemem ki!
Obür koruma kıkırdarken öbürü sinirden kuduruyordu. Öpücük attım ona. Ay mükemmelim. Biliyorum , biliyorum.
15 dakikanın ardından farklı bir eve gelmiştik tabii 15 dakika boyunca da o korumayla dalga geçmiş, beni dövme raddesine getirmiş sonrasında eve vardığımızda hiçbir şey olmamış gibi arabadan inmiştim. Ve kendi evim gibi eve doğru yürüyordum.
Etraftaki korumalar şaşkınlıkla bakıyorlardı. O arabada olan iki korumadan somurtkan olan değilde öbürü yani aynamı tutan adamda arkamdan geliyordu. Zaten geri evime gidecektim çok rahattım. Sadece beni kacirmasinin sebebini soracaktım.
Yoksa çoktan kaçmıştım şimdiye.
Yanımda duran esmer siyah gözlü korumaya baktım, “Adın ne senin?” diye sorduğumda samimi bir şekilde, “Yiğit efendim, bana yiğit diyebilirsiniz.” Dediğinde ona gülümsedim. Ev büyüktü yani bizim evden birazcık daha büyük bir villaydı. Ama çok güzeldi. Her yerde bir sürü koruma vardı.
Kapıyı çaldığında bende arkasında bekliyordum. Kapıyı bir tane kız acmisti galiba bu kız bir çalışandı çünkü üstünde çalışan kıyafeti vardı. Yiğit giderken bende arkasından gidiyordum.
Salon gibi olan bir yere gelmiştik. Oha lan, harbi adam dimdik duruyordu yani oturuyordu ama olsun. Sonucta 2-3 gün önce çok kötü değil miydi bu?
Dövseler inanmam demiştim, dövmediler ama şuan nasıl ayakta duruyor onun şaşkınlığıyla bakıyordum.
Bu arada sabahki kıyafet hâlâ üstümdeydi.
Yiğit, “Getirdim abi,” hadi ama!! Benden bir eşyamışım gibi bahsedemez ağzını burnunu kırarım senin!! Demir denen adama baktım elinde viski gözleri kapalı bir sekilde Oturuyordu koltukta. Üstünde beyaz bir gömlek 3 düğmesini açmıştı. Sanki saçlarını özenle yapmış gibiydi. Sanki hem dağıtmış hemde toplamış gibi.. Değşik.
Lan o kadar şey yaşadım bunu mu degsik buluyorum.
Viskisinden bir yudum alıp, “Tamam koçum sen gidebilirsin,” dedi ama ben bununla nasıl yalnız kalayım?
Puşt teşekkür etmeli.
Yoksa siktirsin gitsin. Piç.
Gözlerini açtı yavaşça, “Karşıma otur,” siktir git. Ama yalan yok ben bu adamı çok kötü dövmek istiyorum.
Off ben dövüşmeyi bilmiyorum ki!!
Neyse dördünüde dövdürceğim.
Ben neden herkesi dövmek istiyorum ki.
“Ben aynı şeyi iki kere söylemem. Otur!!” ay bir titredim sanki.
Ama korkmadım.
Ben çok güçlü bir kızım korkmam.
Peki madem oturayım en azından kavga etmeden konuşalım.
Karşısına geçip oturdum. Bana bakıyordu.
Ben karşımda kim olursa olsun utanmam banane kardeşim. Kimse karışamaz bana. Ee ama böyle mal mal bakışacak mıyız? Demir’in eline dikkat ettiğimde, elinde bir dövme vardı o eli dövmeyle kaplıydı. Dövmeli olan eliyle viskisini yudumladı. Bu adamın eli çok büyüktü!!
Bu adam biraz daha bakarsa sanırım kaos çıkarırım.
Bu adamın konuşmaya gönlü olmadığı için ben konuşmaya karar verdim. “Beni neden buraya getirdiginizi sorabilir miyim?”
Buz mavisi gözlerini bana dikti, “Bir nedeni yok. Bundan sonra buradasın,” durdu ve elindeki viskiyi dolgun dudaklarına götürdü. O cümlesinden sonra gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Yarıda olan viskiyi tek seferde içip ayağa kalktı ve sırtını döndü bana. ileride duran viski dolabı gibi olan yerden kendisine bir viski çıkarıp az önce içtiği bardağına koydu.
Adamın boyu aşırı uzundu!!
Ben ne diyorum ya?
Adam ne diyo benim takıldigim şeye bak!!
Arkası dönükken, “Buna alışsan iyi olur.” Dedi sakinlikle sinir beynime sıçradı. Ne dedi o?
“Ne demek buradayım?!” Ayağa kalktım sinirle, “Kimseye demedim işte! Beni burada tutmaya hakkın yok!!” Durdu güldü benim sinirlerim daha da oynarken güldü piç. Bana dönüp, “Ne yani seni esir almadan önce sana sormalı mıydım?”
“Beni kaçırman doğru değil!! Bak kimseye söylemedim,” dedim. “Yani beni kaçırman ve esir tutman için bir neden yok.” Dedim sinir beynimi uyuştururken.
Kaşlarını çattı, “Belki bir nedenim vardır, nereden biliyorsun?” dedi kaşları çattıktı ama sakindi.
“Nasıl bir neden,” gözlerimi deviridim. Çok deviriyorum gözlerimi bir gün kör olacağım net. “Zamanı geldiğinde öğrenirsin,” dedi.
Sakin. Sakin. Sakin ben sakin bir kızım. Evet ben çok sakinim.
Lan neyi öğreneceğim piç herif!!
“Ne demek zamanı geldiğinde öğreneceğim?!” Bağırıyordum. Bagırırım hatta az bile yapıyordum.
“Ailem var benim!! Arkadaşlarım var!!” kaşlarımı çattım ve daha gür bağırıyordum. Kim bilir ailem ne hâldedir. Off.
Ben niye böyle bir şey yasıyordum ki!!
Kaşlarını çatabildiği kadar çattı. “Bana bağırmamalısın, Elif sana odanı gösterecek. Uslu bir kız ol,” dedi ben sinirden titrerken bir şey hatırlamış olacak ki, “Ha bir de telefonunu vermelisin bana. Senin polisi falan aramayacağının garantisi yok.” Dedi ve bir kaç adımda yanıma geldi.
Elini uzattı. “Telefonumu ne yapacaksın?” içinde ne yoktu ki!!
Ne ararsan vardı.
Kaşları alayla yukarı kalktı, “Yoksa karanlık işler mi çeviriyorsun? Kara para falan?” dediğinde, “Sen mafiasın ya o işleri sen daha iyi bilirsin,” dedim. Bu adam çok itiraz ediyor ki, elini uzattı. “Ver!” dedi, “Tek bir şartla veririm,” dedim. Yoksa vermem ki.
Tek kaşı havaya kalktı. Şimdi yalan yok adam çok yakışıklı e tabi bir de seksi.
“Neymiş?”
“Ailemle konuşmam lazım,”
“Hayır.”
“Bana vermelisin!!” Sinirden güldüm, “Beni kacıran sensin puşt herif!!” hayır ya o küfürü içimden söylemem gerekiyordu.
Demir’in gözleri açılmıştı sonuna kadar.
Sinirle, “Bir daha küfür etme bana!!” diye gürledi. Gülmemek için yanaklarımın içini ısırdım ama başarılıda oldum. Bilmiyormuş gibi, “Puşt küfür mü ki?” tabii ki küfür.
“Uğraştığım şeye bak,” bardağı sertçe masaya indirdi. “Bir tane çocukla uğrasıyorum. Annen sana hiç terbiye vermedi mi?!”
Durdu, “Senin ağzın çok bozuk,” mavi gözleriyle bana baktı. “Bir ara söyle de icabına bakalım,” yutkundum. Ne demek istemişti o?
Neyseki kendime gelmiştim. “Bizim konumuz benim ağzımın bozukluğu değil!!”
“Beni kendinle bir tutma!! Beni kaçıran sensin suçlu olan ben miyim?!”
“Evet,” şaşkınlıkla ona baktım.
“Ben ne yaptım, insanlık yapayım, yardım edeyim dedim. İnsanlıkta yaramıyormuş!” ben sinirden zangır zangır titrerken o çok rahattı.
“Sen suçunu bilmiyorsun ama ben biliyorum.” Dedi sakinlikle.
“Tamam. Ne yaptım da suçlu duruma düştüm?”
“Karşıma çıkmamalıydın, seni hiç görmemeliydim. Sana â-” durdu. Sesinde anlam katamadığım bir şeyler vardı. “İyi de yaralandın bende sıçtığım vicdanımla sana yardım ettim. O kadar!!”
“Ben daha seni tanımıyorum ne diyorsun kardeşim sen?!”
Sinirlenmişti, “Bana kardeşim falan deme. Çünkü kardeşim olamazsın!!”
“Benden baya büyük gözüküyorsun, sana abi diyeyim mi?” dediğimde sinirden güldü.
Güzelim gülüşü soldu hemen, “Deme abi de deme,” dedi. Kaşları fazla çatıktı.
Kaşlarım havalandı. “Niye?”
Sanırım adam deli olacaktı bu gidişle. “Çünkü bana abi diyemeyecek konumdasın!!”
“Ama benim bir ailem var. Beni tutamazsın burada!!” bakışlarım kapıya döndü. “Şimdi ben gideceğim ve sende gitmeme izin vereceksin.” Dediğimde, “Tabii ki de hayır!!”
“Ben gitmek istiyorum, seninle yaşayamam!!” kaşlarını öyle bir çattıki neredeyse ağlayacaktım.
Ağlasammı?
Ya da hayır ben çok güçlü bir kızım, ağlamam.
Evet ben çok güçlüyüm.
“Ben izin vermedigim sürece benden gidemezsin, cehenneme mi gidersin? Peşinden gelirim. Ölür müsün? Peşinden gelirim!!” son cümlesinde bağırmıştı. Amman ve kardeşim ne yırtın kendini.
Anladık.
“Odana git ve uslu bir kız ol,” ben tam gidecekken, “Ha bir de odan merdivenin karşısındaki,” dediğinde hızla merdivenleri çıkarken.
“Beni bırakana kadar başının etini yemezsem ve basınin belası olmazsam bana da Lavinia demesinler ulan.”
Bu adam insanı deli ederdi!
Ne de olsa bir şekilde buradan kaçmalıydım ve de kaçaçaktım.
Demir’in dediği odaya girip kapıyı kapattım.
Ben ne yaşadım böyle.
Odaya göz gezdirdiğimde çok güzeldi..
Kapıya yaslanmayı bırakıp etrafa bakmaya başladım. Beyazdı ama çok şıkdı.
Yavaş yavaş odanın içinde gezmeye başladım bir kapı vardı sanırım orası banyo ve tuvaletti. Hadi ama!! Hani makyaj masam?
Ben makyajsız yaşayamam ki!!
Mutlaka bunun hesabını soracağım!
Büyük bir tane de gardrop vardı gardrobun kapağını açtigimda bana göre kıyafetler vardı önceden mi hazırlatmıştı?
Her neyse duş almam lazımdı.
Neyseki az da olsa benim tarzımda kıyafetler vardı.
Krem bir crop mavi bir tane kot şort çıkardım. Neden utanayım? Hem kaçırıyor hem de esir ediyor. Zaten benim evdeki halim olduğu için pekde sorun etmiyorum. Crop askılıydı ve göğüs dekoltesi vardı. Şortsa kalçamın bir karış aşağısındaydı.
Ben evdede süslüydüm ama şuan yanımda makyaj malzemelerim yoktu ve neredeyse ağlayacaktım!!
Ağlasammı?
Ya da Hayır ben güclü bir kızım.
Ağlamam.
Evet ben güçlüyüm.
Ama makyajım olmadan nasıl yaşayayım? Beni resmen ölüm gibi bir şeyle sınıyorlardı. Sadece glossum vardı. Neyse bir şey olmaz. En azından glossum yanımda. Off ben nasıl dayanırım mutlaka istiyorum!! Kaçırıyorsan it gibi alacaksın!
Neyse sakinim.
Bu odada saate vardı. Saat 15.8'di. Annemler kim bilir ne haldedir..
Asia ve Tanıl’a ne yaparım artık Allah bilir!
Daha fazla zaman kaybetmeden banyoya girdim.
Sıcak suyu ayarlayıp, üstümdekilerden kurtuldum ve sıcak olarak ayarladığım büyük küvete girdim. Dünya varmış. Beni bırakmalı. Yoksa ben kacacgım. Ama bunlar mafia ki. Ne yapacağım ben?
Acımaz sıkar topuğuma. Bende bilmiyorum ne yapacağımı düşüneceğim, beni bıraktı bıraktı yok bırakmadı. O zaman kacarım benim için basit bir şey olur. Küçükken yerimde durmaz, evden kaçardim asia ben tanıl.. Ne günlerdi ama.
Hâlâ o günleri özlüyorum. Keşke o zamana donsekte tekrar o çocuklugi yaşasak. Mükemmeldi.
Uzun bir banyonun ardından çıkardığım iç çamaşırıları giydim ve üstüne de çıkardığım elbiseyi giydim. Yine mükemmelim.

Banyoda duran çekmeceleri karıştırırken içinde saç kurutma makinesi bulmuştum sonunda. Saçlarimi da kurutuktan sonra makyaj malzemelerim olmadığı için neredeyse ağlayacaktım.
Neyse glossum vardı. Çantamda duran glossu çıkarıp dolgun ve pembe dudaklarıma sürdüm yine de mükemmelim.
•
•
•
•
Selamlar
Nasılsınız? İyisinizdir inşallah.
Yeni bölümü beğendiniz mi? Açıkçası ben pek beğenmedim.
Demir’i nasıl buldunuz? Yazarken kalbim durdu benim ölüyordum az kalsın ama yaşıyorum:D
Kız karakterimiz salak veya saf değil ileri bölümlerde göreceksiniz.
Sizin icin bölümleri uzun yapmaya çalışıyorumm.
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yazabilirsiniz.
Lavinia’yı daha çok nasıl abartabiliriz?
İlerki bölümde
görmek istediğiniz bir sahne varsa dm den veya yorumlara yazabilirsiniz:)
Bu arada arkadaşlar Lavinia karakteri bana çok benziyor kendimden esinlenerek yazdım ama sanırım fazla cringeyim:D
Neyse lavinialarıım 6. Bölümde görüsuruz🖤💗🤍🤍🔥❤️💝💝
Tiktok; Watty_girl_vbl
•
•
•
•
•
•
•
•