İçeriğe geç

VE BİR LAVİNİA

Bölüm 2 · 9 dk okuma

VE BİR LAVİNİA

Bölüm 2

VBL-2

•

•

•

•

•

Onların adamlarından biri beni evimin biraz ötesine bırakmıştı yani ben öyle istemiştim. Ailem görürse yanlış anlamasın diye. Ailem kim bilir şuan ne hâldedir.

Kapımızın önüne geldiğimde yutkundum. Aileme de Anlatamazdım.

Bu bir sır olarak mı kalacaktı?

Canımı seviyorsam evet!

Bir sürü araba vardı. Korumaların yanından geçerken şaşırmadan edemedim. Kapı hafif aralıktı.

O kadar şey yaşadım buna şaşırıyorum.

Yani şuan gece yarısıydı. Hafif aralık olan kapıdan içeri girdiğimde salondan ağlama sesleri geliyordu. Salona doğru adımladım, ayağımdaki topuklu ayakkabının bağcıkları olduğu için ve sanırım fazla sıkı bağladığım için çok ağrıyordu.

Salondan içeri girince affaladım.

Annem tekli koltuğa oturmuş hüngür hüngür ağlıyordu. Hatice abla da annemi teselli etmeye çalışıyordu.

Babamda annemi teselli etmeye çalışıyordu lakin sanki daha çok kendini etmeye çalışıyor gibiydi.

Beni fark etmeleri çok uzun sürmedi. "Anne?" Dedim. "Ne oluyor burada?" Annem beni görünce hemen koltuktan kalkıp bana doğru koşar adımlarla geldi.Ve bana sarıldı.

"Neredeydin? Nerde olduğunu neden bize haber vermedin Lavinia," dedi korku dolu sesiyle.

Bir yalan uydurmam gerekiyordu.

Öksürdüm, "Öyle Asia'lara gittim. Biraz vakit geçirdik." Diye bir yalan söyledim. Aslı öyle değildi.

Anneme biraz daha sıkı sarıldım ve gülümsedim. "Merak etme ben iyiyim," annemden ayrıldım, "Annenle çok telaşlandık. Bir dahakine mutlaka haber vermelisin kiminle olursan ol, güzel kızım" dedi babamda annemin yanında yerini alırken.

Yüzümdeki gülümsemeyi bozmadan, "Tamam babacığım." Dedim. "Sizi rahat bırakacağımı mı sandınız bakayım?" Dedim annemle babama bakarken.

Babam gülerken annemde gülüyordu.

Hatice ablaya döndüm. "Ee Hatice abla yok mu senin şu meşhur sarmalarından?" Dedim tatlı bir ifadeyle.

Güldü. "Olmaz mı Lavinia kızım. Sen yeter ki iste," dedi. "Ben hemen yaparım." Çok acıkmıştım.

Yemek yemeyi çok seven bir insan olduğum için bence gayet normaldi. Elimi yüzümü yıkamaya giderken merdivende duraksadım. Oğlum acaba neredeydi?

Oğlumu özlemiştim.

Canım oğlum kim bilir neredeydi.

Bugün onu hiç görmemiştim..

Odama girdiğimde Zeus yoktu. Acaba neredeydi? Ayaklarım o kadar ağrıyordu ki ayağımda olan bağcıklı topuklu ayakkabıyı çıkardım. Ve odanın herhangi bir köşesine attım.

Bugün ne çok şey yaşamıştım. Çekmeceden kap çıkardım ve orada duran yemi aldım. Zeus benim köpeğimdi. Ama ben ona oğlum demeyi daha çok tercih ediyordum.

"Zeus?" Diye seslendim. "Neredesin oğlum?"

Oda karanlık olduğu için ışığı açmak iyi bir fikirdi. Çünkü ben karanlıktan korkardım.

Ve bunu kimse bilmiyor. Zeusla aramızda.

Elimdekileri herhangi bir yere bırakıp ışığı bulmaya çalıştım. Sonunda bulduğumda açtım. Gördüğüm görüntüye koca bir tebessüm ettim Zeus yumuşak mindelinde uyuyordu.

Kıyamam.

Yere bıraktığım kap ve yemi alıp onun yanına çıplak ayaklarla yürümeye başladım ve yere oturdum. Elimdeki kapı yere koyup yemi boşalttım. "Güzel oğlum benim."

Siyah tüylerini okşadım, neyseki varlığımı anlamış olmalı ki hemen simsiyah olan gözlerini açtı.

"Oğlum Zeus," dedim hala katran siyahı tüylerini okşayarak, "Acıktın mı?" Elimd eduran kabı önüne koyduğumda oturur pozisyona gelip yemeye başladı.

Bugün ne kadar da yorulmuştum. Zeus her zaman dertlerimi dinler, asla sıkılmazdı. Bu yüzden ona rahat rahat dertlerimi veya herhangi bir şey anlatabilirdim. Aksi hâlde kimse derdimi dinleyip, bana mısın demiyordu.

Kimse göründüğü kadar iyi, anlatıldığı kadar kötü değil.

Neyseki dostlarım vardı hep arkamda duran. Onlar da eğer birgün gider veya ihanet ederse o zaman ne yapardım bilmiyorum.

Üstüme rahat bir şeyler giymeliydim. Kaç saat bu elbisenin içinde kaldım bilmiyorum ama rahatsız ediyordu.

Zeus'un kafasını son kez okşayarak yerimden kalktım ve elbise dolabıma yürüdüm. Genelde süslü olurdum.

Genelde değil aslında her zaman öyleydim.

Her zamanınkinin aksine bu sefer beyaz bir t-shirt altımada gri renkte bir tane eşofman giydim. Açık olan saçımı tokayla bir arada topladım ve son olarak ta terlik giydim.

Yarın daha Yağız denen psikopatın kardeşinin doğum günü partisi vardı ve istemeyerekte olsa gidecektim. Aman ne güzel.

Telefonumu da yanıma aldım Hatice abladan gece yarısı yaprak sarması istemiştim. Tabii beni kırmamıştı. Gece yarısı derken saat şuan 23.19'du.

Annem ve babam büyük ihtimalle yatmıştır. Kapıyı kapatıp yavaş adımlarla merdivenlerden inmeye başladım. Ses çıkarmamaya dikkat ediyordum. Annem ve babamı uyandırmak istemiyordum.

Zaten benimle uğraşmakla kalmamış ve akrabalara haber de vermişlerdi. Sonra babam benim geldiğim görünce tekrar akrabaları aramış ve geldiğimi söylemişti.

Bugün ailemi fazlasıyla telaş ettirmiştim. Artı olarak da yalan söylemiştim.

Salondan geçip mutfağa girdim. Hatice abla sarmaları yapmış ve sandalyede oturuyordu, sarma dolu tencereyi de ocagın üstüne koymuş pişmesini bekliyordu.

Hatice abla beni görünce, "Lavinia kızım, üstüne verdim 10 dakikaya pişer." Dedi. Sıcak bir tebessüm yolladım. Bugün ne kadar çok gülüyordum.

Biraz daha gülsem ağzım yırtılacaktı.

Bir daha gülmeyeyim bence.

"Tamam Hatice abla, sen git yat. Ben bakarım."

"Yok, bir şey olmaz," diye diretmeye devam etti.

"Peki madem." Deyip onun karşısındaki sandalyeyi çekip oturdum.

"Ee Hatice abla galiba bir yakının kaza geçirmiş annem öyle dedi. İyimiymiş bari yakının," dedim.

"Evet, evet. Sadece kücük bir kaza o kadar," dediğinde, "Anladım." Dedim bende.

Tencere ses çıkardığında Hatice abla ocağı söndürüp, tencerenin kapağını açtı dikkatlice.

"Tamam Hatice abla sen git yat. Gerisini ben halledebilirim." Dediğimde, Tamam deyip gitti. Mutfak dolabından birtane tabak çıkardım ve tabağa koydum girdiği kadar.

Tabağımı alıp eski yerime geçtim ve yemeye başladım. Bir yandan Sarmamı yerken telefonumla oynuyordum bir yandanda.

Instagramda geziniyorken Asia ve Tanılla kurduğumuz gruptan mesaj geldi.

Tanıl; Napıyorsunuz? Uyanık olan var mı lan?

Asia; Vaaar. Uyumadım.

Tanıl; Lavi Yaşıyor musun?

Gözlerimi deviridim. Ama Tanıl'ın bu sözüne gülmedende edemedim. Parmaklarımı klavyenin üstünde gezdirdim.

Ben; Yok öldüm. Şuan öbür dünyadan yazıyorum. Sen ne yapıyorsun?

Asia; Cehennem mi cennet mi tam olarak neresi?

Daha ben cevap vermeden Tanıl cevap vermişti.

Tanıl; Bu da sorumu şimdi? Net cehenneme gider. sndndn

Sohbeti kapattım çünkü uykum çok gelmişti. Kirli olan tabağı bulaşık makinesine koyuduktan sonra mutfağın ışığını kapatıp yukarı odama çıktım. Direkt terliklerimi indirip yatağa girdim.

.

.

.

.

Sabah baya erken uyanmıştım. Saat daha 7'yken uyanmış spor falan yapmıştım ve zaman geçsin diye de kitap okumuş, sonrada telefonumla oynamıştım.

Şimdi de Asia'yla kıyafet seciyorduk. Asia yeşil uzun ve derin yırtmaçlı bir elbise giymiş ayakkabı olarakda elbisenin renginde bir tane topuklu giymişti.

Bense yüzüm asık onun bana kıyafet seçmesini izliyordum.

Gitmek istemiyorum.

Siyah mini bir elbise çıkarıp bana gösterdi, "Bence ideal ve sana çok yakışır," dedi asia. "Denesene bi," dediğinde kafami salladım. "Tamam ver deneyeyim." Deyip elindeki siyah mini olan elbiseyi aldım.

Banyoya girip elbiseyi dikkatlice giymeye çalıştım.

Ben bu elbiseyi ne zaman almıştım?

Elbiseyi giydigimde banyodan çıktım ve aynananın karşısına geçtim. Fena değildi.

Çok güzeldi.

"Ben sana demiştim olur diye," diye söylendi asia. Ona göz kırptım. "O kişi sensen tabii ki olur," dedim tatlı bir şekilde. Yüzüme fazla abartılı ama günlük olmayan bir makyaj yapmıştım.

"Tanıl nerede?" Diye sordum Asia'ya. "Ne bileyim ben en son Zeusla didişiyorlardı." Dedi oda.

Kapı birden hızla açıldı Tanıl hızla içeri girdi ardındanda Zeus içeri girdi. Normalde hem sakin olurdu lakin şimdi çok sinirliydi.

Kaşlarım çatık bir şekilde arkama saklanan Tanıl'a baktım. "Lan sen ne dedin benim oğluma da böyle sinirlendi," Zeus arkamda saklanan Tanıl'a hırlarken Tanıl bana daha çok yapıştı.

"Ne yapacağım ya?" Dedi, "Sadece kulağını çekip kaçtım."

Gözlerimi deviridim, "Huylandığını bilmiyor musun?" Tanılda arkamdan elini uzattı Zeus'un diş izleri vardı. "Isırdı oğlun beni!!" Güldüm. "Az bile yapmış," eğilip önümde duran siyah köpeğin kafasını okşamaya başladım.

"İyi yaptın oğlum," dudaklarımı büzdüm. "Keşke sen de onun kulağını ısırsaydın," dedim daha çok gülerken.

"O çok tatlı," dedi Asia'da. "Lan neresi tatlı it resmen!" Dedi tanıl. "Sensin it bir daha öyle dersen seni korumam ve seni çiğ çiğ yemesine izin veririm." Dediğimde yutkunma sesini duydum.

Zeus kendi mindeline giderken Tanıl arkamdan nihayet çıkmıştı. Etrafımda dönüp, "Elbise yakışmış mı?" Dedim fikrini almak için. Bir bana baktı bir elbiseye baktı. Ve aniden beklemedigim bir şey dedi.

"Bok gibi olmuş!!" Gözlerimi kocaman açtım.

"Bana bak doğru düzgün söyle," dedim onu dövme raddesine gelince.

"Normal olmuş." Asia kikirdayarak bizi izliyordu. Bugün çok sesizdi.

Tanıl'a öyle bir baktım ki, "Üff tamam ve idare eder," dedi.

Aşagi indigimizde babam ve annem karşılıklı oturmuş bir şeyler konuşuyordu. Biz gelince sustular.

"Ee biz gelince neden sustunuz? Benden bir şey mi sakliyorsunuz yoksa" gözlerimi kistim. Annem geciştirircesine, "Bir şey yok kızım. Aa senden bir seymi saklayacagiz?" Dediğinde güldüm. "Şakaydı sadece,"

Asia ve tanılda yanımdaydı.

"Merhaba Beste teyze nasılsın?" Dedi Tanıl.

Annem sıcak bir tebessümle, "iyiyim sen nasılsın Tanılcım?" Dedi. "Fişek gibiyim valla." Dedi gülerek.

Asia, "Valla çektiriyor senin bu kızın beste abla," dediğin de herkes güldü. Asia'ya öldürücü bakışlar atmayı ihmal etmedim.

"Anne sana demiştim ya işte sınıf arkadaşımın kardeşinin doğum günü partisi vardı. Ona gideceğiz." Dediğimde, "Ben izin veriyorum, babnda verirse gidebilirsin." Dedi.

Babama baktım, "Babacığım gidebilir miyim?"

"Tabii ki de hayır." Ağzım açık ona bakıyordum. Bu hâlimi görünce güldü. "Tamam sadece şaka yapıyordum. Gidebilirsin Lavinia'm." Dediğinde babamın yanağından öptüm.

"Görüşürüz." Dedim. "Size iyi dedikodular," deyip evden çıktık.

.

.

.

.

Parti olan yere vardığımızda baya kalabalıktı ve okulun yarısını da çağırmıştı.

Asia'nin arabasiyla gelmiştik bu seferde. İçeri girdiğimizde yağız bizi karşıladı bizi. "Hoş geldiniz." Dediğinde, sadece tebessüm etmiştim oda sahteydi tabii.

Büyük bir bahçesi vardı. Lakin burası bir ev değildi. Club gibi bir yerdi. Tanıl kızlarla flörtleşiyor, benle Asia'da elimizde içecek duruyorduk öyle tabii asia'nin asla yanından ayırmadığı telefonu vardı yine elinde.

Bazıları duruyor bazılarıda dans ediyordu.

Yarım olan içeceğimi tek dikişte bitirip, "Ben lavaboya gideceğim gelecek misin?" Asia bana baktı. "Hayır sen git ben burada bekliyorum seni."

Kalabalık milettin arasından sıyrılıp tuvalete girdim. İşimi hallettikten sonra tam çıkacakken, "Bana bak bir daha onun etrafında dolaştığını görürsem seni fena ederim duydun mu!!" Dedi bir tane kız. "Lütfen beni bırakın, ben size ne yaptım?" dedi başka bir kızda.

"Senin yüzünden benden ayrıldı!!" Dedi az önce konuşan kız. Öbür kızın acı sesini duydum. Kaşlarım çatıldı. Ne oluyordu orada?

Hızla kabinden çıktığımda o az önce ağlayan kızı hırpalıyordu!!

"Hey bana baksana!!" Dedim. "Gücün senden küçüklere mi yetiyor?" Dedim alaylı sesimle. Bu geçen Tanıl ve asia'yla dedikodu yaptığımız kızdı. Melisa.

Erkek avcısı.

Sıçan gibi bir şeydi. Her yeri estetikliydu ayrıca. Gece görsem altıma sicardim herhalde.

Melisa'nın hırpaladigi kızda ondan kücüktü. Melisa arkasını döndü. "Bu seni ilgilendirmez," dedi. "Hem sanane ki bunu estetik burunlu olan biri mi söylüyor?" Dedi.

Güldüm, "Sen yüzündeki botoksa baktın mı hiç?" Elimle düşünüyormuş gibi yüzüme getirip, "Ya da dur. O güzel sandığın yüzünü ben dağıtacağım." Yavaş adımlarla ona yaklaştım. "Biliyor musun?"

Tek kaşı havaya kalktı. "Neyi?" Dedi.

Aynaya fazla yakındı. "Hayatımda hiç yumuruk atmadım." Dediğimde, "Ee yani?" Dedi tek kaşı havada.

Bir şey demesine izin vermeden, ona yaklaştım ve tüm gücümle yüzüne bir tane yumuruk yapıştırdım. Sonra saçından tutugum gibi aynaya vurdum yüzünü. Vurdum. Vurdum. Vurdum. Yüzü kan içinde kalana kadar vurdum. O kıza yaptıgı şeyler akıl alır gibi değildi.

O kıza ne yaptıysan bende sana onu yapacağım.

VBL-2 bölüm sonu

Açıklama; Şimdi 3 tane başrolumuz var 2 erkek 1 kız. İleride anlayacaksınız. Bu bölüm biraz değişik oldu sanki djsjdjdjdnd

Sizce Lavinia'nın modeli güzel mi?

Aslında öbür basrolude bu bölüm gostercektim sonra vazgeçtim. Nedenini sormayın djsjdj

Birde bir arkadasimiz şöyle demiş; yani karakteri abartalim falan ben son sahnede böyle birşey hayal etmiyordum tabii. Sonra fikrimi değiştirip böyle birsey yaptım.

Sizce kız karakterimizi daha fazla nasıl abartabiliriz? Fikirlerinizi almak isterim.

Bir de, Lavinia'nın köpeğinin adı Zeus tabii.

Fakat daha çok tanrıça ismi gibi geliyor bana bu yüzden Lavinia'nın köpeğinin adı ne olab

ilir?

Neyse istediğiniz sahne varsa dm'den yazabilirsiniz yada yorumlara yazabilirsiniz.

Bölümler aktif olarak gelecek. Atmaya çalışacağım. Bu arada koyduğum şarkılara pek takılmayınn

Not; yazım hatalarımı düzeltecegim

3 bölüm de görüşürüz Aşklarımmmm❤️🔥❤️‍🔥✨💋💋

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.