Kalabalık bir davet, parıltılı lamba ışıklarının altında dans eden gölgelerle doluydu. Aden, henüz yirmi sekiz yaşında, zeki ve cesur bir kadın olarak göz kamaştırıyordu. Gözleri, derin bir deniz mavisi gibi parlıyordu ve giydiği elbise, onun kararlılığını ve özgüvenini yansıtıyordu. Ancak, içinde bir boşluk hissi vardı; sanki kalabalığın tam ortasında bile yalnız kalmıştı. Davet, ünlü iş insanı Selim Arı'nın evinde düzenlenmişti. Herkesin gözdesi olan Selim, Aden'in eski bir arkadaşının babasıydı. Davet alanında dolanan insanlar, paranın ve gücün simgesi haline gelmişti; Aden, bu kalabalığın içinde kaybolmuş hissetti. Bir an için gözleri, arka bahçeye doğru kaydı. Merakına yenik düşerek, içeri girmeden çıkıp orada biraz ferahlamak istedi. Arka bahçeye adım attığında, gözleri bir şeyin üzerine takıldı. Lotus çiçeğinden yapılmış bir kolye, çimenlerin üzerinde parlıyordu. Hemen yanına yaklaşıp kolyeyi eline aldı. Işıltısı, ona geçmişte kaybettiği bir şeyi hatırlatıyordu; özgürlüğü. Merakla boynuna taktı ve hamaktaki yumuşak dokuya uzanarak gökyüzünü izlemeye başladı. Tam o sırada, yanına bir adam yaklaştı. Uzun boylu, karizmatik ve gözleri derin bir ormanın gizemini barındırıyordu. “O kolyeyi arıyordum,” dedi, sesi derin ve çekici. Aden, bir an için ne yapacağını bilemedi. Adam, kolyeyi çıkarmak için elini uzatınca, Aden kendini refleksle geriye attı adama bakıp "bana ne hakla dokunmaya çalışırsınız" diye sesini yükseltti adam rahatlığından ödün vermeyerek "tamam sakin ol bana ait biseyi alicaktim" diyip uzaklaştı "izin verirsen kolyeyi cikarabilirmiyim " diyince Aden sakince kafasını iki yana salladi adam yaklaşıp kolyeyi almaya calisinca Aden'in kalbi çarpmaya başladı. Adam kolyeyi çıkarıp ceketinin iç cebine koyup içeri girdi adende onun arkasından içeri girdiği an, adamın bir kadının yanına gittiğini görünce bir anlığına morali bozuldu. O sırada, evin içinde beklenmedik bir gürültü patırtı başladı. Herkes panik içinde dağılmaya çalışırken, Aden'in içindeki eski subay ruhu uyanmıştı. Çantasını açıp içindeki tabancayı çıkardı. Kalbi, dikkatle çevresini tararken hızla çarpıyordu. Bir çatışma patlak vermişti; arkadaşlarından biri yere yığılmıştı. Aden, onun yanına koştu ama tam yaklaşırken, bir kurşun omzundan geçti. Sıcak kanı, yere damlarken, Aden acıyla inledi ama yere düşmemek için direndi. Kenara çekilip omzunu sarmaya çalışırken, arka bahçede tanıştığı adam, çatışmanın ortasında onu fark etti. Kalabalıkta dökülen kanlar ve çığlıklar arasında, adam adeta bir avcı gibi etrafa ateş açıyordu. Her şey bir anda hızla geçti; Aden, gözlerini o karizmatik adamın üzerine dikmişken, parlayan gözleri karardı ve bayıldı. Karanlık, Aden'in etrafını sardığında, içindeki savaşçı ruhu bir an için sustu. Ama bu, sadece bir başlangıçtı. En derin acılar, en büyük mücadeleleri doğururdu. Ve Aden, kaybettiği her şey için savaşmaya hazır olacaktı.
Bölüm 1
Yabancı maskeler
