İçeriğe geç

Varisin Evcil Hayaleti

Bölüm 11 · 6 dk okuma

Varisin Evcil Hayaleti

Bölüm 11

11. Bölüm

XI. Bölüm

XI. Bölüm

❝..şᴇʏᴛᴀɴ ᴛüʏü? ᴋᴇᴅɪ ᴛüʏü?..❞

"Miyav.”

Kywan'ın şaşkınlık dolu sesi kulaklarımı doldururken ben asıl şoku ruhumda yaşıyordum. Evinde bir kedi bulmayı beklemiyordu, ben kedi olmayı beklemiyordum.

İçimde atan bir şey vardı ve bu çığlık atma isteğimi tetikliyordu. Hareketli ve oldukça sesli. Aldığım hızlı nefesler birbirine karışıyor kalp atışlarım aldığım her nefeste daha da hızlanıyordu.

Hemen yanımda ona dokunan tenim alev alırken, kendi vücut sıcaklığımı hissettim.

Kywan'ın duştan sonra aldığım kokusunu şimdi ruhuma kadar hissedebiliyordum. İnce parmakları vücudumu tamamen örtüğünde bu küçük bedende dünyanın ne kadar büyük olduğunu yeni fark etmiştim.

"Senin burda ne işin var ufaklık? Korkuttun beni."

Beni görüyor, beni hissedebiliyordu. En önemlisi de atan bir kalbim vardı ve yerinden çıkacak gibiydi.

Konuşmak için ağzımı açsam da tuhaf bir ciyaklamadan başka bir şey duyulmamıştı.

Kywan beni iki elinin arasında alarak sıkıca kavradı. Gözleri dikkatle beni incelerken bir eli başımı sırtımı ve bacaklarımı hafifçe okşamaya başladı.

"Yaralı olup olmadığına bir bakalım."

Ciyaklamayı keserek ona baktım, atan kalbim gözleri gözlerime her değdiğinde duracak gibi oluyordu ve bu beni oldukça korkuttu.

İnce parmakları tüylerimin arasında geziyor, beni nazikçe seviyordu. Hissettirdiği duygular ruhumda bir patlama etkisi yaratıyordu.

Bir kalbim olmuşken Kywan'ın onu durdurmasına izin veremezdim.

Dikkatle beni yere bıraktığında kendi kendine mırıldanıyordu. Onun da aklında en az benimkiler kadar soru işaretlerini olmalıydı.

"Eve nereden girdin acaba? Şimdi seninle ne yapacağız bir düşünelim."

Gerçekten de bir kedi olmuştum. Hala bu durumu zihnim kabullenemiyor, beynim reddediyordu ancak kalbim aksini kanıtlamak ister gibi hızlanmayı kesmiyordu.

Kywan yavaşça küçük bedenimi yere bıraktığında adım atmaya çalışarak bir bedende yaşamayı öğreniyordum. Ben gerçekten şuan yaşayan bir varlık olmuştum.

Kendimi görmek istiyordum nasıl bu hale geldiğim konusunda hiçbir fikrim olmasa da şimdilik sadece içimde bir kalbe sahip olmanın şaşkınlığını ve sevincini yaşıyordum.

Adımlarımı savsak ve yamuk atıyor, dört ayak üzerinde sürekli yere düşüyordum. Küçük bacaklarım iki yana ayrılıyor, patilerim yerde kayıyordu.

Merdivenleri bir bir çıkmaya başladığımda Kywan'ın seslenişini duymuştum ama adımlarımı yavaşlatmadım. Karanlık koridoru duvarlara çarparak geçtikten sonra Kywan'ın odasına girdim ama bir şeyi hesap etmeyi unutmuştum. Burası da karanlıktı.

Yine de karanlıkta ruh bedenime göre daha net gördüğüm bir gerçekti belki de kedi olmanın verdiği bir ayrıcalıktı.

Dolabın üzerinde bulunan aynaya ulaşabilmek için yatağın üzerinden tırmanarak çıktım ardından karşına geçerek kendimi görmeye çalıştım.

Küçüktüm, vücudum yeni doğmuş gibi olmasa da büyük sayılmazdı. Açık mavi gözlerime karşı bembeyaz tüylerim karanlıkta bile fark yaratıyordu.

Ben gerçekten yaşıyor muydum?

Atan kalbimin sesine odaklandığımda kulaklarım dikkat kesilerek hareket etti.

Odanın ışığı aniden yandığında gözlerim ani bir korkuyla kapıda duran Kywan'ı buldu. Beni aradığı için meraklı bakan gözleri ürktüğümü görmesiyle yumuşamıştı.

"Demek buradaydın, korkma ufaklık."

Yanıma yaklaştığında benden oldukça büyük olması sebebiyle istemsizce geri gittim.

"Küçük vücuduna göre epey hızlısın."

İlk kez Kywan'ın ne söylediğine odaklanamıyordum benim aklım tamamen tüylerimde hafifçe gezinen parmaklarında ve hissettiğim karmakarışık duygularımdaydı.

"Korkma güzelim buraya gel."

Kollarımın altından beni kavrayarak kucağına aldı, patilerimi göğsüne dayayarak ayakta durmaya çalışırken Kywan sırtımdan tutarak destek sağlıyordu.

Henüz tırnaklarımı çıkartmayı öğrenememiştim ancak tutunmak için onlara ihtiyacım olacaktı. Konuşmak istediğimde ağzımdan sadece miyavlamaya benzer tiz bir ses çıkıyordu. Beni sırtımdan tutarken bakışlarım aynaya takıldı.

Bembeyaz tüylerim Kywan'ın siyah gömleği ve koyu renk saçlarıyla tezatlık yaratıyor küçük tüylü kulaklarım hafif uzamış sakallarına değiyordu.

Kıyafet odasına girdiğinde tek eliyle beni tutarken diğer eliyle ışığı yakarak dolaplardan birini açtı. Ne aradığını başta anlayamasam da kıyafetlerin altında duran Roxy'nin minderlerinden birini alarak odadan tekrar çıktı.

Minderi yatağının ayak ucuna yere koydu ve beni mindere bıraktı. Üzerinde patilerimi gezdirdim. Tırnaklarım iplerine takılıyordu ve bu garip bir şekilde hoşuma gitti.

Kywan her zamankinden farklı olarak giydiği siyah gömleğinin düğmelerini açarken bana baktı. Artık bir bedenim vardı ve şuan utançtan ısınıyordu.

"Şimdilik burda yat ufaklık, Roxy'nin hiç hoşuna gitmeyecek olsa da bugünlük onu kapı dışarı edeceğim. Yarın nereden geldiğini ve nereye gideceğini buluruz."

Kywan gömleğini yatağa fırlattıktan sonra odadan çıkmış arkasından kapıyı kapatmayı unutmamıştı.

Bütün bunlar nasıl olmuştu?

Belki de Camelia'nın getirdiği kız laneti bozmayı başarmıştı ama neden bir kedi bedeninde olduğumu bilmiyordum.

Ölü bir ruhun yaşayan bir bedene girdiğinde bunun sonuçları olacağından emindim.

Kapı sesi odada tekrar yükseldiğinde Kywan içeri girerek peşinden yavaşça kapattı.

"Senin için Roxy'i dışarı attım ve evet hiç hoşuna gitmedi."

Kywan minderimin karşısına geldi ve bir süre ayakta bana baktı ardından eğilerek ince uzun parmaklarıyla başımı okşadı.

"İyi kız."

Kalkıp yatağına gittiğinde içimi büyük bir huzursuzluk doldurdu. Burada kaldığım süre boyunca hissedemesem de onun yanında yatmıştım ve şimdi ondan uzak kaldığım için tedirgindim.

Ayrıca karanlığın tekrar gelip gelmeyeceğini bilmiyordum.

Yattığım yerden kalkarak yatağın etrafında dolaştım. Pofuduk patilere sahip olduğum için hiç ses çıkarmamıştım.

İkinci denemede başarmanın verdiği sevinçle Kywan'ın üzerine basarak yanına geçtim ve yataktaki yerimi aldım.

Gözlerini aralayarak bana baktı, karanlığa alışmaya çalışan koyu gözleri hafifçe kısılmıştı.

"Burası senin yerin değil ufaklık."

Kywan'a biraz daha sokulduğumda bir eli tekrar küçük bedenimde gezinmeye başladı, sanırım bu benim kazandığımı gösteriyordu. Kimsenin yavru bir kediye hayır diyemeyeceğini biliyordum.

Onun sıcaklığını gerçek anlamda hissederek uyumanın verdiği huzuru hissettim tüm bedenimde.

Kywan ince parmaklarıyla bir patimi tutup hafifçe okşayarak yarı uykulu bir şekilde mırıldandı.

"Alışmasan iyi edersin."

Yatakta iyice gerinerek uzandığımda konuşmak için ağzımı açtım.

Artık çok geç.

Duyabildiği tek şey bir miyavlama olsa da sözlerim üzerine küçük dudaklarımda ki gülümseye engel olamadım.

Sabahın ilk ışıkları gözlerime girerken gerinerek yumuşak yataktan doğruldum. Gözlerim yatağın diğer tarafında Kywan'ı bulamayınca hızlıca kalkarak yataktan atladım. Eğer onunla birlikte çıkamazsam kapıyı kendi başıma açmamın bir yolu yoktu ayrıca artık bu evden çıkabilmek için yanıp tutuşuyordum.

Aşağı kata henüz inmiştim ki Kywan, ağzında bir tost ekmeğiyle mutfaktan çıktı. Elinde tuttuğu tableti beni merdivenlerde görünce masaya bırakarak yaklaştı.

"Ne kadar uykucu bir kedisin ufaklık."

Bir eliyle hızlıca başımı okşadıktan sonra sandalyenin arkasına astığı ceketini alıp giymeye başladı. Bir yandan mutfak tezgahında durduğunu yeni fark ettiğim süt kabını alarak yere, duvarın yanına bıraktı.

"Akşam döneceğim o zaman senin için bir şeyler yaparız. Uslu otur."

Dış kapıya ulaştığında salonda ki pencerenin açık olduğunu görmüştüm. Demirleri olsa da bu yavru bedenim için sorun değildi. Kywan'ın gitmesini bekleyecek ve evden çıkmayı deneyecektim.

Kapı sesi boş salonda yankılanınca oyalanmadan harekete geçtim.

Koltuğun üzerine sivri tırnaklarım yardımıyla tırmanarak açık pencerenin önüne zıpladım.

Kuşlar uçuşuyor, sabahın hafif serin rüzgarı tüylerimde geziniyordu. Ormanın kokusunu yavaşça içime çektim. Özgürlüğüme kavuşmak için yanıp tutuşuyordum.

Bir patimi tereddütle kaldırıp dışarı uzatırken güneşin sıcaklığı içimi ısıtıyordu.

"Sen o hayaletsin değil mi?"

Şaşkın bakışlarım korkuyla arkama döndüğünde Roxy oturduğu yerden bana bakıyordu. Konuşan o muydu yoksa bütün bunlar beynimin bir oyunu muydu bilmiyorum.

"Ne?"

Hırlar gibi dalga geçercesine güldü, oturduğu yerden kalkarak pencerenin önünde durdu. Beni yakalamasına karşı küçük patilerimle biraz daha gerileyerek ona baktım. Herhangi bir ani hareketinde camdan atlayarak kaçabilirdim.

"Sahibime musallat olan o hayaletsin. Ayrıca o lanetli ruhu başımıza saran."

"Ben kimseye musallat olmadım. Burada sıkışıp kaldım." Dedim hemen itiraz edercesine.

Roxy birkaç adım daha yaklaşarak gözlerimin içine baktı. Gerçekten onu anlayabiliyor olmak kedi vücuduma ikinci bir şok yaşatıyordu. İlki kalp atışlarımı hissetmem olmuştu ancak bu kadar heyecanla onu durdurmaya niyetim yoktu.

"Pire torbası, peşinde getirdiğin lanet yüzünden Kywan ölebilirdi, benim gibi."

Sessizce ona baktım söyleyecek bir şeyim yoktu. Karanlığın neredeyse Roxy'i öldüreceğini ve Kywan'a da zarar verebileceğini biliyordum.

Dudakları hafifçe yukarı kalkarak öfkeyle titredi, hırlayarak gözlerini gözlerime dikti.

"Bu zayıf kedi bedenine sahip olmuşsun. Artık özgürsün. Şimdi git buradan ve bir daha da gelme."

Roxy patilerini duvara dayayarak biraz daha yaklaştı. Hırladığında ortaya çıkan sivri dişlerini görebiliyordum.

"Lanetini de alıp beraberinde götür."

Özgür olmak ve bu evden gidebilmek için yanıp tutuşuyorken şimdi kalbimde tuhaf bir burukluk vardı. Kywan ile başlayan tuhaf hikayemiz buraya kadardı.

Mavi gözlerimi parlayan güneşe çevirdim dört ayağımın üzerine atlayarak arkama bakmadan koşmaya başladım.

Bölüm sonu

1 yorum