İçeriğe geç

VARİS

Bölüm 1 · 2 dk okuma

VARİS

Bölüm 1

varisin gölgesi

VarisSabahın ilk ışıklarının şehri delip geçmeye çalıştığı, henüz günün tam olarak ağarmadığı o tuhaf saatlerde, 04:47'yi gösteren kadranlar İstanbul Havalimanı'nda özel bir jetin tekerlek sesleriyle yankılandı. Gökyüzünün soluk mor perdesini yırtarak beliren bu aerodinamik kuş, taşıdığı adamın ağırlığından daha azdı sanki. Jetin kendisi lüksün ve gizemin bir sembolüydü, fakat asıl ağırlık içindeki yolcuda gizliydi.Pistte, jetin iniş yaptığı noktaya doğru park etmiş, mat siyah, karbon kaplı bir aracın önünde, gövdesi aracın kendisi kadar sert görünen, koyu tenli, gözlüklü ve sakallı bir adam bekliyordu. Bakışları, şehrin uyanışından önce gelen o son sessizliği dinler gibiydi. Jetin kapısı ağır ağır açıldığında, içeriden pürüzsüz dikilmiş, hiçbir kırışıklık barındırmayan siyah bir takım elbiseyle, adeta bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibi zarif görünen genç bir adam indi. Ateş Karadağlı. Henüz yirmi üç yaşındaydı ama taşıdığı hava, yaşıtlarının çok ötesindeydi. Adımları kararlı, bakışlarıysa meydan okuyucuydu. Doğruca bekleyen adama yürüdü."Beni özledin mi, Şamil?" Ateş'in sesi, jet motorlarının hala yavaşça soğuyan uğultusu arasında bile netti, alaycı ama aynı zamanda bir tür beklentiyle doluydu.Şamil, yavaşça ve her kelimeyi tartarak konuştu. Sesi, uzun yılların getirdiği bilgelikle yoğrulmuş gibiydi. "Biraz daha kalman gerekiyordu, Ateş."Ateş'in yüzündeki hafif gülümseme silindi. Gözlerinde derin bir sorgulama belirdi. "Neden ki? Halk beni hala katil mi sanıyor? Sevdiğim kızın katili olmamak mı bu kadar zorluyor, yoksa olamamak mı beni bitiren bu çelişki?" Sözleri, sadece Şamil'e değil, kendi içinde bitmek bilmeyen bir savaşa da söylenmişti sanki. Bir varisin üzerindeki lanet, bir kaderin yükü gibiydi.Şamil, başını hafifçe jetin arkasındaki ufka doğru çevirdi. "Malikanenin önü insan kaynıyor."Bu sözler, Ateş'in yüzüne tekrar o tanıdık, tehlikeli gülümsemeyi getirdi. Gözleri parladı. "O zaman hızla girsek iyi olacak. Ezilen ölür." Bu kısa cümle, Ateş Karadağlı'nın yaşam felsefesini özetliyordu. Zayıfların değil, güçlülerin ayakta kaldığı bir dünyada, hayatta kalmanın tek yolu buydu. Karbon kaplı araç, Şamil'in komutuyla yavaşça ileri doğru hareket etmeye başladı, yeni bir oyunun ilk perdesi, İstanbul'un gri sabahında açılıyordu.

Bölüm sonu

3 yorum